boncukprenses

Detayları:  izmir, 39 yaşında, Kadın
Hakkında: 
''İyi ki kitaplar var''
0 takip ettiği ve 1 takip edeni var. 50 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

boncukprenses okumuş bitirmiş.
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırdı. “Hayvan Çiftliği” ve “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”. 1945 yılında yayınlanan “Hayvan Çiftliği”nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmasının öyküsü anlatılıyordu. Ama zamanla hayvanların zeki ve iktidar düşkünü önderleri olan domuzlar, devrimi yolundan saptırarak insanlardan daha baskıcı ve acımasız bir diktatörlük kuruyorlardı. Bir siyasal yergi başyapıtı sayılan “Hayvan Çiftliği”ni 1949'da “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” adlı roman izledi. Orwell'in bu son kitabı, her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu belleksiz ve muhalefetsiz bir toplum tehlikesine karşı yürekten bir uyarı niteliğindeydi. Dünyanın sürekli birbiriyle savaşan üç totaliter polis devletinin egemenliği altında olduğu düşsel bir gelecekte geçen roman, hem o dönemde hem de sonraki yıllarda çok sayıda okuru derinden etkiledi.

Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell, 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırdı. “Hayvan Çiftliği” ve “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört”. 1945 yılında yayınlanan “Hayvan Çiftliği”nde, bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanla... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay
boncukprenses okumuş bitirmiş.
Leyla'nın Evi

Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin... Leyla: Yalılarda doğmuş büyümüş bir paşazade, bir Osmanlı soylusu... Ali Yekta: Uşaklık kaderini değiştirme ihtirasıyla yanıp tutuşan bir İstanbullu... Rukiye-Roxy: Almanyada doğmuş, seks modelliği yapmış bir hip-hopçı... Livaneli, birbirini hiç tanımayan bu üç ayrı kişiliğin yaşamını, bir İstanbul romanında birleştiriyor. Kentlisi-köylüsü, varsılı-yoksulu, din hocası, söz sahibi bankacısı, gazetecisi... Her birinin bir nedenle ötekinin yaşamına girdiği, onu değiştirdiği, günümüz Türkiyesi... Ve bir roman kahramanı gibi öne çıkan pırıltılı Boğaziçinde, Bosnalılar Yalısının ilginç dünyası... Leylanın Evi, dünyada sadece yaptığı müzikle değil, çeşitli dillere çevrilen, sinemaya aktarılan ve ödül alan kitaplarıyla da tanınan Livanelinin Mutluluktan sonraki romanı...

Kimi zaman bir savaş bir kentin, bir ülkenin kaderini değiştirir, kimi zaman bir tek kişi koca bir ailenin... Leyla: Yalılarda doğmuş büyümüş bir paşazade, bir Osmanlı soylusu... Ali Yekta: Uşaklık kaderini değiştirme ihtirasıyla yanıp tutuşan bir İs... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay
boncukprenses okumuş bitirmiş.
Siyahlı Kadın

Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan, ünlü İngiliz polisiye yazarı Susan Hill'in kitabı Siyahlı Kadın, Arthur Kipps'in genç bir avukatken başına gelenleri anlatıyor.

Noel arifesi gecesiydi. Arthur Kipps ve ailesi, şömine ateşinin başında toplanmış, hayalet hikâyeleri anlatarak eğleniyorlardı. Fakat bu eski geleneği canlandırmak için ısrar eden çocukların, Arthur'un herkesten gizlediği ve unutmaya çalıştığı trajik bir hikâyesi olduğundan haberleri yoktu.

Genç bir avukatken iş için İngiltere'nin ücra bir köşesine gönderilen Arthur Kipps, ıssız bataklıklar ortasındaki karanlık Eel Marsh Evi'nde geçirdiği korkunç günleri şimdiye dek kimseye anlatmadı. Ona kalsa anlatmak bir yana, yaşadıklarını anımsamak bile istemezdi ama zihninin derinliklerine sürgün ettiğini sandığı hikâye artık dile getirilmeyi talep ediyordu. Böylece Arthur, ruhunun kuytu köşelerine gizlenen şeytanları çıkarmak için Eel Marsh Evi'nin, evin yapayalnız ölen sahibi Alice Drablow'un ve onun korkunç sırrının hikâyesini yazmaya başladı.

Siyahlı Kadın, ünlü İngiliz polisiye yazarı Susan Hill'in usta kaleminden Gotik edebiyatın ölümsüzlüğüne şahitlik eden ürpertici, büyüleyici bir hayalet hikâyesi.

Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan, ünlü İngiliz polisiye yazarı Susan Hill'in kitabı Siyahlı Kadın, Arthur Kipps'in genç bir avukatken başına gelenleri anlatıyor.

Noel arifesi gecesiydi. Arthur Kipps ve ailesi, şömine ateşinin başında... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay
boncukprenses okumuş bitirmiş.
Operadaki Hayalet

Pariste, Opera Binasının arkasında karanlık labirentlerde, gözlerden uzak bir hayalet: İzliyor ve bekliyor. Güzel genç şarkıcıya duyduğu saplantıyı... hiçbir şey durduramıyor. Cinayet bile. Operadaki Hayalet kim? Karanlık ve ölümcül amacı ne? Maskesinin arkasında sakladığı korkunç sır ne?

Pariste, Opera Binasının arkasında karanlık labirentlerde, gözlerden uzak bir hayalet: İzliyor ve bekliyor. Güzel genç şarkıcıya duyduğu saplantıyı... hiçbir şey durduramıyor. Cinayet bile. Operadaki Hayalet kim? Karanlık ve ölümcül amacı ne? Maskesi... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay
boncukprenses okumuş bitirmiş.
Güz Sancısı

1992 Türkiye Yazarlar Birliği Roman ÖdülüGalatasaray Lisesinin önünde birikmiş kalabalık, geleni derin ve biraz da hasetli bakışlarla süzüyor, sokakların tenhalaşmasını bekliyordu. Yüzlerinde bir huzursuzluk, bir beceriksizlik ilk bakışta dikkati çekecek kadar aşikar ve sabırsızdı. ... Kalabalık Taksim Meydanına yürürken geçtiği her yeri yakıp yıkıyordu... Lion yanıyordu. Birisi bütün vitrinleri ateşe vermişti. Binanın içindeki duman, görülebilecek ne varsa hepsini örtmüştü... İnsanların yüzünde sevinç vardı. Vitrinler parçalanmış, eşyalar sokağa dökülmüştü. Müslüman mağazalar bayraklarını asmışlar ve milli bir saygı ümidiyle paçayı kurtarmayı amaçlamışlardı... Vilayet binasının etrafını polisler çevirmişti. Adnan Bey, kontrolün elden çıktığı bu hadisede daha fazla görünmek istemiyordu. ... Küçük bir gözdağı vermenin ölçüleri kaçmış, kısa sürede bir savaş alanı yaratmıştı... Yılmaz Karakoyunlu Güz Sancısında, Türkiye tarihinde kara bir leke gibi duran 6-7 Eylül Olaylarını, Rum, Ermeni, Yahudi azınlıkların ülkelerini terk etmek zorunda kalışlarını, kendine has üslubuyla roman kurgusu içinde anlatıyor.

1992 Türkiye Yazarlar Birliği Roman ÖdülüGalatasaray Lisesinin önünde birikmiş kalabalık, geleni derin ve biraz da hasetli bakışlarla süzüyor, sokakların tenhalaşmasını bekliyordu. Yüzlerinde bir huzursuzluk, bir beceriksizlik ilk bakışta dikkati çek... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay
boncukprenses okumuş bitirmiş.
Tepedeki Ev

Amerikan edebiyatının efsanevi yazarlarından biri olan Shirley Jackson'dan zamanının ötesinde bir klasik: Tepedeki Ev. Hayata dair ürkütücü detaylara ilgisi, insan ruhunun kuytularına teklifsizce girebilmesi ve okurun zihnini ustaca ele geçirmesiyle tanınan Jackson, Tepedeki Ev'le dehşet ve deliliğin karanlık köklerine iniyor.

Tepedeki Ev'e atılan ilk adımdan itibaren bastırılmış tüm duygular yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Perili olduğu söylenen bir evde iddiaları araştırmak için bulunan kişilerin kesişen yaşamları ve algıları bu tuhaf macerayla şekilleniyor ve onları hiç ummadıkları bir noktaya getiriyor. Evin suretindeki karanlık, bu tuhaf görevle bir araya gelmiş grubun üyelerini beklenmeyecek biçimlerde etkiliyor.

Algının tuzakları hiç bu kadar olası, bu kadar gerçek anlatılmamıştı.

Burası Tepedeki Ev... Burada her şey biraz çarpık, biraz tuhaf.
Burası tekin bir yer değil.
BURASI SENİN ZİHNİN.
TEHLİKEDESİN.

Amerikan edebiyatının efsanevi yazarlarından biri olan Shirley Jackson'dan zamanının ötesinde bir klasik: Tepedeki Ev. Hayata dair ürkütücü detaylara ilgisi, insan ruhunun kuytularına teklifsizce girebilmesi ve okurun zihnini ustaca ele geçirmes... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay
Daha Fazla Göster

boncukprenses şu an ne okuyor?

Nutuk (Söylev)

%0

Favori Yazarları (0 yazar)

Favori yazarı yok.