Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Çocukluğun Sonu
Kitabın birçok yerinde "Vay be!" dedim. Çok iyi kurgulanmış, ilginç atakları olan bir romandı. Gündüz işteyken akşam olsa da kitabı okusam diye düşündürttü bana. Epey sürükleyiciydi.
Baskı: Cüce
Yazarımız birbirinden bağımsız bir şekilde yazdığı yazıları bir araya getireyim, hafiften de birbirine bağlayayım demiş; ama olmamış bence. Çok iyi anlatım, sönük konu. Sıkıldım ve hiçbir anlam çıkartamadım açıkçası.
Baskı: Tol
Anlatımı güzel olan ama kurgu açısından zorlama bir romandı. Çok yüksek bir konsantrasyonla okumak gerekiyor. Kafa boşaltmalık değil kafa doldurmalık bir kitap.
Baskı: Kuşlar Yasına Gider
Üstad bu sefer postmodern tarzından biraz uzaklaşmış ve klasiğe kayan bir anlatım biçimi kullanmış. Fena da olmamış. Daha insanı içine çeken bir roman olmuş bu. Konusu da daha ilgi çekici olsaydı 10 puan verebilirdim kitaba. Dili ise muazzamdı gene.
Baskı: Olağanüstü Bir Gece
Bu hikayenin anlatmaya değer bir hikaye olduğunu düşünmüyorum; ama yazar iyi bir anlatıma sahip olduğu için fena değildi.
Baskı: Kalan
Bu kitapla ilgili ne desem eksik kalır. Deneysel bir çalışma olduğu kesin. Yazım kurallarını, sayfa düzenini, sözcük dizimini yok sayıyor. Bir delinin zihnine yakışır bir anlatımı var ayrıca. Bir de yaratıcıyla ilgili düşünceler kimilerini rahatsız edebilir. Sadece bir görüş olarak görüp, saygı duymakta fayda var.
Baskı: Barbarın Kahkahası
Yavan bir şekilde okunursa anlaşılamayacak kitap. Altmetinlere bakmak lazım. O zaman insanların ikiyüzlülüklerini, homofobiyi, dışlamışlığı, kadına bakış açısını ve çocukları barbarlaştıran ebeveynleri görmek mümkün. İdrara (pisliğe) bulanmış, buna rağmen eğlencesinden geri durmayan insanlarımızı görmek mümkün. Bu kitabın bana göre en önemli eksiği ise anlatımı. Sema Kaygusuz deyince dil estetizasyonu geliyor aklımıza sonuçta.
Baskı: Siyah Kan
Kitap bir türlü hızlanmadı. Kurgu çok zorlamaydı. Ancak zekice unsurlar da taşımıyor değildi.
Baskı: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Kısa olmasına rağmen sıkıcıydı bence.
Baskı: Firmin
Çok sürükleyici yahut anlatım dili harikulade olan bir kitap olmasa da okunabilir düzeydeydi.
Baskı: Kabuk Adam
Yazarın Mucizevi Mandarin kitabındaki anlatım dilini daha çok beğenmiştim. Tabii bu kitabın ilk kitap olması sebebiyle, diğer kitapta dilin gelişmiş olması olağan. Bunda bir sıkıntı yok. Ancak konu da pek ilgi çekici değildi. Kurgu zayıftı. Sadece psikolojik faktörler oldukça gerçekçiydi. Karayipler'de geçmesi bakımından egzotik bir tarafı da vardı. Örneğin rastalı saçların anlamını ben ilk defa bu romanda öğrendim. Daha sonra roman "bakalım esas kız bekaretini kime verecek" noktasında ilerledi uzun bir süre. Bu da birazcık sıktı beni.
Baskı: Müptezeller
Nerede Behzat Ç. anlatımı, karekterleri nerede bu? Emrah Serbes yazmamış sanki. Metnin bir kişiliği yoktu.
Baskı: Tatlı Perşembe (Sardalye Sokağı #2)
Steinbeck'in kitaplarını hep çok inandırıcı ve iyi işlenmiş buluyorum. Bu romanın da sadece sonu biraz koştur koştur bitse de genel itibariyle zevkle okudum.
Baskı: Sırça Fanus
Pek erkeklere göre bir kitap değildi bence. Baş karakterin psikolojisi ve melankolik yapısı başarılı bi şekilde verilmiş olsa da, kadın dünyası üzerine yoğunlaşmış olması ve aşırı detaycılığı beni biraz sıktı. Velhasıl kadın okurların daha çok beğeneceğini düşünüyorum.
Baskı: Mezbaha No. 5
Romanın enerjik bir anlatımı olsa da, çok dağınık işlenen konular konsantre olmamı zorladı. Gene de akıcıydı.
Baskı: Saygı Duruşu
Bu kitaptaki hikaye belki anlatılmaya değer olabilir fakat ben yazarı pek yetkin bulamadım. Zaman zaman sıkıldım kısacık romanda. Dili zaten çok basit. Yani benim tat alabileceğim bir şey yoktu içerisinde.
Baskı: Ermiş
Kendimi bir tasavvuf ehlini okuyor gibi hissettim. Adam cidden bir çok şeyi çözmüş. Özellikle son cümlenin üzerinde uzun uzun düşünmenizi tavsiye ederim. Reenkarnasyona gönderme yapıyor.
Baskı: O / Hakkari'de Bir Mevsim
Şiirsel bir dille yazılmış durum romanı. Aman aman güzel değil fakat hiç sıkmadan, ilgi uyandırarak okunuyor
Baskı: Sergüzeşt
Sürükleyici bir romandı velahasıl gittikçe kurguda kopukluklar baş gösterdi. Bazı yerler çok hızlı geçildi. Final ise çok kötüydü bence.
Baskı: Kabil
Saramago'nun kutsal kitaplar çarpıtılmamış ve dini hikayelerin büyük çoğunluğunun metaforik anlatım olduğunu bilmiyor gibi bu romanı kaleme alması enteresan. Bu bilgisizliği beni şaşırttı. Ama ben onun bunu bildiğine, bilmeyenleri tiye aldığına inanmak istiyorum. Bu açıdan baktığımda da oldukça güzel bir kitaptı. İronik dili zaman zaman gülümsetti beni.
Baskı: Yüzler
Romanda temel bir konu olmadığı içi pek beğenmedim. Karakterlerin geçmişine gidip duruyoruz. 82 darbesinin yarattığı kafa karışıklığını izliyoruz. Velhasıl okuyucunun merak edeceği bir akış yok ortada.
Baskı: Neden Yazıyorum
Benim gibi Orwell'ın yazma deneyimiyle ilgili bir şeyler bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşayacaksınız. Bu kitap daha çok İngiltere'nin 2. Dünya Savaşı esnasındaki politikalarını eleştiren yazılarla dolu.