
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: tarık buğra
Küçük Ağa, Kurtuluş Savaşı yıllarında, siyasal karar ve tartışma merkezlerinin uzağında, Kuvvacı/Millici denilen, ama ne oldukları, neyi temsil ettikleri pek bilinmeyen birilerinin açtığı savaşa katılıp katılmamanın vebalini tartarak bir karar verme durumunda kalan insanları anlatır. Asırlardır sadece halife-i ruyi zeminin, padişahın açtığı sancağın altında savaşılacağı bilgi ve inancıyla yaşamış…

Yazar: can dündar
Tarihe gizlenmiş bir aşkın hikayesi. Atatürk, dans etti Lüsyen'le… Tevfik Fikret ona edebiyat dersi verdi. İnönü, evlerinde satranç oynadı. Nazım Hikmet, sofralarında yemek yedi. Kimler yok ki, bu belgesel romanın sayfaları arasında: Mehmet Akif'ten Victor Hugo'ya, Damat Ferid'den Oscar Wilde'a, Yahya Kemal'den Hindenburg'a, Necip Fazıl'dan, Karındeşen Jac…

Yazar: stieg larsson
“Sizi uyarıyoruz: Millennium üçlemesi kesinlikle bağımlılık yapıcı.” - The Guardian “Dönüp tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Millennium üçlemesi bu milenyumun en iyi üçlemesi.” - John Timpane, Philadelphia Inquirer “Stieg Larsson’u okumak, sert bir kahve gibi sizi canlandırır… Kitaplar sıra dışı bir şekilde aksiyon dolu ve düpedüz bağımlılık yaratıcı. Larsson son derece zeki bir aktivist…

Yazar: marc levy
Arka Kapak "Sen benim gölge hırsızımsın; nerede olursan ol, seni bulacağım." Babası tarafından terk edilmiş, çocukluğu boyunca annesiyle birlikte sıradan bir kasabada yaşayan kahramanımızın özel bir yeteneği vardır: Peşine gölgeler takılır, ona hep bir şeyler fısıldar... Yıllar geçmiş, bahçesindeki kestane ağaçlarının altında oturduğu okulunu, babasıyla annesinin birbirlerini sevdi…

Yazar: yılmaz güney
Bir yanda, dünyaya gözünü açtığı andan bu yana algıladığı, öğrendiği, öğrettikleri, edindiği kişisel, toplumsal alışkanlıklar pislikler, inançlar... tavır davranış, konuşma biçimi, düşünce biçim haline gelmiş yönetici ölçüler, üzülmeden sinmeye... ürkekliğe... ürkeklikten ataklığa dek, bin bir kılığa giren korkuları, saygı, sevgi, iyilik, kötülük, mertlik, dürüstlük, gelenek, görenek, töre, gizli…

Yazar: adalet ağaoğlu
Bayram, Mercedesin yağ gibi akıcılığına, sarsıntısız, sessiz gidişine büyük ölçüde gölge düşüren küçük patpatlamalar arasında, bir köşeye sığınıyor. Duruyor. Yere atlayıp, onca dağdağa ve barbarlığa artık kör ve sağır; ellerini beline koyarak üç adım uzaktan, derin bir iççekişle; ırzına geçilmiş karısına dosdoğru bakamayan kocalar gibi, gözlerini bütün o eksikliklerden kaçıra kaçıra bakıyor araba…

Yazar: erdal öz
ALDIĞI ÖDÜLLER: Orhan Kemal (76) Roman Ödülü İyi bir romanın yaşamdan daha gerçek olabileceğini, Erdal Özün romanını okuduktan sonra bir daha anladım... Ve insan bu romanı okurken insanlığından, yaşamından, konuşmaktan, görmekten, soluk almaktan utanıyor. Bu romanı okuduktan sonra, savaşça savaşa eyvallah, ölümse ölüme eyvallah, ama işkenceye!.. Bu roman direnen adamın destanıdır. Kendi bedeninin…

Yazar: erdal öz
Bu kitaptaki öykülerimden birkaçını 12 Mart döneminde Mamak Askeri Cezaevindeyken yazmıştım. Cezaevinden bir yolunu bulup gönderdiğim o öyküler, Yeni Dergide yayımlanma olanağı bulamadı. Sonra A Dergisindeki arkadaşlarım o öyküleri Yeni Dergiden alıp kendi dergilerinde ardı ardına yayımladılar. Tutukluluk dönemi bitince, yeni öykülerle Kanayanı oluşturdum. Sanırım, Kanayan da, Yaralısın da 12 Mar…

Yazar: nevzat çelik
(...) beni burada arama anne kapıda adımı sorma saçlarına yıldız düşmüş koparma anne ağlama kırıldıysa düşevinin kapısı bütün kırık kapıların çağrılısıyım kızların yanaklarında çukurlaşan biten başlayan aşkların ortasındayım her kavgada ölen benim bayrak tutan çarpışan her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni özlem benim kavga benim aşk benim bekle beni anne bir sabah çıkagelirim (...)

Yazar: uğur mumcu
Ellerin dert görmesin Uğur Mumcu! Sakıncalı Piyadeyi yazdığın için, eline sağlık, ağzına sağlık, canına sağlık. Kendi yazdıklarıma gülemem. Ama senin yazdıklarını gülerek okudum. Acı acı gülmek deyimi vardır ya, işte öyle acı acı güldüm.

Yazar: murathan mungan
Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üstüne yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir, biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kız gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz. (Arka Kapak)

Yazar: ahmet altan
Bazen en büyük öfkeyi en çok sevdiklerimize duyarız.Bazen en yakınlarımız en çok acıtır canımızı.Bazen en tutkulu aşkla bağlı olduğumuzdan en vahşi intikamı almak isteriz.Bazen kendi duygularımızdan bile kuşkuya düşeriz.Bazen sevdiğimiz kuşkulandırır bizi.Sevgiyi, aşkı, mutluluğu saf ve lekesiz bir biçimde ele geçirmeyi başaramayız.Hayat, bütün izlerin birbirine karıştığı ürkütücü bir ormana benz…

Yazar: ahmet altan
Yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben. Deneyimlerimle, içine aşk karışmamış her ilişkinin iyi gittiğini, aşkın ise bütün ilişkiyi karmaşık hale getirdiğini anlamıştım; buna rağmen kendimi tutamayıp gene aşkın o çetrefil, hırpalayıcı, karışık, acılarla dolu, vahşi, bencil ve düşmanca yollarında gezinmeye dalıyordum; iyinin v…

Yazar: selim ileri
Birinci baskısı 1976 yılında yapılan, ertesi yıl Türk Dil Kurumu Roman Ödülünü kazanan, çağdaş Türk edebiyatının klasiklerinden biri olarak kabul edilen Her Gece Bodrum yeni basımıyla karşınızda. Selim İlerinin okuyucu kitlesini genişlettiği romandır Her Gece Bodrum. Romanın da şiire yakın olabileceğini kanıtlayan bir eserdir. İlerinin, yenilikçi bir anlayışla yazdığı kitap, 70li yıllarda çok ses…

Yazar: selim ileri
Su iplik gibi akıyordu, belki de kesilecekti. Hep böyle olmuyor muydu: bardakları bir an önce yıkamalıydı Belkıs. Sanki niye yıkıyordu, bir yığın bardak kimse kullanmayacak ki, yine dolaba kaldıracaktı, sıraya dizerek, ertesi sonbahara kadar; yaz bitimlerinde böcekler için (o korkunç kalorifer böcekleri) ilaçlanıyordu bütün ev. Pudra gibi ince, zehirli toz tabii her yere sızıyordu. Boğucu bir ko…


