Huzursuzluğun Kitabı (düzenle)

(düzenle)

9.3

En Son Değerlendirmeler

0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Elimdeki işlerden dolayı uzun bir sürede okudum. Aslında roman gibi hemen okuyup bitirmeniz gereken bir kitap değil zaten. Hergün nasıl günlük yazıyorsanız, bunu da günlük yazıyormuş gibi okuyacaksınız.
Fernando'ya gelecek olursak... Bazı yerleri hiç anlamadım bu adam ne anlatıyor? Hiçbir çağrışım yapamadım dediğim yer çok oldu. Ama bazı yerlerde o kadar güzel tahliller yapmış ki bayıldım. Herşeyi anlamsız görüyor, bir yandan din saçma diyor bir yandan övüyor anlayamadım. Kendisi herşeyi düşünmenin anlamsız olduğunu söylüyor ama sürekli hüzünlü ve bunun kendisinin üzerinde yük yaptığının farkında değil ve benim düşünceme göre galiba hüzün Pessoa ile bütünleşmiş artık. Bir derdi tasası yok ama mutlu değil. Tabi Pesso'ya göre sorun mutszzluk değil ki zaten kendisini mutsuz görmüyor. Hislerin bir yük olduğunu düşünüyor ama böyle yapmakla çelişkiye düşüyor işte... Kararsızlık Pessoa'nın ikinci büyük özelliği. Neyse kitaptan sevdiğim bazı kısımları yazıp yorumumu bitireceğim. Adios.

175
''Şu anda dünya aptallara, huzursuzlara, yüreksizlere ait. Yaşama ve başarma haklarına sahip olmak için, bir akıl hastanesine kapatılmak için gereken şartları yerine getirmek zorundasınız: düşünememe, ahlaka aykırı davranma ve aşırı çoşku''.

178
''Ölümden yapılmışız biz. Hayat diye kabul ettiğimiz şey, gerçek hayatın uykusu, varlığımızın gerçek halinin ölümüdür. Ölüler doğar, ölmezler. İki dünyayı ters sırasıyla biliriz biz. Yaşadığımızı sanarken ölüyüzdür; ölümle pençeleşirken yaşamaya başlarız''.

346
Düşlenen şeylerin sadece bir yüzü vardır... Öbür yüzünü göremeyiz... Etraflarında dönemeyiz...Hayattaki varlıklarla ilgili sıkıntı, her taraflarına bakabilmemizdir. Hayallerin ise sadece bu yüzünü görebiliriz...Ruhlarımız gibi onlarında sadece bir yüzü vardır.

2 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bu kitabı Lizbon'a gitmeden önce, Lizbonluların kıymetli yazarı Pessoa'yı tanımak için almıştım..yarısını gitmeden önce, yarısını da döndükten sonra okudum.. böylece gittiğim zaman Lizbon sokaklarında Pessoa ile gezmiş gibi oldum ve döndüğüm zaman da 'aa şu bahsettiği yerden geçmiştik' tarzı gözümde canlandırmış oldum. Kesinlikle kolay bir kitap değil, içinize oturan ve usul usul hissettiren bir hüzünle okuyorsunuz.. Pessoa da zaten 'karamsar değilim hüzünlüyüm sadece' dememiş miydi? İyi ki yolumuz kesişmiş ve iyi ki senin hislerine ortak olabilmişim canım Pessoa..

3 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

SIKINTILI ANLARIMDA HUZUR VEREN , HUZURLU ANLARIMDA SIKINTI VEREN TAMAMEN GUNUMUZ MUHASEBECILERININ MEMURLARININ YASADIĞI HİSSETTIĞİ HERSEYI YANSITTIĞINA İNANDIĞIM BİR ROMAN OKUDUM VE ÖGRENDIMKI TUM MUHASEBECILERİN KADERI HISSETTIĞI DUNYNIN NERESI OLURSA OLSUN AYNI..

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

http://moonlightcat13.blogspot.com/2016/04/huzursuzlugun-kitab-fernando-pessoa.html

3 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Kitabı bitirmem uzun zaman aldı. Cümleler çok derin ve ağır, fakat bu ağırlığına rağmen yazarın yalnızlığını fazlasıyla hissettirdi. Genel olarak kitapta karamsarlık hakim.
Bu kitap beni aldı götürdü diyemem fakat neredeyse kitabın tamamının altını çizmek isterdim.

