Din, Devlet ve Demokrasi

1946da başlayan çok partili parlamenter rejim, neredeyse düzenli aralıklarla kesintilere uğramakta, her seferinde siyaset dışı güçler kendilerince birtakım gerekçeler öne sürerek demokratik sürece son verebilmektedirler, iç ve dış konjonktür açısından açık müdahale imkanlarının olmadığı zamanlarda ise dolaylı müdahale yoluna başvurmaktadırlar. Kendine özgü bu siyaset biçiminin gerisinde; zannedildiğinin aksine tarihten devraldığı kültürel miras veya dini inançların engelleyici rol oynaması dolayısıyla halkın değil, yönetici-bürokratik elitin, merkezdeki çekirdek unsurların dünyasında demokrasinin bir kültür olarak içselleştirilmemiş olmasının, halka yeterince güven duyulmamasının payı var. Demokrasi halka güven duymanın ötesinde, yönetimin bizzat halkın eline verilmesi ve her kademedeki yöneticinin daima halka hesap verme durumunda olduğunu bilmesidir. Belli ki, tarihi kültürel miras ile İslâm ve demokrasi konusu son derece problemli bir konudur. Diğerleri gibi bu hikâyenin de bir başka anlatımı var. Bir din ile, bir siyasi rejim olan demokrasi arasındaki ilişkiler çok daha farklı zeminlerde bir yüzleşmeyi gerektirmektedir. Çünkü eğer Müslüman ülkelerde bir demokrasi olacaksa, bunun işleyen bir süreç bağlamında kendine özgü bazı temel özelliklerinin olması lazım ve İslâm ile demokrasi arasındaki ilişkinin tabiatı doğru olarak kavranmadığı sürece bu mümkün olmayacaktır. Bu çalışmada din, sivil toplum, insan haklan, özgürlük, kamusal alan vb. konular geniş bir çerçevede ele alınmaktadır...

1946da başlayan çok partili parlamenter rejim, neredeyse düzenli aralıklarla kesintilere uğramakta, her seferinde siyaset dışı güçler kendilerince birtakım gerekçeler öne sürerek demokratik sürece son verebilmektedirler, iç ve dış konjonktür açısından açık müdahale imkanlarının olmadığı zamanlarda ise dolaylı müdahale yoluna başvurmaktadırlar. Kendine özgü bu siyaset biçiminin gerisinde; zannedildiğinin aksine tarihten devraldığı kültürel miras veya dini inançların engelleyici rol oynaması dolayısıyla halkın değil, yönetici-bürokratik elitin, merkezdeki çekirdek unsurların dünyasında demokrasinin bir kültür olarak içselleştirilmemiş olmasının, halka yeterince güven duyulmamasının payı var. Demokrasi halka güven duymanın ötesinde, yönetimin bizzat halkın eline verilmesi ve her kademedeki yöneticinin daima halka hesap verme durumunda olduğunu bilmesidir. Belli ki, tarihi kültürel miras ile İslâm ve demokrasi konusu son derece problemli bir konudur. Diğerleri gibi bu hikâyenin de bir başka anlatımı var. Bir din ile, bir siyasi rejim olan demokrasi arasındaki ilişkiler çok daha farklı zeminlerde bir yüzleşmeyi gerektirmektedir. Çünkü eğer Müslüman ülkelerde bir demokrasi olacaksa, bunun işleyen bir süreç bağlamında kendine özgü bazı temel özelliklerinin olması lazım ve İslâm ile demokrasi arasındaki ilişkinin tabiatı doğru olarak kavranmadığı sürece bu mümkün olmayacaktır. Bu çalışmada din, sivil toplum, insan haklan, özgürlük, kamusal alan vb. konular geniş bir çerçevede ele alı... tümünü göster


Değerlendirmeler

değerlendirme
Filtrelere göre değerlendirme bulunamadı

Baskı Bilgileri



ISBN
9758578022

Etiketler: diğer

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

hikmetmlt
1 kişi

Okumak İsteyenler

PGAL ziya nur
2 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski