Biz
''Şimdiye kadar yazılmış en iyi bilim-kurgu roman, klasik bir karşı ütopya'' -Ursula K. Le Guin- Biz, sonradan kendi tarzında yazılan yapıtlar için prototip olacak disütopik bir romandır. Roman gelecekte varolan otoriter bir devletin inançlarına körü körüne bağlı bir vatandaşı ve bir matematikçi olan D-503'ün günlüğüne yazdıklarına yer verir. Günlük, mutluluğun, düzenin ve güzelliğin sadece özgürlüğün olmadığı bir ortamda, matematiksel mantığın ve mutlak gücün demir prensiplerinde bulunabileceğini dikte eden bir hükümet doktrininin bir ilanı olarak başlar. Günlük ve roman ilerledikçe D-503, I-330 adlı bir muhalifin çarpıcı etkisine kapılır. I'ya duyduğu çılgıncasına arzuyla büyülenen D, matematiksel mantığın saflığına ve tüm insanların ihtiyacını karşılayacak ve mükemmel düzenlenmiş bir bütünlüğün kapasitesine olan inancını kaybeder. Kendini azar azar V-1'in şiirsel irrasyonelliğine ve bireysel bir aşkın anarşizmine doğru çekilirken bulur. Artık "biz"i kullanmaz ve gerilla sevgilisinin adının ironik bir yansıması olarak "ben"i, yani kendini düşünmeye başlar. ''Zamyatin'in Biz'ini farklı kılan şey otoriterliğe bakış açısındaki entelektüel inceliktir.'' -Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap-
Baskılar9
Bu eserin yayımlanmış baskıları. Bir baskıya tıklayarak yayınevi, ISBN, sayfa sayısı ve basım bilgilerini görebilirsiniz.
Düzenleme Geçmişi
Yükleniyor...
Puanlama
Yorumlar(25)
Tüm puanları gör (161)Kendi türünü başlatan eser olması ve sanayileşmenin sonucunu o zamanlardan görebilmesi saygı uyandırıcı. Totaliter rejim eleştirisi de keza. Fakat ağır matematiksel dilini sevemedim. Teknolojik açıdan uzay çağı tadında bir atmosferde geçmesi bilim kurgu yanının ağır basmasına neden oluyor. Bu da bazı eleştirilerin arada kaynadığını düşündürüyor bana. Fakat henüz bu türe ait bir eser yokken kurgulanan bu atmosfer ve hayal gücü insanı etkiliyor. Ve bir kez daha renklerin, çeşitliliğin ve birey olmanın önemini hatırlatıyor.
Biz- ''1984'' ve ''cesur yeni dünya'' gibi kitaplara ilham kaynağı olan, bu kitabı okurken hangi yazarın hangi konulardan etkilendiğini anlıyorsunuz. Biz: Hayal kurmayı ve özgür düşünceyi tamamiyle reddeten, özgürlük mü, mutluluk mu kavramlarını sorgulayan bir kitap. Herkese tavsiyemdir.
http://moonlightcat13.blogspot.com/2016/06/biz-yevgeni-zamyatin-bahar-okuma.html
1984 ve Cesur Yeni Dünya kitaplarına ilham olmuş bir başyapıt.
Ayn Rand, George Orwell, Aldous Huxley gibi yazarlara ilham olmuş bu adamı ve kitabını okumadan geçseydim eşeklik ederdim... D-503'ü çok iyi anlıyorum... Ve Zamyatin'in hayal gücüne hayran oldum...
Açıkçası bu kadar beğenilen bir kitaba olumsuz yorum yapmak içimden gelmese de çevirilerdeki hatalar, yazım yanlışları ve yazarın karmaşık anlatımı okumayı oldukça güçleştiriyor. Türün diğer kitapları çok daha iyi.
1984 e ilham vermiş olan bir kitap olduğu için uzun zaman merak ettim.Kısmet bugüne bitirmekmiş.Şunu söyleyebilirim ki kitabın ilk başları 1984 ü yazmaya yetmiş diyebilirim.Çok akıcı başlamasına rağmen ilerleyen bölümlerde her şey bir birine karıştı sanki.Karşı ütopya olarak çok başarılı bulmadım ancak önemli yapıtlara ilham verdiğinden dolayı okunması gerektiğini düşünüyorum.
cashkulle adli üyenin yorumuna harfiyen katılıyorum. Kitabı bitse de gitsek diyerek okudum. Resmen iskence çektim. Dünyanın övgüsü ve kitabın türündeki önemine binaen birakmak da istemedim.
İki yüz yıl savaşları sonunda Dünya tek bir devlet şekline gelmiştir. Devletin adıda zaten "Tek Devlet"tir. İnsanların ismi bile yoktur herkese bir harf ve numara verilmiştir. Her şey bir kurala bağlıdır: Bir lokmaya ne kadar çiğneyeceğin, ne kadar uyuyuyacağın, kiminle hangi günlerde seks yapacağın gibi. Benlik kavramı yoktur. Bizlik vardır. Koskoca dünya bir olmuştur. İnsanlar kendi deyimleriyle mutludur. Tek Devlet İntegral isimli bir roket tasarlamıştır. Bu roket uzaya gönderilecek ve başka yaşam formları bulacak ve onlara da mutluluğu! tattıracaktır. İntegralin baş mühendisi D-530'ada bir günlük görevi verilmiştir. Yazdıkları İntegral roketine koyulacak ve uzaya postalacaktır. Elinizde tuttuğumuz kitap işte bu günlüktür. Kişisel yorumuma gelirsek kitabın dile ağırdı ve bence çeviride de hata vardı. Aham şaham bir kitap değildi. Ancak verdiği mesajlar güzeldi. Bu kadar popüler olmasının nedeni distopya edebiyatının ilk örneği olduğu sanılması bence. Ancak Biz 1924 yılında yayınlamıştır. 1908 yılında yayınlanan Demir Ökçe distopya edebiyatının asıl öncüsüdür.
Karmaşık bir anlatımı var, yoğun bir içeriği yok.Yazarın ileri görüşlülüğü ise çok etkileyici. Öncülük ettiği yazarların kitapları da düşünülerek okunmalı.
İçinde pek olay olmayan, zihin akışına yönelik kitapları pek sevmiyorum. Beni bunaltıyor. Kitabın distopya tarzında öncü olmasına saygı duymaktan başka olumlu bir şey yazamıyorum.
Hımmm oldukça ilginç bir deneyimdi. Yer yer zamanın sosvey rejiminin izlerini görmek hiç şaşırtıcı değildi. Hatta böyle bir rejimde yetişmiş bir insanın kafasında böyle bir hikayenin oluşması çok doğal bir dürtü gibi geliyor insana.
Distopyaların şahı.(neden? çünkü bir çok distopyaya konu olmuştur.) Baştan sona totatiler bir rejimin nasıl olduğunu anlatmıştır.Devamında spoiler vardır; *İsminiz yoktur. Alfabetik ve rakamsal numaralarınız vardır.D-530 gibi.Zaten günlük şeklinde yazmıştır ve hiç tanımadığı okurlarına hitap etmektedir.Bu yüzden sizi de içerisine katıyor kitabın. *Evleriniz saydamdır sadece cinsel yaşantınız gizlilik içerisinde saklanır. Hem zaten saklanacak bir şeyiniz yoksa duvarların perdelerin ne anlamı vardır?(Herkes her an görülebilir). Seks devlet tekelindedir. Devlet size pembe biletler verir. Kiminle sevişeceğinize(saatine kadar) devlet karar verir. *Ben yoktur biz vardır. *Hayal kurmak,rüya görmek hastalıktır.Kesinlikle tedavi edilmesi gerektir. *Tanrılar yok edilmiş.Ruh kelimesi yasaktır.Saçmalıktır. Eh her yasak kendi isyancısını da yaratır şiarıyla isyancıları da konu ediniyor. Çeviriden kaynaklı olabilir ama sakin bir ortamda okunulmalı kitaptan koparsanız geri dönüş yapmak zorunda kalırsınız.
http://kronikokur.blogspot.com.tr/2015/01/biz.html
Diskopya eser akımını başlatan ve bu tarzda kitap yazan birçok yazara ilham kaynağı olan yazarın bu kitabı yazıldığı dönem Rusya'da yayınlanmaş olup 40 yıl sonra Gorbaçovun açıklık politikası kapsamında yayınlanmasına izin verilmistir.Kitapta bişey anlayışının olmadığı BİZ kavramı etkisinde yaşanılan hiçbir fiziksel, duygusal ve kişisel duygu, insanların ya yer verilmediği insanların isimlerinin olmadığı sayılarla ifade edildiği, herşeyin ortada ve devletın istediği şekilde yaşandığı bir sistem..Anlatım yönünden matematik ve geometri üzerinden gidilmiş olması nedeniyle akıcı değil ama tarz olarak bir başyapıt olması nedeniyle okunabilir , Kitaptan altını çizdiklerim: - Dilin hızı herzaman düşüncenin hızından daha yavaş olmalıdır. - Dünyayı açlık ve sevgi yönetir . - Orjinal olmak diğerinden farklı olmak dolayısıyla eşitliği bozmaktır
Distopya türünün ilk örneği olması ve sonrasında gelen eserlere öncülük etmesi sebebiyle okudum ve sonuç: Kocaman bir hayal kırıklığı. Yazara ve sevenlerine saygısızlık etmemek için, yazsam sonu gelmeyecek eksikliklerini burada belirtmeyeceğim. Diyeceğim şu ki; eğer Orwell "1984" gibi bir başyapıtı bu romandan esinlenerek yazmışsa, bu kendisinin katıksız bir deha olduğunu gösterir. Hele Ursula K. Le Guin'in "Yazılmış en iyi bilimkurgu kitabı." demesi var ki, beni halen rafımda duran ve okumak için sabırsızlandığım "Mülksüzler" adlı eserinden şimdilik uzaklaştırdı. Kitabın en güzel kısmı kesinlikle yine yazarın kaleminden çıkan önsöz. Zamyatin'in görüşlerinin anafikrini içeren bu harikulade 2 sayfadan, kitabın tümünden daha fazla keyif aldığımı belirtmeliyim. Yazar keşke benzersiz hikayesini anlatırken de önsözdeki kadar başarılı olsaydı; ama değil, ne yazık ki değil.
Biz, distopya temalı Cesur Yeni Dünya, 1984 ve Fahrenheit 451 ile birlikte anılan ve hepsinden önce yazılmış, dolayısıyla hepsine ilham kaynağı olmuş bir kitap. Ama aynı zamanda bunlar arasında en az beğendiğim kitap oldu. Evet, öncü olması nedeniyle belli bir önemi var; fakat diğerlerindeki o netlik ve derinlik yok. Bu kitabın değeri daha çok bu temayı gün yüzüne çıkarması, distopya tablosunu ortaya koyması olsa gerek. Kitabın en olumsuz bulduğum yanı okurken çok zorlaması. Çünkü -zannetmiyorum ama belki de çeviridendir- karman çorman bir anlatım var önümüzde. Neyin nerede başlayıp bittiği çoğu zaman anlaşılmıyor, cümleler kopuk kopuk, betimlemeler sadece peş peşe kelimeler şeklinde vuku buluyor... Bu belirsizliği, adeta bir zihin bulanıklığını andıran tarzdaki anlatımı belki de yazar özellikle seçmiştir bilemem ama dozunun ayarlanamadığını düşünüyorum.
Diğer distopya örneklerine emsal oluşturmuş olduğu gerçeği keskin bir şekilde ortada.Karşı hareketlerden habersiz biri ve onu sisteme karşı olan tarafa çekmeye çalışan başka biri(kadın) teması baskın.Özellikle Orwell’in 1984’ü kurgu anlamında bir çok paralellikler taşıyor bu kitapla.Fakat dil konusunda Orwell’i daha başarılı bulduğumu söylemeliyim.Kitabın tamamına yayılmış müstehzi bir üslûp,yer yer duyguların etkisini güçlendirmek kullanılan kesik iç konuşmalar kitaba konsantre olmamı zorlaştırdı.Kurguda da yer yer açıkların bulunduğu kitapta ise hoşuma giden şey Zamyetin’in otorite ve iktidarın tanımlarını rasyonalleştirmek için(kendi eğitimine istinaden) yaptığı bilimsel ikonlu betimlemeler.Akıl almazlığı simgelemesi için kök eksi bir i kullanması gibi.Final içinse söylenecek pek bir şey yok kitap yeknesak bir macera özelliği taşımaktan uzak olduğu için final beklenenden farklı değil.
George Orwell'ın 1984'ü yazarken esinlendiği kitaptır. 1920'li yıllarda bu gibi bir kitabı yazmış olması şaşılacak bir şeydir.
kendisi küçük ama etkisi büyük bir kitap...
Bu kitabın ilham verdiği üç kitabı yani 1984, Cesur Yeni Dünya ve Fahrenheit 451 okuduktan sonra kendisini de okudum. Belki çeviriden, belki gerçekten üslubundan kaynaklıydı ama okurken o dünyayı yeterince iyi özümseyemedim. 1984'ü okurken bütün mizanseni kafamda oluşturabilmiştim. Sonra filmini de izlediğimde kafamdakilere çok benzeyen sahneler izledim. Distopya çok güzel tasvir edilmiş. Kişilerin ruh halleri, yaşanılan ortam, benzetmeler, diyaloglar. Beni kitaptan tutan şey olayların geçişleri arasında akıcılığın olmayışı. Bunun dışında da bir iki eksik yön olabilir ama şimdi hatırlamıyorum. Not almam lazımdı kitabı okurken. Dikkatimi çeken başka ama benim çok hoşuma giden şey ise Zamyetin'in matematik kuramlarını, geometriyi romanın içinde oldukça çok kullanması. Konuya hakim olduğu belli. Onun dışında tarihten, incilden alıntılar da güzeldi. Sırf bahsettiğim üç kitabın fikir babası olması nedeniyle bile okunması gerektiğini düşünüyorum. Ama 1984, distopik bilimkurguda benim için zirvedeki yerini yine korumayı başardı.
İlk distopik roman olmasının dışında okuması diğerlerine göre biraz zor olan kitaptır.Eğer okunduysa Cesur Yeni Dünya ve 1984'in bol bol Biz'den esinlendiği görülür.
Kara ütopyanın(distopya) başlangıç romanı, totaliter sistem eleştirisi. İnsanın hayalleri olmayınca robotton farkı olur mu ? Distopya okunması gereken bir tür, bu türdeki romanlar sırasıyla okunursa daha iyi anlaşılacağı düşüncesindeyim.
George Orwell'ın bu kitaptan esinlenerek 1984'ü yazdığı söylenir. Ursula Le Guin gibi yazarları da etkilemiş. Demek ki güzel. Evet evet. Özgürlük azaldıkça mutluluk artar.

















