Dr.Watson

49 takip ettiği ve 58 takip edeni var. 562 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Küçük Şeytan

Rus sembolizminin özgün kalemi Fyodor Sologub, öncüllerinin izlediği yolu tamamen terk ettiği ve en önemli eseri sayılan Küçük Şeytan'da, sıradan insanların düştüğü trajikomik durumları sıradışı bir kasaba dekoruna yedirerek okuru adım adım kimin suçlu kimin kurban olduğunu sorgulatan bir çöküş panoramasına sürüklüyor.

Rus edebiyatını hâkimiyeti altına almış gerçekçilik akımına yapılmış en vurucu misillemelerden biri olan Küçük Şeytan, aynı zamanda Ekim Devrimi öncesi burjuva yaşantısını ve rehaveti, yıkıma götüren toplumsal çözülmeyi gözler önüne seriyor. Yazıldığı dönem ahlaka mugayir olduğu gerekçesiyle pek çok kez sansürlenen ve yasaklanan bu yer yer karnavalesk hiciv, sansürsüz haliyle ilk kez Türkçede...

Rus sembolizminin özgün kalemi Fyodor Sologub, öncüllerinin izlediği yolu tamamen terk ettiği ve en önemli eseri sayılan Küçük Şeytan'da, sıradan insanların düştüğü trajikomik durumları sıradışı bir kasaba dekoruna yedirerek okuru adım adım kimi... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 14 saat önce
Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü

Varlıklı, mazisi karanlık bir ailenin genç ve güzel kızı olan Evelyn Hardcastle bu gece ölecek. Yarın da. Ertesi gün de.

Blackheath Malikânesi’nde bir kutlama için toplanan kalabalık, partinin keyfini çıkarırken Evelyn son nefesini verecek. Tekrar, tekrar ve tekrar. Katilin kim olduğunu bulması gereken ve her gün malikânedeki başka biri olarak uyanan kahramanımız ise kendi ismini dahi hatırlamıyor. Gizem gittikçe karmaşıklaşıyor: Bugün neden ve nasıl sürekli tekrar ediyor? Salgın doktoru kılıklı adam kahramanımıza neden yardım ediyor? Ayakçı ne istiyor? Anna kim? Hardcastle ailesi neler saklıyor?Bu cehennemden kurtulmak mümkün mü?

Stuart Turton, tüm dünyada ilgiyle karşılanan, İngiltere’de iki yüz binden fazla satan ilk romanında tekrarlanan gün fikrini çetrefil bir polisiye hikâyeyle harmanlıyor. Agatha Christie romanlarını ve Bugün Aslında Dündü filmini hatırlatan bu bulmacayı çözerken her hamlede şaşıracaksınız ve oyun hiç beklemediğiniz bir noktada bitecek.

Evelyn Hardcastle bu gece ölecek. Peki yarın?

“Kara bir komedi; akıl yakan ters köşeleri ve inanılmaz tuhaf karakterleriyle, bambaşka bir kapalı oda gizemi.” –Sarah Pinborough, Sunday Times çoksatanı Gözlerinin Ardında’nın yazarı

“Baş döndürücü. Orijinalliği kışkırtıcı, dehası ise şeytani. Şimdiye kadar okuduğum hiçbir şeye benzemiyor, hepsinden daha iyi.” –A. J. Finn, New York Times çoksatanı Penceredeki Kadın’ın yazarı

“Büyüleyici, bir havai fişek gösterisi gibi sona eriyor.” –The Guardian

Varlıklı, mazisi karanlık bir ailenin genç ve güzel kızı olan Evelyn Hardcastle bu gece ölecek. Yarın da. Ertesi gün de.

Blackheath Malikânesi’nde bir kutlama için toplanan kalabalık, partinin keyfini çıkarırken Evelyn son nefesini verecek. Tekrar... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Kıyamet Polisi (Kıyamet Polisi Üçlemesi 1)

“İnsanların bu felaketle yüzleşmekteki beceriksizliği, felaketin kendisinden daha da beter.”

Dünyanın sonuna altı ay kaldı. Uzaydaki küçük mavi noktaya, yeryüzüne, dünyamıza, 2011GV1 isimli bir asteroit çarpacak ve yaşam sona erecek. Peki, bu kadar kısa sürede öleceksek, cinayetleri çözmenin ne anlamı var? İçine kapanık bir sigortacının şüpheli intiharını araştırmaya başlayan Dedektif Palace, ekonominin iflasa koştuğu, camilerin, kiliselerin, sinagogların dolup taştığı, komplo teorilerinin havada uçtuğu, çaresizliğin inkârla birbirine karıştığı böyle bir dünyada, her hafta düzinelerce intiharın yaşandığı bir şehirde aklını korumaya uğraşıyor. Tüm bunların bir anlamı olmalı. Değil mi?

Ben H. Winters, Edgar ve Philip K. Dick ödüllerine sahip Kıyamet Polisi üçlemesinde, insanların yığınlar halinde istifa edip iyi kötü tüm arzularının peşine düştüğü bir dünyada mesleğini umursayan nadir kişilerden birini, hayatı boyunca düşlediği işi insanlık tarihinin en kötü zamanında elde eden Hank Palace’ı anlatırken, “katil kim” sorusunun ötesine adım adıyor. Medeniyetin temel taşları nelerdir, hayatın değeri nedir, sayılı günümüzün olduğunu bilsek, gerçekten ama gerçekten ne yapardık gibi soruların cevaplarını arıyor.

Polisiyeyle bilimkurgunun birleştiği o nefis noktada duran Kıyamet Polisi, ışığın tükenişine öfkeyle bağıran, en büyük muammayı, insanı çözmeye çalışan acayip bir roman.

“Winters için asıl güzellik, olay örgüsünün karamsar damarında değil ayrıntılarda saklı.”
–Kirkus Reviews

“Bu ufuk açan polisiyeye, ilginç mekânlarda geçen suç hikâyelerini sevenler ve kıyamet hikâyelerinde farklı bir bakış açısı arayan okurlar bayılacak.”
–Library Journal

“İlgiyi canlı tutan ters köşeleri, sevilesi karakterleri ve hüzünlü güzelliğiyle, Kıyamet Polisi nadir bir mücevher.”
–San Fransisco Book Review.

“Medeniyete, topluma, çaresizliğe ve umuda dair büyük sorular soran bir roman.”
–io9

“Winters, Edgar ve Philip K. Dick ödüllerine sahip üçlemesinde klasik bir bilimkurgu fikrini –bir asteroidin Dünya’ya çarpışından önceki son ayları– alıp polisiye edebiyatın gelenekleriyle birleştiriyor, böylelikle fazlasıyla süratli ve dokunaklı bir kıyamet senaryosu koyuyor ortaya.”

–San Fransisco Chronicle

“İnsanların bu felaketle yüzleşmekteki beceriksizliği, felaketin kendisinden daha da beter.”

Dünyanın sonuna altı ay kaldı. Uzaydaki küçük mavi noktaya, yeryüzüne, dünyamıza, 2011GV1 isimli bir asteroit çarpacak ve yaşam sona erecek. Peki, bu kada... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Elden Düşme Dünya

Elden Düşme Dünya; “güncel” insanlık hallerinin bir Genazino kahramanının zihninde işlenmesiyle ortaya çıkan tuhaflıkların romanı.

“Bu manzara alabildiğine hoşuma gittiği halde göğsümde bir sızı hissediyordum. Çünkü güzelliğin acayip tarafı, insanın onu sadece seyredebilmesidir. Bir tarafını alıp evine götüremez veya küçük bir parçasını özel bir yerde saklayamaz. İnsan güzelliğe ancak hep bakar durur, fazlasını elde edemez. Uzun uzun baktıktan sonra yoluna devam etmek zorundadır.”

Elden Düşme Dünya’nın serbest mimar olarak çalışan isimsiz anlatıcısı, bir meslektaşının ölümü üzerine onun şirketinden gelen iş teklifini kabul eder. Böylece o güne dek kendisini uzak tutmaya çalıştığı modern dünyanın iş ve ilişkiler ağına, biraz da kendi rızasıyla düşmüş olur. Bir zaman sonra da kendisinin, yaşadığı aşkın, katlanmak zorunda olduğu işin, kısacası her şeyin âdeta “elden düşme” olduğu gerçeğini kavrar. İnsan olmanın kaderine kendince başkaldırdığı her seferde kararsızlık, çelişki ve pişmanlık yumağına hapsolurken, hayatı bir parça daha farsa dönüşür.

İç monologları, dünyayı ve yaşamı yorumlayışı, anlaşılmaz kararları ve eylemleriyle yine ele avuca sığmaz bir kahramanın romanı olan Elden Düşme Dünya, Tevfik Turan’ın Almanca aslından çevirisiyle. . .



(Tanıtım Bülteninden)

Elden Düşme Dünya; “güncel” insanlık hallerinin bir Genazino kahramanının zihninde işlenmesiyle ortaya çıkan tuhaflıkların romanı.

“Bu manzara alabildiğine hoşuma gittiği halde göğsümde bir sızı hissediyordum. Çünkü güzelliğin acayip tarafı, insan... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Ters Adam

Ters Adam her şeye "ters" bakan öfkeli bir adamın ve "başka türlü bir dünya"ya ulaşmak için mevcut dünyaya karşı giriştiği saldırının hikâyesini sunuyor. Varoluşçu bir sorgulamayla radikal bir siyasi eleştiriyi bir araya getiren, yaklaşık otuz yıl önce yayımlanıp "kaybolan" bu sert romanın günümüzün sahih okurlarına anlatacak çok şeyi var.

Bu romanı mühim kılan şey her şeyden önce bir "öfke" metni olması. Yaşadığı dünyaya öfkeyle bakan ve şeylerin temelini sarsmaya çalışan aksi bir anti-kahraman kötülüğü sahiplenerek, dünyayı mahveden sözde "iyileri" teşhir etmeye girişir. Özarıkça bu açıdan arkadaşı ve çağdaşı Oğuz Atay'a benziyor. Ve "öfke damarı"nı Tutunamayanlar'ı ve Tehlikeli Oyunlar'ı akla getiren bir "tür çeşitliliği" ve ironiyle edebiyata tercüme ediyor.

"Övgü ve yergi son bulup asıl meseleye dönüldüğünde görülecektir ki, hayat ve akıl aynı yerde durmuyor."

Bir "Kayıp" Romanın Hikâyesi (Önsöz)

İlk yayınlandığında (1986) kıymeti pek bilinmemiş bu "kayıp" romanı keşfedişim bir bakıma Oğuz Atay sayesinde oldu. Geçen sene Atay'a dair bir atölye çalışması hazırlarken, Yıldız Ecevit'in biyografisinin bir kısmında bir iki cümleyle Ters Adam'dan ve yazarı Barlas Özarıkça'dan bahsediliyordu. Bu "Oğuz Atayvari" romanın yazarı aynı zamanda Oğuz Atay'ın yakın arkadaşlarından biriydi. Ama her ne hikmetse, günümüz okurları -Atay "fanları" dahil- bu romanın ve yazarının varlığından bihaberdi. Bir kayıp hazine bulduğum hissiyle, Nadir Kitap'tan (evet "nadir") kitabı ısmarladım. Ve evet, kayıp bir edebi hazineyle karşılaştım. Türkçe edebiyattaki kayıp "demonik" anlatılardan biri sahaflarda sararmış bir baskının içinde keşfedilmeyi bekliyordu. Modern Türkçe edebiyat çizgisinde Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay arası bir yerde duran Barlas Özarıkça'nın bir anlamda "yeniden keşfedilmesi" farzdı. Encore'u arayıp Mehmet Öznur'a kitaptan bahsettim: "Şahane bir roman buldum." Böylece kitabın yayın serüveni başladı.

Bu romanı günümüz okurları ve yakın edebiyat tarihi açısından mühim kılan çok şey var. Her şeyden önce bu bir "öfke" metni (çağdaş edebiyatta gitgide azalan bir özellik); yaşadığı dünyaya öfkeyle bakan ve şeylerin temelini sarsmaya çalışan bir "ters" adamın, aksi bir anti-kahramanın hikâyesi. Ve bütün anti-kahramanlar gibi kötülüğü sahiplenerek, dünyayı mahveden sözde "iyileri" teşhir etmeye girişen bir sese ve bakışa sahip. Özarıkça bu açıdan arkadaşı ve çağdaşı Oğuz Atay'a benziyor. Ve "öfke damarı"nı Tutunamayanlar'ı ve Tehllikeli Oyunlar'ı akla getiren bir "tür çeşitliliği" ve ironiyle edebiyata tercüme ediyor. Tarihi metinleri, siyasi propoganda metinlerini, romantik şiirleri, resmi devlet dilini, tiyatro metinlerini ve hatta bilimkurgu metinlerini iç içe geçirerek bir "postmodern parodi" sunuyor.

Romanın aksi anti-kahramanı Fahri'nin hedefinde, tıpkı Atay'ın metinlerinde olduğu gibi, yavan ve konformist orta-sınıf burjuva hayatı var. Romanda "Korkuyu Beklerken"deki tehdit mektuplarını andıran bir "tehdit yayını" bile var. "Radyolardan, tehlike bir gün sizin de kapınızı çalar anonsları verdirtmeliydim... Aynı ses avizelerden, prizlerden, gölgelerden, ışıktan fışkırmalıydı: Tehlike bir gün sizin de kapınızı çalar..." Romanın üstlendiği bu "diğerlerini sarsma" misyonuna, anlatıcının kendini deşelediği bir "varoluşçu" ton da eşlik ediyor. Bu açıdan da isim benzerliği taşıdığı Aylak Adam'ı akla getiriyor. C.'yi biraz daha karanlık ve daha öfkeli düşünün, Fahri'ye ulaşabilirsiniz.

Romanı kayda değer kılan bir diğer şey de ülke tarihiyle, Cumhuriyet anlatısıyla ve elbette Doğu-Batı meselesiyle Tanpınar'ı akla getiren bir tonla hesaplaşmaya girişmesi: Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün gizli varlığını kitabın çeşitli yerlerinde hissetmek mümkün. Yazıldığı dönemin, yani 80 sonrasının siyasi ve iktisadi fecaatlerine dair de ustaca göndermeler var kitapta. Askeri ve yeni kapitalist rejimi parodileştirerek anlattıktan sonra, 80 öncesi kuşağın "başka türlü bir dünya" arzusunu da yepyeni ve ironik bir kanunname sunarak dile getiriyor: "Hepbana hepbize dönüşecektir. Bu başarılmazsa hepbirlikte hepyoka dönüşülecektir. Kanunnamemin birinci maddesine böyle yazılsın."

Romanın bu yerli referanslar dışında Marquis de Sade'ı çağrıştıran "profan" bir dile, Kafka'yı andıran gerçeküstü ama gerçek tuhaflıklara, William Burroughs'u akla getiren fantazmagorik ve distopik şehir tasvirlerine ve Salinger'i anıştıran bir çocuk öfkesine ev sahipliği yaptığını da belirtmek isterim. Bu unutulmuş roman hak ettiği ilgiye umarım bu yeni baskıyla mazhar olur.
-Ahmet Ergenç-
(Tanıtım Bülteninden)


Türkçe
296 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 13 x 20 cm
İstanbul, 2015
ISBN : 9786059949194

Ters Adam her şeye "ters" bakan öfkeli bir adamın ve "başka türlü bir dünya"ya ulaşmak için mevcut dünyaya karşı giriştiği saldırının hikâyesini sunuyor. Varoluşçu bir sorgulamayla radikal bir siyasi eleştiriyi bir araya getiren, ... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Dr.Watson okumuş bitirmiş.
Whyn Nehri Cinayeti

Agatha Christie, Dorothy L. Sayers, Gilbert K. Chesterton ve efsanevi Çözümleme Kulübü’nün (The Detection Club) diğer on bir yazarı, bu son derece zekice yazılmış, şeytanî romanda bir araya gelerek dehalarını konuşturmuşlardır. Her yazar ustalığını ortaya koyarak bir bölüm yazacak, neden-sonuç ilişkilerini dikkate alarak bir tür edebî oyun kaleme alacaktır. Her bir yazar öyküyü düğüm noktasına kadar getirip bırakmış, bir diğeri kendi bölümünü değişik olaylarla renklendirerek bir sonraki yazara devretmiştir. Tüm ucu açık ipuçlarını bir araya getirerek öyküyü sonuçlandırma görevi Anthony Berkeley’e verilmiştir. Gilbert K. Chesterton ise kitap tamamlandıktan sonra yazdığı giriş bölümüyle romana bambaşka bir tat katmıştır. Kulübün kuralı gereği her yazar diğerlerinin çözümünden habersiz, kendi bölümüyle birlikte yazdığı kendi çözümünü de mühürlü bir zarfa koyarak teslim etmiştir. Kitabın sonunda verilen bu farklı çözümler içinde Agatha Christie’nin dâhice çözümü çok beğenilmiş, hatta eleştirmenler “Yalnızca bu çözüm için bile bu kitap alınır” yorumunda bulunmuşlardır.

***

Müfettiş Rudge’ın yaşadığı sakin, kendi hâlinde bir sahil kasabası olan Whynmouth’ta hemen hemen hiç cinayet olayına rastlamamaktadır. Ne var ki içinde göğsünden bıçaklanmış bir Amiral’le birlikte nehirde sürüklenen bir sandalın eski bir denizci tarafından kıyıya çekilmesi sonucunda, müfettiş kendini çok karmaşık ve engellerle dolu bir kovuşturma sürecinin ortasında bulacaktır. Cesedin içinde bulunduğu sandal bir rahibe aittir ve rahip hiç şüphesiz bazı şeyler bilmektedir. Fakat dinen bağlı olduğu yemini yüzünden konuşamamaktadır. Maktulün cinayet gecesi yanında olan yeğeni ortadan kaybolmuştur. Bu cinayetin arkasında hiç kuşkusuz göründüğünden çok daha fazlası vardır. Hatta maktulün geçmişinde bile çok gizemli bir öykü gizlidir. Hemen her sorguladığı kişinin olayla bir şekilde ilgisi olduğunu gören müfettiş, bu gizemli cinayete daha kaç kişinin karıştığını merak etmekte ve bir yandan da olayı acilen çözmenin baskısını üzerinde hissetmektedir. Acaba bu cinayet gerçekten çözülebilecek midir?

Agatha Christie, Dorothy L. Sayers, Gilbert K. Chesterton ve efsanevi Çözümleme Kulübü’nün (The Detection Club) diğer on bir yazarı, bu son derece zekice yazılmış, şeytanî romanda bir araya gelerek dehalarını konuşturmuşlardır. Her yazar ustalığını o... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Daha Fazla Göster

Dr.Watson şu an ne okuyor?

Kahve Öyküleri

%0

%51 Zararsızlık

%35
Sayfa 86.

Bilirbilmezler

%42
Sayfa 151.

Favori Yazarları (11 yazar)

Favori yazarı yok.