
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Hamburg Barikatları
Eğer yazarın düşünce tarzını okumanızın merkezine alırsanız bu kitabı hiç beğenmeyebilirsiniz. Devrimci sosyalizmin 1920'lerdeki coşkusuna katılan bugün az insan vardır. Ama kitabı insanların devlet gücüne karşı verdikleri mücadelelerden birinin birinci ağızdan ifadesi olarak görüp yazarın güçlü anlatımının keyfini çıkararak okursanız kitabı çok beğenebilirsiniz. Özellikle meclisin anlatıldığı ilk bölümle kadınların fakirlikle mücadelesinin anlatıldığı yazılarda hala değişmeyen bir şeyler olduğunu düşünebilirsiniz. Hamburg'u anlamak için de okunması gereken bir kitapmış.
Baskı: The Hunger Games
Kitabın ilk bölümünü (giriş ve oyunlar için hazırlık) çok beğendim. Gelişkin bir hayal gücünün ürünü okuması zevkli bölümlerdi. Sonraki bölümler klasik bir macera aşk hikayesi karışımıydı. Akıl almaz olaylar da yoktu hani. Kolay okunan bir dili vardı. Övüldüğü kadar şahaser olduğunu düşünmüyorum ama eğlenmek için okunabilir.
Baskı: Yedi Güzel Yıl
Bazı sahnelerine, diyaloglarına çok güldüm. Bazı şeyler çok tanıdık geldi. Ama biyografik özelliği yazarın o garip ve güzel kurgularını öldürmüş sanki.
Baskı: Tesla - Anlaşılamamış Dahi
İlginç öykü sıkıcı anlatım.
Baskı: Fiesta: The Sun Also Rises
Kısa cümleler. Bol doğa. Zamanın argosu. Bohem bir hayat. Savaşın zedelediği ruhlar. Paris, İspanya, cesaret, ölüm, içki, içki, içki. Baze şeyler çok saçma. Ama gerçek. Ancak gerçek olabilecek kadar saçma. Bir de Fransızca ve İspanyolca kelimelerin anlamı verilseydi daha güzel olurdu. Kısaca bir şaheser değil ancak ondan önceki bir alıştırma.
Baskı: Kavim
Yazar bazen ipuçlarını veya olayları tekrar tekrar anlatarak sıksa da genel olarak akıcı bir kitap. İçinde sadece bir polisiye değil Türkiye'de yaşayan dinler ve yakın tarihle ilgili unsurlar da var. Polislerin birer kahraman/namus timsali olarak gösterilmemesini beğendim. Başkomiser Nevzat'ın iç konuşmaları çok doğal. Yalnız Evgenia ile ilgili bölümler romanın çatısına ne katmış, ne gibi bir işlevi varmış anlamadım. Ahmet Ümit'in bütün romanlarının birbirine benzediğini söylerler. Bu benim okuduğum ikinci kitabıydı ve ilkini sekiz sene evvel okumuştum o yüzden bir şey diyemiyorum. Fakat yazarın yeni çıkan romanı Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'nin kapağında yer alan "Aşk yaşamı; cinayet ölümü sıradanlıktan kurtarır." cümlesinin çok çok benzerini 2006 yılında çıkan Kavim'de de görünce önermenin doğru olabileceğini düşündüm. Bu söz belki de yazarın sloganıdır ve her kitabında geçmektedir onu bilemiyorum.
Baskı: Paris'teki Eş
Belki 8 yıldız alacak bir roman değildi ama bir edebiyat sever için Paris'te okunabilecek harika bir kitaptı.
Baskı: Durgun Sular Sessiz Akar
Aynı duygu ve düşünceleri sayfalarca, durup durup tekrar etmesi, olaya en ufak katkısı olmayan detayları, kişileri ve eşyaları konudan saparak anlatması beni çok yordu. Karakterlerden hiçbirini kendime yakın hissetmedim. Aransa çok güzel mantık hataları bulunabilirdi (örn: Gisela Avusturya'da değil Almanya'da yaşıyorsa kendisinin Avusturya adresine gönderilen mektuba nasıl cevap verdi? Ailesi de Roberto ile ilişkisine karşıysa ona mektubu kim iletti?) Hepsinden de öte ortada okumaya değer ne vardı diye düşünüyorum. Sayısız sevişme arasında insan ruhuna ilişkin ne bulduk? Yazarın yalnızlık ve şehvet üzerine döşediği tumturaklı sayfalar insan ruhunu mu yansıtıyordu? Bir insanı anlamak için karşı cinsle ilişkileri kadar, hayallerini, çocukluğunu, ailesiyle ilişkilerini, çektiği zorlukları da bilmemiz gerekmez miydi? Kitabı okuyup bitirmemin tek nedeni acaba bir şey çıkacak mı merakı ve yazarın yazmaya olan yatkınlığıydı.
Baskı: Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
İki roman bir arada gibiydi. İlki belirli bir kahramanı olmayan, ölümün faaliyeti durdurması sonrası olabilecekleri anlatan öyküydü. Olaylar sıradan eski ölümlüler yeni ölümsüzler açısından anlatılıyordu. İkincisinde ise başkahraman ölümdü. Viyolenselci ile olan hikayenin sonu ilkiyle öyle bir bağlandı ki acaba bu bir geriye dönüş mü yoksa kısır bir döngü mü dedim. Yazım tekniği açısından da tam bir deneyimdi. Yazarın biraz ironik biraz mizahi biraz da okuyucuyla sohbet eden anlatımını beğendim. Okuduğuma çok memnunum.
Baskı: Bayan Jean Brodie'nin Baharı
Bana faşizmin dinamiklerini anlatıyor gibi geldi: http://kitapnot.blogspot.com/2013/09/bir-donemin-mutsuz-kadnlar.html
Baskı: Müzik ve Sessizlik
Tasvirler ve detaylarla dolu bür sürü sayfa... ve son sayfaları da çevirdiğinizde elinizde sönük bir hikaye ve garip karakterler dışında pek bir şey kalmıyor. Yazarın Danimarka kralı ve onun zamanındaki günlük hayata ilişkin derin ve kapsamlı araştırmasını takdir ediyorum ama romanın anlattığı hikaye bunu taşıyacak kadar güçlü değildi. Karakterler güzel canlandırılmıştı ama ben hiçbiriyle yakınlık kuramadım. Ayrıca "rus madenciler" ve "ana kraliçenin gizli hazinesi" kısımlarını da işlevsiz buldum. Duvarda bir silah asılıysa öykünün sonunda patlaması gerekmiyor muydu?
Baskı: Son Perde
Neden daha önce Dahl okumadım ki sanki?! Çok beğendim! Öyküleri teker teker şurada ele aldım: http://kitapnot.blogspot.com/2012/07/son-perde.html
Baskı: Dumankara
Kitap Notları: Dumankara http://kitapnot.blogspot.com/2013/08/dumankara-hayat-bir-yangnd.html
Baskı: The Snake Stone
Yazar çok otantik, masalsı ama bir o kadar da gerçekçi bir ortam kurmuş. İstanbul'un etnik çeşitliliğini, tezatlarını, tarihini çok güzel yansıtmış. Osmanlı tarihi üzerine doktora yapmış olan yazar gerçekten büyük bir birikime sahip. Diğer yandan olay kurgusu bana bir polisiyeden beklediğim gerilimi ve heyecanı vermedi. Yashim umduğum gibi çıkmadı. Aklıyla değil rastgele iz sürüyordu. İngilizcesini anlamak pek kolay değil, zira günümüzden farklı bir dönemde farklı ortamlarda geçiyor ve gaz lambasından yulara İngilizcesine pek rastlamayacağımız kelimeler kullanıyor tabi olarak. Yine de başka yorumlardan Türkçe çevirisinin pek başarılı olmadığını öğrendim ve İngilizcesini okuduğuma memnunum. İncelikli bir anlatımı var.
Baskı: Adı: Aylin
Aylin'in hayatından ziyade Aylin'in kendisini, kişiliğini anlatan, kimi yerlerinde güzel anlatım tekniklerinin uygulandığı, kolay okunan, derli toplu bir roman. Yalnız bazen okuyucunun Aylin'i bilmediğini unutup es geçilmiş önemli noktalar (mesela ablasının geçirdiği kaza) var. Kurum isimlerinin ısrarla İngilizce yazılması, bazı yabancı isimlerinse yalnış yazılması özensizlik gibi geldi. Bir de bu kadar burjuvalık bana fazla.