Amsterdam`ın Gülü

Grand Cafe bir yaz öğleden sonrası için tenha sayılırdı. Krem rengi takım elbise giymiş bir adam cam yakınlarındaki bir yere oturmuş, dikkatle boşalmış içki bardağını inceliyordu. Ben yanı başında belirince daldığı düşüncelerden sıyrıldı ve hafifçe doğrularak elini uzattı.Ah, siz misiniz. Ben Sabri.Sabri elli yaşlarında, boylu poslu biriydi. Kalın koyu renk kaşları, gümüş rengi kısa saçları ve sert hatlarla bezenmiş güneş yanığı yüzüyle, akciğer kanserinden ölerek ününe ün katan bir Marlboro reklamı kovboyuna benziyordu.Sizi bundan yıllar önce Sherry Barda görürdüm, dedim elini sıkarken. Hemen hemen hiç değişmemişsiniz.Memnuniyetle gülümsedi. Demek o yüzden sizin de yüzünüz bana aşina geliyor. Sherry Bar... Bir zamanlar çok sık düşerdim oraya. Yalnız son yıllarda...Servise bakan kız masamıza gelmişti. Sabri Ne içersiniz? diye sordu. Espresso lütfen, dedim.Sabri boşalmış likör bardağını kızın tepsisine koydu. İki espresso ve bir Tia Maria daha lütfen. Gülümsemesi epey çapkınlık yüklüydü. Kızın arkasından kısa bir bakış fırlattıktan sonra, Selma, dedi. Yüzü birden ciddileşmişti. Kızım bundan iki hafta kadar önce ortadan kayboldu. Bu yüzden sizinle görüşmek istedim. Telefonda da söylemiştim.Benden onu aramamı istiyorsunuz galiba?Evet. Telefonda her şeyi anlatmadım. Biliyorsunuz.Anlıyorum

******

Amsterdamda yaşayan zengin bir Türk işadamı olan Sabri Somatın 17 yaşındaki kızı Selma ansızın ortadan kaybolur. Polisin araştırmasından herhangi bir sonuç çıkmayınca Sabri Bey, kızını bulması için Orhan Demir adlı bir dedektif tutar. Aynı zamanda Eurotürkün tarihindeki ilk yerli dedektif tiplemesi olan Orhan Demir, yardımcısı mikrop Halille birlikte, kat kat lahana gibi iç içe duran bir sır perdesini aralamak üzere kolları sıvar. Sadık Yemninin yurt dışında yaşayan göçmenlerimizin iç dünyalarıyla ayrımcılık ve ırkçılık gibi konulara da el attığı, mizah yüklü, erotik titreşimli ve sıkı gerilimli polisiyesi...

******

Grand Cafe bir yaz öğleden sonrası için tenha sayılırdı. Krem rengi takım elbise giymiş bir adam cam yakınlarındaki bir yere oturmuş, dikkatle boşalmış içki bardağını inceliyordu. Ben yanı başında belirince daldığı düşüncelerden sıyrıldı ve hafifçe doğrularak elini uzattı.Ah, siz misiniz. Ben Sabri.Sabri elli yaşlarında, boylu poslu biriydi. Kalın koyu renk kaşları, gümüş rengi kısa saçları ve sert hatlarla bezenmiş güneş yanığı yüzüyle, akciğer kanserinden ölerek ününe ün katan bir Marlboro reklamı kovboyuna benziyordu.Sizi bundan yıllar önce Sherry Barda görürdüm, dedim elini sıkarken. Hemen hemen hiç değişmemişsiniz.Memnuniyetle gülümsedi. Demek o yüzden sizin de yüzünüz bana aşina geliyor. Sherry Bar... Bir zamanlar çok sık düşerdim oraya. Yalnız son yıllarda...Servise bakan kız masamıza gelmişti. Sabri Ne içersiniz? diye sordu. Espresso lütfen, dedim.Sabri boşalmış likör bardağını kızın tepsisine koydu. İki espresso ve bir Tia Maria daha lütfen. Gülümsemesi epey çapkınlık yüklüydü. Kızın arkasından kısa bir bakış fırlattıktan sonra, Selma, dedi. Yüzü birden ciddileşmişti. Kızım bundan iki hafta kadar önce ortadan kayboldu. Bu yüzden sizinle görüşmek istedim. Telefonda da söylemiştim.Benden onu aramamı istiyorsunuz galiba?Evet. Telefonda her şeyi anlatmadım. Biliyorsunuz.Anlıyorum

******

Amsterdamda yaşayan zengin bir Türk işadamı olan Sabri Somatın 17 yaşındaki kızı Selma ansızın ortadan kaybolur. Polisin araştırmasından herhangi bir sonuç çıkmayınca Sabri Bey, kız... tümünü göster


Değerlendirmeler

değerlendirme
Filtrelere göre değerlendirme bulunamadı

Baskı Bilgileri

Karton Cilt, 200 sayfa
1996 tarihinde, Metis tarafından yayınlandı


ISBN
975342129X
Dil
Türkiye Türkçesi

Diğer baskılar


Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

DenizKızı musab kalender onurbulakbasi que mit1980
10 kişi

Okumak İsteyenler

Giskard
1 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski