Seni Dinleyen Biri

Rutubetli hava yürüyüşümü ağırlaştırıyor, ayaklarımın denetimini yitiriyorum. îki ayağım sanki iki palet; yürürken elimde olmadan dışa doğru açılıyor. Yazın dağlara yürürdüm eskiden ya da yüzerdim; üç yaz oldu denize girmiyorum. Hiçbir zaman hanım hanımcık adımlar atabilen biri olmadım, uçar gibi, kaçar gibi bir tepeye tırmanıyor, bir maniayı aşıyor gibi yürürdüm. Bir müzik sesi ulaştığında kulaklarıma, mesela Reşid Behbudovdan Azeri bir parça duyduğumda, derin­lerime kök salmış biri, yeşil dağlardan koparılmış bir büyükanneannesi olan Çerkez kızı, dans adımları atarak havalara sıçramak isterdi. Yürürken bastığım yere dikkat etmediğimi söylerdi Halil; uzun yürüyüşlerimizde iki üç kez düşmekten kurtarmıştı beni. Orada bir çukur, şurada sürpriz bir basamak, daha ileride hesaba katılmayan bir boşluk ve ben yeryüzüne değil gökyüzüne bakarak yürümek istiyorum. Salınarak yürümeyin öyle, derdi Zehra eskiden, Betülle ikimize ki özellikle benim salınarak yürüdüğüm hiç söylenemezdi. Yürürken melekleri hatırlamalı, melekleri hatırlatmalıyız. Sen melek değilsin, ben de değilim; hem meleklerin nasıl yürüdüğünü de bilmiyoruz. Ne bileyim, işte, sokakta yürürken kadınlığı öne çıkmayan bir kadın, bir hanımefendi gibi yürümelisin.

Rutubetli hava yürüyüşümü ağırlaştırıyor, ayaklarımın denetimini yitiriyorum. îki ayağım sanki iki palet; yürürken elimde olmadan dışa doğru açılıyor. Yazın dağlara yürürdüm eskiden ya da yüzerdim; üç yaz oldu denize girmiyorum. Hiçbir zaman hanım hanımcık adımlar atabilen biri olmadım, uçar gibi, kaçar gibi bir tepeye tırmanıyor, bir maniayı aşıyor gibi yürürdüm. Bir müzik sesi ulaştığında kulaklarıma, mesela Reşid Behbudovdan Azeri bir parça duyduğumda, derin­lerime kök salmış biri, yeşil dağlardan koparılmış bir büyükanneannesi olan Çerkez kızı, dans adımları atarak havalara sıçramak isterdi. Yürürken bastığım yere dikkat etmediğimi söylerdi Halil; uzun yürüyüşlerimizde iki üç kez düşmekten kurtarmıştı beni. Orada bir çukur, şurada sürpriz bir basamak, daha ileride hesaba katılmayan bir boşluk ve ben yeryüzüne değil gökyüzüne bakarak yürümek istiyorum. Salınarak yürümeyin öyle, derdi Zehra eskiden, Betülle ikimize ki özellikle benim salınarak yürüdüğüm hiç söylenemezdi. Yürürken melekleri hatırlamalı, melekleri hatırlatmalıyız. Sen melek değilsin, ben de değilim; hem meleklerin nasıl yürüdüğünü de bilmiyoruz. Ne bileyim, işte, sokakta yürürken kadınlığı öne çıkmayan bir kadın, bir hanımefendi gibi yürümelisin.


Değerlendirmeler

değerlendirme
6 puan

hiç bir romanı bu kadar uzun sürede bitirmişliğim yoktu. bunda belkide dilinin akıcılıktan uzak uzun cümleleri etkili oldu. bazan dönüp ne demek istediğini düşündüğüm yerleride olmadı değil. baskı zaten hatalarla doluydu.
gözden geçirilip, gereksiz tekrarlar cıkarılmış olsa okuyucu için daha akıcı olabilirdi.
bütün bu olumsuz yönlerine rağmen elimde sürünmesinin asıl sebebi bitirmek istemememdi. sanki bir zaman makinesine binmiş ve ben kendimi, çağımı, yeşil kuşak gençliğini uzaktan izliyor, aynı sözleri, aynı düşünceleri yaşamıştım diyordum kitap boyu... ortak karakterlerimiz vardı roman kahramanları ile ve bu "ben"i uzaktan izlemek acı geliyordu...
kitabın sonu devam eden bir hayatın o dönemi gibiydi. belirsiz,muğlak, ne edeceğini bilmez meral ve ben...
kitaba bir isim verilmesi istenseydi şayet ben bu kitaba " SENİ ANLAYAN BİRİ" ismini daha uygun görürdüm. zaten kitabın ismini soranlara belkide başından beri bir şartlanmışlık hesabı ile "seni anlayan biri" diyordum...
seni anlayan biri var bu hayatta... yazar ve kahramanlar, beni anlayan biri işte, ya da ey yazar ve kahramanları sizi anlayan biri işte ben....


Baskı Bilgileri



ISBN
9944486545

Etiketler: hikâye

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

GüLBeŞeKeR mavisevda_21 semire
3 kişi

Okumak İsteyenler

Okumak isteyen bulunamadı.

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski