Günlük dilde sıkça kullandığımızın aksine geçmiş, tarih; ya da tarih, geçmiş değildir. Geçmiş şimdiye kadar olup bitenlerdir. Onu değiştiremeyiz, yeniden yaşayamayız. Çok çok yeniden kurgularız, öyküsünü anlatabiliriz. Buna da tarih deriz. Bunu yaparken ölmüş nesillerin ağırlığını bir kâbus gibi kafalarımızda taşırız. İnsanların kendi tarihlerini (geçmişlerini) kendilerinin yaptığını, ama bunu kendi özgür iradelerine göre değil de tevarüs ettikleri ya da doğrudan yüz yüze geldikleri belirli koşullar altında yaptıklarını söyleyen Karl Marxın bir saptamasıdır, ölmüş nesillerin ağırlığını bir kâbus gibi kafamızda taşımamız keyfiyeti.
Günlük dilde sıkça kullandığımızın aksine geçmiş, tarih; ya da tarih, geçmiş değildir. Geçmiş şimdiye kadar olup bitenlerdir. Onu değiştiremeyiz, yeniden yaşayamayız. Çok çok yeniden kurgularız, öyküsünü anlatabiliriz. Buna da tarih deriz. Bunu yaparken ölmüş nesillerin ağırlığını bir kâbus gibi kafalarımızda taşırız. İnsanların kendi tarihlerini (geçmişlerini) kendilerinin yaptığını, ama bunu kendi özgür iradelerine göre değil de tevarüs ettikleri ya da doğrudan yüz yüze geldikleri belirli koşullar altında yaptıklarını söyleyen Karl Marxın bir saptamasıdır, ölmüş nesillerin ağırlığını bir kâbus gibi kafamızda taşımamız keyfiyeti.