Burak Uzun

113 takip ettiği ve 206 takip edeni var. 306 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

Burak Uzun okumuş bitirmiş.
İki Satır İki Satırdır - Alev Ebüzziya'ya Mektuplar 1962-1976

Edip Cansever'den Alev Ebüzziya'ya, bir tutkunun mektupları İki Satır, İki Satırdır

1962-76 yıllarında yazılmış 123 mektuptan oluşan kitapta sadece Alev Ebüzziya arşivindeki Edip Cansever mektupları yer alıyor, Alev Ebüzziya'nın Cansever'e karşılık verdiği mektuplarsa saklanmadığı için bulunmuyor.

Fransa'da Türk edebiyatı alanında doktora çalışması yapan Habil Sağlam'ın yayına hazırladığı İki Satır, İki Satırdır kitabında Edip Cansever'i Kapalıçarşı'daki dükkânın asma katında şiir yazarken; Sinematek salonunda film izlerken; Beyoğlu gecelerini beyaz kadehlerle parlatırken; "Sevgili Alevci"den mektup getirecek "şişman postacı"yı beklerken; Memet Fuat'ın Yeni Dergi'sine şiir verirken; ülkenin siyasal-toplumsal sorunlarıyla ilgilenirken; Şişli'deki evinde, Fenerbahçe dalyanındaki yazlığında dostlarını ağırlarken; Bebek'e taşındığı ilk günlerin izlenimlerini, duygulanımlarını yazarken; Beyoğlu pasajlarından Boğaz'a çıkarken, göğe, denize, bakarken görüyoruz.
Şairin mektupları şiirine dâhil…

İki Satır, İki Satırdır modern şiirimizin bir büyük ustasının iç dünyasını önümüze koyuyor. Edip Cansever'in en üretken döneminde, Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1966), Kirli Ağustos (1970), Sonrası Kalır (1974), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) kitaplarının oluştuğu yıllarda yazılmış mektuplar bize çok şey söylüyor. Cansever deyişiyle söylersek, "şairin kanı"yla yazılmış her bir mektupta şairin yaşamıyla şiirinin iç içe oluşu hemen göze çarpıyor. Gönlünden geçenleri, sıkıntıları, düşleri, amaçları dile getirişinde; günlerini kimlerle, nasıl geçirdiğini anlatışında; kısacası sözü kâğıda her döküşünde şiirle yaşadığını, özgün buluş ve söyleyişler geliştirdiğini görüyoruz.

Yer yer okuru büyüleyen, şiirsel gerilim yüklü mektuplardan oluşan bir kitap İki Satır, İki Satırdır. Sevdaya tutulmuş bir şairin yarattığı samanyolu.

İki Satır İki Satırdır Kitabından Bazı Satırlar:

"İki satır, iki satırdır, Alev reis! Biz ki, çoğu zaman iki satır için yaşıyoruz. Kimi zaman da kelime kelime, harf harf bakarız bu iki satırlara."

"İster seramik yap, ister kendini koy dünyaya. İkisi arasında büyük bir fark mı var sanıyorsun? Ben seni, acıyı sevgiye dönüştüren; korkuyu cesarete, çirkini güzele çeviren usta bir simyacı olarak görüyorum."

"Ne sıkıntıyı düşünüyorum bugün, ne ölümü. Dünya beyaz, ben beyazım. Ve insanlar koro halinde şiirlerimi okuyorlar bana. Bense serserinin biriyim. Kafamın içi yanmış yemek kokuyor. Allahtan yanımda değilsin bugün; dudaklarına bakar da, bir hafta sokağa çıkamazdım sonra."

"Neden her sabah sabah olur. Ben ellerime bakarım, gözlerime. Yazılı kâğıtsız bir dünyada yaşamayı düşlerim hep. Dünyanın en güzel dilekçeleri yıldızlardır, en güzel makbuzlar yeni kesilmiş yaşlı ağaçlardır, en güzel senetler o gün sevdiğim biriyle buluşacağım saattir. Ben mektubum, kitabım, boşluğa içinden giydirilmiş kahverengi bir eldivenim."

"Dün gece bir transatlantik geçti, İstanbul bir başka yere göç ediyor sanırdın."

"Seni sevmeyi dünyanın en güzel şiiri yapacağım."



(Tanıtım Bülteninden)

Edip Cansever'den Alev Ebüzziya'ya, bir tutkunun mektupları İki Satır, İki Satırdır

1962-76 yıllarında yazılmış 123 mektuptan oluşan kitapta sadece Alev Ebüzziya arşivindeki Edip Cansever mektupları yer alıyor, Alev Ebüzziya'nın Can... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 gün
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Emanet Çocuk

Artık yana devrilmekte olan güneşin ışıkları, suya yansıyan bizi eğri büğrü gösteriyor. Bir an korkuyorum. Buraya ilk geldiğimdeki o çingene çocuğu gibi değil de, şimdiki gibi temiz, başka giysiler içinde ve arkamdaki kadınla beraber olduğumu kabullenene kadar bekliyorum. Tası suya daldırıp dudaklarıma götürüyorum. Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum.

1980’lerin başında, İrlanda kırsalındayız. Küçük, isimsiz bir kız çocuğu, kendi ailesi tarafından daha önce hiç tanışmadığı çocuksuz Kinsella çiftine bırakılır. “Emanet çocuk”, yeni ve geçici evindeki ilk günlerinden itibaren kendi iç dünyası ve duygularını tanımanın yanı sıra, “aile” ve “ev” denilen şeylerin daha önce hiç tecrübe etmediği olanaklarını, özellikle de dalgalı yaşam denizindeki yol göstericiliğini ve iyileştirici yanlarını da keşfetmeye başlar.

Çağdaş İrlanda edebiyatının en parlak isimlerinden Claire Keegan Emanet Çocuk’ta, bir kız çocuğunun gözünden İrlanda’nın yemyeşil vadileri ve parlak gökyüzüyle bezeli pastoral yaşamını, hırçın rüzgâr ve dalgalarla falezler misali yontulmuş taşra insanlarını son derece dokunaklı ve yalın bir dille anlatıyor.

“Emanet Çocuk’ta görkemli bir dizi biçimsel güzellik, derin ve verimli bir yetenek tarafından resmediliyor. Claire Keegan, okuyucuya basit hikâye diye bir şey olmadığını ve sanatın insan yaşamı için ne kadar elzem olduğunu hiç unutturmuyor. Keegan doğru kelimeleri seçme konusunda heyecan verici bir içgüdüye sahip; yaşamın sonsuz ihtimallerine ve kesinliğine karşı sabırlı bir özen göstermekte ise son derece mahir.”

Richard Ford

Artık yana devrilmekte olan güneşin ışıkları, suya yansıyan bizi eğri büğrü gösteriyor. Bir an korkuyorum. Buraya ilk geldiğimdeki o çingene çocuğu gibi değil de, şimdiki gibi temiz, başka giysiler içinde ve arkamdaki kadınla beraber olduğumu kabulle... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Orhan Duru: Ölmeden Önce - Öldükten Sonra

O öldü. Bense onu düşlüyorum.”
Ferit Edgü edebiyatımızda benzeri olmayan bir kitapla yazar dostu Orhan Duru’yla Raskol’un Baltası’nda buluşuyor.

Ölüleri önemseyin, diye sesleniyor öte dünyadan Orhan Duru.
Bir insan bir insan daha iki insan etmez, gene bir insan eder, diye yanıtlıyor Ferit Edgü.

Bu kadar!



(Tanıtım Bülteninden)

O öldü. Bense onu düşlüyorum.”
Ferit Edgü edebiyatımızda benzeri olmayan bir kitapla yazar dostu Orhan Duru’yla Raskol’un Baltası’nda buluşuyor.

Ölüleri önemseyin, diye sesleniyor öte dünyadan Orhan Duru.
Bir insan bir insan daha iki insan etme... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
İtalik Benim: Yazı - Yanıt - Söyleşi - Anı

Göndermeler’iyle (ile mi desek?) büyük bir ilgi (ilgi biraz tuhaf kaçtı) uyandıran Şef Editör Selahattin Özpalabıyıklar’ın parçaları, metindışıları, konuşmaları Everest Deneme dizisindeki yeni kitabı, İtalik Benim’de bir araya geliyor! (Geldi işte, sanki bilmiyormuşum.)

(Buraya ne yazmalı? E.B.* her şeyi söylemiş, “bkz. Göndermeler iç., önsöz” demeli arka kapağa da. Teklif etsem boşladım sanılır, mutlak yazacak bir şeyler vardır derler, halbuse yazacak çok şey olduğu için yazacak hiçbir şey yok gibi olur bazen.) Özpalabıyıklar İtalik Benim’de, bu işlere nasıl “bulaştığı”ndan emekliliğine değin (emekli deyince bırakmış, el etek çekmiş… ama kendisi öyle yazmış?), yazıniçi-yazındışı serüvenini, editörlüğünü ve çevirmenliğini masaya yatırıyor. Anekdotlarından, OuLiPo’culuğundan bahsediyor, ama bahsetmek biraz hafif kalıyor tabii! (Son ifadeyi parantez içine alma.)

İtalik Benim şairler, yazarlar, yayın dünyası çalışanları ve ilgilileri için okunması elzem bir kitap. (“Elzem”i kesin sevmez S.Ö.’lerden biri.) (Aksine, bence gayet yerinde, çünkü hakikaten okunması elzem bir kitap bu. S.Ö.) Başka-okurlar içinse “Bu kitapları kimler yapıyor?” sorusunun muhataplarından biriyle yüz yüz gelme fırsatı!



(Tanıtım Bülteninden)

Göndermeler’iyle (ile mi desek?) büyük bir ilgi (ilgi biraz tuhaf kaçtı) uyandıran Şef Editör Selahattin Özpalabıyıklar’ın parçaları, metindışıları, konuşmaları Everest Deneme dizisindeki yeni kitabı, İtalik Benim’de bir araya geliyor! (Geldi işte, s... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Karasevdalılar

María Dolz her sabah işe gitmeden önce kahvaltı ettiği kafede adeta onun için bir mutluluk timsaline dönüşen evli bir çifti gözlemlemeye başlar. Bu, onun için, sabahlara neredeyse daha kolay başlamanın bir yolu olmuştur. Ta ki uzun bir süre bu gözlemlerine ara vermek zorunda kalıp adamın bir meczub tarafından öldürüldüğünü öğrendiği güne kadar... Derken kendiliğinden gelişen bir ilişki María'nın cinayetin ayrıntılarından haberdar olmasını sağlar...

Sarhoş edici bir sevda, birbiri ardına patlak veren kah sevindirici kah üzücü olaylar, cömertlik ve bencillik halleri, cezasız kalma, ölenlerin hayatımızda yer işgal etmeyi sürsürmesi, hafıza, mutlak hakikatin bilinemezliği: Marías'ın en oyunbaz romanlarından biri olan Karasevdalılar'ın muammalarından bazıları. İnsan ilişkilerinin görünenin altında yatan karmaşık yapısına işlenmiş muammalar...

"Ustalıkla yazılmış bir roman."
-Alberto Manguel -

"Karasevdalılar, cinayet romanı gibi görünen metafizik bir keşif gezisi."
-The Spectator-
(Tanıtım Bülteninden)

María Dolz her sabah işe gitmeden önce kahvaltı ettiği kafede adeta onun için bir mutluluk timsaline dönüşen evli bir çifti gözlemlemeye başlar. Bu, onun için, sabahlara neredeyse daha kolay başlamanın bir yolu olmuştur. Ta ki uzun bir süre bu gözlem... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta
Daha Fazla Göster

Burak Uzun şu an ne okuyor?

Sis Nasıl Olsa Dağılır

%0

Belirsiz Bir Anın Kıyısında

%0

Hisli Kirpi

%0

Binbir

%0

Favori Yazarları (9 yazar)

Favori yazarı yok.