Bu sabah öyle gergindi ki anne... Salonu dolduran sabah güneşi, açık perdeleri uçuşturan yaz esinti bile genç anneyi sakinleştirmiyordu. Elinde değil bir türlü unutamıyordu kızını doğurduğu günü. İki kaşının arasındaki çizgi giderek derinleşiyor; koridor boyunca sıkı sıkı göğsünde kavuşturduğu kollarıyla antredeki boy aynasının önünden gidip geliyor, kendi rüzgârıyla dalgalanan saçları yanaklarını kamçılıyor ama o duymuyordu. Onun tek işittiği şey, banyodan gelen su sesiydi. Kapalı kapının ardındaki duştan fışkıran ılık suların akışına çıplak bedenini bırakmış kızını görüyordu sanki.
Gençliğinin ışıltısıyla parlayan, etrafa neşe saçan enerjisiyle bütün romantik aşk şarkılarını neşeyle söyleyerek habersizce annesini çileden çıkaran, şimdi de suyun altında berrak sesiyle Christian Adam’ın “Si Tu Savais Combien Je T’aime”i söyleyen kızı, bugün doğum gününü kutlayacaktı. Kızının dipdiri bedeninden yükselen sedeften buğu kapı altından süzülerek, koridoru kim bilir kaç defadır arşınlayan genç kadına ulaşıyor, adeta saç diplerini, tırnaklarının arasını karıncalandırıyordu. Kızını kucağına verdiklerinden bugüne demek on sekiz yıl geçmişti. Genç annenin gözleri daldı, dudakları acıyla kıvrıldı. Bebek Canan’ın doğduğu yıl geldi gözünün önüne.
Bu sabah öyle gergindi ki anne... Salonu dolduran sabah güneşi, açık perdeleri uçuşturan yaz esinti bile genç anneyi sakinleştirmiyordu. Elinde değil bir türlü unutamıyordu kızını doğurduğu günü. İki kaşının arasındaki çizgi giderek derinleşiyor; koridor boyunca sıkı sıkı göğsünde kavuşturduğu kollarıyla antredeki boy aynasının önünden gidip geliyor, kendi rüzgârıyla dalgalanan saçları yanaklarını kamçılıyor ama o duymuyordu. Onun tek işittiği şey, banyodan gelen su sesiydi. Kapalı kapının ardındaki duştan fışkıran ılık suların akışına çıplak bedenini bırakmış kızını görüyordu sanki.
Gençliğinin ışıltısıyla parlayan, etrafa neşe saçan enerjisiyle bütün romantik aşk şarkılarını neşeyle söyleyerek habersizce annesini çileden çıkaran, şimdi de suyun altında berrak sesiyle Christian Adam’ın “Si Tu Savais Combien Je T’aime”i söyleyen kızı, bugün doğum gününü kutlayacaktı. Kızının dipdiri bedeninden yükselen sedeften buğu kapı altından süzülerek, koridoru kim bilir kaç defadır arşınlayan genç kadına ulaşıyor, adeta saç diplerini, tırnaklarının arasını karıncalandırıyordu. Kızını kucağına verdiklerinden bugüne demek on sekiz yıl geçmişti. Genç annenin gözleri daldı, dudakları acıyla kıvrıldı. Bebek Canan’ın doğduğu yıl geldi gözünün önüne.
Karton Cilt, 224 sayfa
17Nisan2012 tarihinde, SOLA YAYINLARI tarafından yayınlandı