Hay Hak! Söyleşiler

Türkçe şiirin ayrık bir sesi ve en önemli modern ustalarından olan Ece Ayhandan apaçık bir (başka) saldırı-Sanat dünyamızın marjlara yakın duran sanatçılarıyla, durmadan eski marjinallere ve tarihe göndermeler yaparak kurduğu söyleşilerde, Ece Ayhan, Hayata, Dünyaya, Sanata, Sanatçıya, Düzene ve İktidara cevabı zor sorular yöneltiyor. Kimi kez karşısındakini dinlemediği, cevabını yok saydığı oluyor, hedefi tam da kalbinden vurmak adına. Daha önce Şiirin Bir Altın Çağı adlı kitapta başka söyleşiler ve yazılarla yan yana duran Hay Hak! Söyleşiler, bu kez bir başına sıkı bir kitap halinde. TADIMLIKCihat Özegemen ve SoyağaçlarıEce Ayhan -- Abdülbaki Gölpınarlı bir rastlayışta, resim eleştirmeni Sezer Tansuğa Duydum ki bir kadın sevmişsin! der.Cihat Özegemen -- Bir Ramazanda Üsküdardaki evine gittiğimde içki içiyordu. Bana Ne yapalım. Ramazan merdivenleri çıkamadı, çünkü merdivenler çok eski demişti.EA -- Hacı Bayram Veliden günümüze gelen bir soyağacı resmi yapmıştınız?CÖ -- İşte Melâmîlik; özü neşe demektir. Melâmette bir olaya yaklaşmak var, kimi sorunları bilmek var. Bildikten sonra bulduğun şeyi kemale erdiriyorsun.EA -- Bunları, küçük tarihi, onları resme nasıl taşıyorsun?CÖ -- Söz gelimi, üçgenler, diyelim. Camilere (dışardan) baktığımızda kubbelerin tepeleri ve içerde mihraplar hep bir üçgenle biter. Bu bir kavuk simgesidir. Yani bir tür geometrinin açılıp kapanması. Bunlar bende bilinçaltı olaylarıyla birleşir ve renk, motif ve simgeler halinde ortaya çıkmış oluyor. Olmak sözcüğüyle sonuçlanıyor. Yani bir çeşit özümseme.EA -- Nasıl bugün Türkiyede arabesk şiir ve arabesk resim varsa tarikat resmi de mi var?CÖ -- Hayır. Bunlara dinsel resimler denmesi daha doğru. Eski tarikat babalarının, kendi yaşam öyküleri içinde elbet simgeleri resim olarak yapılmıştır.EA -- Hiç minyatür yaptınız mı?CÖ -- Hayır hiç yapmadım. Eyüp Sultan ve Karacaahmet mezarlıklarındaki taş süslemelere baktım. Nakkaşların kullandıkları biçimlerden esinlendim. Ve, Hacı Bayram Veli soyağacı ortaya çıktı. Sadberk Hanım Müzesinde sergileniyor.EA -- O zaman buna ne diyelim?CÖ -- En iyisi anahtar diyelim.EA -- Bir yanlış çeviri gereği Musanın boynuzlu oluşu belki önemli değil. Ama her şey baştan yanlış çatılmıştır diyorum.CÖ -- Herhalde yükleri yerine, yerli yerine koyamıyoruz ki...EA -- Ortalıkta bir de yanlış resim yok mudur?CÖ -- Doğayı olduğu gibi görmek yanlıştır işte. Doğa niçin siyah olmasın?EA -- Aliye Berger geldi aklıma. Kocam Mösyö Berger öldükten sonra, her şeyi siyah-beyaz olarak görüyordum. O yüzden hep gravür kazımıştım. Peki kara renkten sarıya geçelim?CÖ -- Sarı bir karantina rengidir. Kırmızıyla karıştırılırsa portakal rengine de dönüştürülebilir. Kandinsky sözün bittiği yerde sarıyı sürmüş, yeşili ya da kırmızıyı koymuştur. Ruhsal gerginliği oluşturmaktır bu. Hem güneşin özü de sarışınlıktır, kadmiyum, krom. Bunlar zehirlidirler.

Türkçe şiirin ayrık bir sesi ve en önemli modern ustalarından olan Ece Ayhandan apaçık bir (başka) saldırı-Sanat dünyamızın marjlara yakın duran sanatçılarıyla, durmadan eski marjinallere ve tarihe göndermeler yaparak kurduğu söyleşilerde, Ece Ayhan, Hayata, Dünyaya, Sanata, Sanatçıya, Düzene ve İktidara cevabı zor sorular yöneltiyor. Kimi kez karşısındakini dinlemediği, cevabını yok saydığı oluyor, hedefi tam da kalbinden vurmak adına. Daha önce Şiirin Bir Altın Çağı adlı kitapta başka söyleşiler ve yazılarla yan yana duran Hay Hak! Söyleşiler, bu kez bir başına sıkı bir kitap halinde. TADIMLIKCihat Özegemen ve SoyağaçlarıEce Ayhan -- Abdülbaki Gölpınarlı bir rastlayışta, resim eleştirmeni Sezer Tansuğa Duydum ki bir kadın sevmişsin! der.Cihat Özegemen -- Bir Ramazanda Üsküdardaki evine gittiğimde içki içiyordu. Bana Ne yapalım. Ramazan merdivenleri çıkamadı, çünkü merdivenler çok eski demişti.EA -- Hacı Bayram Veliden günümüze gelen bir soyağacı resmi yapmıştınız?CÖ -- İşte Melâmîlik; özü neşe demektir. Melâmette bir olaya yaklaşmak var, kimi sorunları bilmek var. Bildikten sonra bulduğun şeyi kemale erdiriyorsun.EA -- Bunları, küçük tarihi, onları resme nasıl taşıyorsun?CÖ -- Söz gelimi, üçgenler, diyelim. Camilere (dışardan) baktığımızda kubbelerin tepeleri ve içerde mihraplar hep bir üçgenle biter. Bu bir kavuk simgesidir. Yani bir tür geometrinin açılıp kapanması. Bunlar bende bilinçaltı olaylarıyla birleşir ve renk, motif ve simgeler halinde ortaya çıkmış oluyor. O... tümünü göster


Değerlendirmeler

değerlendirme
Filtrelere göre değerlendirme bulunamadı

Baskı Bilgileri



ISBN
9750803345

Etiketler: söyleşi-röportaj

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

kareler aklar efendi zibidi
2 kişi

Okumak İsteyenler

Duygu Ergin
1 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski