Boş Zaman


"Koltuklara çökmüştük. Meraklı gözler üzerime kenetlenmiş beni ağır ağır kemirmeye başlamıştı. Hastaymışım gibi bakıyorlardı.

Tek kusurum geçmişimin ancak bu sabaha kadar uzanıyor olmasıydı. Ben onların geride bırakmış oldukları günlerin bir parçasıydım.

Hepsi ortak geçmişlerinden birtakım izler ve işaretler taşıyordu.

Bense olmayan geçmişimle onların bu fevkalade düzenini bozuyordum. Yüzlerine yapışmış olan tereddütlü gülümsemelerin, huzursuz kımıldanışlarının, kaçan gözlerin arkasında hafızasızlığımdan kaynaklanan derin ve yabani bir keder vardı."

Bir adam düşünün, bir kaza sonucu belleğini yitirmiş... Geçmişini hatırlamıyor, ailesini, çevresindekileri tanımıyor ve hepsinden önemlisi, nasıl yaşayacağını bilmiyor. Birileri var onunla konuşan… Kim bu insanlar, neden bakıyorlar ona? Karanlık ve tekinsiz şehri, alelacayip suretleri kendisi yaratmış olabilir mi?

Bazen boş, bazen anlama isteğiyle bakıyor etrafa. Her şeyi yeniden öğrenerek başladığı hayatı, kâbuslarla ve geçmişinden gelen tedirginliklerle günbegün koyulaşıyor. Hatırlamak, günü yakalamak, iyileşmek… Aç gözleri!

Denizi kapatan inşaat, çok başlı ejderhalar, cadılar, Beyoğlu, gri apartmanlar, çukura indirilen ceset ve kendini arayan bir hafıza… Kapa gözleri!

Hakan Bıçakcı’dan kördüğümün ve huzursuz bir zihnin romanı…


"Koltuklara çökmüştük. Meraklı gözler üzerime kenetlenmiş beni ağır ağır kemirmeye başlamıştı. Hastaymışım gibi bakıyorlardı.

Tek kusurum geçmişimin ancak bu sabaha kadar uzanıyor olmasıydı. Ben onların geride bırakmış oldukları günlerin bir parçasıydım.

Hepsi ortak geçmişlerinden birtakım izler ve işaretler taşıyordu.

Bense olmayan geçmişimle onların bu fevkalade düzenini bozuyordum. Yüzlerine yapışmış olan tereddütlü gülümsemelerin, huzursuz kımıldanışlarının, kaçan gözlerin arkasında hafızasızlığımdan kaynaklanan derin ve yabani bir keder vardı."

Bir adam düşünün, bir kaza sonucu belleğini yitirmiş... Geçmişini hatırlamıyor, ailesini, çevresindekileri tanımıyor ve hepsinden önemlisi, nasıl yaşayacağını bilmiyor. Birileri var onunla konuşan… Kim bu insanlar, neden bakıyorlar ona? Karanlık ve tekinsiz şehri, alelacayip suretleri kendisi yaratmış olabilir mi?

Bazen boş, bazen anlama isteğiyle bakıyor etrafa. Her şeyi yeniden öğrenerek başladığı hayatı, kâbuslarla ve geçmişinden gelen tedirginliklerle günbegün koyulaşıyor. Hatırlamak, günü yakalamak, iyileşmek… Aç gözleri!

Denizi kapatan inşaat, çok başlı ejderhalar, cadılar, Beyoğlu, gri apartmanlar, çukura indirilen ceset ve kendini arayan bir hafıza… Kapa gözleri!

Hakan Bıçakcı’dan kördüğümün ve huzursuz bir zihnin romanı…


Değerlendirmeler

değerlendirme
Profil Resmi
8 puan

Eğer Rüya Günlüğü bana atılmış bir yumruksa, bu kitap da pekala bir tokat olabilir. Onun kadar iyi -ve rahatsız edici- değildi ama verdiği tat güzeldi. Hakan Bıçakcı'dan bir başka yabancılaşma süreci daha. Ve evet, "her şey ejderhanın bir parçası olmak için".

"Şeytan cennetten düştüğü için topaldır!

6 puan

Konunun niçin daha da zenginleştirilmeyip, ayrıntılandırılmadığını anlamadığım kitap oldu benim için. Belki tüm yük Harun'da o yüzden. Halbuki kitabın sonlarına doğru Gülden de bir canlılık kazanıyor. Bunun da üstüne gidilebilirdi diye düşünüyorum. Bir solukta okunabilen kitap, ne yazık ki rafa kalktıktan sonra ne zaman iner bilinmez. Ayrıca bu kitabı tam da "The Vow" filminin üzerine okuduğumdan -birebir örtüşmüyorlar belki ama- benim için gizeminin ve çekiciliğinin de oldukça azaldığını itiraf etmeliyim.


Baskı Bilgileri

147 sayfa
Mayıs2011 tarihinde, İletişim Yayınları tarafından yayınlandı



Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

züleyha sarıkaya
1 kişi

Okumuşlar

merve yamaci iuzuner RUDO esr DarLy OpuS
52 kişi

Okumak İsteyenler

Volverin34 elifpotok konusulacakseyler teberruk fitterhapier
8 kişi

Takas Verenler

pazienzan patlican oturtma
2 kişi
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski