Korku (düzenle)

(düzenle)

8.7

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

İnsan şehirleştikçe, modern toplumların normlarına uydukça bireyselleşiyor. İlk başta "bireyselleşme", "özgürlük" vb pozitif çağrışımlar yapsa da yanında yalnızlığı, tecrübelerden faydalanamamayı, dertleşememeyi, bir konuyu danışamamayı da getiriyor. İşte Zweig, modern bireyler ve çözemedikleri günlük problemler için ilaç gibi bir yazar. En basit konulardan, en etkileyici eserlerini ortaya koyarken kaleminin sadelikten, günlük olmaktan gelen bir akıcılığı, kuvveti, coşkusu var. Tereddütsüz okunabilecek bir yazar.

3 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Stefan Zweig betimlemeleri çok güçlü bir yazar. Bu okuduğum beşinci kitabıydı ve kesinlikle karakterlerle birlikte siz de daralıyor sıkılıyor seviniyor heyecanlanıyorsunuz. Çok canlı, yaşatan bir üslubu var. Bunu da bitirdiğimde uyuşmuş haldeydim artık, Irene'e çok kızsam da onunla beraber ben de perişan oldum hissiyat olarak :D

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bir kadının hatasını itiraf edemeyip, etrafından, çocuklarından, eşinden yiyeceği etiketlerden korkmasını konu edinmiş yazar. Ne çok yorulur insan bir şeyler saklarken aslında... Cezalar bile daha iyidir bazen içinizi kemiren, peşinizden bir saniye ayrılmayan suçlarınız karşısında.İtiraf etmedikçe içten içe kemirir sizi çünkü... İşte bunu anlatmış yazar...

2 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Okuduğum ilk Stefan Zweig kitabı.Kocasını aldatan Irene'in yaşadığı korku yazar tarafından gerçekten çok başarılı anlatılmış.
Irene'in yaşadığı korku ve psikolojisinin bozulması gerçekten üzücü bir durum ama şahsen kadına çok da üzülmedim. Aldatmak kadın veya erkek her türlü aşağılık ve affedilmeyecek bir davranış bence. Özellikle Irene'in durumunda ki gibi fazla mutlu olduğu için macera arayışı için yapılan ihanetler.
İnsanoğlu işte elindekinin kıymetini anlamak için kaybetmesi gerekiyor.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Stefan Zweig'den yine muhteşem bir kitap. Aldatan bir kadının yakalanma korkusuyla yaşadığı iç hesaplaşmayı anlatıyor. O kadar iyi yansıtmış ki o korkuyu içinizde hissediyorsunuz. Korku sizi içine çekiyor. Sonu da şaşırtıcıydı. Okumanızı tavsiye derim. Muhteşem.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tek kelimeyle müthişti...........

2 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

İnsanın özellikle kaybetme korkusu karşısındaki acizliğine çok iyi bir örnek. Zweig yine her zamanki gibi insanın iç dünyasına akıcı bir üslupla ayna tutmuş.

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

İnsan psikolojisinin ''korku'' karşısında verdiği reaksiyon bundan daha iyi anlatılamazdı.

3 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Irene avukat kocasını aldatan bir kadındır. Kitapta bahsi geçen korku da Irene’e şantaj yapan bir kadından dolayı Irene'nin yaşadığı korku üzerine. Irene bu korkudan dolayı artık öyle bir hale geliyor ki sürekli tetikte bekleyerek sıradan bir davranıştan bile şüphelenmeye, endişe duymaya başlıyor. Irene’in bu durumdaki psikolojik tahlili çok güzel aktarılmış. Ayrıca kitapta korku duygusu dışında Irene’in neden ihanet ettiği ve kocasının avukat olmasından dolayı hukuksal sorgulama üzerine de ufak bölümler yer alıyor. Kitabın esas teması korku olsa da bunun dışında benim hoşuma giden varlıklı, mutlu bir aileye sahip bir insanın neden ihanet edeceği sorusuna da kendince bir cevap vermesiydi. Irene kocasını aldattığı piyanist genci aslında sevmişti bile denemez. Onun tek aradığı sadece yaptığı mantık evliliğinde bulamadığı heyecanı bu yasak elmayı yiyerek bulmaktı. Tabii ki sonrasında bu yasak elma baya acı bir tat verdi ona. Kitabın sonlarına doğru Irene’e şantaj yapan bu gizemli kadının kim olduğunu ve Irene’e ne olacağını merak ederek okuyacaksınız. Ben kitabı fazlasıyla beğendim. Okumanızı tavsiye ederim.

3 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Okuyucuyu öykünün başından sonuna kadar içinde tutmak her yazara nasip olmaz ve Zweig bunu okuduğum üç öyküsünde de (Satranç, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dör Saat, Korku) kanıtladı.

“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir.”

3 yıl, 8 ay önce
8 kişiden, 8 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Zweig'ın hiçbir kitabıyla ilgili düz yorumlar yapamıyorum. Hikayelerindeki birbirinin içine geçen o ruh dalgalanmaları ister istemez sizi etkiliyor. 80 sayfalık kısa bir öykü mesela Korku.
Adından anlaşılacağı üzere korkuyla yaşayan, yalanlarını örtbas etmek için onlara yenilerini ekleyen, itirafın rahatlığını düşleyen ancak gerçekle yüzleşmenin getireceklerinden çekinen bir karakterle tanışıyoruz.
Okurken ben de korktum. Halbuki kitabın sonu gelmeden bir şeyleri anlamıştım. İpuçlarını takip etme konusunda iyiyimdir.(hah)

Çevirisi güzel. Hikaye güzel. Okurken kitabın içine giriyor, son sayfaya kadar çıkamıyorsunuz. Zweig bunu hep yapıyor.
Bir de kitap çok guzel. Kapak kalitesi, iç kapaktaki yazarın sevimli suratı filan. Koyun kütüphanenize.

4 yıl, 9 ay önce
geri ileri