Gece Ana

Campbell son derece ağır suçlarla itham edilmesinin yanı sıra bir yazar, bir zamanlar orta karar şöhrete kavuşmuş bir oyun yazarıydı. Yazardı demek, sırf sanatın gerektirdiklerinin ona, üstelik herhangi bir sakınca görmeden yalan söylettiğini söylemektir.
Oyun yazarıydı demekse hiç kimse sahne kadar garip bir yapaylıktaki bir şey üzerinde hayatları ve tutkuları çarpıtan bir adamdan daha iyi yalan söyleyemeyeceğinden, okura yapılan daha da sert bir uyarıdır.

İnsanı insan yapan nedir?
Kimliğimizi ne belirler?
Genetik miras mı? Yetiştirilişimiz ve ailelerimiz mi?
Irkımız, dilimiz, dinimiz mi? Çevremiz mi?
Coğrafya mı? Tarih mi?
Başımıza gelenler mi?
Yoksa hepsini birden alıp ne yaptığımız mı?
Davranışlarımızın altında hangisi yatıyor?
Yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin sonuçları, son tahlilde tümüyle bizim midir? Doğru, hep göründüğü gibi midir?
Yalan her bağlamda kötü müdür yoksa anahtar,
görelilik kuramının söylediği şey midir?
Merhamet olmadan insan, insan olur mu?

Kurt Vonnegut, başyapıtlarından Mezbaha 5’te ufak bir rolde görünmüş
Amerikalı ‘Vatan Haini’ Howard W. Campbell Jr’ı başrolüne oturttuğu casusluk öyküsü
Gece Ana’da, tanıyıp sevdiğimiz, hem gülümsetip hem göz yaşartan sivri diliyle
bir kez daha şereften merhamete, aşktan ihanete her yönüyle insan olmayı anlatıyor.

Campbell son derece ağır suçlarla itham edilmesinin yanı sıra bir yazar, bir zamanlar orta karar şöhrete kavuşmuş bir oyun yazarıydı. Yazardı demek, sırf sanatın gerektirdiklerinin ona, üstelik herhangi bir sakınca görmeden yalan söylettiğini söylemektir.
Oyun yazarıydı demekse hiç kimse sahne kadar garip bir yapaylıktaki bir şey üzerinde hayatları ve tutkuları çarpıtan bir adamdan daha iyi yalan söyleyemeyeceğinden, okura yapılan daha da sert bir uyarıdır.

İnsanı insan yapan nedir?
Kimliğimizi ne belirler?
Genetik miras mı? Yetiştirilişimiz ve ailelerimiz mi?
Irkımız, dilimiz, dinimiz mi? Çevremiz mi?
Coğrafya mı? Tarih mi?
Başımıza gelenler mi?
Yoksa hepsini birden alıp ne yaptığımız mı?
Davranışlarımızın altında hangisi yatıyor?
Yaptığımız veya yapmadığımız şeylerin sonuçları, son tahlilde tümüyle bizim midir? Doğru, hep göründüğü gibi midir?
Yalan her bağlamda kötü müdür yoksa anahtar,
görelilik kuramının söylediği şey midir?
Merhamet olmadan insan, insan olur mu?

Kurt Vonnegut, başyapıtlarından Mezbaha 5’te ufak bir rolde görünmüş
Amerikalı ‘Vatan Haini’ Howard W. Campbell Jr’ı başrolüne oturttuğu casusluk öyküsü
Gece Ana’da, tanıyıp sevdiğimiz, hem gülümsetip hem göz yaşartan sivri diliyle
bir kez daha şereften merhamete, aşktan ihanete her yönüyle insan olmayı anlatıyor.


Değerlendirmeler

değerlendirme
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Campbell Jr. bir savaş suçlusudur. Tel Aviv'de bir hapishanede duruşmasını ve idamını beklemektedir. Nazilerin nefret tacirliğini ve propaganda borazanlığını yapmış, bir tiyatro metni yazarı, şair, aşık, esasen karısından başka ulusu olmayan bir adamdır. Aynı zamanda bir casustur, şifreli mesajlarını Ari ırka adanmış yayınları arasına saklayan bir müttefik casusu. Safdil bir hayalperesttir, bu yüzden Alman eşini ve büyüdüğü ülkeyi bırakıp kaçmamıştır. Savaşın sanata ve aşka dokunamayacağına inanmaktadır. Dünya savaşı, fikirlerini değiştirecektir ama...

Usta kişisel geçmişinin en korkunç anılarını öylesine yoğun ve güçlü bir dilde aktarmış ki hayranlık duymamak zor. Dünya savaşında Dresden'de esir düşmesi, şehrin bombalanarak yıkımı, annesinin intihar girişimi gibi güçlü kişisel unsurlar hikayeye yoğunluk, samimiyet katıyor ve zenginleştiriyor. İhaneti tüm kurgusunun esas unsuru olarak alan yazar yarı-gerçekler ve zorlama önkabullerle herşeyi, her karakteri griye boyamış. Hiçbir bilgi parçası tam olarak gerçek değil. Bir sanatçı kadar iyi yalan söyleyebilecek kim var ki? Bu yüzden Campbell hayatta kalan tek casus, Reich'a bu kadar yakın olup da canını kurtarabilen tek insan.

Herkes birbirine ihanet ediyor, aşk, sanat, idealler... hepsi ihanetin ve nefretin demir ökçeleri altında formunu kaybediyor, bozunuyor. Romanın girişindeki hapishane gardiyanlarını karakterin psychesinin parçaları olarak bize tanıtan yazar, karakteri kişisel ilişkileri bağlamında tanıtmış ve romana hakim olan travma sonrası duygusuzluğu, çağa ve insanlara egemen olan kayıtsızlığı diyaloglardan ziyade samimi monologlara gömmüş. Herkes kurban istiyor... insanlar, akımlar, ülkeler hepsi kurbana aç. Bu hikayede ise kurban Campbell Jr. hayatlarından memnun olmayan insanlar suçu başkasına atabilmek için nefrete sığınıyor, kişisel şeytanlar ediniyor ve pisliklerini dünyaya kusuyorlar...

Campbell, aslında kimdir? bir casus mu? bir hain mi? bir aşık mı yada sadakatsiz mi? istemediği halde her 2 tarafa çalışmak zorunda kalan karısından ve yazılarından başka sarılacağı bir şeyi olmayan bu adam herkes tarafından ihanete uğruyor. Ülkesi hizmetini reddediyor, Almanya onu yargılamak ve asmak istiyor, Ruslar onu Amerika- Nazi ortaklığı komplosuna tanık olarak istiyor, İsrail ise 6 milyon insanın ölümünü onun propagandasına yüklemek... Bu devasa saklambaç oyununda, kaçmak ve kovalanmaktan bitkin düşmüş biri o sadece.

Eserinde bayrak sallamıyor yazar. Hiçbir ülke ve ırk üstün değil burada, hepsi aynı... hepsi insan ve hepsinin eksiklikler var. O kadar güzel metaforlarla ,insanlıktan çıkarmadan parmakla gösterip kin kusmadan eleştirmiş ki yazar edebi gücü okura şapka çıkartıyor.

8 yıl, 10 ay
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

anlatım olarak sürükleyici ayrıca eleştirileride cuk oturtmuş herif :)

8 yıl, 5 ay


Baskı Bilgileri

248 sayfa
3Kasım2016 tarihinde, April Yayıncılık tarafından yayınlandı


ISBN
9756006719
Dil
Türkiye Türkçesi

Diğer baskılar


Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

melisss Omer DarLy OpuS
3 kişi

Okumak İsteyenler

Okumak isteyen bulunamadı.

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski