Acımak (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Reşat Nuri Güntekin 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit’in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor.

Yazar, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir mülkiyelinin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet yaşamına, köhne yapısına ait önemli ipuçları da veriyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de bırakan genç adam hatalı bir evlilikle korkunç bir sona doğru sürükleniyor.

Acı ve sefaletle dolu ortamdan tesadüfle sadece kızı Zehra’yı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir gibi gözler önüne seriyor.

Reşat Nuri Güntekin 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit’in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor.

Yazar, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir mülkiyelinin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet yaşamına, köhne yapısına ait önemli ipuçları da veriyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Karton Cilt , 159 sayfa

Haziran 1999 tarihinde , İnkılap Kitabevi tarafından yayınlandı


ISBN
9751000009
Dil
Türkiye Türkçesi

İlgili Kitaplar

7.5 puan (400 kişi)
1559 okumuş, 178 okumak istiyor, 8 okuyor

8.1 puan (704 kişi)
2326 okumuş, 413 okumak istiyor, 15 okuyor

8.0 puan (145 kişi)
545 okumuş, 82 okumak istiyor, 0 okuyor

7.3 puan (354 kişi)
1552 okumuş, 81 okumak istiyor, 3 okuyor

6.9 puan (405 kişi)
1503 okumuş, 124 okumak istiyor, 9 okuyor

8.2 puan (113 kişi)
301 okumuş, 255 okumak istiyor, 7 okuyor

7.4 puan (499 kişi)
1808 okumuş, 170 okumak istiyor, 22 okuyor

8.7 puan (355 kişi)
1031 okumuş, 174 okumak istiyor, 6 okuyor

8.5 puan (1514 kişi)
4659 okumuş, 514 okumak istiyor, 45 okuyor

6.8 puan (406 kişi)
1413 okumuş, 230 okumak istiyor, 11 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

24 kitap, 120 oy
168 kitap, 993 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

cuni sealedheartt. Hediye Tuğba mavikadarozgur. Cagla ozlem.uykan mervekorcum duygucavusovali oznurgormus Aloş
10 kişi
cihantatar44 tombowlx bbagrvatan kbra kesmen Sinecemis Busrra feredan OKYANUSYA guvengulec Hannidex KKB sd missliklik.blogspot.com Fidan Küçükoğlu burcun umareustaoglu farukkuru lütfiye yazar __giz__ Sngl Krmn cangım deryasin Aloş Büşbüş Mcf2hn mell. fdnars cerasus_avium Altınay htlm High.hopes burçak. hhk73 NIBAK cansinozturk Nicat000 azra2004 özdensöze günleyla
1440 kişi
engin mehmet42 kamilklkn birsel serkan Violet Zarpandit Sharm Nigu şüheda karabalık creatediscover rmysrdhn MustafaTurkan akhillaus ehlifasil cimicipilis umut ametikan elifmeral giizems KARAMELA pluie kulturelf Selma Charlotthy umursamaz uykucu melankolimelankoli yagmurkayhan firatergul math03 kitapkokusuesra NosferatuAysegul PrensesFiona deniz-_- Shahrukh Khan Godot lensowman cansuküçük PrensesPeri aleyna acgz
224 kişi
büşrabüşra geceserzenişleri okurkaçar sabit merveesvncc
5 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
6 kişiden, 6 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bakış açısı göründüğünden daha tehlikeli bir olgu. İnsanı feci şekilde aldatabilir hem de en ufak şüphe kırıntısına yer bırakmadan. Acımak bunu en acı şekilde doğruluyor. Nasıl mı? Kitabın ana karakterlerinden Zehra öğretmen ve babası Mürşit'in ağzından anlatılan olaylarla tabiî. Evvela babasının ölüm döşeğinde olduğunu haber aldığı halde onu ziyarete gitmek istemeyen bir karakterle karşılaşacak ve bu denli acımasız oluşuna anlam veremeyeceksiniz. Nedenlerini sıraladığında ise kendisine hak vermeniz kuvvetle muhtemel. Hemen ardından kızımızın sıraladığı sebeplerin nasıl meydana geldiğini ve bunların başkalarına nasıl yansıdığını birinci elden yani babasının cümlelerinden okuyacaksınız. Sonra da şöyle diyeceksiniz: Gerçek bazen görünendir; çoğu zaman ise görünenin gölgesinde kalan. Az kalsın unutuyordum. Bir yandan da dönemin memuriyet yaşamına tanık olacaksınız. O zamandan bu zamana neler değişmiş/ değişmemiş göreceksiniz.

7 yıl, 6 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Toplam 4 saatte bitirdiğim ince ama hissettirdikleri altından kalkamayacak kadır ağır dolu dolu hissiyata sahip bir roman.Bence herkes okumalı,genç,yaşlı,depresif,mutlu,mutsuz,umutlu...Okuyunuz..

7 yıl, 3 ay önce
4 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan


reşat nuri güntekin'in okuduğum romanları içinde sıkılmadığım tek kitabıdır, çalıkuşu'nu okumuş olmadan söylüyorum bunu tabiiki de.

7 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Tek gecede bitirdiğim bir kitaptır. En sevdiklerimden...
Herkesin okumasını tavsiye ederim.

7 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Bu kadar ince bir kitabın bu kadar etkileyebilmesi , hayattan bu kadar çok şey anlatabilmesi ne kadar güzel. Keşke diyorum biraz daha Zehra'nın duygularına da yer verseydi, hemen bitiverdi kitap.

6 yıl, 3 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

gerçekten tavsiye ederim.

6 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitap bittiğinde gözlerim dolmasına engel olamadım.Mükemmeldi :)

6 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Anadolu da bir koyde 5 yildir ogremenlik yapan Zehra ya o zamana dek yok saydigi babasiyla ilgili bir telgraf gelir.

Hikaye aslinda bu olaydan sonra baslar.

Yazar Zehra karakterini durustluk, dogruluk,titizlik,kararlilik gibi buyuk insani ozelliklerle donandirmis . Yalnizca acimayi eksik birakmis...
Bu duygunun yoksunlugu aslinda gecmisinde sakli olup o aci telgrafla tekrar gun yuzune cikiyor.

Gorunen gerceklerin ardinda cok baska sebeplerin gizli oldugunu, insan iradesinin kendi caresizligi icinde nasil yok olup gittigini ve erdem duygusunu yitirmis insanlarin ne denli alcalabilecegini gozler onune seriyor.

Kitap, hayat uzerine dusundurmeye sevk edici nitelikte...Ve okuyan herkesin icinde uyandirabilecegi seyler oldugu inancindayim.

5 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Çokk güzeldi....

4 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Başlarda insanı biraz sıkan fakat sayfalar ilerledikçe sevebileceğiniz türden bir kitap. Okumak size mutlaka bir şeyler katacaktır

7 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

kurgu açısında n çok basit kaldı

7 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

okuduğum reşat nuri kitapları içinde nedense ben en çok bunu sevdim. babasına çok üzülmüştüm küçücük yaşımda

6 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

kurgu ve üslup bir yana, bu kitaptan çok etkilenmiştim

6 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Okunması gereken kitaplardan.

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Reşat Nuri gibi bir yazarın edebiyatımıza kazandırdıkları tartışılamaz. Acımak da bu hazineden bir parça. Okuyalı çok zaman geçmesine rağmen kendisini unutturmayan bir kitap. Cümlelere o kadar daldım ki Zehra'yla özdeşleştim, ben de babamı suçladım, okudukça üzüldüm babama ve en sonunda acımayı öğrendim. Gerçekten benim için çok etkileyici bir kitaptı.

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

bence çok güzel bir kitap

6 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Başlarında dil ağır ve sıkıcı gelebilir ama genel olarak çok etkileyici bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim.

6 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Gençlik yıllarında etkilendiğim nadir kitaplardandır :)

6 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Çok iyi

6 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

etkileyeci bir kitap

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Bazı engeller nedeniyle okumam uzun sürdü. Bana büyük şeyler kattığını söyleyemeyeceğim, ancak yazıldığı döneme göre iyi olduğunu kabul etmek gerek.

6 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Bu kitabı ortaokulda okuyup çok etkilenmiştim...

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Reşat Nuri'nin bir diğer güzel eseri...

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

merhamet üzerine düşünmek isteyenlere.

6 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

baba ve kız ilişkisi bu kadar mükemmel anlatılamazdı

6 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Türklerde o dönemlerde güzel kitap yazabiliyomuş dedirtecek bi kitap

6 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

'Aslında hiç bir şey göründüğü gibi değildir!'
Teması bu olan çok başarılı bir kitap.

6 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Edebi yönü ağır bir kitaptı Açıkçası beni pek de sarmadı.

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Zaten gözümde değeri çok büyük olan babama, daha bir sevgiyle bağlanmamı sağlayan kitap.
Bazen her şeyin görüldüğü gibi olmadığını anlıyorsunuz.
Bazen ön yargılarımıza bazense insanları tam anlamıyla tanıyamamış olmamıza üzüldüm.
fikrimce güzel , okunması gereken bir kitap.

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

okuyanı oldukça hislendiren bu kısa romanda ne çok ders varmış:
1) hiç bir şey olmasa da çoğu şey göründüğü gibi değildir,
2) önyargılı olmamak gerekir, meseleleri irdelemek kuşku duymak gerek, insan denen varlığa kayıtsız şartsız teslim olmamak gerek,
3)" tüm memleket bize düşman" diyenden korkmak gerek :)
4) ve memuriyet hayatına girecekler, çok fazla gayretli, çalışkan olmayın, zamanla performansınızı arttırın, kendinizin olmayan işleri yapmayın, bu konuda dik duruş gösterin yoksa vay halinize...

5 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

İnsanları dışarıdan bakarak yargılamanın ne kadar da hatalı olduğunu anlatan öğretici ve bir o kadar da vurucu bir roman.. Gözyaşlarımı tutamamıştım

5 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Kısa ama etkileyici. Bir çırpıda okudum; keşke bu kadar çabuk bitmeseydi, dedim.

5 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Zehra acımayı öğrendi en sonunda...
Ben ise kadınların yeri geldiğinde dedikodu ve iftira ile ne kadar acımasız olabileceğini öğrendim..
aslında biliyorum kadınların erkekler üzerindeki bu büyük himayesini ama bunu öyle güzel anlatmış ki Reşat Nuri...
Bu yüzden mutlaka okunması gereken ve önemli dersler alınması gereken bir şaheser...

Okuyunuz efendim... bir gecede tüketmeyiniz...yavaş yavaş...sindire sindire...

5 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Resat Nuri sen ne usta bir yazarsin demeden gecmek istemiyorum. Kitabin ilk basinda Mursit efendiye kizarken sonlarinda uzuldum hatta agladim ve bir insanin yasaminin nasil mahvedildigine tanik oldum. Acimak duygusunun islendigi bu kitabi okumanizi siddetle tavsiye ediyorum.

5 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

beni etkileyen kitaplardan biriydi.

5 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

bazı şeyler göründüğü gibi değildir...belki de hiçbirşey göründüğü gibi değildir

4 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

152

4 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Önyargıyı, olaylara tek bir açıdan bakmanın nelere yol açabildiğini, hisleri; her zaman olduğu gibi yine gözlemci yeteneği ile bizlere güzel şekilde aktarabilmiş ve hissettirmiş yazar. Okunması gereken bir kitap. Okumayı düşünenler kitabı bekletmesin.

4 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Duygusal ve etkileyici bir roman.

4 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

çok begenerek okudum harika bir kitap

4 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

güzel

4 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Okunması gereken güzel bir kitap. Bir gecede bitirdim. Herkes okumalı bence

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Okurken ağlamayı ilk kez tattığım roman..

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Reşat Nuri, tıpkı Çalıkuşu'ndaki gibi okuyucu önlenemez bir kedere mahkum ediyor. Duygu yüklü bir başka roman, Acımak.

Ailesini uçuruma sürüklediğine inandığı babası yüzünden acıma duygusundan yoksun öğretmen Zehra, babasının ağır hastalığı üzerine yollara düşer ve son ana kadar babasından nefret eder. Babasının bıraktığı günlük, genç kadının önyargısını altüst eder.

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Sonunda gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.

3 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Reşat Nuri Güntekin ve acımak… Kitap; okuduğum kitaplar arasında en fazla etkisi altında kaldığım kitaplardan. Çünkü kurgusuyla; çoğu hayata dokunan acıklı olmasının yanında, telafisi mümkün olmayan hatalara gebe olmakla birlikte en acısı da geç kalınmışlığı anlatmasıyla benim için son derece önemli eserlerden. Kitap, sonunda “anladım ama ne fayda?” sorusunu sordurtuyor. Bence çaresizlik hissinin en kötüsü.
Teoman’ın Balans ve manevra filminde “hayat herkesin anladığı kadar, doğrusu da yok; olması gereken olur.” sözünün geçtiği bir sahne vardı. İzlerken kendi hayatıma dair bu söz üzerine çok düşünmüştüm. Hayatı, olayları ya da insanları sadece anladığımız kadar anlamlandırıyoruz. Belki de gerçek bizim gördüğümüz değil, biz sadece öyle sanıyoruz. Sonra “bu sandığımız şeylerin aslında yanlış anlamalar yüzünden sandığımız şey olmadığını anlıyoruz. Bu kitapta da yanlış anlamalar üzerine kurulan hayatların insanları nasıl bedbaht ettiğine şahit oluyoruz.
Hani psikologlar, hastadaki soruna cereyan ettiği zaman içinde bir neden bulamadıklarında, sorunların çıkış noktasının nereden geldiğini anlamak için “ çocukluğunuza inelim” derler ya burada olay örgüsü aynen buna dayanıyor. Çocuklar; anne ve babalarını bilinçaltında yanlış kodlayabilirler ve "bu kod" sadece o dönem içinde değil, büyüdüklerinde dahi peşini bırakmazlar. Hayata, insanlara, olaylara karşı bakış açılarını etkileyecek kadar önemli izler bırakırlar. Mesela hikâyedeki kahramanımız Zehra; bu kod yüzünden “acımak” duygusunu yitirmişti.
Acımak neydi? Acımak hissi için; Nietzsche Ecce Homo kitabında “acımanın aşılmasını soylu erdemlerden sayıyorum” der. Güntekin ise; acımak hissinin, insanda ahlakı oluşturduğunu savunur. Sanırım bizim kodlarımız da acımanın ahlakla iniltili olduğu yönünde. Çünkü babasının ölüm döşeğinde olduğu haberini alan Zehra’nın, babasının yanına gitmemesine anlam veremeyip hatta nasıl evlat böyle diye Zehra’ya içerleyebiliyoruz. Ama nedenlerini öğrendiğimiz zaman kendisine hak verebiliyoruz. Sonra alkol batağındaki bir babanın kızını yatılı okula göndermesine kızarken, bunun gerekçelerini öğrendiğimizde babaya acımaya başlıyoruz
Sonuç olarak karşılaştığımız olayları ön yargılı davranmayarak, empati yaparak değerlendirmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Gerçek bazen görünendir; çoğu zaman görünenin gölgesinde kalan. Ya da “hiçbir şey gerçek değil her şey mümkün…”
Fethi Naci; Reşat Nuri’yi kişilik olarak beğense de; edebiyatını romanlarında, ‘rastlantılar’ büyük bir yer tutar; Reşat Nuri, olay örgüsünü geliştirmekte zorlandığı zaman hemen rastlantılara başvurur.” diye eleştirirken, Ahmet Hamdi Tanpınar; “… O, Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi.” diye bahseder. 20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük romancılarından olan Güntekin, babasının askeri doktor olması nedeniyle birçok Anadolu köyünde bulunmuş ve oradaki gözlemlerinden yola çıkarak eserlerinde de Anadolu'daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış; insanı insan-çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır. Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini açıklamıştır. Buradan anladığımız kadarıyla Güntekin; kahramanlarına sevgiyle sokulan bir romancıdır. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Dolayısıyla anlatımda ve psikolojik tahlillerde başarılı eserler sunmuştur.

Kitaptan altını çizdiklerim:

-İnsanlar hiçbir vakit ıstırap çektikleri zamandaki kadar güzel olmuyorlar.
-Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
-"Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan tas nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir..."

2 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

muhteşemm bir kitap en kısa zamanda okumanızı tavsiye ederim.

2 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

"vah Mürşit, vah..."
Yaprak Dökümü romanında da işlemişti yazar prensiplerimizden vazgeçmeyi, karakterimizi kaybetmeyi. ama Acımak'ta bunu öyle bir anlatmış ki, kitabı ağlamadan kapatmak çok zor.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Beni hüzünlendiren bir kitaptı..Keşke iş işten geçmeden bazı şeylerin farkına varabilsek dedirdetecek cinsten..

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Reşat Nuri Güntekin ve Acımak…

Acımak; okuduğum kitaplar arasında en fazla etkisi altında kaldığım kitaplardan. Çünkü kurgusuyla; çoğu hayata dokunan acıklı olmasının yanında, telafisi mümkün olmayan hatalara gebe olmakla birlikte, en acısı da geç kalınmışlığı anlatmasıyla benim için son derece önemli eserlerden. Kitap, sonunda “anladım ama ne fayda?” sorusunu sordurtuyor. Bence çaresizlik hissinin en kötüsü.

Teoman’ın Balans ve Manevra filminde “hayat herkesin anladığı kadar, doğrusu da yok; olması gereken olur.” sözünün geçtiği bir sahne vardı. İzlerken kendi hayatıma dair bu söz üzerine çok düşünmüştüm. Hayatı, olayları ya da insanları sadece anladığımız kadar anlamlandırıyoruz. Belki de gerçek bizim gördüğümüz değil, biz sadece öyle sanıyoruz. Sonra bu sandığımız şeylerin aslında yanlış anlamalar yüzünden sandığımız şey olmadığını anlıyoruz. Bu kitapta da yanlış anlamalar üzerine kurulan hayatların insanları nasıl bedbaht ettiğine şahit oluyoruz.

Hani psikologlar, hastadaki soruna cereyan ettiği zaman içinde bir neden bulamadıklarında, sorunların çıkış noktasının nereden geldiğini anlamak için “ çocukluğunuza inelim” derler ya, burada olay örgüsü aynen buna dayanıyor. Çocuklar; anne ve babalarını bilinçaltında yanlış kodlayabilirler ve "bu kod" sadece o dönem içinde değil, büyüdüklerinde dahi peşlerini bırakmazlar. Hayata, insanlara, olaylara karşı bakış açılarını etkileyecek kadar önemli izler bırakırlar. Mesela hikâyedeki kahramanımız Zehra, bu kod yüzünden “acımak” duygusunu yitirmişti.

Acımak neydi? Acımak hissi için; Nietzsche Ecce Homo kitabında “acımanın aşılmasını soylu erdemlerden sayıyorum” der. Güntekin ise; acımak hissinin, insanda ahlakı oluşturduğunu savunur. Sanırım bizim kodlarımız da acımanın ahlakla ilintili olduğu yönünde. Çünkü babasının ölüm döşeğinde olduğu haberini alan Zehra’nın, babasının yanına gitmemesine anlam veremeyip hatta nasıl evlat böyle diye Zehra’ya içerleyebiliyoruz. Ama nedenlerini öğrendiğimiz zaman kendisine hak verebiliyoruz. Sonra alkol batağındaki bir babanın kızını yatılı okula göndermesine kızarken, bunun gerekçelerini öğrendiğimizde babaya acımaya başlıyoruz.

Sonuç olarak karşılaştığımız olayları ön yargılı davranmayarak, empati yaparak değerlendirmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Gerçek bazen görünendir; çoğu zaman görünenin gölgesinde kalan. Ya da “hiçbir şey gerçek değil, her şey mümkün…”

Fethi Naci; Reşat Nuri’yi kişilik olarak beğense de, edebiyatını "romanlarında, ‘rastlantılar’ büyük bir yer tutar; Reşat Nuri, olay örgüsünü geliştirmekte zorlandığı zaman hemen rastlantılara başvurur.” diye eleştirirken, Ahmet Hamdi Tanpınar; “… O, Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi.” diye bahseder.

20. yüzyıl Türk edebiyatının en büyük romancılarından olan Güntekin, babasının askeri doktor olması nedeniyle birçok Anadolu köyünde bulunmuş ve oradaki gözlemlerinden yola çıkarak eserlerinde de Anadolu'daki yaşamı ve toplumsal sorunları ele almış; insanı insan-çevre ilişkisi içinde yansıtmıştır. Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini açıklamıştır. Buradan anladığımız kadarıyla Güntekin; kahramanlarına sevgiyle sokulan bir romancıdır. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Dolayısıyla televizyona da uyarlanan, Çalıkuşu, Acımak ve Yaprak Dökümü gibi anlatımda ve psikolojik tahlillerde başarılı eserler sunmuştur.

Kitaptan altını çizdiklerim:

-İnsanlar hiçbir vakit ıstırap çektikleri zamandaki kadar güzel olmuyorlar.

-Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.

-Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan tas nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir...

1 yıl, 10 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski