Yaşayan Ölü

43 takip ettiği ve 33 takip edeni var. 344 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

Yaşayan Ölü bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 5 gün
Yaşayan Ölü bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Yaşayan Ölü okumuş bitirmiş.
Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak

2001 Orhan Kemal Roman ArmağanıSelim İleri, 2001 Orhan Kemal Roman Armağanı da kazanan bu romanını bir söyleşide şöyle anlatıyor: Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacakı üçüncü ve son kez yazıyordum, yaz sonuydu. Attilâ İlhan ile konuşuyor, romanda gerçekleştirmek istediklerimi anlatıyordum. Attilâ Bey Malrauxnun şu sözünü söyledi: Her roman aslında bir otobiyografidir. Birden çarpıldım ve sözü romanın başına koymaya karar verdim. Roman ve otobiyografi, özyaşamöyküsü sözcüklerinin yan yana gelişi, getirilişi çarptı beni. Romanı mutlak bir kurmaca diye görmek de mümkün ve zaten öyle. Gelgelelim kurmacada yazarın, romancının yaşam deneylerini, yaşam görüşünü, yaşamı algılayışını nereye kadar yadsıyabiliriz? Yani yazardan kurmacaya sürekli bir yansıma söz konusudur.Yetiştiğim yıllarda bir kendini yazmak tartışması sürüp giderdi. Ünlü eleştirmen Rauf Mutluay lise son sınıfta öğretmenimdi. Ona hayrandım, inanılmaz bir edebiyat öğretmeniydi. Hayatında tek satır edebî kitap okumamış kişilere bile edebiyatı sevdirebilecek nitelikte, incelikte bir öğretmendi. İşte o kendini yazmak tartışmalarında Rauf Mutluay da önde gelen tartışmacılardandı. Bu konuda soruna olumsuz yaklaşıyordu Rauf Bey. O kadar ki Kafka ve Dönüşüm bile güme gidebiliyordu. Büyük yazarların kendilerinden değil, tarihsel ve toplumsal perspektiften yola çıktıklarını söylüyordu. Kişisel geçmişin, kişisel yaşantının edebiyat eserine pek bir şey katamayacağı kanısındaydı. O sıralarda Ehrenburgun Paris Düşerkeni, Şolohovun Ve Durgun Akardı Donu yeni yayımlanıyordu. Rauf Hocanın bu iki büyük romanı hararetle salık verdiğini hatırlıyorum. Bu eserleri büyük bir heyecanla da okuduğumu hatırlıyorum. Fakat her romanın bir anlamda otobiyografi olduğunu söyleyen Andre Malraux da o soy romancılardandır.Belki de başka bir şeyi anlamamız gerekiyor: en bireyselinden en toplumsalına, roman, öykü, anlatı yazarın yaradılışının bilinçli bir ifadesidir.

2001 Orhan Kemal Roman ArmağanıSelim İleri, 2001 Orhan Kemal Roman Armağanı da kazanan bu romanını bir söyleşide şöyle anlatıyor: Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacakı üçüncü ve son kez yazıyordum, yaz sonuydu. Attilâ İlhan ile konuşuyor, romanda gerçekl... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Yaşayan Ölü bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
Yaşayan Ölü okumuş bitirmiş.
Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getiren Remarque, savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini de bir kez daha kanıtlar.

Remarque'ın, I. Dünya Savaşı'ndaki bir grup askerin hikâyesini on dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerinden anlattığı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, yayımlandığı günden bu yana, devamı niteliğinde olan Dönüş Yolu'yla birlikte tüm dünyada büyük ilgi görmeye devam etmekte. Canlı çarpışma sahnelerinin yanı sıra savaşın abesliğinin ve askerlerin ıssızlığının vurgulandığı cephe arkası bölümleriyle de okuru içine hapseden roman, Yaşar Kemal'in sözleriyle "bugün de taptaze, bugün de her okuyucusu tarafından yeniden yeniden yaratılarak uyarıyor, direnme gücü veriyor." 20. yüzyıl dünya edebiyatının bu önemli yapıtı, şimdi Everest Yayınları'nın dünya klasikleri dizisindeki yerini alıyor.

Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
Yaşayan Ölü bir kitabı yarıda bıraktı.
Madde 22

Madde 22 bugüne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mantığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller’ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüştüğünü görüp kimi zaman korkacak kimi zaman kahkahalar atacaksınız.
2. Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunda bombardıman pilotu olarak görev yapan Yossarian’ın öyküsü, çivisi çıkmış bir dünyanın küçücük bir modeli aslında. Okurken bugün dünyada yaşananlarla kitaptaki öykü arasındaki bağlantıyı kurup aslında ne kadar absürd, çılgın, ürkütücü ve kin dolu bir dünyada yaşadığınızı fark edeceksiniz.
"Tek bir açmaz vardı, o da Madde 22. Bu madde, insanın gerçek ve yakın tehlike karşısında kendi güvenliği için endişelenmesinin zihnin rasyonel bir süreci olduğunu belirtiyordu. Orr deliydi ve uçuştan men edilebilirdi. Tek yapması gereken uçuştan men edilmesini talep etmekti; ve bunu yapar yapmaz, deli olmadığı anlaşılacaktı ve başka görevlerde uçması gerekecekti. Orr’un başka görevlerde uçması için deli olması gerekirdi, aklı başında olsa uçmazdı; ama aklı başındaysa uçmak zorundaydı. Uçarsa deli demekti ve uçmak zorunda değildi; ama uçmak istemiyorsa aklı başındaydı ve uçmak zorundaydı. Madde 22’deki bu şartın mutlak basitliği Yossarian’ı derinden etkiledi. Saygıyla ıslık çaldı.

Madde 22 bugüne kadar okuduğunuz hiçbir romana benzemiyor. Kendine has bir mantığı, bambaşka karakterleri var. Joseph Heller’ın acı gerçekleri sipsivri bir alayla iğnelediği bu 20. yüzyıl klasiğini okurken savaşı, yaşamın acımasızlığını, iktidarın ye... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay
Daha Fazla Göster

Yaşayan Ölü şu an ne okuyor?

Dokuzla Dokuz Arasında

%0

Favori Yazarları (19 yazar)

Favori yazarı yok.