Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer, hiç kimse ölmez olur. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır. İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla geri döner insanların arasına. Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuşu, başladığı gibi bitiriyor: Ertesi gün hiç kimse ölmedi.

Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer, hiç kimse ölmez olur. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır. İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla müc... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

206 sayfa


ISBN
9789759174972

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

7.4 puan (84 kişi)
157 okumuş, 136 okumak istiyor, 6 okuyor

8.1 puan (150 kişi)
354 okumuş, 184 okumak istiyor, 3 okuyor

8.5 puan (184 kişi)
363 okumuş, 235 okumak istiyor, 14 okuyor

7.3 puan (29 kişi)
71 okumuş, 55 okumak istiyor, 3 okuyor

7.8 puan (16 kişi)
43 okumuş, 29 okumak istiyor, 2 okuyor

8.6 puan (345 kişi)
665 okumuş, 598 okumak istiyor, 13 okuyor

8.5 puan (74 kişi)
146 okumuş, 172 okumak istiyor, 4 okuyor

7.7 puan (140 kişi)
257 okumuş, 105 okumak istiyor, 6 okuyor

8.0 puan (97 kişi)
197 okumuş, 145 okumak istiyor, 4 okuyor

8.3 puan (79 kişi)
172 okumuş, 39 okumak istiyor, 2 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

bazgiruli godot Swallow elif güz zeynepsusmus Yvaine sonbahar erdiserdar petrok
9 kişi
yün kafa Leandros badman öylesinebiri burcu3554 OzLEm mervepursal Mervekoroglu sacredblame meursault samsa HVenenosa Daktilo yazıları genetic Panpirik aiseeslem mnurs Mıymıntı adorable serars carbonara bahardageliriz serhanuresin Dilan Nar kkontess bahadir Siyam sevidetuncay mhmtsydn dmlakn nurss heycan muffin blgy madmadames iso336 didem demirayak Ömür Tekince mnemonic adadenizi
188 kişi
Burak SirEvo İremimosa şüheda Cessie prog_obs0 cemkaya balık değilim seyhan kahlan amnell KARAMELA Oholey jazzdevil KuroiNamida eldem efla Kekligün drycmacar aysimgs pelindiyebiri Zamett cyborg cansum Levninin Kızı maviumut nwzlnd Tuba Akar inci16 Melek ATALAY renklerimiz Kafka ehlimana ironmarvin duygu_ İrem Babiloğlu Katre uğurbocugu begwinchester ozotay
114 kişi
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Ölüm bu kadar mı güzel tiye alınır? MUhteşem,kesinlikli okuyun derim.

4 yıl, 4 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

İki roman bir arada gibiydi. İlki belirli bir kahramanı olmayan, ölümün faaliyeti durdurması sonrası olabilecekleri anlatan öyküydü. Olaylar sıradan eski ölümlüler yeni ölümsüzler açısından anlatılıyordu. İkincisinde ise başkahraman ölümdü. Viyolenselci ile olan hikayenin sonu ilkiyle öyle bir bağlandı ki acaba bu bir geriye dönüş mü yoksa kısır bir döngü mü dedim. Yazım tekniği açısından da tam bir deneyimdi. Yazarın biraz ironik biraz mizahi biraz da okuyucuyla sohbet eden anlatımını beğendim. Okuduğuma çok memnunum.

3 yıl, 8 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Cümle tekrarları, cümlelerin birbiri içine girmesi, esprili bir dil kullanmak adına konunun aşırı dağılmış olması okurken acı çekmeme neden oldu. yazar hakkında cok iyi şeyler duymustum ama bu kitap duyduklarımla kesinlikle örtüşmüyor.

3 yıl, 4 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan


1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü almış bu kitap adından da anlaşılacağı üzere okuduğum en ilginç kitaplardan birisi. Hani kimi zaman “ ölümsüz olsam ya da öleceğim günü bilsem ne güzel olurdu “ diye düşündüğümüz zamanlar olmuştur. Benim ölümsüzlük değil ama öleceğim günü bilmek gibi bir arzum var mesela  Gerçi bu kitapta ondanda vazgeçtim ama neyse  Kitaba gelecek olursak bu hikâye iki bölümden oluşuyor. İlki adı bilinmeyen ülkenin birinde bir yılbaşı gününün sonrası ülkede kimsenin ölmemesi ile başlıyor. Bir anda ülkeye sevinç yayılıyor fakat sevinmek için erken çünkü kimsenin ölmemesi zamanın durmasıyla değil aksine hayatın tüm sorunları, hastalıkları, kazalarının devam etmesiyle devam ediyor. İnsanları bekleyen ebedi bir yaşlılık, hastalık ve acı…

Tabi cenaze hizmetleri işsiz kaldığı için ilk tepki onlardan geliyor  Sonra sigorta şirketleri, huzur evleri, hastaneler, devlet yetkilileri derken ülkenin içine düştüğü kaosu, insanların ölüm ve ölümsüzlük karşısındaki çelişkili tepkilerini, ahlaki çöküşlerini görüyoruz. Tüm bunlar yaşanırken 7 ay geçiyor bir anda işte bu ikinci bölümde ise ölüm geri geliyor ve ölemeyen herkesi alıp götürüyor. Ama artık ölüm eskisi gibi değil daha ilginç bir halde geliyor. Ölecek kişilere 8 gün önceden öleceğini haber veren bir zarf gönderiyor ve insanların ölümü beklerken neler yaşadığını, düşüncelerini okuyoruz. Yalnız tek bir kişiye gönderilen zarf geri dönüyordu işte oradan sonra yaşananlar işi biraz karıştırıyor inanmayacaksınız ama bir aşk doğuyor ama kim kime okuyun değerlendirin 
Kitapta kişi hep bir sorgulama içine giriyor en azından bende öyle oldu ve bu ilginç hikâyeyle birlikte bazı gerçekler gün yüzüne çıkıyor.Gerçeklerle yüzleşmek bu olsa gerek. Hayal kırıklığı diyemeyeceğim zaten bildiğimiz şeyler ama yinede insanlık nereye gidiyor diyebileceğiniz iki sonuç çıkardım.

Birincisi; insanlar ölmüyor diye başta cenaze hizmetleri olmak üzere birçok kurum parasızlığın derdine düşüp yasadışı guruplarla işbirliği yaparak insanları ölmesi için sınır dışına çıkarırken yada sahte ölüm raporları hazırlarken görüyoruz ki temelde iyilik, insanların huzur içinde uzun yaşamaları tezi; çıkarlar ve sistem söz konusu olduğunda ikinci plana itiliyor. Sistemin çalışması için gerekli kararlar; ahlaksız, acımasız hatta zarar verici olabilir ama sistemin çalışması her zaman önceliklidir.

İkincisi ise; hani kurumlar bu işin içinde dedik ya ilk başta başkaları konu-komşu bizim için ne düşünür diye kurumların kararlarına tepki gösterenler yaşlı yakınları sonra mesela evlerindeki yaşlıların altını temizlemekten, her şeyi unutmalarından, onlara hizmet etmekten bıkmış olmalarından dolayı onlarda kurumlar gibi yakınlarından vazgeçmek için yasa dışı guruplarla anlaşıyorlar. Ama unuttukları şey “insan eti ağırdır”.

Benim bu kitaptan anladığım en güzel şeyse; ölüm düşüncesinin insana “varlığını” hatırlatıyor ve bunu üzerinde düşünmeye itiyor oluşu. Ölüm aynı zamanda hayatımıza anlam vermedeki en önemli etken.
Ölüm insana çaresizlik ve soğuk gelir ya o hissiyat bu kitabı okurken de kitap bana “benim kurallarım dahilindesin" diyordu adeta. Yazar esprili bir anlatımla kara mizah yapmış ve bunu ölüm temasıyla ustalıkla birleştirmiş. Sayfaları çevirirken yüzümde çoğu kez tebessüm vardı ancak ben bu kadar uzun cümle kuran bir yazar okumadım Kitapta başına ne gelecek diye merak edeceğimiz bir karakter bir kahraman kullanmadan, cümlelerin uzun noktalama işaretlerine yer verilmeden konuşmaların düz bir metinde yazılmış olması kitaptan zaman zaman kopma yaşamanıza neden oluyor zaten o noktada yazar “ şimdi bunu mantıksız bulacak okuyucular için bir açılama yapalım” diyerek okuyucusunu kendisine getiriyor

Kitaptan Altını Çizdiklerim:
•İnsan olmanın ne demek olduğunu her geçen gün daha az bileceğiz.
•Hayat böyleydi işte, kaşıkla verir sonra bir gün kepçeyle verdiklerinin tümünü geri alırdı.
•Yaşam, enstrümanları akortlu da olsa akortsuz da olsa, devamlı çalan bir orkestradır…
• "...hem nalına hem mıhına vurarak.." bunun altını çizdim çünkü böyle bir cümle İspanyolcada var mı yoksa bizim çevirmenin uydurması mı merak ettim 

1 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Sonsuz bir insan olsaydınız ne yapardınız ?

4 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Ölüm bir anda ortadan kalksa neler olurdu? Hiç düşündünüz mü?

http://www.kontesce.com/2013/02/olum-bir-varm-bir-yokmu-jose-saramago.html

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

joseee saramagooo..

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Saramago'nun bu kez kalemine ölüm takılmış.Tabi ölümle birlikte din adamları, dini inanışlar yine mizahi bir şekilde ele alınırken politikacılar ve siyasette nasibini almış.
Roman adı bilinmeyen bir ülkede ölümün yedi ay greve gitmesi sonunda ülkede çıkan kaoslar daha sonra tekrar geri gelmesi yine çıkan karışıklıklar harika işlemiş.
Güzel bir kitaptı yer yer mizahi ve ironik yer yer düşündürücü sonu ise oldukça güzeldi.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Yazar kitabın başında ölümsüzlüğün getirdiği sorunları (din, sağlık, huzurevleri -mutlu yaşam merkezleri-ekonomi, siyaset, sigortacılık) din, tıp, devlet adamları, düşünürler ve halk aracılıyla irdelemiş ve "ölümsüz bir ülke nasıl olurdu?"sorusuna yanıt vermiş. Ölüm geri döndüğünde ise bambaşka sorunlar ortaya çıkıyor. Mizahi bir dili var kitabın ve keyifle okunuyor ancak devrik cümleler bir hayli fazla ve diyaloglar konuşma çizgisi ile belirtilmediği için kimin konuştuğu belli olmuyor.

3 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Harika harika anlatim kurgu muhteşem. Basta cümlelerin uzunluğu zorlasa da sonra hizlanmanizi sagliyor

3 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Ertesi gün hiç kimse ölmedi.

2 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Diline alıştıktan sonra ortaya çıkan müthiş bir tat Saramago.İlginçlikte üstüne tanımayan bir yazar.Önce kopyalanmış adam sonra bu(Okuma sırama göre).Ölümle nasıl dalga geçiyor. Ölüm var iken rutine binmiş planlı programlı olan hayat.Ertesi gün hiç kimse ölmedi.Cümlenin manidarlığı.Harika bir altı çizili kült kalıp.Ölüm olmayınca ortaya çıkan kargaşa,kaos...Herşey altüst oldu ki ölüm nelere kadirmiş.İnsanlar onu anladı.Aslında biraz da alışkanlık galiba ki ölümün olmadığına alışanlar ölümün geri geldiğini görünce nasıl perişan hale geldiler.Aslında yılbaşına kadar hep vardı hep yanı başındaydı ve zamanı gelince gidiyordu.Ama insanlar yokluğuna alışmışlardı bir kere.Ve çoook farklı bir son.Saramago bunu hep yapıyor.Beklenmedi sonuçlar ile ters köşe oluyorsun.
Bu okuduğum 3.kitabıydı.Dediğim gibi en zor olanı diline alışmamdı.Alıştım galiba.Farklı konuları ile farklı Saramago kitaplarına:)Keyifli okumalar

1 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

bu kadar iyi bir konu bu hale nasıl getirilir? nobel edebiyat ödüllü kitap okunmamaya değer.

2 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Saramago' nun okuduğum ilk kitabı Körlük' tü. İbrahim Abi evden getirmişti oku diye. Oldukça sevmiştim kitabı. Başlarda neden doğru düzgün paragraf olmadığını anlayamamıştım ama sonra yazarın, okuyucunun, tıpkı kitaptaki karakterler gibi bir belirsizliğin, karmaşanın içine girmesini istediği için bunu yaptığını düşünmüştüm. Sonrasında bunun benim hayalperestliğimin ve Saramago' nun tarzına ilişkin olan bu duruma gereksiz anlam yüklememin bir sonucu olduğunu anladım. Böyle yazıyor bu adam, yapacak bir şey yok. Bu kitap Saramago' nun en iyi kitabı değil, anlatılan hikaye çok iyi olsa da anlatılış tarzını çok sevmedim diyebilirim hatta. Ama iyi kitap. Çelişkili cümleler kuruyor olsam da aslında söylemek istediğim Saramago' nun hata yaparak, yanlış yaparak güzel bir hikayeyi kötü bir tarzla anlattığı değil, benim kötü olarak adlandırdığım tarzı bilerek isteyerek tercih ettiği. Karışık gelse de az sonra netleşecek söylemek istediklerim. Adam çok ciddi, çok gergin, çok hüzünlü bir hikayeyi; bir dolu siyasi göndermeyle ve mizahi hatta absürd bir dille gayriciddi, yumuşak ve trajikomik bir hale getiriyor. Kitap aslında iç içe geçmiş iki kitap gibi; ilk bölümde toplumsal bir mesele söz konusu, ikinci bölümde ise fazlasıyla kişisel. İlk bölümden ikinci bölüme -ki kitapta öyle somut bir bölüm ayrımı yok- çok klas geçiyor adam ve küçücük bir final cümlesiyle benim ikiye ayırdığım hikayeleri öyle güzel bütünlüyor ki, budur be diyerek kapatıp sertçe vuruyorsun koltuğa kitabı.

Adını sanını bilmediğimiz bir ülkede kimse ölmemeye başlıyor, ama hiç kimse ölmüyor. Vücudun ortadan ikiye de ayrılsa yine de ölmüyorsun. İlk başta ölümsüzlük herkese güzel geliyor ama sonra işler çığırından çıkıyor. Ölümsüzlük sadece o ülke sınırlarında geçerli. Sınırı bir adım geçtiğinde ölüm yine mesaiye başlıyor. Sonrasında ise benim ikinci bölüm olarak adlandırdığım bölüme geçiyorsunuz. Ölümün gözünden bakıyorsunuz dünyaya ve ölümün, öldürmeyi unuttuğu bir adamın gözünden ölüme ya da hayata. Saramago yine ahlaki ve siyasi bir sorgu anaforuna alıp oradan oraya savuruyor sizi. Saramago ne yazsa okunur diyebilirim sanırım artık gönül rahatlığıyla.

2 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Ölümün bir anda yok olmasıyla insan denen zayıf varlığın yaşadığı zaafiyetleri etraflıca anlatmış yazar. Ölümün gerçekliği ve bu gerçeğin hayat içerisindeki yerini irdeliyor. Geçici mutluluklar ve aslolanı sorguluyor. Oldukça etkileyiciydi, özellikle ölümün olmaması ya da oluş şeklinin farklı olmasının yaratacağı derbeder durum analizlerinde...Bir ben miyim bilmiyorum ama kitabı zor okudum, beğenmememle ilgili değil, bilakis çok beğendim. Ama nedense okuyucuyu zorlayıcı bir tarzı var yazarın, hızlı düşünülmesini istiyor gibi...

2 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Diğer yayınevlerini bilmiyorum ama Kırmızı Kedi Yayınevinin bastığı kitabı okumak zor oluyor. Konuşma çizgilerinin olmadığı paragraflarda kim ne diyor hangisi konuşuyor anlamak gerçekten zor.

Konusu ilginç.İlk bölüm; birgün bir ülkede artık kimsenin ölmeyişi ile başlıyor.Bu durumda sigorta şirketlerinden,cenaze levazımatçılarına dek verilen tepkileri görüyoruz. Yalnız yaşlanmak var,kaza da geçirebilirsiniz ama ölemezsiniz. Bitkisel hayatta yaşayabilirsiniz.Maphia kısmına hiç girmiyorum.

Diğer kısımda ölüm karar değiştiriyor ve can alma eylemi yeniden başlıyor ama kişiler ölmeden önce eflatun bir zarf ile haberdar edilecekler.

Üçüncü kısımda ise ölüm bir kadın kılığına giriyor ve bir türlü teslim edemediği etse de bir şekilde geri gelen eflatun bir mektubu sahibine ulaştırmak için kadın cazibesini kullanıyor.
Eh başladığı gibi de bitiyor kitap zaten.

2 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Açıkça ifade etmek gerekirse ilk 99 sayfada oldukça sıkıldım . Ölümün ortaya çıkmasıyla ve bir kadın figürü olarak ele alınmasıyla birlikte kitaba olan ilgim arttı .Farklı bir bakış açısı güzel bir konu . Üzerine birde The Seventh Seal filmini izlemenizi tavsiye ederim :)

2 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Günün birinde hiç kimse ölmedi. Saramago, bu ölememe halinde dünyada neler olabileceğine dair bir tablo çizdi. Ve ölüm de bu tabloda canlanıp bir karakter olarak hareket etmeye başladı. İşte Saramago'nun hayal gücü, o kimsenin ölmediği gün ile birlikte ortaya saçılıp yine hayranlık içinde bıraktı bu aciz okuru.

8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Kitap, "ertesi gün kimse ölmedi" cümlesiyle başlıyor ve aynı cümleyle son buluyor. 204 sayfalık kitabın ilk 90 sayfasında biraz sıkılsam da gerisini büyük merakla okudum.

Sıradışı bir roman yazmış yazar. O yüzden beğendim.

7 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski