Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

Ziynet-Guy de Maupassant-Fransa

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 19 arası cevap gösteriliyor, toplam 19 cevap.
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Evet arkadaşlar, ben bugün birazda sabırsızlıkla ilk öykümüzün tartışma başlığını açıyorum. Özlemcim genelde sen açıyordun başlıkları ama bu seferlik ben yaptım. Dediğim gibi sabırsızlığıma ver. Zira bu okuma gurubunda yaptığımız etkinlikler beni çok memnun etti. Bu kadar çeşitliliğin bir arada, birlikte yapılmasından inanılmaz zevk aldım.

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Ziynet kısa ama oldukça etkileyici bir öykü. Öyküleri genel manada çok etkili kapsüllere benzetebiliriz sanırım. Sevgili Yüksel hocam bu tarz kısa ama etkili edebi parçalara uranyum benzetmesi yapardı.
Ziynet'te de aynı etkiyi görüyorsunuz. Zavallı Mme Loisel'in gözünü bürüyen aç gözlülük, hırs ve heyecan gerçekleri görmesini engelliyor ve bu hatasının bedelini ne yazık ki çok acı ödüyor. Ama ben en çok kocasına üzüldüm. Karısının arzularını dindirebilmek için ne fedakarlıklara katlanmak zorunda kalıyor biçare. Herkes uçurumun yanında taşır aslında. Kimisi gözleri kör olduğundan kolayca düşer uçuruma. kimsi kör ama temkinlidir sağını solunu yoklamadan adım atmaz. Kimisi ok adar farkındadır ki her şeyin, sadece kendi uçurumunu değil, başkalarının uçurumunu da görür. Kimisi ise uyanık, uçarı ama temkinli. Kimbilir kaç kere düşmüştür o uçurama ama hep çıkmanın bir yolunu bulmuştur. Bu yüzden düşse de umursamaz çünkü inanır ki bir yolunu bulup çıkacaktır. Daha çok şey söylenir bu uçurum üzerine ama sabah sabah fazla kafanızı ütülemeyeyim. : )))

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Merhaba Günaydın:)
Bilge öncelikle burdaki paylaşımlar benim içinde çok kıymetli, birlikte planlama yapıp bir okuma faaliyeti oluşturmak inan hepimizi heyecanlandırdı. o yüzden başlığı sen açmışsın ben açmışım hiç önemli değil, grup zaten hepimizin:)))
Gelelim öykümüze:)
Ziynet / Elmas Gerdanlık-Guy de Maupassant-Fransa
Mathilde güzel bir kadın ama açgözlü ve bulunduğu statüden rahatsız, mutsuz bir kadın. Bir memurla evlenmiş ve bakımsız bir evi olan/ orta sınıf biri gibi durmakta ama kendini alt sınıf gören bir kadın. istediği lüks ve elit bir yaşam. devamlı hayalini kurduğu bu yaşam hem gözünü kör etmiş hem de mutsuzluğunu arttırmış. kocası ise aksine daha sakin, kabullenici ama karısını mutlu edebilmenin yollarını arayan tedirgin/endişeli bir karakter. Karısının beklentilerini, hayallerini ve mutsuzluğunu farkında bir adam.Nitekim bir gün düzenlenecek üst düzey bir davete davetiye bulup eve gelir. Eşinin hayallerinden birini gerçekleştirebileceğini düşünür. Ama davete gitmek, gitme düşüncesinden oldukça zordur:) kaliteli, şık kıyafet, takı,ziynet... ödünç alınan Elmas Gerdanlık kaybolunca yaşanılanlar gerçekten sıkıntılıydı. artık nasıl kendimi kaptırıp okuduysam, gerdanlığı almak için para bulma aşaması ve sonrası beni etkiledi baya. On yıl o borcu ödemeye çalışmak ama giden solan bir hayat, sonunda bir hiç...
Bazen hayatın gerçek amacını unutuyoruz galiba... Eşyalar, nesneler vb şeyler kendimizden, yanımızdakilerden çok daha değerli ve anlamlı geliyor galiba... İnsan diyorum doğamız çok ilkel ve o ilkelliği dengeleyemezsek böyle esiri oluyoruz işte.

Bilge "Herkes uçurumunu yanında taşır aslında." katılıyorum. Hatta uçurumun da insan zihninin/ insan egosunun ta kendisi olduğu düşünüyorum.

Hepimize kendimizi gerçekleştireceğimiz bir hayat diliyorum bu vesileyle:)

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Günaydın Arkadaşlar :)

Özlem ve Bilge, çok güzel açıklamışsınız hikayeyi ekleyecek pek bir şey bulamadım. Ben de şöyle bir bakış açısı getireyim; Mathilde aslında fakir sayılmaz, memur eşi, ortalama bir hayatı var ama açgözlü ve daha iyisini hakettiğini düşünüyor. Hırsları yüzünden gözü kör olmuş bir şekilde.. Ve hayat ona arzu ettiği bir geceyi veriyor, Mathilde o davette olmak istediği kişi oluyor aslında ama tabiki ödediği bedel ağır oluyor.. Hayallerinin bir gecesine hayatından 10 yıl.. Peki neden? Çünkü Mathilde ortalama bir hayata sahip ama aşırı gururlu. Zengin arkadaşına kolyesini kaybettiğini ama ne olursa olsun aynısını bulup alacağını söylemiş olsaydı, arkadaşı ona kolyenin sahte olduğunu ve etse etse 100 frank edeceğini söylerdi ve bu 10 yıllık çile hiç yaşanmazdı. Ama yapmadı, arkadaşına karşı gururunu incitmek istemedi ve zengin arkadaşının sahte bir kolye takabileceği aklının ucundan bile geçmedi.

Eğer o kolye hiç kaybolmasaydı ne olurdu? Mathilde asla mutlu olmayacaktı, hırsları asla bitmeyecekti, yaşadığı hayata asla adapte olamayacaktı. Ortalama bir hayata sahip olan Mathilde, istediği bir geceye karşılık fakirliğe düştü. Tüm hikayeye bakarsak; bana sorarsanız Mathilde en başından beri en değerli şeye sahipti ama hiç göremedi. Onu mutlu etmeye çalışan ve Mathilde'nin hatası yüzünden olsa da hiç şikayet etmeden canla başla borçlarını ödemeye çalışan ve hep yanında olan bir eş. Bu da hayatın bir sınavı bence, Mathilde kazandı mı yoksa kaybetti mi tartışılır :)

Bazen hayattan ne istediğimize dikkat etmeliyiz; Her hayır gördüğünde bir şer ve her şerde bir hayır olabiliyor hayatta..

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Evet seher sana katılıyorum. hırslarının kurbanı olan bir kadın. ve bence hakkettiği bir eşe sahip olamamış bir koca. kendi yorumumda da aslında bundan bahsetmeye çalışmıştım. çok değerli bir eşe sahip ama gözünü maddi gerçeklikler kör etmiş. Koca adına üzüldüm baya ben açıkçası:)) kadınların doğasında maalesef bu tarz gerçeklikten kopuşlar oluyor. ama hayat işte...Barış İnce Çelişki adlı kitabında bir söz aklıma geldi. "Bu dünyadaki çığlığına dikkat et çünkü yankısı döner yine sana gelir." gerçekten hayatı iyi anlamak lazım...

7 ay önce     
4 kişiden 4 kişi beğenmiş.

Ziynet biraz da ironik bir hikaye bence. Bizdeki 'cennet mahallesi, akasya durağı' gibi dizilerde mizah unsuru olarak kullanıldı diye hatırlıyorum zaten.
Özellikle hikayenin giriş kısmında ana karakter sürekli daha itisinine layık olduğunu, daha iyisini hak ettiğini düşünüyor. Bu sadece o karaktere özgü bir şey değil. Son yüzyıllarda insanlığın içine düştüğü bir dram. Herkes her şeyi hak ediyor, herkes her şeye layık!

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Merhaba.

Öykülere hızlı giriş yaptık, çok hoş oldu:) Benim eklemek istediklerim ise;

İlk satırlarda Mathilde, memur ailesine doğan ve drahoması olmayan biri olarak tanıtılıyor. Yani sınıfı belli ediliyor. Buna uygun bir şekilde düşük seviyede bir memurla evlenebilmiş. Ancak hemen sonra kadınların sınıfı yoktur lafı geçiyor. Bu biraz tezat olsa da doğru. Mathilde, sosyetik partilere gitmeye devam edebilseydi oradaki bakanla (bu ima edilmiş gibi geldi bana) ya da üst düzey başka bir kişiyle sevgili olup daha lüks bir yaşam sürebilecekti.

Tabii eğer böyle olsaydı eşi daha çok üzülürdü muhtemelen. Eşinin başkasının metresi olmasına göz yummak (Fransız romanlarında sıkça gördüğümüz gibi) ya da sevdiği eşinden ayrılmak zorunda kalırdı. O yüzden Seher'e katılıyorum bu konuda, hangi hayat daha kötü olurdu belli değil.

Bir de gerdanlık kaybolunca karı koca hiç düşünmeden yerine yeni gerdanlık almaya karar verdiler. Hiç bocalamadılar bu konuda, gidip gerdanlığın sahibiyle konuşmak söz konusu bile edilmedi. Bu, emanete kutsal bir değer verildiği için mi acaba? Gururdan da olabilir ama en azından kocası ikna etmeye çalışabilirdi Mathilde'yi. Öyle de olmadı. Daha kötü durumlara düştüler.

Simurganka da çok güzel bir hatırlatma yapmış. Ödünç alınan mücevherin kaybolmasını işleyen hikayeler ben de anımsıyorum. Kendini yüksek şeylere layık görmeye gelince, bu insanlık varolduğundan beri mevcut olabilir belki ama gelişen teknolojiyle ve yozlaşan sanatla şirazemiz biraz daha kaymıştır tabii.

Bilge ve Özlem, uçurum ve çığlık ile ilgili güzel cümleleriniz de beni ayrı dünyalara götürdü... 😊

İyi okumalar herkese...

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Merhaba İyi Haftalar

Güzel ve detaylı bir inceleme buldum Guy de Maupassant’ın “Gerdanlık” öyküsüyle ilgili paylaşmak istedim. bu vesileyle yazar hakkında da biraz bilgi edinelim istedim.

http://blogs.hisarschool.k12.tr/orkansezer/2013/04/28/18/

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Teşekkürler Özlem.

Yalnız bizim okuduğumuz çeviride Milli Eğitim Bakanlığı diyordu, internette bulduğum çeviride Bayındırlık Bakanlığı yazıyordu, bu incelemede de Dışİşleri Bakanlığı denmiş. Nasıl bir bakanlıksa herkes farklı çevirmiş.:)

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Evet Hülya, çeviri ne kadar önemli burdan da anlamış bulunmaktayız:)

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Bizdeki çeviri Tahsin Yücele'a ait arkadaşlar. 1958 de varlık yayınlarından çıkmış

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

"Maupassant, öyküsüne “Gerdanlık” adını vermiştir. Gerdanlık aynı zamanda öykünün de sembolüdür. Göz alıcı ama değersiz gerdanlık algının gücünün; dışgörünüş ve gerçeklik arasındaki farkın sembolüdür. Mathilde ferdanlığı ödünç alır; amacı dışgörünüşüyle varlıklı olduğu izlenimi yaratmaktır; Madam Jan, gerdanlığın değersiz olduğunu gizler, böylece belki de gerçekte olduğundan daha zengin olduğuizlenimi vermek istemektedir. Mathilde, Madam Jan’a öylesine gıpta edip, zengin olduğunu düşünmektedir ki hiçbir zaman gerdanlığın sahte olabileceğini sorgulamaz. İstediği göz alıcı bir gerdanlıktır; görüp algıladığı da o olur. Bu yanılgıya bilinçsizce düşer, sahip olduğu gerdanlığı gerçek sanmasıyla, balodaki tutumu ve davranışları öylesine değişir ki, bu da başkalarının onun varlıklı olduğunu sanmasına neden olur. Kendini bir geceliğine zengin hissetmesi, başkalarının gözünde de onu zengin olmak ile ilişkilendirir. Gerdanlığın, Mathilde’nin çöküşünü hazırlayan bu yanılgının odak noktası olduğu, kişinin kendi durumunu yadsımasının büyük sorunlar açacağı gerçeğinin kanıtıdı"

7 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Bu açıklama , simurganka'nında yazdığı gibi günümüzde çok sık karşılaştığımız durumları da açıklar nitelikte değil mi?

Facebooklar da , instegramlarda hep olduğumuz gibi değil olmak istediğimiz gibi görünüyoruz. Bir programda yarışmacının kendi ağzından dinlemiştim. Çok lüks bir otelin önünden geçerken hemen bir foto çekip sayfasına yüklüyor. Tabi herkes onu oranın müşterisi sanıyor, gıptalarda onun egosu gibi dalga dalga yükseliyor havada : ))

Dışgörünüş ve gerçeklik arasındaki farkın sembolü: Gerdanlık. Yeni bir paylaşım programı açılsa en uygun ad "Gerdanlık " olur sanırım. : ))

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Bilge ikinci öykü Oscar Wilde (İngiltere-1854-1900)-Mıknatıs ı da mail atman mümkün mü ben onu da bulamadım.

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Hatta Bilge, 3. ve 4.öyküyü de atabilirsen daha iyi, işimiz garanti olsun :) 3. öykünün adını yazmayı unutmuşsun sanırım ya da ben göremedim Knut Hamsun hangi öyküsüydü?

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Şuan James Joyce'un Dublinliler kitabına başladım meğerse öykü kitabıymış, bilmiyordum. Bu ay bol öykülü olacak benim için :)

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Dublinliler i bende okumak istiyordum iyi oldu dediklerin seher:) Öykü müymüş o da:)

7 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Evet Özlem, 15 öyküden oluşuyor kitap. Yazarın ilk kitabı ve ayrıca meşhur Ulysses kitabına da zemin oluşturuyor sanırım. Öykülerin dip notlarında bazı karakterlerin Ulysses kitabında da geçtiği belirtiliyor. Ulysses da okunmayı bekleyen kitaplarım arasında, önce bu kitabı okumam iyi olmuş :) Tavsiye ederim akıcı ilerliyor, bir iki öyküde "Bu neydi şimdi?!" dediğim oldu ama genel olarak güzel gidiyor :)

7 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Sıradaki üç öykümüzde çok kısa. Ben konuları açarken öyküleride hemen oraya koyala yapıştır yapayım.. tek sorun aynı kişi tarafından çevrilmedikleri için kelime farklılıklarının olması.
Sehercim, Knut Hamsun-Orta Boy Bir Sinek

7 ay önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar