Narsist

New York Times’ta dört hafta boyunca birinci sırada kalan bir aşk hikâyesi.

Gün, her zamanki gibi başlamıştı.

Tren koridorunun öbür ucundaki adam beni büyüleyene dek.

Küçük dağları o yaratmış gibi telefonda birine bağırıyordu.

O takım elbiseli, kibirli adam kendini ne sanıyordu, Tanrı mı?

Aslında bir tanrıya benziyordu. O kadar.

Durağı geldiğinde aniden kalkıp gitti. O kadar aniydi ki telefonunu düşürdü.

Telefonunu ben almış olabilirim.

Tüm fotoğraflarını karıştırmış ve birkaç numarayı aramış da olabilirim.

Geri verecek cesareti toplayana kadar gizemli adamın telefonunu günlerce tutmuş olabilirim.

Şehrin öbür ucundaki havalı şirketine kendimi sürüklediğimdeyse beni görmeyi reddetti.

Ben de telefonu küstah pisliğin ofisine bıraktım.

Bu arada telefonunda edepsiz bir fotoğraf bırakmış olabilirim.

Mesaj atmasını beklemiyordum.

Konuşmalarımızın bu kadar ateşli olmasını beklemiyordum.

İkimiz ancak bu kadar zıt olabilirdik.

Fakat zıt kutuplar hakkında ne söylediklerini bilirsiniz.

Yüz yüze geldiğimizde, birbirlerini çekmekten daha fazlasını yaptıklarını keşfettik: Biz, birbirimizde kaybolduk.

Sürüklendiğim macera beni tamamen hazırlıksız yakalamıştı. Bu macera bittiğinde kendimi bulduğum yere hazır olmam da mümkün değildi.

Her güzel şeyin bir sonu vardır, değil mi?

Bizim sonumuzsa tahmin edilemezdi.


“Vi Keeland ve Penelope Ward kalplerimizi çalacak yeni bir narsist piç yarattılar ve bu seferki takım elbise giyiyor: En sevdiğim. Graham Morgan’ı önce ben gördüm. Kesinlikle okumalısınız!” —Laurelin Paige, New York Times çoksatan yazarı

“Graham ve Soraya’ya bayıldım! Bu kitap bittiğinde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Baştan sona tahmin edemediğim sürprizlerle dolu, muhteşem bir hikâyeydi. Bu iki kadının kalemi gerçekten çok güzel, hem de romantizmi yazabiliyor ve bunu o kadar iyi yapıyorlar ki bir sonraki çalışmalarını dört gözle bekliyorum. Narsist benden beş tam yıldız aldı!” —Raine Miller, New York Times çoksatan Yazarı

“Vi Keeland ve Penelope Ward, günümüzün en başarılı aşk hikâyesi yazarlarından ikisi. Daha önce ikisinin de kitaplarını okumuştum ve 2016 yılının en sevdiğim kitapları arasına girmişlerdi; birlikte kitap çıkardıklarını görünce dayanamayıp hemen okudum ve size de aynısını tavsiye ederim! Bu kesinlikle yeni favorilerim arasında!” —Aestas Book Blog

(Tanıtım Bülteninden)

New York Times’ta dört hafta boyunca birinci sırada kalan bir aşk hikâyesi.

Gün, her zamanki gibi başlamıştı.

Tren koridorunun öbür ucundaki adam beni büyüleyene dek.

Küçük dağları o yaratmış gibi telefonda birine bağırıyordu.

O takım elbiseli, kibirli adam kendini ne sanıyordu, Tanrı mı?

Aslında bir tanrıya benziyordu. O kadar.

Durağı geldiğinde aniden kalkıp gitti. O kadar aniydi ki telefonunu düşürdü.

Telefonunu ben almış olabilirim.

Tüm fotoğraflarını karıştırmış ve birkaç numarayı aramış da olabilirim.

Geri verecek cesareti toplayana kadar gizemli adamın telefonunu günlerce tutmuş olabilirim.

Şehrin öbür ucundaki havalı şirketine kendimi sürüklediğimdeyse beni görmeyi reddetti.

Ben de telefonu küstah pisliğin ofisine bıraktım.

Bu arada telefonunda edepsiz bir fotoğraf bırakmış olabilirim.

Mesaj atmasını beklemiyordum.

Konuşmalarımızın bu kadar ateşli olmasını beklemiyordum.

İkimiz ancak bu kadar zıt olabilirdik.

Fakat zıt kutuplar hakkında ne söylediklerini bilirsiniz.

Yüz yüze geldiğimizde, birbirlerini çekmekten daha fazlasını yaptıklarını keşfettik: Biz, birbirimizde kaybolduk.

Sürüklendiğim macera beni tamamen hazırlıksız yakalamıştı. Bu macera bittiğinde kendimi bulduğum yere hazır olmam da mümkün değildi.

Her güzel şeyin bir sonu vardır, değil mi?

Bizim sonumuzsa tahmin edilemezdi.


“Vi Keeland ve Penelope Ward kalplerimizi çalacak yeni bir narsist piç yarattılar ve bu seferki takım elbise giyiyor: En... tümünü göster


Değerlendirmeler

değerlendirme
6 puan

Vi Keeland tek başına yazsın...

http://oldgirlsontheblog.blogspot.com/2018/09/sibel-okuyor.html

9 puan

http://illekitap.blogspot.com/2018/08/vi-keelan-penelope-ward-narsist.html

Veee kurgularına bayıldım, karakterlerine aşık olduğum, kitaplarına taptığım yazar Vi Keeland bu sefer Penelope Ward ile birlikte kaleme aldıkları Narsist ile kaşımızda.

