Kardeşlerimden her birinin bir keçisi vardı. Bunca keçi arasından herkes keçisini tanırdı. Ama benim keçim bambaşkaydı. Öyle tanınmayacak gibi değildi ki? Hiçbir keçiye benzemezdi. Koyu kara tüylüydü. Yalnız belinin iki yanından karın altına doğru bir ak şerit inerdi. Bu ak kuşak onu ön ve arka olmak üzere iki eşit parçaya bölerdi. Kulakları gürüstü. Meşe palamudu gibi küçük ve etli kulakları olan keçilere gürüs denir. Alnından sivri burnuna doğru inen ince ak bir akıtması vardı. Ayrıca başparmak büyüklüğünde iki küpesi vardı ki, gerdanından sarkardı. Böyle küçük kulaklı, küçük küpeli keçi pek az bulunurdu.
Kardeşlerimden her birinin bir keçisi vardı. Bunca keçi arasından herkes keçisini tanırdı. Ama benim keçim bambaşkaydı. Öyle tanınmayacak gibi değildi ki? Hiçbir keçiye benzemezdi. Koyu kara tüylüydü. Yalnız belinin iki yanından karın altına doğru bir ak şerit inerdi. Bu ak kuşak onu ön ve arka olmak üzere iki eşit parçaya bölerdi. Kulakları gürüstü. Meşe palamudu gibi küçük ve etli kulakları olan keçilere gürüs denir. Alnından sivri burnuna doğru inen ince ak bir akıtması vardı. Ayrıca başparmak büyüklüğünde iki küpesi vardı ki, gerdanından sarkardı. Böyle küçük kulaklı, küçük küpeli keçi pek az bulunurdu.