Hasta Toplumlar

En Son Değerlendirmeler

10 puan

Uzun zamandır bu kitabın reklamını görüyordum, alıp almamak arasında kararsız kalmış iken ileride alırım düşüncesi ile alışveriş listeme attım. Bir iki ay önce de biriken kitap puanlarım ile bedavaya getirdim, neden bilmem bu kısmıyla gurur duyuyorum. :D

Öncelike söylemem lazım ki antropoloji terimlerine aşina değil iseniz ilk başta "Ne diyor bu?" dediğiniz anlar gelecektir, hatta aslında bu anlar sık sık gelecektir ama merak etmeyin, sandığınız kadar çok fazla terim kullanılmıyor, sadece iki üç terimi sık sık kullanıyor, onları da internetten öğrenebilirsiniz. Ağırlıkta adaptif ve maladaptif terimleri geçiyor ki bu da kabaca özetlemek gerekir ise çevre/şartlara doğal uyum/uyumsuzluk demek. Yani "kültürel" bir eylemin, x toplumu ne kadar doğa ve çevre ile uyumlu hale getirip getirmediği, zararı olup olmadığına yani o toplumu hayatta tutacak bir araç olup olmadığını açıklamak için kullanılan iki kavram.

Zaten temelde de kitabın ana konusu tam da bu; gelenek göreneklerimizin birleşiminden meydana gelen kültürel araçlarımızın sandığımız kadar adaptif olup olmadığını tartışıyor yazar. Bilhassa tartıştığı mesele ilkel toplum olarak gördüğümüz, küçük, komünal toplulukların ne kadar ideal toplum olup olmadığını çeşitli örneklerle tartışmış.

Bilen bilir, bilhassa Karl Marx'ın kuramıyla da ilişkili sayılan, küçük toplumların insanlık için ideal toplumlar olduğu, onların yaşamlarının büyük ve modern toplumlara nazaran çok daha adaptif, sorunsuz ve mutluluk verici olduğu iddia edilir. "Eskiden insanlar, küçük toplumlar halinde yaşar iken sorunları da en düşük seviyede idi, modern toplumların sorunlarını yaşamazlardı." şeklinde bir iddia... Bir dönem, hatta sanırım nispeten bugün de, bir çok antropolog tarafından yaygın olarak inanılmış, savunulmuş bir görüştür bu hatta ilkel toplumlar üzerine yapılan araştırmaların ana hedefi de hep bunu kanıtlamak adına olmuştur dersek de yanlış olmayacaktır. Maalesef hiçbir bilimsel veriye dayanmadan sadece "ön kabul" ile yola çıkılarak yapılan bilim de bilim insanlarının bilimi çarptırması ve doğal olarak gerçeklerden çok daha farklı bir manzara ile karşılaşmamıza yol açmıştır hatta hala açıyor. Bu sadece sosyal bilimler için değil fen ilimleri için de geçerli maalesef. Kimi sosyoloğun da eleştirdiği bir noktadır bu; bugün bilim insanları, orta çağ din adamlarına dönüşmüştür. Benim yıllardır savunduğum bir görüş. Konuyu dağıtmadan devam edelim.

Robert B. Edgertan, önceden araştırılmış veyahut kendi araştırdığı ilkel toplumların maladaptif uygulamalarını gözler önüne seriyor, işin kötü yanı bu uygulamaların, yukarıda söylediğim bilim insanları(!) tarafından, sırf kendi ön kabullerini doğrulamak adına, adaptif kabul edip, o toplumun hayatta kalmasını ve devamlılığını sağlamasına yol açan bir kültürel araç olarak lanse etmesidir. Bir kadının, evlendiği gece kocası dahil en az 10 kişi tarafından ilişkiye girmesini zorlamak, nasıl bir adaptiflik örneği olabilir ki? Bu uygulamanın temel sebebi o kabilede kadınların kısırlık sorunu yaşaması ve o insanların, kadınların hamile kalması için spermle doldurulması inancına dayanıyor ama işin ironik yanı da kadınların kısır kalmasının temel sebebi tam da bu uygulama yüzünden. Yahut Hindistan'da kocası ölen bir kadının ölüme onunla beraber gitmesinin adaptif ne tür bir yanı olabilir? Yahut dullara uğursuz gözü ile bakılıp, evlenilmesinin yasaklanmasının? Yamyamlık ne tür bir hayatta kalma aracı haline gelebilir?

Bunlar ve çok daha fazlası kitapta yer almakta ve sorgulanmakta. Siz de kitabı okuyunca göreceksiniz ki kültürel gelenekler her daim toplum hayrına hizmet etmemekte; belki bir dönem adaptif olmuş bir uygulamanın günümüzde maladaptif bir hale gelmiş olması dolayısı ile topluma zarar verdiğini anlayacaksınız. Ayrıca ilkel toplumlar ideal toplumlardır efsanesinin içi fos bir anlatım olduğunu da göreceksiniz çünkü modern toplumların yaşadığı sorunları onlar da yaşamaktadır hatta belki daha kötüsünü.

Elbette katılmadığım noktaları da oldu, zaten her daim tavsiye ettiğim gibi kitap okurken her şeyi olduğu gibi içinize çekmeden, eleyerek yani eleştirerek özümsemeniz gerektiğini hatırlatmak isterim. Bu kitap bana gerçekten güzel şeyler kattı, size de katacağına inanıyorum. Sevgilerimle.

geri ileri