İki yazarın yazdığı kitaplarda genelde ön yargılı olurum, çünkü anlatım tarzının illaki değişeceğini düşünürüm ama bu kitapta bunu hissetmedim. Bu da oldukça uyumlu anlatım tarzları olduğunu gösterir ya da çevirmenin çevirirken farkına varmadan bir uyum yakaladığını.. .orijinali okuyan daha iyi bilir gerçi ama ben bir uyum hissettim iki yazarın anlatımında çünkü kopukluk hiç olmadı.

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse; bir gün Soraya trende öfkeli sesiyle karşısındakine emirler yağdıran bir adam dikkatini çeker ve bu adam durağında indikten sonra telefonunu düşürdüğünü fark eder. Telefonu alıp sahibine ulaştırmak istediğinde karşı karşıya kaldığı muamele sonrasında karşısındaki bir ders vermek zorunda kaldığında hayatının oyununu oynadığının farkına bile varmaz. Graham, telefonunu düşürdüğünün bile farkında değilken telefonunu oldukça ateşli bir tartışma sonucunda geri almış olmanın yanında ona telefonu geri veren kişinin ona gönderdiği fotoğraflarla hayatının değiştiğinin farkına sonradan varır.

Sadece kaybolan bir telefonla başlayan ikilinin mesajlaşması sonrasındaki geri çevrilmesi imkansız çekimle başta randevulaşarak birbirlerini tanımaya sonrasında cinsel tatmini yaşamaya başlarlar. Tam her şey yolunda gidiyor derken Graham hayatının en büyük şokunu yaşarken Soraya oldukça büyük ikilemde kalırken geçmişin korkularıyla yüzleşmek zorunda kalır.

İkilinin aşkı büyük bir sınavdan geçerken bir kez daha korkuların ve geçmişin geride kalması gerektiğini ve aşkın her şeyden üstün geldiğini gözler önüne seriyor yazarlar.

Graham ile Soraya'nın mesajlaşmalarını çok eğlenceli bulduğumu söylemeliyim. İlk başlarda çok eğlenceli bir şekilde başlayan mesajlaşmaları sonrasında randevulaşmaları ve sorasındaki mesajlaşmaları falan cidden çok eğlenceliydi.

Soraya'nın arkadaşları Del ve Tig ise... bayıldım. Cidden iyi arkadaşlarken Graham'ın arkadaş bakımdan yalnızlığı ya da zamanında en iyi arkadaşlarından yediği darbe sonrasındaki yalnızlığı üzücüydü ama Soraya ile olan ilişkisi hem aşk hem arkadaşlık iken oldukça iyi işlenmişti.

Genevieve ve Chloe detayları çok hoştu. Her ne kadar sürtük Genevieve'den nefret etsem de Chloe'yi sevdim... hem de çok sevdim. Soraya'nın yaptığı fedakarlık adı altındaki ahmaklık için ben şahsen Genevieve suçlayamam çünkü o kadının en başından beri amacı belliyken onun oyununa gelmiş olmak senin suçundu Soraya... üzgünüm.

Graham ise... bence Graham yaşanırdı anlatılmazdı. Ben bu yazarın cidden her kızın hayallerindeki erkeği yazabildiğini düşünüyorum. Bu dahil üç kitabını okudum ve üçünde de erkekler hep ne istediğini biliyordu ve peşini bırakmıyordu. Bu özellik Graham'da da vardı ve ben bunu sevdim ki bence Graham'ın kişiliğine de yakıştı açıkçası.

Kitabın sonu çok tatlıydı. Son iki bölüm... bence bu kitaba yakışan sondu diyebilirim.

Ama... bu kadar güzel sözün üstüne bir ama gelsin... bu kitabı okuyan herkes çok sevmişti ki bende çok sevdim bunu inkar edemem ama bence ne Patron ne de Egomanyak kitaplarından daha iyi değildi. Çoğu okur kıyaslamaya girmiş ve daha iyi olduğunu söylemiş ama bence değildi. Onlardan bir tık geride kaldı diyebilirim. Ah evet, güzeldi, çok keyif aldım okurken de ama onlarla kıyaslandığında muhteşemdi diyemem.

Beni topa tutmayın ama bu benim düşüncem ne yazık ki. Tabi ki 5 üzerinden 4,5 verdim çünkü puanlamamı diğer kitaplarına kıyaslayarak yapmıyorum, okuduğumda ne derecede sevdiğime göre veriyorum ama kıyaslama yaparsam da diğerlerine göre bir tık geride kaldı benim nazarımdı. Ama yine de bu yazarı sevenlere tavsiye ederim güzel bir romanstı ve fazlasıyla +18'di diye araya sıkıştırmam gerek :)

9 puan

http://birumuthayal.blogspot.com/2018/08/vi-keeland-penelope-ward-narsist.html#more


Kitabı okumaya başlamadan önce hakkında yapılan yorumları okuduğum için başta tereddüt ederek başladım kitaba açıkçası.

9 puan

Bdyıldıııım çok keyifle okuduğum bazı yerlerinde sesli güldüğüm bir kitap oldu kedileri şiddetle tavsiye edilir 👍

9 puan

Bayıldım....Hele Soraya karakteri bence efsaneydı. Gerisi standart aşk hikayesi ama kadının özverisi sadakati hazırcevaplılığı erkeğin tutkusu sorumluluk bilinci sevgisine sahip çıkışı bu kitabı güzel yapandı....2019/5


Baskı Bilgileri

Karton Cilt, 304 sayfa
3Ağustos2018 tarihinde, Yabancı Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9786052177334
Dil
Türkiye Türkçesi

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

İlkind Okuyan K. evil_thing gezenti sibelmert
15 kişi

Okumak İsteyenler

Lulu Marley tarçınportakal hAnAJks
3 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski