Sultanı Öldürmek (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

''Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?''

Ahmet Ümit'in Sultanı Öldürmek romanı bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapında Fatih Sultan Mehmed'in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülmüş bir tarih profesörü... Bir aşk cinayeti mi? Yoksa kökleri 'Ulu Hakan'ın şüpheli ölümüne uzanan bir entrika mı? Osmanlı devletinin bir imparatorluğa dönüştüğü o zaferler ve ihanetlerle dolu günlere yapılan sıradışı bir yolculuk. Ve bu heyecan verici yolculuk boyunca kulaklardan eksik olmayan o kadim soru: Tarih, geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mı?

''...Ve Sultan Mehmed Han. Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Fatih Sultan Mehmed Han. İki karanın ve iki denizin hâkimi. Allah'ın yeryüzündeki gölgesi. Kostantiniyye'yi zapt eden padişah. Roma İmparatorluğu'nun doğal varisi, farklı dinlerden, farklı dillerden, farklı ırklardan yepyeni bir millet yaratma aşkıyla yanıp tutuşan kudretli hükümdar. Uçsuz bucaksız ovalarda at koşturan ordular. Kılıç sesleri, savaş naraları, korku çığlıkları. Ardı ardına düşen şehirler, ardı ardına yıkılan devletler, ardı ardına el değiştiren kaleler. Kırk dokuz yaşında dünyaya nam salmış bir hükümdar. Ve değişmez kader. Akşama kavuşan gün. Ecel şerbetini içen insan. Ve Fatih Sultan Mehmed'in şüpheli ölümü. Ve onun iki şehzadesi. İkiye bölünen saray, ikiye bölünen devlet, hiçbir şeyden haberi olmayan bir halk. Ve iki şehzadenin kanlı boğazlaşması sürerken saray odasında unutulan Fatih Sultan Mehmed Han'ın cansız bedeni...''

Ahmet Ümit, kusursuz bir kurguyla ele aldığı bu cinayet-aşk-tarih örgüsünde edebiyat okurlarının gözündeki ayrıcalıklı yerini bir kez daha sağlamlaştırıyor.

''Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?''

Ahmet Ümit'in Sultanı Öldürmek romanı bu satırlarla başlıyor. Yıllardır aynı kadını bekleyen bir tarihçinin hikâyesi bu. Şahane bir aşk için harcanmış bir ömrün hikâyesi... Serhazinlerin son temsilcisi Müştak Serhazin'in başından geçen dört günlük tuhaf bir serüven. Sapın... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

515 sayfa

Nisan 2012 tarihinde , Everest Yayınları tarafından yayınlandı


Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

6.6 puan (306 kişi)
771 okumuş, 149 okumak istiyor, 13 okuyor

7.7 puan (582 kişi)
1436 okumuş, 299 okumak istiyor, 29 okuyor

6.9 puan (182 kişi)
448 okumuş, 95 okumak istiyor, 7 okuyor

8.0 puan (324 kişi)
837 okumuş, 164 okumak istiyor, 13 okuyor

7.8 puan (456 kişi)
1124 okumuş, 227 okumak istiyor, 11 okuyor

7.5 puan (307 kişi)
841 okumuş, 180 okumak istiyor, 12 okuyor

6.7 puan (212 kişi)
599 okumuş, 124 okumak istiyor, 9 okuyor

7.5 puan (814 kişi)
2055 okumuş, 290 okumak istiyor, 23 okuyor

7.9 puan (166 kişi)
415 okumuş, 103 okumak istiyor, 7 okuyor

8.2 puan (844 kişi)
1925 okumuş, 444 okumak istiyor, 40 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

16 kitap, 75 oy
27 kitap, 84 oy
13 kitap, 77 oy
41 kitap, 206 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

SEMİH TANRIKULU dosemen ESRA by_serkan balbogurtlen kalbindenoptum x files İmogie sevemem thesun oguzhanzzengin ceydaberk yecin hendeseman orcuncokdiker sbltrn postiega elifdavran colins547 Mpamukoglu ilknurs saragni cagri connelly umuterdem begm7 SeL_En Alkan Esso Raine Rachel Tallentyre ninattaninbilezigi meliike Selin Reis ozcelikram bbayazit
35 kişi
Hawkstone mesutyetsen doganozmurat merthulya eylemsizlik86 themars gzd kkn Özge CAN cortexiphan Cemil_16 erkncetn Gizem Sarmaşık nilaysea moonsun55 elifkübra SLEEPLESSDREAMS freedomvforever tunamv Közdemir19 esraozbakr AFD Wbck birbenbirsen Ozden Ozturk yebeka aysetgl saduman beydalachowski mersinseda Kubrabozkurt güntülü42 yelizedebiyat dhicaz RealWalker Merve Akdoğan Muratt.. serenita Sevilayykrkr ogoznuguruguslugu
1151 kişi
Kareli nunaka deniz.z Hilalim svgfyvz yzl Ophelia recycledbeing bender merveecan yagmurkayhan Azra Mrv Frz cigdemo matilda dozuarap jazzdevil Nilgün c i m i aealfc MervenurDemir ravaella rrana dicle HighLord bluetear gulsenkocabas t.cosgun EMEL Nara matmazel sudenilay marbling ddmzn Sefa ÖZPINAR qweqwe Salih YÜKSEL aysemu lily
321 kişi
y_bulut Qelender demian psymrv tugbasultan apocan82 mypen
7 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
9 kişiden, 8 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

İstanbul ve fetih bölümleri gerçekten etkileyiciydi. Ancak romanı gereğinden uzun buldum. Özellikle kahramanımız Müştak Bey'in iç hesaplaşmaları kitaba uzun molalar vermeme neden oldu.

7 yıl, 1 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Ahmet ÜMİT i severim. fakat ne gerek var ki o kadar ayrıntı ve lafazanlığa yani bazı yerleri geçmek için geçiştirdim 1 sayfa anlatıyoda anlatıyo ama öz 1 cümle aslında böyle oluncada 1 kaşık bal için 1 çuval keçiboynuzu yemeğe benziyo tamam şikayetçi değilim ama diş bu acıyo ;)

6 yıl, 11 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Tarihle polisiyeyi çok iyi harmanlayıp ortaya İstanbul Hatırası diye bir kitap çıkartan Ahmet Ümit‘in İstanbul’un tarihinden sonra Türkiye’nin yakın geçmişine değindiği Kukla‘sını da okumuştum ki, Sultanı Öldürmek diye yine tarih ile polisiyenin kaynaştığı bir kitaptan haberdar etti üstat bizi. Ki kitap satışa çıktığı gibi de en çok satanlar listesini zorlayıp kendine en tepede yer bulmayı bildi. Hala bu listenin en tepesinde yer alan roman, Ahmet Ümit’in okuduğum 3. kitabı olmasına rağmen kendisini favori yazarlarım arasına dahil etmemi sağlamasıyla da farklı bir yere sahip.

İtiraf etmek gerekirse tarihle aram hiç yoktur. Okul yıllarından kalma bir alışkanlık olsa gerek, nefret ederim hatta. Bu yüzden bu konudaki bilgim de kıttır. Ama Ahmet Ümit’in tarihi polisiyenin içine katıp ortaya çıkardığı iş ciddi manada kendini sevdiriyor. Hatta benim gibi tarihle arası olmayan bir insanı bile yavaş yavaş tarihin öcü olmadığına, ufak da olsa biraz tarih bilgisinden kimseye zarar gelmeyeceğine inandırmaya başladı.

Sultanı Öldürmek, bir aşk yüzünden hayatını kendine zehir etmiş bir adamın hikayesini anlatıyor. Kendi çapında önemli yerlere gelse de içindeki Nüzhet aşkı onu hep dinginlemiş, onun yaralarını sarmayı bir türlü becerememiş bir adamın hikayesi. Cinayetle açılış yapan kitap, Ümit’in İstanbul Hatırası’nda olduğu gibi yine tarihin derinliklerine doğru ufak çapta bir yolculuk yapmamızı sağlıyor. Bugünlere gelmemizde, özgür hayatlarımızda inanılmaz önemi olan bir insanın, Mehmed Han oğlu Murad Han oğlu Mehmed Han’ın, yani Fatih Sultan Mehmed‘in yanına gidiyoruz, o şanlı tarihi bir kez daha yaşıyoruz. Ancak, farklı bir soruyla pek tabii ki.

Dedim ya, benim gibi tarih sevmeyen bir adamı bile içine çeken, bir yandan gizemini korurken diğer yandan da acaba sorusuyla akıllara önemli bir soru işareti yerleştiren Sultanı Öldürmek, benim okumaktan inanılmaz zevk aldığım ve elimden bir an olsun bırakmak istemediğim bir roman oldu. Kendine has anlatım tarzının üstüne eklediği ufak tefek ayrıntılarla kitabı daha da bir lezzetli hale getiren Ahmet Ümit, verdiği ince mesajlarla da okunmayı hakediyor bana kalırsa. Tereddüt etmeden okuyun diyorum. 9/10

http://cineshoot.net/sultani-oldurmek-ahmet-umit.html

7 yıl önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Güzel ama çok fazla uzatılmış bir kitap..İstanbul Hatırası yada Bab-ı Esrar ayarında bir kitap asla değil..:(

6 yıl, 11 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Ahmet Ümit’in yeni romanı ‘Sultanı Öldürmek’, kendi kendisini bir cinayetle itham eden Müştak Serhazin ile başlıyor. Altmışlarındaki bir tarihçi olan Müştak Bey, cinayeti işleyip işlemediğini bilemiyor, çünkü psikojenik füg hastalığından mustarip. Romanın bir diğer ana karakteri ise ondan 550 yıl önce yaşayan Fatih Sultan Mehmed. Ümit, bu kez iki ana karakterinin psikolojisine bir hayli eğilmiş ve psikolojik bir roman ortaya çıkarmış. Elbette bu aynı zamanda tarihi bir roman. Belki de şöyle demek daha doğru olacak; tarihçiler üzerinden yazılmış tarihi bir roman. Ahmet Ümit’in sadık okurları Başkomiser Nevzat’ın sürüklediği polisiye gerilimi de yine tadacaklar. Ama baştan söyliyeyim, biraz değişik ve sürprizli bir şekilde...

‘Sultanı Öldürmek’in çatısını ‘baba’ oluşturuyor. Buna baba sorunsalı da, baba katilliği de diyebiliriz. Baba derken güç ve iktidarı kastediyorum…
Çok doğru yakalamışsın. Aslında bu roman Türkiye’de olmayan baba katilliği meselesini inceliyor. Türkiye’de olmayan derken, insanların babasını fiili olarak öldürmesinden söz etmiyorum. Bu topraklarda, Osmanlı, Hitit, Roma döneminde taht kavgalarında babalar öldürülmüştür. Ama burada kültürden söz ediyoruz. Babayı öldürmek derken, geçmiş kültürle hesaplaşmayı kastediyorum. Baba dediğimiz şey geçmişi temsil ediyor. Ne yazık ki Türkiye muhafazakâr bir toplum ve bu muhafazakâr toplumun hem nedeni hem sonucu olarak geçmiş kültürü, yani babayı eleştirmiyoruz. Bunun sosyolojik nedenleri de var gerçi. Türkiye uzunca bir süredir kırdan kopan, sanayileşmeyi yaşayan bir ülke. Kültür olarak babayla ilişkimiz, babaya bağlılığımız, baba eviyle irtibatımız, babadan geçinmemiz, babaya diklenemememiz devam ediyor. Baba figürü, eski kültürde padişah, kral ya da imparator bunlar aynı zamanda kendini tanrının temsilcisi olarak görüyor. Baba figürü; iktidar, kral, yönetici olan kimse... Osmanlı döneminin bitmesiyle birlikte güya cumhuriyete geçtik ama baba figürü devam etti. Atatürk hepimiz için babaydı aslında. Adnan Menderes geldi. O da babaydı. Askerler her zaman babaydı. Bugün Tayyip Erdoğan da babayı oynuyor. Babayla bir meselemiz var. Evet, doğrudur bu romanın sorunsallarından bir tanesi babayla hesaplaşmak, geçmiş kültürle hesaplaşmak ve bu bizim yapamadığımız bir şey. Ruslarda ya da Batılılarda bu hesaplaşma daha yaygın bir şey, ki Turgenyev’in romanı bile vardır, ‘Babalar ve Oğullar’ diye. Dostoyevski’nin ‘Karamazov Kardeşleri’ başlı başına babayla hesaplaşma meselesidir. Oysa bizim romanlarımızda, sinemamızda babayla hesaplaşma yoktur. Babayı adeta geleneğin, kutsalın, hayatın devamı olarak görme alışkanlığımız sürüp gelir. Aslında bu topraklara baktığımızda, özellikle Akdeniz kültüründe babayı öldürmek Sofokles’in Oidipus’u ile başlar. Farkına varmadan babayı öldürür. Ama daha sonraki süreçte baba meselesi başka bir anlam kazanır.

Tarihi zaferler yönüyle değil de biraz da başka taraflarıyla yakalayalım diyorsun yani bir anlamda…
Hitit, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu’na referans vermek lazım… Hititler’de de taht kavgaları için aile içi şiddet hüküm sürüyordu. Bunu önlemek için Telipinu Fermanı bile yayınlanmıştı. Romalılar’da da devam etti. Ne yazık ki Osmanlı’da da baba, oğul, kardeş katli sürdü. Bu anlamda Osmanlı’daki örneklere baktığımızda Fatih’in zehirlenmiş olma ihtimali çok yüksek. Kimin yaptığından emin olamayız fakat Fatih’in oğlu II. Beyazıt’i, oğlu Yavuz Sultan Selim’in öldürdüğünü biliyoruz ve tarihçiler bunu kabul ediyor. Padişahların kendi oğullarını öldürttüğünü de yakinen biliyoruz ki bunların arasında Yıldırım Beyazıt da var. Yıldırım Beyazıt kendi oğlunu öldürmüştür. Kardeşler birbirini öldürmüştür. Bu kanlı kavga devam etmiştir. Bu anlamda tarihi ve taht kavgasını okurken bu yönüyle de ele almak gerekiyor. Sadece zaferlerden kahramanlıklardan oluşan bir tarih değil aynı zamanda iktidarda kalmak için bedeller ödenen; kardeş, baba, oğul kanı dökülen bir tarih gibi okumakta fayda var.

“Bu ülkede o kadar çok kutsal vardı ki, insanı insan yapan o sıradan değerlere pek yer kalmıyordu,” dedirtiyorsun karakterine. Bu eleştiriyi açalım mı biraz…
Bunu, yine baba katilliği meselesiyle bağlayabiliriz. Babanın yaptığı her şeyi kutsal görürüz. Oysa ki bugün bir problem varsa öncelikle babalarımız suçlu. Bugün bir ülke kötü yönetiliyorsa, gelişemiyorsa, töre cinayetleri varsa, insan haklarında geriyse burada birinci derecede babalar suçludur. Çünkü buradaki baba figürü devlet figürüyle aynı. Baba figürünü besleyen şeyleri söyleyeyim: Din, devlet, gelenek. Oysa kutsal olan insan hayatıdır. Bütün bunlar insan hayatı içinden çıkmış olan olgulardır. Zamanla değişecektir, değişe değişe geldi zaten. Bugünkü devlet insanların ilk kurduğu devlet değil. Demokrasi, Yunanların bulduğu demokrasi değil. Ama bunları korumaya çalışan insanlar tutucu insanlar. Bu tutuculuk mahvediyor her şeyi. O zaman ne oluyor? Birbirimizi öldürmeye başlıyoruz. O zaman insanları Sivas’ta yakıyorlar, başörtüsü olana gerici diye bakıyorlar, ateisti yok etmek gerekir diye bakıyorlar, farklı cinsel yönelimi olanları akıl hastanesine koymak gerekir diyorlar, solcuyu yok edelim, sağcıyı mahvedelim diyorlar. Kutsallık bizim birlikte yaşamamızı engelliyor. Kutsallık bölüyor parçalıyor. Oysa yukarda da söylediğim gibi kutsal olan tek şey hayattır. O bizi birleştirir. O hayatın içinde farklılıklar olacak, olmalı.

Bunlarla uğraşa uğraşa gitgide psikolojisi bozulan bir toplum olduk. Buradan senin romana geleceğim… ‘Sultanı Öldürmek’, psikolojik bir roman olmuş, yanılıyor muyum?
Yanılmıyorsun... Bence ‘Sultan’ı Öldürmek’ dört şekilde okunabilir. Birincisi, büyük bir aşk hikâyesi... İkincisi, tarihçilerin üzerinden bir tarih romanı… Üçüncüsü polisiye roman ve son olarak psikolojik bir roman. Çünkü Müştak Serhazin’in, psikojenik füg diye bir hastalığı var ama bence daha derin bir hastalığı var. Öte yandan hepimiz Müştak Serhazin’in hastalığından mustaribiz. Unutma ve içe kapanıklık, otoriter bir babanın gölgesinde, otoriter bir devletin gölgesinde kalma hastalığımız var. O yüzden de hayata atılmak yerine kendi küçük dünyalarımızda yaşamayı daha güvenli buluyoruz. Bu güvenli dünya adına açığa çıkmak istemiyoruz.

Yine psikolojik açıdan bakarsak romanda iki farklı ana karakterin var…
Evet… Romanı iki büyük karakter üzerine kurduğumu söyleyebilirim. Bir yandan kendi kabuğundan çıkmak istemeyen Müştak Serhazin, diğer yandan dünyayı fethetmeye çalışan Fatih Sultan Mehmed. Bu anlamda sadece psikolojik roman derken Müştak Serhazin’in kişiliğinde bir psikolojik roman değil, ‘Sultanı Öldürmek’ aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in şahsında da bir psikolojik çözümleme romanı diyebiliriz. Küçük bir çocuk, bir şehzade ya ölecek ya tahta çıkacak. Bu ikilem içinde olan, şansın gülmesiyle taht yolu açılan bir çocuk… İki yıl tahtta kaldıktan sonra büyük bir entrikayla, 14 yaşındayken tahttan uzaklaştırılan ve bunun travmalarını yaşayan ve belki de bu yüzden bu kadar hırslı olan padişahın olgunlaşması ve onun psikolojik profili de diyebiliriz bu romana.

Rüyaları da bu kez işin içine katmışsın. Bilinçaltının izlerini de sıklıkla görüyoruz.
Bu romanda farklı anlatım teknikleri kullandım mesela bilinç akışı tekniği. Müştak, gördüğü her şey hakkında yorum yapmaya başlıyor. Genellikle benim romanlarımda diyaloglar vardır. Karakterlerimin karşılıklı konuşmasıyla psikolojilerini ve durumu anlatırım. Ama burada öteki romanlarımda çok da görülmeyen kendi içinde bir konuşma var. Müştak Serhazin, annenin hastalıklı sevgisi, Baba’nın otoriteyle bastırdığı içindeki öteki Müştak’la konuşuyor. Belki içindeki saldırgan Müştak’la barışsa biraz daha normal bir adam olacak. Ama o hanım evladı çocuk, öteki saldırgan Müştak’la bütünleşemediği için onunla buluşmayı özlüyor. Burada yine baba meselesine dönmemiz gerekiyor. Suçluluk duygusu da ondan kaynaklanıyor. Hepimizde o suçluluk duygusu var. Bu, kültürümüzün beslediği bir psikoloji. Müştak’ta da bu duygu hep devam ediyor. Fatih, ondan çok uzakta bir kişilik.Ama olaylar onu düşünmesini sağlıyor. Birdenbire farkına varmadan kendisiyle Fatih arasında kıyaslamalara başlıyor. Burada rüyalara dönüyoruz. Bilinçaltı en iyi rüyada ortaya çıkıyor çünkü. Önce Freud’la karşılaşıyor. Freud’la iktidarı, erkek ve çocuk olmayı tartışıyor. Sonraki rüyasında ise Fatih’le karşılaşıyor. Fatih karşısında kendi aczini görüyor ama öte yandan kafasında Fatih çözümlemesini de yapıyor. Fatih’in öldürülmüş olabileceği düşüncesi rüyasında alttan çıkıveriyor. Bunu biliyor ama dile getirmekten korkuyor. Bugün birçok tarihçi, muhtemelen zehirlenmiştir der. Ama bunu yüksek sesle dile getiren bilim insanı çok azdır. “Aman ceddimize zarar gelecek” mantığı işler. Yani hâlâ babayı koruma durumu var. O zaman şu soru akla geliyor: Bilim insanları gerçekleri mi söyleyecek yoksa bir şeyleri mi korumaya mı çalışacak? Halbuki 1964 yılında Abdi İpekçi bir açık oturumda bunu gündeme getirmişti.

Kitapta Ahmet Ümit okurlarına değişik gelecek taraflardan biri de Başkomiser Nevzat’ın ortalarda öyle çok da görünmemesi.
Bu kahramanlarının arasında Nevzat’ın olduğu üçüncü romanım. Bir süre sonra insan hep aynı şeyleri anlatmaktan sıkılıyor. Bu üç yıldır yazdığım bir kitap. ‘İstanbul Hatırası’ndaki Fatih bölümünü yazarken bu romanı yazmayı düşünmüştüm. Hep aynı şeyleri yazarsam yazarlığım bitecek. O nedenle farklı şeyler yazmalıyım. Nevzat, Zeynep ve Ali’yi bir zanlının gözünden görmek çok şık oldu. Romanın sürprizlerinden bir tanesi bu. ‘Sultanı Öldürmek’i yazarı olarak değerlendirdiğim zaman, Ahmet Ümit romanlarının bir halkası olduğunu söyleyebilirim ama elbette mantıksal olarak biraz daha farklı. Tarih, polisiye, gerilim, aşk hepsi var ancak bu sefer psikolojik taraf biraz öne çıkıyor.

‘İstanbul Hatırası’ söyleşimizde “İstanbul talan ediliyor bu roman onun çığlığı,” demiştin. ‘Sultanı Öldürmek’ için ne dersin?
Ben tarihçi değilim. Tarihçilerin malzemesini aldım ve bir roman malzemesine çevirdim. Tarihimize ciddi bakmıyoruz. Tarihimize bakmak için daha cesur olmamız gerekir. Osmanlı devletini bir imparatorluğa dönüştüren bir padişahın ölümü hakkında kuşkular var ve bunların üzerine gitmiyoruz. Bu romanı yazarken Edirne’ye gittim. Edirne, Fatih’in doğduğu şehir. Oradaki Cihannüma Kasrı, eski Osmanlı saraylarından biri. Fatih Kostantiniyye’nin fethini orada tasarladı. Ama şimdi orasının durumu içler acısı. 1453 diye bir film yapılıyor, insanlar o filme büyük bir istekle ve merakla gidiyor öte yandan bu önemli şahsiyetin İstanbul’un fethini tasarladığı saray rezil bir durumda. Yani samimi değiliz. Riyakârlık toplumun her tarafına sızmış durumda. Oradaki yetkililere şurayı bir telle çevirin bari dedim. Tarihe bakmakta daha cesur olalım. Bunun bir sakıncası yok. Bunu yapınca geçmişimiz lekelenmiyor. Fatih çok büyük bir figür. Ona bakarken daha gerçekçi olmak lazım. Onun kadar cesur olmak lazım. Fatih, kendi tarihine cesur bakan biriydi... Sorun belki de tarihe bakarken Fatih kadar cesur olmamaktan kaynaklanıyor.

Klasiklere göndermeler
Bu kez edebiyat göndermeleri bol bir roman olmuş…
Bu romanda Müştak Serhazin’in ‘Yeraltından Notlar’daki kahramanla,‘Suç ve Ceza’nın kahramanı Raskolnikov’la, bizde ‘Anayurt Oteli’nden Zebercet karakteriyle bir akrabalığı da var. Beni etkileyen ve aynı zamanda Müştak Serhazin’in okuyabileceği klasik kitaplara göndermeler yaptım. Tolstoy, Dostoyeski, Çehov gibi. Aslında bütün yazarlar aynı kitabı yazıyoruz. En başından itibaren, Gılgamış destanından bu yana kutsal kitaplardan beri yazdığımız kitap hep aynı. Şiir, öykü, tiyatro, destan, masal hep aynı... Ne peki bu yazdığımız şey? İnsanı, insan ruhunu, insanın çevreyle, doğayla ilişkisini anlatmak... O yazarların hepsi beni biçimlendiren yazarlar. O nedenle onlara göndermeyi bir görev bildiğimi söyleyebilirim. Bu bir hoşluktur benim için. Tabii felsefeci olarak da Nietzsche’yi anmalıyım.

‘Fatih için üzüldüm’
‘Sultan Öldürmek’i okuyacaklar bildikleri Fatih dışında nasıl bir Fatih bulacaklar?
Umarım güzel şeyler bulurlar ama ben bu kitabı yazarken Fatih’i bir çocuk olarak gördüğümde üzüldüm. Neden üzüldüm? Çünkü padişah olma şansı nerdeyse yok. Tümüyle rastlantıyla yahut Osmanlı derin devletinin çatışmaları sonucu padişah olmuş biri. O günlerde koca Çandarlı Halil bu çocukla uğraşıyor. II. Mehmed’i düşürmek için yeniçerileri ayaklandırıyor. On dört yaşında bir çocuğun başına gelmedik kalmıyor. Ölme ihtimali çok yüksek başlarda. Çünkü önünde iki abisi var. Büyük abisi eceliyle ölüyor. Babası küçük abisi Alaeddin Ali’yi seviyor. Alaeddin Ali’nin öldürülmesi II. Mehmed’in yani Fatih’in yolunu açıyor. Fatih, mayasında padişahlık olan biri. Çok iyi bir eğitimi var. Aldığı eğitimde de kendisine Büyük İskender’i, Jül Sezar’ı örnek seçmiş. Bir dünya imparatorluğu kurma ideali var. Babası II. Murad öyle değil. Yapısındaki bu çelikleşme saray entrikalarında hakkının yenmesiyle oluyor. Çandarlı Halil çok büyük kazık atıyor ona. Babası da buna bir anlamda göz yumuyor. Hep şu şekilde anlatılıyor. Fatih, dirayetli, kararlı, tuttuğunu koparan bir hükümdar. Ama iktidarın zirvesinde yapayalnız bir insan, çevresi düşmanlarla dolu kimseye güvenmeyen bir adam... Ama bu adamdan bir dünya imparatoru çıkıyor. Bir devleti alıyor imparatorluk haline getiriyor. Korkusu, kuşkusu onu güçlü kılıyor. Korku, tehlike ve entrika bir çocuktan bir padişah yaratıyor. Kitabı okuyanlar Fatih’le ilgili bunları görecekler.

7 yıl, 4 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Ahmet Ümit'le bir İstanbul serüvenine daha katıldık. Beyoğlu Rapsodi'siyle günümüz İstanbul'unu, İstanbul Hatırası ile geçmişten günümüze İstanbul'u keşfetmiştik, Sultanı Öldürmek ile de İstanbul'un Fethini bir kez de Ahmet Ümit'in kaleminden okuduk. İstanbul'un Fethi üzerine başka kitaplarda okumama rağmen bu kitapta geçen fetih bölümleri beni hiç sıkmadı.
http://beyazkitaplik.blogspot.com/2012/05/sultan-oldurmek-ahmet-umit.html

7 yıl, 3 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

Yazar'ın diğer kitaplarına nazaran çok tatmin edici olmadı malesef:( Fakat Tarih'i bölümler güzel derlenmişti.(Ah bir de Müştak Serhazin'in şu senaryoları olmasa ;) ) Yine de Ahmet Ümit ve kitapları Can'dır :)

5 yıl, 10 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

İstanbul Hatırası kitabı gibi yine tarihle polisiyenin birleşimi bir kurgu. Hem esrarengiz bir maceraya, cinayeti tanıklık etmek, hem de tarihin izini sürmek isteyenler için tavsiye ederim. Benim için Ahmet Ümit kitapları arasında İstanbul Hatırası hala 1 numara, 2 numarada Sultanı Öldümek.

7 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

Kimse kusura bakmasın lakin polisiye dediğin ocakta yemek unutturur, kapıyı açmayı unutturur, açlığını unutturur, saatini unutturur ve sair. Bunun gibi zorlaya zorlaya gitmez. En azından biz Agatha'dan öyle gördük.:) Ben iki günde bitirdim diyenlerin gazına gelerek başladım lakin yarıya tat alamadan geldiğimi fark edip sattım.
Bazı tabular yıkılmalı nedir bu arkadaş üzerine bir şey söylenemeyen yazarların olayı? :)

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Hikaye ve olaylar güzel kurgulanmış ama kitaptan öğrendiğiniz başka bir nokta var ki İstanbul'un fethi hikaye ile çok güzel bağlanmış sanki siz fethetmişsiniz gibi hissediyorsunuz :)

7 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

sonu farklı bitti ama çok da heyecanlı değildi.daha çok müştak ın iç çatışmalarına dikkat çekiyor ama tarih meraklıları için güzel bir kitap hikayenin içinde fetih dönemindeki iç hesaplaşmalarıda öğrenebiliyorsunuz..sonunda bir muamma bıraktı bende gerçekten Fatih öldürüldü mü?

6 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
4 puan

Hayal kirikligi , sıkıcı!!!!

7 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Diğer Ahmet Ümit kitaplarına göre ağır olan temposu beni sıktı diyebilirim. Çok fazla keyif almadım, polisiyeden çok bir tarih kitabı hissi verdi bana. Tarihle ilgili sayfalara gereğinden fazla yer verildiğini düşünüyorum.

6 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Sürükleyici...

6 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Her zamanki gibi sürükleyici bir romandı..

5 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

SONU HAYAL KIRIKLIĞI AMA TARİHİ ANLATIŞI ÇOK BAŞARILI..

6 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
5 puan

Yarım bıraktım. Bu kitap beni çok fazla sıktı ve okurken zevk alamadım

6 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Kızımın Doğum Günü hediyesi : )
Okuyup bitirmem için hevesle gözlerimin içine bakan küçük kuzumu mutlu etmek için araya sıkıştırdığım bu masum kitap bir müddet sonra ister istemez aldı içine beni. Masum diyorum zira kitabın kahramanı o kadar iyi niyetli bir insan ki. Müştak.

Ahmet Ümit'in okuduğum ikinci kitabı. İlki Beyoğlunun en güzel Abisi idi. Açıkçası beni ciddi bir Ahmet Ümit fanatiği yapacak bir kitap değildi. Ancak Sultanı Öldürmek zihin kütüphanemde farklı bir yere oturdu. Okunuşunda ki yumuşaklık, okuyucuyla zıtlaşmadan kendini ifade etme çabası, karakterlerin oturduğunuz sokakta karşılaştığınız insanlardan herhangi birine kolayca dönüşüvermesi yada zaten onlar orada idi ama siz yeni farketmişsiniz gibi bir durum...
Bunlar elime , kafam dallanıp budaklandığı, onları bir müddet kendi haline bırakmanın gerektiği zamanlarda yeni bir Ahmet Ümit kitabı almam için yeterli sebepler.
Ancak ivek ivek Ahmet Ümit aramamı gerektiren noktalarda var şüphesiz. Kitap konu itibari le, benim için, kaypak bi zeminde. Bazı tarih sahnelerini okurken Fetih 1453'ü seyrediyor gibi oldum. Bu teorikte olumsuz birşey değil tabi. Adam o kadar güzel yazmış ki 1453 ile birebir örtüşüyor. Okurken izliyorusnuz ama pratikte benim için nahoş bir durumdu. Konu itibarile biraz soğuttu bu beni kitaptan.
Kahrmanın, artık bunu onun kişiliğine vermek zorunda kaldım, pimpirklililiği, delicesine sevdiği bir kadına olan aşkının aslında ne kadar da bencilce bir tutku olduğunu, ki hapse girmemek için, aşk boyutundan çıkıp kendini kurtarma çabasına dönüşmüş bencil aşıkın aşkını samimi bulmadım. Yazar bunu, Nüzhet'in yaşlandıktan sonra Müştak'ın hayallerinde yaşattığı kadından uzaklaşarak, farklı bir kültürde uzunca bir süre yaşamanın verdiği doğallıkla değiştiği teziyle sunmuş ama yine de beni ikna edemedi. Aşık maşukunu her daim, her haliyle sever. Hele bu Müştak gibi narin tabiatlı bir insan ise.
Kitabın sonu da muallaklı kaldı. Son hatırlama sahnesi sırf kafa karıştırmak için yazılmış. Ve katilin temizlikçi Fazilet çıkması.
-Nasıl da faka bastırdım sizi ama ....demiş gibi geldi bana . Hayır Müştak da katil olabilirdi . Benim için sorun yoktu yani. Çünkü , kitabun başından itibaren yarattığı Psikllojik sorunlu Müştak tiplemesi ile gayet de cinayet işleyebilecek bir Müştak tasviri yapmıştı. Yok illa mutlu sona kavuşup, yorumumun başında anlattığım, sokağımızın insanı tiplemesiyle örtüşeceğiz ya . Ne gerek var insanları huylandırmanın, şüphelendirmenin. Oysa herkes göründüğünden ne kadar da farklı...

Ve özellikle son dönem Türk roman yazarlarından bir kısmınında yaptığı, okuyucuyu yönlendirme çabası. Yada okuyucuyu cahil varsayarak, yönlendirme çabası. Her ansiklopedik (wikipedilik) bilginin bitişiğine iliştirilmiş ayrıntı kırıntıları.
"-Sadece Sordum...Neyse biz yine konumuza dönelim, tarihe...Ben sizin Fatih Sultan Mehmed'i bizim Prens Hamlet'e benzetiyorum...
Prens Hamlet...Shakespeare'in ünlü kahramanı..."

Tüm saygısını ayaklar altına alarak,sanki bilmiyorduk diyesi geliyor insanın. Yada araştırmayı bilmiyorduk. Bana romanı anlat sen Hoca. Hikaye anlatır gibi. Bildiklerini anlat ama açıklama. Bırak ben araştırayım. Korkma başka kaynaklara gidince seni bırakmam. Yine okurum senin yazdıklarını ama bırak ben özgürce araştırayım kafama takılanları.
Türk okuru artık cahil değil. Cahil olsam yazdıklarının arasında ne işim var, değil mi?Ben senin sandığın gibi başımı, deve kuşu misali senin yazdıklarının arasına tıkıp kalan bir okuyucu değilim.

Ve son olarak kafama, neon lambaları eşiliğinde çakılıp kalan soru kancası. Kitap boyunca gerçekte yaşamış bilim ve sanat insanlarının adını kullanarak, hayal ürünü bir tarihçiye atfettirdiği Ptricide,Filicide,Fratricide.
Tarih Profesörü Nüzhet Hanım'ı kitap boyunca, yine hayal ürünü gelenekçi Tarih Profesörü Tahir Hakkı'nın kelimeleriyle, gerçek olduğu kanıtlanamamış bir konuyu malzeme yaparak şöhret olmaya çalışmakla suçlayan yazar, bunu kendisi yapıyor olmasın?

Her neyse, zaten tarih ciddi bir bilimdir. Romanlar vesilesi ile karanlıkları aydınlatılacak olaylar örgüsü değil. Kendi ifadeleri ile:
"Ben bir romancıyım benim burada anlattığım şeyler tarihi hakikatler değil."

3 yıla yakın hazırlandığı bu kitap tüm eleştirilerime rağmen 6 gün süren okuma yolculuğumda hoş bir deneyim yaşattı. Eline sağlık.

4 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

11 gün süren beraberliğimiz sona erdi :) Güzel kitaptı tavsiye ederim.Yalnız kitabı alınca arka kapağı okumayın.Yoksa her şeyi öğrenirsiniz :)

7 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Ahmet Ümit'ten güzel bir roman daha sonunu yine çok güzel bağlamış. Tek serzenişim romanın baş kahramın 300 sayfa kadar çenesinin düşmesi sürekli dır dır etmesi insanın canını sıkıyor neyseki son 200'de sayfalar hızlanmaya başlıyor.

7 yıl, 3 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

bir ahmet ümit klasiği yani mükemmel

7 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

ahmet ümit bu sefer yine beklentieri fazlasıyla karşılamış. muhteşem bir kitap yazarın kurguyu çok iyi serpiştirdiği bir kitap cinayetten çok gerilime yaklaşmış bundan sonra da grilimli bir üslupla karşımıza çıkabilir ahmet ümit

7 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

fena degil,fakat fazla uzatmis,ayni sözler ayni dusunceler cok fazla tekrar var.konu guzel daha da iyi olabilirdi.

6 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Ahmet Ümit'in Sultanı Öldürmek kitabı an itibariyle bitti.

Bilmiyorum ama Ahmet Ümit'in çoğu kitabını okumama rağmen bu kitaptan çok sıkıldım.Sanki kelimeler,cümleler akmadı.Fazla ayrıntıya yer verilmiş bir romandı..

Romanın konusu ise şöyle;

Eve,her zamanki gibi Komiser Nevzat ve ekibi iş başında.Romanımızın baş kahramanlarından biri olan Müştak Serhazin 60'lı yaşlarında olup bir tarih hocasıdır.Ve birgün istemediği halde bir cinayette karışır.Ama bu cinayeti kendisinin işleyip işlemediğini bilmiyor;çünkü kendisi psikojenik füg hastasıdır.Romanın diğer kahramanı ise Fatih Sultan Mehmet'tir.Ümit bu iki kişiyi bir psikolojik aynı zamanda bir tarih romanı olarak ortaya çıkarmıştır..

Fakat bu sefer diğer romanlarından farklı bir son sizi beklemektedir..

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Ahmet Ümit ile pek geçmişim yok. "Aşk Köpekliktir" ile güzel bir başlangıç yapmıştık, "Sultanı Öldürmek" ile beni biraz üzdü. Ahmet Ümit'in suçu yok. Tamamen benim hatam. Daha önce çok fazla ismini duyduğum ama hiç merak etmediğim bir yazardı. Bu kitabın beni üzme sebebide "Yıllardır neden bu adamı es geçmişim!" düşüncesiydi.

Okuduğum nadir polisiyevari kitaplardan. Polisiye geçiş aşaması olarak kullanmakta isterim bu kitabı. Zira polisiye ile ilgili ön yargılarımıda eritti.


beni tek şaşırtmayan yönü sonu oldu. Türk edebiyatında çok nadir rastladığımız o müthiş sonlardan birisini yaşatır diye ummuştum. O da benim saflığım işte...

7 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

ilk okuduğum Ahmet Ümit kitabı ve bolca olan tekrarlardan dolayı okurken sıkılmadım desem yalan olur kitabın son sayfalarına doğru biraz sardı ama pek beğenmedim kitabı..

6 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

sonu beni şaşırtmasa da,fatih sultan mehmet'e merak salmama sebep oldu.müştak hocanın psikolojik gelgitleri de çok iyiydi,aklına sağlık ahmet ümit...

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan












Ahmet Ümitin İstanbuldaykən aldığım ikinci kitabı...Digəri “Babı Esrar”ı bu yaxınlarda oxuyub fikirlərimi yazmışdım. Son kitabı “ Sultanı Öldürmek”i də oxuyub bitirdim. Kitab digər kitablara nisbətlə gec qurtardı. Hətta paralel “Leyla” kitabına da başladım... Kitab haqqında ilk başlarda biraz tənqidi yanaşdım və yazıçını hətta bu kitaba görə əməlli tənqid edəcəkdim. Əgər səbr edib son 200 səhifəni oxumasaydım...512 səhifəlik bir kitab və bəzi yerlərdə kitab az az sürət qazansa da sözün ilk hissələrdə başlanğıc qismindəki kimi sürükləmirdi... Lakin son 200 səhifədə mövzu elə bir cəlbedicilik qazandı ki, yazara haqsızlıq etdiyim fikri yarandı. İndi isə kitab haqqında:


Kitab Haqqında



http://qazimemmedli.blogspot.com/2012/07/sultan-oldurmek-ahmet-umit.html

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Osmanlı tarihine, özellikle Fatih'e ve polisiyeye merağı olanlar için harika bir eser. Mehmed Han ve İstanbul'un Fethi hakkında bolca bilgi edinilebilecek bir eser. Aynı zamanda son bir kaç sayfasına kadar sizi merakta tutmayı da biliyor.

Her ne kadar ilk 200 sayfa falan ana karakterimiz Müştak Serhazin'in 'yeter artık ama' dedirten iç hesaplaşmalarıyla geçse de sonrasında, yani Müştak'ın Tahir Hakkı'yla buluştuğu sabahtan sonra hikaye çok güzel ve sürükleyici bir hâl alıyor.

Ahmet Ümit'in daha önce Bab-ı Esrar kitabını okumuştum ama o kitap benim için 'eh işte' idi. Bu kitap ise anlatmak istediğini başarılı bir şekilde anlatan, iyi kurgulanmış ve ilgi çekici bir eser olarak hafızamda her etti.

6 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Kitap gerçekten harika,betimlemeler ve olayın tarihi içe alınarak anlatımının süper olduğunu söyleyebilirim.Okumayan herkese tavsiye edilir.Tarihi olaylar insanda ayrı bir tat bırakırken katilin kim olduğunu merak etmek de kitabın sürükleyiciliğini artırmış.

7 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

kitap diğer polisiye romanlarına göre farklılık içeriyor , tek farkı içersinde aynı zamanda tarihi zamanıda yaşıyıorsunuz . Fakat kitabın en az 100 sayfa daha az olması gerekirdi . kitapta klasık hedef şaşırtma bariz şekilde kendisini belli ediyor. yinede okunabilirliği var .

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Ahmet Ümit tarihi çok iyi işlemiş romanda. Tarihi olayları anlatışı çok hoşuma gitti. Ayrıca, karakterin iç dünyasını çok iyi yansıtmış.

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
5 puan

Kitap Ahmet Ümit'in diğer kitaplarına göre çok durağan geldi bana. Fatih ekseninde olmasına rağmen Fatih figüran gibi kalmış. Daha önce Şems,Mevlana üzerine yazdığı Bab-ı-Esrar'da bu karakterleri romana daha çok oturtmuştu. Bu kitapta ise karakterler zayıf kalmış gibi geldi bana.

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Bu kitabı okuduğumda, Fatih Sultan Mehmet Döneminde bilmediğim birçok şeyi ögrendim ve araştırmak istedim.Tarih ile içi içe yazıan kitapları için Ahmet Ümit'e teşekkürler.

6 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tarihin sinema salonlarında değil okunarak öğrenileceğinin en güzel ispatlarından bir tanesi Ahmet Ümit / Sultanı Öldürmek. Günümüzde işlenen bir cinayet ve cinayetin gizemini çözmek için Osmanlı dönemine yapılan bir yolculuk taht kavgaları kardeş katlini meşru kılan fermanlar saltanat uğruna babasını öldüren şehzadeler ve asla sırrı çözülemeyecek ölümler . İstanbul'un kimine göre fethi kimine göre başına gelen en büyük bela 3 tarih profesörü 1 cinayet 2 ölüm feth edilen bir şehit her iki tarafın kahramanca mücadelesi Bizans saflarında savaşan Osmanlı şehzadesi ve gecenin bir yarısı katil kim merakına yenik düşüp kitabın sonunu getirirken Ahmet Ümit'in ters köşeye yatırdığı okur ben. Enfes bir roman tarih, tarih kitaplarında yazanlardan çok farklı yazıldığı gibi okunmuyor maalesef. patricide, filicide, fratricide

7 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Alıştığımız Ahmet Ümit romanlarının biraz dışında daha çok tarih ağırlıklıydı. Ancak çok sürükleyici ve süpriz sonuyla çok güzeldi.
Okumanızı tavsiye ederim.

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

İlginç bir kitap. Farklı bir kurgu. İlgi çekici. Tarih kitabı okumayı pek sevmememe rağmen, yine de bu koca kitabı 5 günde bitirdim. Ahmet Ümit, zaman zaman asıl hikayeden kopup, tarihle ve Fatih Sultan Mehmet ile ilgili ayrıntıları çok çok uzatıp, içinize fenalıklar basmasına sebep olsa, beyninizi Fatih Sultan Mehmet ile yıkamış bilinç altınızla oynamış olsa da, hatta ve hatta rüyanızda Fatih Sultan Mehmet ile birlikte istanbulu feth etmenize neden olsa da.. Yine de yarım bırakmayı aklınızdan bile geçiremiyorsunuz. Sonunda ağzınızı açık bırakıyor, yüreğinizi sızlatıyor...

7 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Ben çok sıkıldım okurken oysa Ahmet Ümit kitaplarıyla ilgili çok iyi yorumlar oluyor.İlk okuduğum kitabydı ve zor bitirdim.Başka kitabını okurmuyum bilemiyorum.En azından iki kitaptan sonra tekrar Ahmet Ümit'i alırım.

6 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

ahmet ümit beklentileri çok yükseltti her yeni kitabında daha iyi olmalı...

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Beklentimin altına çıkmasın isterdim.
En azından bunca reklam, övgü, bekleyiş daha dolu karşılanabilirdi.
İstanbul Hatırası'nın gölgesinde kalmış.
Sanırım daha az kitap çıkarmalı Ahmet Ümit.
Aralıksız yayınlanan kitaplar üstünkörü bir hal mi alıyor ne...

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

ahmet ümit'in çoğu kitabını okumuş olmama rağmen , her kitabında farklı şeylerle karşılaşmak hoşuma gidiyor. bu romanda tarih yönü olarak sultanı öldürmek tam bir bilgi hazinesi. kitabı okudukça farkında olmadan fatih,fetih dönemi hakkında bir çok bilgiye sahip olmuş oluyorsunuz. ama sonu çoğu ahmet ümit kitaplarında olduğu gibi şaşkınlık verici değil. belkide finali en havada kalmış ahmet ümit romanı. buna rağmen tarih yönü tatmin edici düzeyde .
özetle cinayet ve polisiye bölümü zayıf, tarih yönü tatmin edici bir roman..

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Muhteşem bir kitaptı. Çok sürükleyiciydi, elimden bırakamadım resmen

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Yine bir Ahmet Ümit kitabı ve yine tadını damakta bırakan bir roman... Fethi Ahmet Ümit'in kaleminden okumak benim için güzel bir deneyim oldu. Her zamanki gibi yine okurken bir şeyler öğreniyorsunuz. Kurgusu,kahramanları başarılı olmuş bence. Almaya ve okumaya kesinlikle değer,tavsiye edilir.

6 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Öncelikle kitap bir polisiye kitabı değil onu baştan söyleyeyim. Osmanlı tarihini sevenler bu romanı sevebilir diye düşünüyorum.
Ahmet Ümit gereksiz yere uzatmış kitabı.
İstanbul'un Fethini anlatan kısım çok başarılıydı.
Ama sultanın öldürülme kısmının havada kalmasına anlam veremedim.
''Ee sonuç olarak zehirlendi mi? zehirlenmedi mi?'' sorusunu sordum okuduktan sonra. Keşke sonu havada kalmasaydı.

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Baya uzun bir kitap ana konudan tarihi bilgiler vermek için ara ara sapsada fena bir kitap değil

6 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
3 puan

Ben beğenmedim.

6 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Daha bitirmedim ama Ahmet Ümit'in alışılagelmiş tarzını yansıtmadığı kesin. Bazı yerlerde okuyucuyu sıkabiliyor. Fakat genel olarak iyi gidiyor.

6 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

ilk sayfalarda biraz sıkılmış olsam da sonraya doğru gerçekten hemen okumak istiyorsunuz. kitabın olay kurgusu gerçekten başarılı sizi sürüklüyor ancak karakter tahlillerine fazlaca girmiş ve bazı yerlerde çok sıkıcı olmuş yeter artık şu ruh hallerinden diyorsunuz...

6 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

yer yer sıktığı,ayrıntılara fazlaca yer verdiği halde Fatih Sultan Mehmed dönemini enfes anlatmış.final çok büyük bi sürpriz olmasa da Ahmet Ümit'in bi sonraki kitabını beklememek elde değil.. :)

6 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Ahmet Ümit standartlarının altında kaldığını düşündüğüm bir kitap.Sonu bende hayal kırıklığına neden oldu.Okurken sıkıldığım,gereğinden fazla uzun bulduğum bölümler oldu.

6 yıl, 7 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski