Sarık ve İstanbulin

600 yıllık çatışma ve karşılıklı hayranlık hikâyesi…

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasında altı yüzyıl boyunca süren ilişkileri tamamen ak ya da kara olarak tanımlamak mümkün değildi. Savaşlarla sıkça karşı karşıya gelen bu iki dünya birbirlerinden kopuk olmadıkları gibi mutlak bir düşmanlık içine girmemişlerdi.

İstanbul'un 1453'te II. Mehmed tarafından fethi Batı dünyasını paniğe sevk etmiş, kafalardaki saldırgan ve barbar Türk imajını pekiştirmişti. 17. yüzyılda Osmanlıların uğradığı Viyana bozgunu ise Osmanlı'nın Batı’yla ilişkilerini değiştirdi; kanlı ve yenilmez Türk imgesini yumuşatıp, Türkleri korkutucu bir unsur olmaktan çıkardı.

Barış antlaşmaları, kapitülasyonlar ve ticaret hakları sayesinde İstanbul'a çok sayıda İngiliz, Avusturyalı, Hollandalı, Fransız elçilik temsilcisinın, seyyah ve tüccarların yolu düşüyordu. Seyyahlar, yazdıkları mektuplar ve anılar ya da yaptıkları resimlerle Avrupa'daki vatandaşlarına Osmanlı kültürüne ve Osmanlı'da gündelik yaşama dair izlenimlerini aktardılar. Diğer yandan, özellikle Lale Devri’nden itibaren, Osmanlı sultanları ve saray halkı Avrupa kültürüne ve objelerine büyük ilgi duymaya başladılar. III. Selim’den itibaren başta ordu ve sağlık alanında, daha sonra idarede Batı kurumları örnek alındı. Osmanlı’nın Batılı örneğine dayanan modernizasyon süreci Mustafa Kemal’in 1923’te Cumhuriyet’i ilan etmesiyle doruk noktasına ulaştı.

Tarihçi ve akademisyen Jean-François Solnon kitapta uzun bir tarihi kesiti, ayrıntılarıyla ve tüm zenginliğiyle aktarıyor. Düşman gösterilen iki “dünya”nın, ne kadar yoğun bir ilişki içinde olup işbirliği yaptığını, savaşlarının karşılıklı hayranlığı dışlamadığını açıkça ortaya koyuyor.

Kitap 2009 yılında Avrupalı tarihçilerden oluşan bir jürinin, Avrupa tarihi hakkında yazılan kitaplara verdiği Prix du Livre d'Histoire de l'Europe adlı ödülü kazanmıştır.

600 yıllık çatışma ve karşılıklı hayranlık hikâyesi…

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasında altı yüzyıl boyunca süren ilişkileri tamamen ak ya da kara olarak tanımlamak mümkün değildi. Savaşlarla sıkça karşı karşıya gelen bu iki dünya birbirlerinden kopuk olmadıkları gibi mutlak bir düşmanlık içine girmemişlerdi.

İstanbul'un 1453'te II. Mehmed tarafından fethi Batı dünyasını paniğe sevk etmiş, kafalardaki saldırgan ve barbar Türk imajını pekiştirmişti. 17. yüzyılda Osmanlıların uğradığı Viyana bozgunu ise Osmanlı'nın Batı’yla ilişkilerini değiştirdi; kanlı ve yenilmez Türk imgesini yumuşatıp, Türkleri korkutucu bir unsur olmaktan çıkardı.

Barış antlaşmaları, kapitülasyonlar ve ticaret hakları sayesinde İstanbul'a çok sayıda İngiliz, Avusturyalı, Hollandalı, Fransız elçilik temsilcisinın, seyyah ve tüccarların yolu düşüyordu. Seyyahlar, yazdıkları mektuplar ve anılar ya da yaptıkları resimlerle Avrupa'daki vatandaşlarına Osmanlı kültürüne ve Osmanlı'da gündelik yaşama dair izlenimlerini aktardılar. Diğer yandan, özellikle Lale Devri’nden itibaren, Osmanlı sultanları ve saray halkı Avrupa kültürüne ve objelerine büyük ilgi duymaya başladılar. III. Selim’den itibaren başta ordu ve sağlık alanında, daha sonra idarede Batı kurumları örnek alındı. Osmanlı’nın Batılı örneğine dayanan modernizasyon süreci Mustafa Kemal’in 1923’te Cumhuriyet’i ilan etmesiyle doruk noktasına ulaştı.

Tarihçi ve akademisyen Jean-François Solnon kitapta uzu... tümünü göster


Değerlendirmeler

değerlendirme
Filtrelere göre değerlendirme bulunamadı

Baskı Bilgileri

Karton Cilt, Ali Berktay, 594 sayfa
Nisan2013 tarihinde, Doğan Kitap tarafından yayınlandı


ISBN
9786050914009
Dil
Türkiye Türkçesi

Etiketler: tarih

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

Okumuş kimse bulunamadı.

Okumak İsteyenler

ironmarvin Drifter Nur Özbalta
3 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski