Bir zamanlar allı pullu bir uğurböceği vardı. İnce mi ince, güzel mi güzeldi. Süslü mü süslüydü. Sırtı kubbeliydi ama mermer gibi düzgün göğüslüydü.Her gün, güneş ortalığı iyice ısıtınca, tüm böcekler yuvalarından çıkınca, çiçek yaprakları üstüne konarak şarkı söylerdi. Bir gün açtıuçtu çiçeğine konmuştu. Neşeli şarkılar döktürüp duruyordu. Gümüşkanat böceği sesini duydu. Durup dinledi. Sesine de, şarkılarına da hayran kaldı. Vız vız diye bir iki kere çevresinde döndü. Sonra geldi, yanına kondu.
Bir zamanlar allı pullu bir uğurböceği vardı. İnce mi ince, güzel mi güzeldi. Süslü mü süslüydü. Sırtı kubbeliydi ama mermer gibi düzgün göğüslüydü.Her gün, güneş ortalığı iyice ısıtınca, tüm böcekler yuvalarından çıkınca, çiçek yaprakları üstüne konarak şarkı söylerdi. Bir gün açtıuçtu çiçeğine konmuştu. Neşeli şarkılar döktürüp duruyordu. Gümüşkanat böceği sesini duydu. Durup dinledi. Sesine de, şarkılarına da hayran kaldı. Vız vız diye bir iki kere çevresinde döndü. Sonra geldi, yanına kondu.