Whitney Stone küçükken annesini kaybetmiştir. Babası ile yaşar ama ilişkileri iyi değildir. Hayatı hep kendini sevdirmeye çalışmak ile geçmiştir. Yunanca, Latince, Fransızca, İtalyanca birazda Almanca bilir. Babasını yabancı dil ve tarih konularında ders almak için ikna etmiştir. Kendisini derslerine verip erkek evlat niteliklerine sahip olursa babasının sevgisini kazanacağına inanmıştır. Kadınsı becerileri yoktur, Dikiş dikme, müzik, şarkı söyleme konularında yeteneksizdir ve nefret eder. Yaramazlıkları ile ünlü, dikkat çekmeye çalışan, inatçı biridir. Davranışları rezalettir. Bu yüzden babasını hep hayal kırıklığına uğratmıştır. Paul ise onun çocukluk aşkıdır. Tek istediği Paul ile evlenebilmektir. Dikkatini çekebilmek için elinden gelen her şeyi yapmış, hep takip etmiştir. Cesaretlendirilirse kendisini sevdiğinin farkında olmayan Paul'un evlenme teklif edeceğini düşünür. Onu etkilemek için pantolonla atın sırtında ayakta bile durur. Whitney'in bu umursamaz tavırlarına daha fazla dayanamayan babası teyzesinin yanına Fransa'ya gönderir, eğitimini tamamlamadan gelmesini istemez. Whitney ise farklı biri olarak dönüp Paul'dan evlenme teklifi alabileceği hayali ile orada hevesle çalışmıştır.
Whitney üç sene kaldıktan sonra büyüleyici güzel ve eşsiz olarak nam salmaya başlamıştır. Sayısız evlilik teklifi almış, talipleri niyetlerini belli eder etmez onları caydırmıştır. Hayatı böyle giderken babası çağrınca bambaşka bir Whitney olarak evine döner. Paul'den vazgeçmemiş hala onunla evlenmeye kararlıdır.
Bir de Whitney ile evlenmeye kararlı olan Clayton var.
Fransa'da bir maskeli baloda Whitney Clayton'la tanışmıştır. Kim olduğunu bilmeden aralarında geçen atışmalardan sonra ondan aslında etkilense de nefret ettiğine karar verir.
Clayton ise kendisini istemeyen Whitney'den fazlasıyla etkilenir. Fransa'da Whitney'i gördüğünde onu izlemiş, taliplerini geri çevirişini gülerek seyretmiştir. İlk karşılaşmalarında Whitney ona fazla genç görünmüş, ikinci karşılaşmalarında etrafının ilgisini çekmek için yarışan talipleriyle dolu olduğunu görmüştür. Gönlünü çalabilmek için kur yapması gerektiğini anlamıştır. Aşk hayatı boyunca bir kadına kur yapmaya mecbur kaldığı hiç olmamıştır. Artık sabrı kalmamıştır. Whitney'i ister ve bu sebep kendisi için yeterlidir. Ayrıca onun gönlünü çalabileceği konusunda da endişesi yoktur. Bu yüzden harekete geçer ve evlenmek için babası ile anlaşır. Babasının bozulan mali durumu da bunu kolaylaştırmıştır. Gerçi mali durumu iyi olsa da babası hayır demez çünkü o Cloymore Dükü.
Whitney bir süre Clayton'un gerçek kimliğini öğrenmez. Clayton kur yapıp Whitney'i evlenmeye ikna etmeye kararlıdır. Clayton Whitney'in peşinde iken Whitney Paul'un. Whitney uzun süre Paul diye gezdi durdu fakat aşkından öldüğünü söylediği zamanlar Clayton ile yakınlaşmasına engel olmaz. Üstelik baya da etkilenir bu anlarda. Neyse ki sonra Paul'un gerçek yüzünü görür ve o aşk sandığı olay hemen biter.
Bundan sonra Whitney ve Clayton aşkı başlar. Clayton kovalarken öyle sabırlıydı ki dinlemeden üst üste yaptığı hatalar şaşırttı. Bunlar için ona kızamıyorum. Clayton kadar aşık, kıskanç bir erkek daha görmedim onun bu hallerine bayılıyorum.
Whitney ise evlendikten sonra resmen bambaşka bir insan oluyor aşk bir insanı bu kadar mı değiştirir. Kitap kaçan kovalanır olayını en güzel anlatan kitap ikili sırayla birbirini kovaladı.
En sevdiğim kitap. Bu kitap sayesinde okumaya başladım, bir kitap ancak bu kadar güzel olabilir ve bir adam ancak bu kadar sevilir. Uzun bir kitap ama tek bir sayfasında sıkılmadım. İkiliye bayıldım kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Kitabın baş kahramanları olan Whitney ve Clayton aynı zamanda yazarımızın çocuklarını adı.
Bu kitabı tam 15 yılda toparlamış ve kitabı yayınlamak hiç aklında yokken basılmasına karar vermiş. İyikide vermiş...
Serinin ikinci kitabı,
1- Düşler Krallığı - Kara Kurt
2-İçince aşk saklı - Clayton&Whitney
Müthiş bir aşk, bol bol entrika bittiğinde büyük boşluk hissetmiştim.
Ben çok beğendim, hatta bayıldım. Bilmiyorum bu sülaleye zaafım var sanırım. :) Seri 3 kitap bilgilerinize,
Hakkını yiyemem müthişti, efsaneydi, özellikle clayton... Yine de Clayton'ın bir güven sorunu olduğunu düşünüyor bunu da whitney'e olan o muhteşem aşkına bağlıyorum. Ama Whitney'den Clayton' biraz daha süründürmesini beklerdim. Ben o kadar kolay hazmedemezdim yaşananları açıkçası.
Bir de bu kitabın yazarı tarafından gereksiz yere uzatıldığını düşünen tek ben miyim? Judithçiğim bi 100 sayfa daha eksik yazsaydın bu kitabı, o güzelliğinden hiçbir şey kaybetmezdi kitap emin ol yine de hayranım sana :)))
Pek beğendiğim söylenemez. çok çok fazla uzatılmış bir kitaptı. biraz sıkıldım açıkçası.
Öncelikle bu kitap tam bir sinir bozuculuk abidesi.Hem karakterler bakımından hem de olaylar bakımından.Ciddi ciddi yarım bırakmayı düşündüm.Ama tabi tabularımı yıkamadım daha.Dedim devam başladın bir kere.
Ben aralarındaki sevginin gerçek olduğuna inanmıyorum.Bir yanlış anlamada insan canından çok sevdiği birinden birden nefret etmeye başlayıp onunla konuşmaya ona bakmaya dahi tahammül edemeyebilir mi? Ve en önemlisi canını yakmaya çalışabilir mi? Hadi bunları da geçtim, o kişiye kendini savunma hakkı vermeden bir sonuca varıp onun oyuncu ve düzenbaz biri olduğunu söyleyebilmesine ne demeli? İşte bunlar iki karakterimizin başına da geldi.Aynı saçmalıkları ikisi de yaptı.Evlendikleri halde birbirlerine güvensizlikleri devam etti.İki insan birbirine güvenemezken nasıl evlenebilir?Evlenecekleri gün gelinin onu terk edip kaçacağını bir damat nasıl düşünebilir?Ve gelin bunu nasıl düşündürebilir müstakbel kocasına? Ben söyleyeyim:güvensizlik.İşte bu yüzden belki hikaye mutlu sonla bitmiş olabilir ama yaşamış ve hayatlarına devam ediyor olsalardı şu an , kesinlikle ilerleyen zamanlarda bu ikili boşanırdı ardından tekrar evlenirdi ve bu sürüp giderdi.Anlamış olduğunuz gibi hiçbir şekilde sevemedim bu kitabı.Konu uzatmaya çalışılmış ve uzatılırken de konu bulunmamış bunun yüzünden karakterler bir küstürülüp bir barıştırılmış.😤
Konuyu anlatayım size.Şimdiiii,bir genç kızımız var ama bildiğiniz erkek çocuğu gibi hareketlerde bulunuyor.Ki keşke böyle cesur ve gözü pek kalsaymış Whitney.Her neyse,canına tak eden babası da kızını teyzesi ve eniştesinin yanına yolluyor.Fransa'ya.Kızımız burada çok kültürlü oluyor,güzelleşiyor ve serpiliyor.Birçok davete katılıyor ve etrafı kendisine aşık olan adamlarla dolup taşıyor.Ve bir adam var ki kendisini hiç göstermiyor ama kızımızın arkasından babasıyla anlaşıp para karşılığı Whitney üzerine anlaşma yapıyorlar.Anlaşma şudur:O adamla Whitney evlenecektir.O adam dediğim de bir dük:Claymore Dükü.Çapkın ve adını aşıklarıyla çıkarmış bir dük.Tabi asi kızımız bu olayı sever mi? İşte bundan sonra o çekişmeli sahneler başlıyor.
Galiba bir tek ben bu duyguları hissettim.Genelde çok sevilmiş bir kitap.Ama benim asi tarafım bu kitabı cidden sevmedi.Ne zaman "oh be yoluna girdi her şey!" desem bir olaylar,bir olaylar...Ne okuyorsun diye soranlara bildiğiniz feryat ettim zira 2 haftamı aldı bu kitabı okumak.Tatile de gittiğim için süründü bildiğiniz.Tavsiye edeceğimi sanmıyorum.
Karakterler kendileriyle çeliştiler,yapmayacağım dedikleri şeyleri yaptılar ve bende kayıtsız kalamadım.Clayton'ın yakışıklığı bile kurtaramadı kitabı.Sevmedim ve bir daha da okuyacağımı sanmıyorum.Şu adı çıkmış Türk dizilerinden beterdi bence.😧