Burak Uzun

113 takip ettiği ve 206 takip edeni var. 307 değerlendirme yapmış.

Son Aktiviteler

Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Eski Mısır'ın Bütün Tanrı ve Tanrıçaları

Erken firavunlar zamanından Roma dönemine kadar Mısır dinine egemen olan gizemli ve huşu uyandıran tanrı ve tanrıçaların mitolojisi, ikonografisi ve tapımı.

-Eski Mısır'ın sayısız tanrı ve tanrıçalarına ilişkin ilk resimli ve sistematik inceleme.
-Osiris, Amon, Hathor ve İsis'in yanı sıra Babi ve Ba-Pef gibi küçük figürler de dahil olmak üzere Mısır tanrı ve tanrıçalarının kapsamlı kataloğu.
-Tanrıların evrimi, Mısır toplumundaki ve dinindeki önemleri, sonunda gerilemeleri.
-Tanrı ve tanrıçaların farklı tezahürleri, ikonografileri, kült merkezleri ve zaman içinde dalgalanan bilinirlikleri.
-Kralın resmi ritüellerinden ve şenliklerinden popüler erişim ve kişisel dindarlığa kadar tanrılara tapınma.
-Mezar resimlerini, tapınak kabartmalarını, heykelleri ve daha fazlasını tasvir eden renkli fotoğraflar ve yeni hazırlanmış çizimler.

Eskİ Mısır'ın Bütün Tanrı ve Tanrıçaları Richard H. Wilkinson Kayıtlı tarihin beşte üçünden daha uzun bir süre tapılan eski Mısır tanrı ve tanrıçaları uygarlığın en büyüleyicileri arasındadır. Firavunların ve sıradan insanların yaşamlarına, iyiden kötüyü kadar büyük bir panteonun tanrı ve tanrıçalarını onurlandırma, sakinleştirme ve onlara tapınma ihtiyacı egemendi. Mitolojilerinin zenginliği ve karmaşıklığı, sayısız mezar resmi ve heybetli tapınak kabartmalarından mütevazı ev mabetlerine kadar pek çok şeye yansır. Bu kitap, Mısır'ı eski dünyanın en teokratik toplumu ve Mısırlıları, Herodotos'a göre "diğer halklardan daha fazla dindar" yapan sayısız tanrı ve tanrıçanın -Bes ve Taueret gibi küçük ev figürlerinden her şeye gücü yetin tanrılar Amon ve Ra'ya kadar- evrimini, tapılmasını ve sonunda gerilemesini inceliyor. Tanrıların Yükselişi ve Düşüşü, Mısır tanrı ve tanrıçalarının kökenini, kozmik kaos ve yıkım güçlerini kontrol etmeye çalışan ve kendileri de ölebilen tanrıların hikâyelerini ve sonunda gerilemelerini ele alıyor. Tanrıların Doğası, tanrıların biçimlerini, görünümlerini ve tezahürlerini, Amon gibi öne çıkan tanrıların aşkınlığını ve Akhenaton döneminde Atonculuğun görünürdeki tektanrıcılığını inceliyor. Tanrılara Tapma, tapınakların ve şenliklerin önemi de dahil, resmi Mısır ibadetinin ritüellerini ve gizemlerini tanıtıyor, tanrılara yaygın erişimi ve özel tapınmayı inceliyor. Krallık ve Tanrılar, tanrılar ile insanlık arasında bir köprü işlevi gören, kendisi de tanrılaşabilen ve tanrılar arasında yönetici olabilen kralın önemli konumunu tartışıyor. Tanrılar Kataloğu, öncelikli biçimlerine göre gruplandırılan tanrı ve tanrıçaların eşsiz bir listesi olup; tanrı ve tanrıçaların ikonografisini, mitolojisini, tapılmasını ve Mısır'da zaman içinde değişen etkilerini tartışıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Erken firavunlar zamanından Roma dönemine kadar Mısır dinine egemen olan gizemli ve huşu uyandıran tanrı ve tanrıçaların mitolojisi, ikonografisi ve tapımı.

-Eski Mısır'ın sayısız tanrı ve tanrıçalarına ilişkin ilk resimli ve sistematik incel... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 6 gün
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Post Öykü 46. Sayı

Dergi 46. sayısında Cemal Şakar, Selma Aksoy Türköz, M. Fatih Kutlubay, Betül Sezgin ve Yevgeniy Zamyatin’in öyküleriyle okura merhaba diyor. İlerleyen sayfalarda İsmail Isparta, Beyza Yıldız, Hüseyin Kılıç, Asil Çam, Murat Arslan, Nurbanu İnan,Celâl Hosrovşahiöyküleriyle dergiye katkı sağlıyor.
“İmgeler Sûretler”de Onur Çalı, öykülerindeki dini, mitolojik ve tarihi figürlerden oluşan imgelerden bahsediyor.“Bir Şey Hakkında Üç Şey”deMustafa Aplay, Madame Butterfly’i anlamak için Giacomo Puccini, ihanet ve intihar ile oryantalizmden bahsediyor. Merve Uygun ve Hacer Selçuk eleştiri yazılarıyla sayıda yer alırken, Milyenko Yergoviç ve Semezdin Mehmedinoviç’in mektuplarından parçalar okurlara sunuluyor.
“Hikâyesi”nde Liman Mehmetcihat’a Petroleus’u anlatırken, “Dipnotlar / Moğolluklar”da Aykut Ertuğrul “güzel” üzerinden bu dünyaya veda eden güzel dostlara selam veriyor. Yeni sayıda yeni bir bölüm: “Başka Sözlük”te Hale Sert üç harfli “küf” ve “ç-öl” kavramlarına değiniyor. “Mükemmel Boşluk” sergisi üzerinden Hakan Şarkdemir ile yapılan söyleşi, okurları resim sanatı üzerine düşünmeye davet ediyor.
“Hikâyenin Kalbi”de Gülşen Funda, “Mühür” öyküsünü kelime, hikâye, anlatıcı, değişim ve gerçek üzerinden analiz ediyor. Mustafa Aplay “Devriye Defteri”nde muhtelif dergilerde yayımlanan öyküler üzerinden “bilinç” kavramına odaklanıyor. “Yazarın gündemde olmak/gündemde kalmak gibi bir sorunu var mı, olmalı mı sizce?” sorusu “1’e 10” da: Nezihe Meriç, Fuat Sevimay, Gökhan Yılmaz, Sadık Yalsızuçanlar, Bülent Ayyıldız, Gamze Güller, Yasemin Karahüseyin, Tuna Yukay, Güray Süngü ve M. Fatih Kutlubay tarafından cevaplanıyor.
“Post Kitap”ın açılışı “Çevirmen Diyor ki” ile yapılıyor ve bu sayıda bölüme Zeynep Ekşi Özel konuk oluyor. Gülşen Funda ve Mustafa Aplay “Çapraz Okumalar”da Firdevs Ev’inTavana Bakkitabını konuşuyorlar. Gülşen Funda ayrıca Naime Erkovan ile yaptığı söyleşiyi okurla buluşturuyor. Beyza Yıldız, Ali Yağan, Burak Genç, Betül Sezgin yeni çıkan kitaplar hakkındaki değerlendirmeleriyle dergide yer alırken, dükkân yeni çıkan başka kitapları misafir ediyor.
İyi okumalar!
İçindekiler:
Kravat ■Cemal Şakar
Olay Yeri ■Selma Aksoy Türköz
Toprak Ana Kurt Baba ■M. Fatih Kutlubay
Beni Duymuyor ■Betül Sezgin
Elektrik ■Yevgeniy Zamyatin
İvanlar ■Yevgeniy Zamyatin
*
İmgeler Sûretler■Onur Çalı
Bir Şey Hakkında Üç ŞeyMadame Butterfly ■ Mustafa Aplay
Bilinmeyen Bağlar, Olağanüstü Miraslar, Fantastik Kehanetler ve Gerçekler ■Merve Uygun
Yaratıcılığın Karanlık Tarafı: Daimonik Deneyim ■ Hacer Selçuk
Atlantik’i Aşan Mektuplar ■Milyenko Yergoviç - Semezdin Mehmedinoviç
*
HikâyesiPetroleus ■Liman Mehmetcihat
Dipnotlar / Moğolluklar■Aykut Ertuğrul
Başka Sözlük■Hale Sert
Hakan Şarkdemir ile Söyleşi■ Mükemmel Boşluk
*
Yeryüzünün Lanetlileri ■İsmail Isparta
Deus Luden ■Beyza Yıldız
Red Kit’in Atı ■Hüseyin Kılıç
Silik Bir Gülümseme ■Asil Çam
Bilgin Otu ■Murat Arslan
Türkan Hanım ■Nurbanu İnan
Mühür ■Celâl Hosrovşahi
*
Hikâyenin KalbiBenimle Başlamadı, Benimle Bitmeyecek ■ Gülşen Funda
Devriye DefteriBilinç ■Mustafa Aplay
1’e 10■Nezihe Meriç, Fuat Sevimay, Gökhan Yılmaz, Sadık Yalsızuçanlar, Bülent Ayyıldız, Gamze Güller, Yasemin Karahüseyin, Tuna Yukay, Güray Süngü, M. Fatih Kutlubay
*
Post Kitap
Çevirmen Diyor ki■Zeynep Ekşi Özel
Çapraz OkumalarTavana Bak ■Firdevs Ev
Naime Erkovan ileSöyleşi■Gülşen Funda
Atlar Dörtnala Koşarsa ■Beyza Yıldız
Aydınlıkta Saklanamayan Kusurlar ■Ali Yağan
Bir Kayıp Rıhtım Heyulası ■Burak Genç
Bağırda Tüten ■Betül Sezgin

Dergi 46. sayısında Cemal Şakar, Selma Aksoy Türköz, M. Fatih Kutlubay, Betül Sezgin ve Yevgeniy Zamyatin’in öyküleriyle okura merhaba diyor. İlerleyen sayfalarda İsmail Isparta, Beyza Yıldız, Hüseyin Kılıç, Asil Çam, Murat Arslan, Nurbanu İnan,C... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 6 gün
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Kışın Herkes Dürüsttür

“Yan yana gelmemiş iki sözcük bulabilir miyim?”
“En azından denersin.”

Eve Dönmeyen Hayvan ile 2020 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanan Murat Çelik, Kışın Herkes Dürüsttür’de noksan ve natamam yaşamları anlatıyor. Kendi sınırını ihlale teşebbüs ettiği, cinsini, cinselliğini, benliğini, yerini sınadığı anda öyküye yakalanmış kimseler, aynı sahnede paylarına düşen oyunu oynuyor, birbirlerini zorluyor, oldukları ve olmadıklarıyla anlaşılmaz kılıyor ve tanımlıyorlar:
Eksik bir organı unutur gibi, değil; eksik bir organı hatırlar gibi... Sesi önceleyen aykırı sözdizimiyle kurulmuş bir evrende, sözcelerini saklayanların, sustuklarıyla
var olanların hikâyeleri...

“Gelip beni bulacaksın. Hem ben yapmam öyle şeyler. Yapmam yapmam. Sen ne dersen onu yaparım.
Yaranı dikerim. Bahçeyi sularım. Köpeğimi bahçeye bağlarız. Senin de köpeğin olur. Yavrular ileride. Severiz. Koruruz. Kalplerimiz vardır bizim. Onları da koruruz. Beni bulacaksın. Kavuşunca körelir her şey. Unuttuğumuz yemyeşiller çoğalır. Gözümüze gözümüze sarkar. Biz yaşatanı oluruz ellerimizle. Kimsenin sevmediği yerler birbirini sevenler için yok olmaz.”



(Tanıtım Bülteninden)

“Yan yana gelmemiş iki sözcük bulabilir miyim?”
“En azından denersin.”

Eve Dönmeyen Hayvan ile 2020 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazanan Murat Çelik, Kışın Herkes Dürüsttür’de noksan ve natamam yaşamları anlatıyor. Kendi sınırını ihlale teşebbüs ett... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 6 gün
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Bellek

Bergson'dan Husserl'e Freud'dan Benjamin'e Belleğin Öyküsü
“Bizim ruhumuz tek başına o kadar boş mudur ki dışarıdan ödünç alınan imgeler olmaksızın kendisi bir hiç olsun?”
Leibniz
“Önemli olan altı birçok kez çizilmiş olandır, fakat en zayıf çizgiler bile kalır. Canlılar âleminde unutma yoktur, yaşanmışlığı bir çeşit sindirme vardır.”
Nietzsche
“Dünkü bilinç durumu ölmüş ve gömülmüştür. Bugünün bilinç durumunun varlığı dünkünü diriltmez. Mevcut bir imgenin, geçmişteki bir imgeyle özdeşleştiğini öne sürebilmesi için bahsetmediğimiz başka bir koşula ihtiyaç vardır.”
William James
“Bellek, adaletin anlamıyla tarih eleştirisi yolunda karşılaşır. Aynı zamanda hakkaniyetli bir bellek olmayan mutlu bellekten ne olur?”
Ricoeur
“Tek başıma bende, tüm insanlığın dünya dünya olalı beri sahip olduğu anılardan daha fazlası var.”
Borges
Bellek nedir? Geçmiş yaşantıların yalnızca anılarda, ama yepyeni ve bambaşka bir anlam temelinde kurulmasıdır. Elinizdeki kitap, belleğin, felsefe, bilim, antropoloji, tarih, kültür ve edebiyat gibi alanlarda nasıl kavrandığını anlaşılır biçimde ortaya koymaktadır. Belleğin zamanla, tarihle, insan ruhuyla, siyasetle, gündelik yaşamla ve geçmişle ilişkisini anlamak açısından eşsiz bir kaynak…



(Tanıtım Bülteninden)

Bergson'dan Husserl'e Freud'dan Benjamin'e Belleğin Öyküsü
“Bizim ruhumuz tek başına o kadar boş mudur ki dışarıdan ödünç alınan imgeler olmaksızın kendisi bir hiç olsun?”
Leibniz
“Önemli olan altı birçok kez çizilmiş olandır, ... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
İskandil - Günlükler 1968 / 1969

Hulki Aktunç’un “Her günlük bir iskandil, her günlük çok iskandil” sözüne uyarak günlüklerin bu cildine İskandil adını verdik. 1968-1969 yılları arasında tutulan günlüklerde öyküyle, resimle, sinemayla, ülke sorunlarıyla dolu günlerin izleri, üniversiteli bir gencin arayışları var. Anılar, öyküler, şiirler, desenler ve elbette politik olaylarla yüklü bir kitap İskandil. Dönemin edebiyat ve sanat çevrelerinin çekişmeleri, yayın dünyasındaki olaylar, 68 Kuşağı önderlerinin İstanbul Üniversitesi çevresindeki eylemleri kitaba ayrı bir özellik katıyor.

Günlükleri hazırlayan Doğan Yarıcı önsözünde “iyi ki yazmaktan geri durmamış,” diyor, “dönemin gündelik yaşamını, gazete manşetlerini, o yıl yayımlanan bütün edebiyat dergilerini, okuduğu bütün kitapları, kafaya taktığı şair ve yazarları, izlediği filmleri, dinlediği müzikleri, toplumsal ve siyasi olayları, kişisel sorunlarını, dostluklarını, hayal kırıklıklarını, açmazlarını, mutluluklarını, titizlikle ve ayrıntılarıyla. Gün gün nasıl aydınlandığına hayranlıkla tanık oluyorsunuz bu gencin, yaşadığı dünyanın, çok sevdiği ülkesinin nasıl değiştiğine, insanlarının, edebiyatının, sanatının, müziğinin, havasının suyunun nereden nereye geldiğine.”

“Her günlük bir iskandil, her günlük çok iskandil”



(Tanıtım Bülteninden)

Hulki Aktunç’un “Her günlük bir iskandil, her günlük çok iskandil” sözüne uyarak günlüklerin bu cildine İskandil adını verdik. 1968-1969 yılları arasında tutulan günlüklerde öyküyle, resimle, sinemayla, ülke sorunlarıyla dolu günlerin izleri, ünivers... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Burak Uzun okumuş bitirmiş.
Duyuyor musun?

“O küf kokulu evde, pencereden sokağın karşısındaki mezarlığa bakıp yaşadım yıllarca, Azrail’im de tepemde. Bir günüm geçmedi gülerek. Parasını biriktirdi, neşeyi biriktirdi, gezmeyi biriktirdi, eskiyi biriktirdi, biriktirdi de biriktirdi. Düğün takılarımı bile esirgedi benden. Hırsız çalarmış, yok kaybedermişim. Ne oldu, sonunda o
eksildi, ben eksildim, hepsini de bırakıp gitti. Ama zaman birikmiyor. Tik tak, tik tak, bugün de bitti. Onun için şimdi beni böyle kabulleneceksen kabullen ya da asabımı bozma. Yaşarken ikimizin yasını hep tuttum zaten, şimdi kırkımı uçurmaya geldim buraya.
Şöyle ağız tadıyla yiyelim yemeğimizi.”

Nurhan Suerdem, yaşamı tüm yönleriyle kucaklayan insanların öykülerini anlatıyor. Bu insanlar, bazen varlığının bile farkında olmayanların yüzlerinde mutlu bir an yaratmaya çalışıyorlar; bazen mutsuzluklarıyla etrafı boğmamak için kendi kendilerini telkin ediyorlar, bazen de zamanımızın yıkıcı ruhuna karşı direnmeye çağırıyorlar. Bir bakıma, ilişkilerin acımasızlığının ve politikanın gündelik hayata dokunduğu yerde var olan hoyratlığının izlerini yok etmeye çalışıyorlar. Üstelik bunu geçici bir çözüm olarak değil, hayatımızdan yok olmaları şevkiyle yapıyorlar.

Duyuyor musun?, evlerin dört duvarları; sokağın, caddelerin tek düze kalabalıkları ve zihnimizin korkuları arasında sıkışıp kalmış duyguları açığa çıkarmak için sorulan bir soru…

(Tanıtım Bülteninden)

“O küf kokulu evde, pencereden sokağın karşısındaki mezarlığa bakıp yaşadım yıllarca, Azrail’im de tepemde. Bir günüm geçmedi gülerek. Parasını biriktirdi, neşeyi biriktirdi, gezmeyi biriktirdi, eskiyi biriktirdi, biriktirdi de biriktirdi. Düğün takı... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta
Daha Fazla Göster

Burak Uzun şu an ne okuyor?

Favori Yazarları (9 yazar)

Favori yazarı yok.