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

huzursuzken okunduğunda huzur, huzurluyken okunduğunda huzursuzluk veren müthiş bir kitap. her cümlenin altı çizilebilir. başucuna konulup ara sıra rastgele birkaç sayfa okunmalı.

4 yıl, 6 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

http://mabelard.blogspot.com.tr/2014/05/tesekkurler-pessoa.html

Huzursuzluğun Kitabı'nı okumayı bitirdim. Pessoa'nın kendine kurduğu düş dünyasını, uykuyla uyanıklık arasında bir ruh hâliyle yazdığı satırları nihayet bütün olarak görmüş oldum. Eylemsizliğine, yalnız yaşama tutkusuna saygı duydum. Sorumluluktan kaçış bilincinin sebeplerini düşündüm. Uykuya düşkünlüğünü görünce gülümsedim. Uykucuyum. Uykuyu seviyorum çünkü. Hatta şimdi, fırsatım olsa, birkaç saat deliksiz uyuyabilirim. Kitapta bütün cümlelerin altı çizilebilirdi belki ama ben o'nun en çok şu cümlesini sevdim. "Deyim yerindeyse hiçbir uyarıcıya ihtiyacım yok. Ben afyonumu, kendi ruhumda buluyorum."

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Yalnızlığın ete kemiğe bürünmüş hali Pessoa ve onun ruhunuza işleyen kılıçtan keskin cümleleri. Hayatın ne menem bir ızgara, bizlerin de o ızgarada kavrulan umutsuz kurbanlar olduğumuzu açık seçik anlatan bir eser. Müzmin yalnızlar anlar Pessoa'yı, hayata pembe gözlüklerle bakanlar değil!

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

hayatı yaşamak için değilde ölmek için gelmiş bir adamın etkileyici öyküsü

5 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap..

6 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ben pek söze makam getiremem onun gibi. Görülüyor ki; insan yaşarken de ölmüş, yokmuş gibi nefes alabilir...

6 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

sonsuza kadar başucu kitabım, hep okuyor olacağım.

7 yıl önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

her fırsatta, her yaşta, her ruh halinde, açılmalı okunmalı, hediye verilmeli,

7 yıl, 4 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim. Karşımda yalnızca, bir sıkıntı duvarıyla kuşatılmış, taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu. Nice limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın ıstırap vermez olduğu limana varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti bunların, ama benim hüznüm hepsinden eski.

Ruhum bu haldeyken, hayatın hırpaladığı dertli bir çocuk olduğumu bedenimin tüm bilinciyle hissediyorum. Bir köşeye atılmışım, oyunlar oynayan başka çocukların seslerini duyuyorum. Dalga geçer gibi verdikleri kırık, teneke oyuncağı sımsıkı kavrıyorum. Bugün, 14 Mayıs, saat akşam dokuzu on geçe, hayatımın bütün tadı, bütün değeri işte bundan ibaret.

Tutsaklığımın sessiz pencerelerinden gördüğüm bahçede bütün salıncaklar dalların üzerinden aşırtılmış, şimdi öylece sarkıyor; en tepeye dolanmışlar; yani, firar ettiğimi düşleyecek olsam, zamanı aşmak için güvenebileceğim salıncaklarım bile yok...
14 Mayıs 1916
..Ömrüm boyunca,hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim,buna karşılık kendimi benzer koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu,olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı,desem yeri var.Diyelim ki,beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum.O eli söküp atan kendi elimin,beni kurtaran boynuma ip geçirdiğini fark ediyorum.İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum,ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor..

..Kendini bilmemek,yaşamaktır.Kendini yanlış tanımak,düşünmektir.''

..Yaptığım,düşündüğüm,olmuş olduğum her şey bir teslimiyetler toplamından başka bir şey değilmiş;ya ben olduğumu sandığım sahte varlıklara teslim olmuşum,çünkü ondan başlayıp dışa doğru hareket etmişim;ya da soluduğum havayla bir tuttuğum koşulların ağırlığına.Gözümün önündeki perdenin kalktığı şu anda,ansızın yapayalnız kalmış,kendini her zaman vatandaşı saydığı yerde sürgün olarak bulmuş bir varlığım.En içten düşüncelerimde bile,ben,ben değilmişim..

7 yıl, 10 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

yavaş yavaş, ağır ağır okumalı.

8 yıl, 6 ay önce
geri ileri