Seri Katiller Kulübü

Kahramanımız kendisini sadece seri katillerden oluşan bir kulübün içinde bulur. Amacı bir seri katil olmak değildir, en azından teknik olarak. Kulüp üyelerini teker teker öldürmek için müthiş bir plan yapar. Planı mükemmel bir biçimde işlemektedir. Ta ki, seri katiller, kulüp üyelerinin azalmaya başladığını fark edinceye kadar...

Kahramanımız kendisini sadece seri katillerden oluşan bir kulübün içinde bulur. Amacı bir seri katil olmak değildir, en azından teknik olarak. Kulüp üyelerini teker teker öldürmek için müthiş bir plan yapar. Planı mükemmel bir biçimde işlemektedir. Ta ki, seri katiller, kulüp üyelerinin azalmaya başladığını fark edinceye kadar...


Değerlendirmeler

değerlendirme
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

SPOİLER OLABİLİR
İncelemenin ana başlığı kısaca: “Ben yandım; eller yanmasın.” Romanın konusunu okuyunca seyrettiyseniz aklınıza Dexter gelip ilginizi çekebilir. “Acaba böyle bir olay nasıl anlatılır?” diye düşünüyor insan. Roman da bu sorunuza “Bu olay böyle anlatılmaz.” diye cevap veriyor. Ana karakterimiz bir seri katilin saldırısında seri katili öldürüp onun kimliğine bürünen ve yalnızlığından dolayı seri katiller kulübünden medet uman birisi. Sen nasıl bir tutarsız ana karaktersin. Hem seri katiller kulübünü çok sevdiğinden, orda rahat hissettiği gibilerinden laflar ediyor hem de oradaki üyelerin nerdeyse hepsine içten içe gıcık oluyor. Ana karakterimiz o kadar kişiyi öldürdüğü halde kendisini katil olarak kabul bile etmiyor. Hani sırf ana karakterin mi ayakları yere basmıyor? Tabii ki değil. Diğer seri katiller de nasıl seri katil anlamıyor insan. Bu kadar kolay mı öldürülüyorsunuz, siz? Bir de katillerin piri diyebileceğimiz gizli karakter Kentucky Katili var. İsmi de bildiğimiz tavukçu KFC’den geliyor. KFC’den alışveriş yapanları hunharca öldürüp ağızlarına KFC’den alınan limonlu ıslak mendil dolduruyor ve kafalarına boş KFC kutusu geçiriyor. Romanın sonunda eh herhalde buna mantıklı bir açıklama vardır diyorum. Yok, yok, yok… Karakterlerin hiçbirisinin derinliği yok. Bir yerden sonra “Acaba absürt bir roman mı, bu?” diye düşünmeye başladım. Ne gerçekçi bir roman olmuş, ne absürt bir roman olmuş. Sadece gereksiz bir şey olmuş. Bunu okuyana kadar açın güzel gerçekçi araştırmalar yapan kişilerin kitaplarını okuyun. Benim tercihim Sevil Atasoy’dan yana olacak.

4 yıl, 7 ay önce

Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski