Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Göç (Drizzt Efsanesi #3)
Montolio bölümü efsaneydi. Film sahnesi gibi gözlerimde canlandı savaşlar. Diğer bölümler durağan olsa da Drizzt'in hikayesi nereye varacak, düşüncesi kendini okutturdu.
Baskı: Biz Hayır Diyoruz
Mutlaka okunmalı. Farklı coğrafyalardaki toplum sorunlarının, sebep siyaset olunca bizimkiyle aynı olduğunu görüyoruz.
Baskı: Sürgün (Drizzt Efsanesi #2)
Macera kitabın yarısından sonra başlıyor. Oraya kadar bu nasıl fantastik kitap, düşüncesiyle okudum. Ancak sonrasında hayalgücü ve aksiyon doğru orantılı olarak ivme kazandı.
Baskı: Unutma Dersleri
Fazlaca gönderme ve imgeleme vardı kitapta ve bunun yanında anlatımı da çok sıkıcıydı. Mazi İmha Merkezi güzel bir fikir olmasına rağmen, yazar yeterince iyi işleyememiş bence.
Baskı: Doyma Noktası
Sema Kaygusuz'un anlatımı muazzam. Nasıl anlattığına öyle bir hayranlık duydum ki ne anlattığıyla hiç ilgilenmedim.
Baskı: Mavi Saçlı Kız
Kitaba 90. sayfadan başlamak lazım bence. Öncesi hiçbir şey ifade etmeyen, sıkıcı bölümler. Ancak 90. sayfa ile birlikte hastalık baş gösteriyor. Daha sonra hastalığı yendikten sonra da sıkıcı oluyor. Yargılamak için söylemiyorum ama, Amerika'ya gitmek, manken olmak, aşk-meşk gibi bayağı hedefler sayfa atlamaya itti beni. Gine de acı duyduğum, üzüldüğüm bölümler oldu. Ben de Burçak gibi yeniden gelmeye inandığım için ölümler karşısında teselli bulabiliyorum neyse ki.
Baskı: İncir Kuşları
Romanın başında olaylar çok hızlı gelişti. Oldu bittiye getirildi adeta. İlerledikçe ritim problemi kayboldu. Anlatım dili aşırı yavandı. Çok amatörceydi hatta. Hikaye ise çok etkileyiciydi neyse ki. Ayrıca beni çok rahatsız etti. Bu kadar çok işkence ve tecavüz olması canımı sıktı. Asıl can sıkıcı olan da bunların yaşandığının söylenmesi.
Baskı: Anansi Çocukları
Bir Neil Geiman kitabında sıkılacağımı tahmin etmezdim.
Baskı: Kırmızı Pelerinli Kent
Anlatım olarak güzel olsa da herhangi bir olay barındırmaması açısından beni tatmin etmedi. Edebi yönü olmasa gezi yazısı diyeceğim neredeyse. Rio'yu, yaşam şartlarını, orada yaşayan insanları anlatıyor. Velhasıl ortada elle tutulur bir konu yok.
Baskı: Çocukluğun Sonu
Kitabın birçok yerinde "Vay be!" dedim. Çok iyi kurgulanmış, ilginç atakları olan bir romandı. Gündüz işteyken akşam olsa da kitabı okusam diye düşündürttü bana. Epey sürükleyiciydi.
Baskı: Cüce
Yazarımız birbirinden bağımsız bir şekilde yazdığı yazıları bir araya getireyim, hafiften de birbirine bağlayayım demiş; ama olmamış bence. Çok iyi anlatım, sönük konu. Sıkıldım ve hiçbir anlam çıkartamadım açıkçası.
Baskı: Tol
Anlatımı güzel olan ama kurgu açısından zorlama bir romandı. Çok yüksek bir konsantrasyonla okumak gerekiyor. Kafa boşaltmalık değil kafa doldurmalık bir kitap.
Baskı: Kuşlar Yasına Gider
Üstad bu sefer postmodern tarzından biraz uzaklaşmış ve klasiğe kayan bir anlatım biçimi kullanmış. Fena da olmamış. Daha insanı içine çeken bir roman olmuş bu. Konusu da daha ilgi çekici olsaydı 10 puan verebilirdim kitaba. Dili ise muazzamdı gene.
Baskı: Olağanüstü Bir Gece
Bu hikayenin anlatmaya değer bir hikaye olduğunu düşünmüyorum; ama yazar iyi bir anlatıma sahip olduğu için fena değildi.
Baskı: Kalan
Bu kitapla ilgili ne desem eksik kalır. Deneysel bir çalışma olduğu kesin. Yazım kurallarını, sayfa düzenini, sözcük dizimini yok sayıyor. Bir delinin zihnine yakışır bir anlatımı var ayrıca. Bir de yaratıcıyla ilgili düşünceler kimilerini rahatsız edebilir. Sadece bir görüş olarak görüp, saygı duymakta fayda var.
Baskı: Barbarın Kahkahası
Yavan bir şekilde okunursa anlaşılamayacak kitap. Altmetinlere bakmak lazım. O zaman insanların ikiyüzlülüklerini, homofobiyi, dışlamışlığı, kadına bakış açısını ve çocukları barbarlaştıran ebeveynleri görmek mümkün. İdrara (pisliğe) bulanmış, buna rağmen eğlencesinden geri durmayan insanlarımızı görmek mümkün. Bu kitabın bana göre en önemli eksiği ise anlatımı. Sema Kaygusuz deyince dil estetizasyonu geliyor aklımıza sonuçta.
Baskı: Siyah Kan
Kitap bir türlü hızlanmadı. Kurgu çok zorlamaydı. Ancak zekice unsurlar da taşımıyor değildi.
Baskı: Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
Kısa olmasına rağmen sıkıcıydı bence.
Baskı: Firmin
Çok sürükleyici yahut anlatım dili harikulade olan bir kitap olmasa da okunabilir düzeydeydi.
Baskı: Kabuk Adam
Yazarın Mucizevi Mandarin kitabındaki anlatım dilini daha çok beğenmiştim. Tabii bu kitabın ilk kitap olması sebebiyle, diğer kitapta dilin gelişmiş olması olağan. Bunda bir sıkıntı yok. Ancak konu da pek ilgi çekici değildi. Kurgu zayıftı. Sadece psikolojik faktörler oldukça gerçekçiydi. Karayipler'de geçmesi bakımından egzotik bir tarafı da vardı. Örneğin rastalı saçların anlamını ben ilk defa bu romanda öğrendim. Daha sonra roman "bakalım esas kız bekaretini kime verecek" noktasında ilerledi uzun bir süre. Bu da birazcık sıktı beni.
Baskı: Müptezeller
Nerede Behzat Ç. anlatımı, karekterleri nerede bu? Emrah Serbes yazmamış sanki. Metnin bir kişiliği yoktu.
Baskı: Tatlı Perşembe (Sardalye Sokağı #2)
Steinbeck'in kitaplarını hep çok inandırıcı ve iyi işlenmiş buluyorum. Bu romanın da sadece sonu biraz koştur koştur bitse de genel itibariyle zevkle okudum.
Baskı: Sırça Fanus
Pek erkeklere göre bir kitap değildi bence. Baş karakterin psikolojisi ve melankolik yapısı başarılı bi şekilde verilmiş olsa da, kadın dünyası üzerine yoğunlaşmış olması ve aşırı detaycılığı beni biraz sıktı. Velhasıl kadın okurların daha çok beğeneceğini düşünüyorum.