Başına Buyruk Beyin (Beynimiz Nasıl Çarpıtıyor, Nasıl Kandırıyor?)

Beyninize ne kadar güvenebilirsiniz?

Tüm duygu ve düşüncelerimizi belirleyen bu şehvetli ceviz bizi ne kadar yansıtıyor?

Kontrol ettiğimizi düşünürken, ediliyor muyuz?

Amerikalı psikiyatr Cordelia Fine Başına Buyruk Beyin'de, günlük hayatımıza yön veren olaylar karşısında duruşumuzun, önemli ya da sıradan kararlar alırken farklılaşan tepkilerimizin altında yatan nedenleri, tüm dünyada geçerliliği olan oldukça ilginç deneyler etrafında incelerken bu sorulara yanıt veriyor.
Doğduğumuz andan itibaren beynimizin içine yerleşen ya da yerleştirilen yargıların, değerlerin, ahlâk anlayışımızın marketten makarna alırken bile ne kadar etkili olduğunu örneklerle okurken, hem kendinizi bulacak hem şaşıracaksınız
(Tanıtım Bülteninden)

Beyninize ne kadar güvenebilirsiniz?

Tüm duygu ve düşüncelerimizi belirleyen bu şehvetli ceviz bizi ne kadar yansıtıyor?

Kontrol ettiğimizi düşünürken, ediliyor muyuz?

Amerikalı psikiyatr Cordelia Fine Başına Buyruk Beyin'de, günlük hayatımıza yön veren olaylar karşısında duruşumuzun, önemli ya da sıradan kararlar alırken farklılaşan tepkilerimizin altında yatan nedenleri, tüm dünyada geçerliliği olan oldukça ilginç deneyler etrafında incelerken bu sorulara yanıt veriyor.
Doğduğumuz andan itibaren beynimizin içine yerleşen ya da yerleştirilen yargıların, değerlerin, ahlâk anlayışımızın marketten makarna alırken bile ne kadar etkili olduğunu örneklerle okurken, hem kendinizi bulacak hem şaşıracaksınız
(Tanıtım Bülteninden)


Değerlendirmeler

değerlendirme
8 puan

Yazar metnini samimi bir anekdotla açtıktan sonra, kibirli beynin pozitif ilüzyonlarını açıklamış. herhangi bir insanın kendisini bir totem direği veya kümenin en altında konumlandırmasının istatistiki olarak imkansız olduğunu belirtip zayıflıklarımızı sıradan ve insani olarak görürken güçlü yanlarımızı eşsiz ve olağanüstü olarak algılama eğiliminde olduğumuzu ifade etmiş. Potansiyel tehlike büyüdükçe beynin kendisini ve egoyu korumak adına çok daha fazla çaba harcadığını, kişinin kendi çirkin yönlerine dair yargılarının kaybedilmesinin bir yerde akıl sağlığını ( narsisizm ) kaybedilmesiyle eşdeğer olduğunu vurgulamış.

Karar verme anlarında geleceğimizi düşündüğümüzü, kendimizi ve hayatımızı gerçekçi bir şekilde değerlendirdiğimizi ifade eden yazar, bu fenomene " realizm penceresi" adı verildiğini okuruyla paylaşmış. Duygusal tepkilerin merkezi olarak " prefrontal korteks"i alan yazar, duygunun duygusal uyarılma ve duygusal düşüncelerden oluştuğunu belirtmiş. kişinin kendilik algısında ısrarlı ve yineleyici bir değişimi yanında getiren gerçeklik duygusunun geçici olarak yitirilmesiyle ortaya çıkan durumu " de personalization" olarak tanılayan Fine, bu durumun uç hallerinin "Cotard sendromuna " dek varabileceği uyarısını yapmış. Çok sayıda deney örneklemesi veren yazar, kişiye kendilik hissini kazandıranın duygusal beyin olduğunu ifade etmiş.

Ahlaki bir konuyu düşünürken içimizde basit bir duygu hissettiğimizi ve bunu verdiğimiz karara yansıttığımızı ifade eden yazar, ahlaki yargılarımızın kökleri derinlere uzanan bir "adil dünya inancıyla" kirlendiğini de ekleyip bu inacımızın çok güçlü olduğunu bu nedenle kötü şeylerin sadece kötü insanların başına geleceği yanılgısına kapılacağımızı belirtmiş. Milgram'ın otorite deneyine atıfta bulunan yazar, hiyerarşinin yarattığı psikolojik baskının çok yoğun olduğunun altını çizmiş. Kitty Genovese vakasına atıfta bulunup pozitif test stratejisini açıklamış. Yanıltıcı korelasyon ve Rorschach testinin uygulama lanlarına değinip Capgras sendromundan bahsetmiş. "İnanç kutuplaşması" fenomenini masaya yatıran yazar, inanışlarımızla uyum gösteren kanıtların kabul edildiğini , karşı kanıtların ise suçu ispatlanana kadar suçlu olduğunu belirtmiş.

Plasebo etkisini açıklayan yazar ardından, bir inancımıza veda etmenin kimliğimizin sevilen bir parçasına veda etmek anlamına geldiğini ifade etmiş düşlerin ve bilinçdışının hayatımıza yansımalarını irdelemiş. Bilişsel psikoloji ve şema kavramlarını açıklayıp reklamlar ve bilinçaltı ilişkisini sorgulamış. Bilinçli veto sürecini açıklayıp stereotiplerin ve önyargıların varolma nedenlerini, nörofizyolojik kökenlerini okuruyla paylaşmış. Sonsöz bölümünde tüm kitapta açıkladığı ve savunduğu fikirlerin özetini geçerek argümanlarını pekiştirmiş.


Baskı Bilgileri

Ciltsiz, 1.Basım, 172 sayfa
Şubat2010 tarihinde, Sel Yayıncılık tarafından yayınlandı


ISBN
9789755704401
Dil
Türkiye Türkçesi

Diğer baskılar


Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

Antivenom NurK ExlibriS
3 kişi

Okumak İsteyenler

Sayali bookslover
2 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski