Etiketler (düzenle)

Henüz etiket eklenmemiş.

Kullanıcı Araçları

Frankenstein (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Kitap hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Baskı Bilgileri (düzenle)

Karton Cilt , 232 sayfa

2012 tarihinde , İthaki Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9786053752004
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

9.3 puan (528 kişi)
1180 okumuş, 422 okumak istiyor, 6 okuyor

9.4 puan (235 kişi)
387 okumuş, 280 okumak istiyor, 21 okuyor

8.2 puan (113 kişi)
301 okumuş, 255 okumak istiyor, 7 okuyor

7.5 puan (90 kişi)
306 okumuş, 46 okumak istiyor, 0 okuyor

6.3 puan (93 kişi)
238 okumuş, 20 okumak istiyor, 0 okuyor

7.6 puan (80 kişi)
157 okumuş, 78 okumak istiyor, 1 okuyor

7.5 puan (52 kişi)
82 okumuş, 72 okumak istiyor, 0 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

aden isyan
1 kişi
kirmizikurnaztilki Lordmuti mit1980 HelenBlack daifunka_vc Bahri Doğukan Şahin coffeeisbliss armand duval irmaksah bookslover Elendil_XX
11 kişi
okuyanpenguen parmaksizpiyanist
2 kişi
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Frankenstein denilince aklıma hep filmlerden ve kitapların üzerinde gördüğüm koca kafalı çirkin robotumsu yaratık gelir ve onun hep bir kötülük abidesi olup insanların düşmanı olduğunu düşünürdüm. Oysa kitabı elime aldığımda düşündüklerimle okuduklarımın birbirine hiç benzemediğini kavramış oldum. Şaşırarak ve iştahla bitirdim bu kitabı.

Kendisine kötü dediğim bu yaratık , bir bebeğin ana rahminden doğduğu gibi saf ve temiz duygularla dünyaya açıyor gözünü ve kendisini terkeden babasına karşın o, hayata tutunmaya çalışıyor ve yavaş yavaş öğrenmeye başlıyor. Kendisi hakkındaki gerçeği ise şöyle aktarıyor ;

"Bedenim iğrenç ve boyum devasaydı. Bu ne demekti ? Ben kimdim ? Neydim ? Nereden gelmiştim ? Gideceğim yer neresiydi ?"

İnsanlardan dışlanan , inanılmaz acılara maruz kalan bu "temiz kalpli olmaya aday canavar" her yerden taşlanarak ve korkularak dışlanır. Sevgi arar ama bulamaz ve en sonunda yaratıcısı ile karşılaşmaya karar verir ve herkesin kabullenip hak vereceği , bir takım kelimeleri aktarır kendisine ;
(laf aramızda alttaki cümle o an içime işleyip, acıma duygularımı da gün yüzüne çıkarır)

"Ben senin yaratığınım ; senin Adem'in olmalıydım. Fakat ben aslında hiçbir kabahati olmadığı halde senin mutluluktan men ettiğin düşmüş meleğim. Mutluluk gördüğüm her yerden bir tek ben değişmez bir şekilde dışlanmışım. İyi kalpli ve usluydum ; mutsuzluk beni bir şeytan yaptı."

Ve o kendi gerçekliğinin farkında olarak bunları ilave eder ;
"Benim bedenim , seninkinin iğrenç bir örneği."

Üstteki kısa ve anlamlı cümle başka bir yorum gerektirmiyor bu "canavar-iblis-yaratık" aday adayına. Kendisini sevgiyle anıyorum.

Kısaca değinmek gerekirse ; daha az canavarımsı olabilmek için sevgiye ihtiyacı vardı ancak bir "canavar" olduğundan sevgi ondan esirgendi ve o istemeyerek de olsa artık gerçek bir "canavar" oldu.

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Okurken korktum, bırakmak istedim. Ama merak duyguma karşı koyamayıp okudum :)

6 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

İç içe üç kahramanın ağzından anlatılan öykü, bilim kurgu edebiyatının ilk örneği olarak sunulsa da, bu roman bir bilim kurgu eseri değil. Frankenstein'ı gotik edebiyatın bir örneği kabul etmek sanırım daha doğru olur.

Roman, kaptan Walton'ın ağzından Dr. Frankenstein'ın, Dr. Frankenstein'ın ağzından da isimsiz yaratığın öyküsü üzerine kurulu. Arada başka öyküler de var ve bu yan öyküler de ana temaya bağlanıyor.

***** SPOILER *****

Her şeyden önce Dr. Frankenstein'ın canavarı nasıl yarattığı anlatılmıyor. Ölü hücrelerden mi, cesetlerden mi, yoksa cansız maddeden mi yarattığı belli değil. (Roman bu anlamda klasik bilim-kurgunun en önemli ögesi olan, bilimsel verilere dayanma unsurunu içermiyor.) Frankenstein'ın (kimseye görünmeden) Ingolstadt'tan Cenevre'ye, Cenevre'den İngiltere'ye, İskoçya'ya, İrlanda'ya nasıl seyahat ettiği belli değil. Romanın bütün kritik anlarında birdenbire nasıl belirdiği de anlatılmamış. Bütün bunlar dikkate alındığında belki de romanda anlatılan öykü, Kuzey buz denizinde hayaller gören (ya da fantastik bir öyküyü kaleme alan) Walton'ın düş gücünden ibarettir. Romanın yazıldığı dönemin edebiyat anlayışı da dikkate alındığında, Shelley'in pek çok mantık-dışı olay ve olguyu es geçerek, öyküye odaklanması belki de hoş görülebilir. Sanırım yazarın ahlaki kaygıları vurgulamak üzere, yaratığın günah dolu canavar ruhundan hareketle insanlığa dair bir metaforu dile getirmeye çalıştığını varsaymak daha mantıklı.

1 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Akıcı ve güzel bir kitaptır. Okumasını herkeze tavsiye ederim.

6 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Filmi,kitabı, çizgi romanı herşeyi güzel ya

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

tanıtım yazısında da dediği gibi ve romandaki kahramanları metafor olarak kabul edersek felsefi bir kitaptır frankenstein...ama ne olusa olsun aynı zamanda korku edebiyatının da babasıdır tabii ki...

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Ceset parçalarını birleştirerek oluşturduğu ölü vücudu, elektrik akımı yardımıyla canlandırmayi basaran tıp öğrencisi Victor Frankenstein'in öyküsünü anlatan güzel bir kitap...

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

İyi bir hayal gücüne sahipseniz, sizi korkutacak bir kitap olduğunu şimdiden söyleyeyim.

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

tekrar tekrar okunması gereken verdiği anlamı ile çok güzel bir hikaye..

5 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

elimden düşürmeden okuduğum süper bir kitap bu tür sevenler için okunması gereken bir roman.

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

1 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Frankenstein'nın ön yargısı ve Canavarının yalnızlığı... Sonunda Frankenstein'nın ön yargısı gerçek bir yargıya dönüşüyor.

Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her
rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Korku edebiyatının kült eserlerinden biri olmakla birlikte derin bir felsefe ve hüzün de içeriyor. Bir insanın bilimin sınırlarını zorlayarak cansız bir varlığa can vermesi sadece kendi döneminde değil bugün bile ürpertici. Söz konusu varlığın tam bir insanlık evrimi çizgisinden geçerek kendi başına hayatı öğrenmesi de oldukça çarpıcı. Tabi yazarın "yaratıcı" rolüne soyunan Dr. Frankenstein karakterine karşı, onun eseri yerine kendini koyarak hayatının isyanını ortaya dökmüş olması da dikkatten kaçmıyor. "Maden beni sevmeyecektin, neden yarattın?" En çarpıcı yanı da yazarın bu eseri 19 yaşında yazmış olması. Yetenek böyle bir şey işte.

Eserin önemli noktalarından biri; varlığın bir çok görsel eserde yansıtılışının aksine gayet akıllı ve bilinç sahibi olması. İçinde kötülükle "doğmamış" olması da önemli. Şartlar, insanlardan gördüğü tepkiler, önyargılar ve "yaratıcısı" tarafından kabul görmemek, sevilmemek zamanla içindeki zalimliği ortaya çıkarıyor. Dr. Frankenstein ise bir deha olmakla birlikte sınırları zorlamaya cesaret edip arkasında durma gücünü gösteremiyor. Aldığı tek cesur karar (varlığın sunduğu anlaşmayı bozması) ise bana göre tamamen yanlış hesap üzerine kurulu. Son kurban hakkında doğru tahmin yapsaydı anlaşmayı bozmaya cesaret edemezdi bence. Düşündürücü bir eser gerçekten.

3 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Victor Frankenstein , topladığı ceset parçalarıyla , kendi yarattığı varlıktan iğrendi. Yaratıcısı tarafından lanetlenen, sevilmeyen, kabul görmeyen “canavar” kendine sokaklarda bir hayat kurdu. Başlarda insanlara karşı güzel duygular besleyen, sevmek, sevilmek ihtiyacı , insanların kendini dışlayışıyla değişikliğe uğradı. Kendi çirkinliğine ve yaratıcısına lanet etti. Ve ondan intikam almaya karar verdi. Birçok cinayet işledi, yaratıcısının sevdiklerini öldürdü. Yaratıcısı da ona karşı güçlü bir intikam ateşiyle tutuştuğunda ikilinin arasında kazananın olmağı büyük bir kovalamaca başladı.

1 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Doğa bilimlerine ,fizige,kimyaya asiri ilgisi olan tip ogrencisi Victor Frankenstein'in ölülerin uzuvlarini dikerek elektrik akiminin yardimiyla hayat verdiği "ifrit"in işlediği cinayetleri konu alan efsane kitap.

Suc, sucluluk,sevgi,iyilik ve kötülük gibi kavramlarin irdelendiği bir eser.Aslinda sevgiye odakli,ogrenmeye ac, cevresi tarafindan kabul gormek isteyen, cevresiyle iletişim kurmak isteyen,daha guzel bir yasam isteyen siradisi bir varligin insanlar tarafindan nasil dislandigi,kabullenilmedigi,nefretle bakildigi ve sonrasinda yalnizliga itilmesile beraber kendisini yaratan Victor'dan kendisine gore bir es talep etmesi ve red edilmesi ile bir katile donusmesi kitabi kisaca ozetleyebilecegimiz cumleler.

Ozunde iyiyi isteyen bu varlığın, yaratildigi andan itibaren basta yaraticisi ve diğer insanlar tarafindan sorgusuz sualsiz dislanmasi ve korkunc bulunmasi acaba bu noktada tek suçlu o mu diye sorduruyor. Kesinlikle degil bence, suca goturen fiiller de irdelenmeli. Bu noktada suçlu onu suca meyilli yapan basta Victor olmak uzere diger insanlar diyebiliriz.

Cok keyifle okudum, sikilmadan. Dersler cikardim. Yazar bu kitabi 19 yasinda yazmis. Bu da cok ilgimi cekti. Ve hep bildigimizin aksine Frankenstein yaratığın degil de onu yaratan tip ogrencisinin adi. Ve yine yaratigin Kayip Cennet, Genc Werther in Acilari kitaplarini okumasi cok hosuma gitti. Insanlari oldurmesi tabiki degil ama yaratığı sempatik buldum. Cunku dis etmenler onu olmadığı bir hüviyete büründürdü maalesef.

Insan olarak biz de kendi yalnizligimdan kurtulmayi isteriz,toplum icinde kaynasmayi,birligi beraberligi isteriz. Dislanmak bizi de yıpratır, kendimiz olmaktan cikarir. Aslinda suc odakli olmadığımız halde suca yoneliriz. Cunku birikmislikler, kimligimize baskin gelir. Bu ifrit diye tabir edilen varlığın yaşadığı cokuntu de bundan ibaret.

1 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski