
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Hayvan Çiftliği
150 sayfalık aslında bir günde okunacak bir kitap. 1984'ten daha çok bu kitabı sevdiğimi itiraf etmeliyim. çar çabucak okunuyor,dili çok akıcı ve sürükleyici. sapsağlam bir stalin rejimi eleştirisi. kitabı okurken aklıma hep karl marx'ın diyalektik yöntemi geldi. heni ploretarya yöneten,yöneten de ploretarya oluyordu ya ha işte o :) aslında kimin kim olduğu hiç önemli değil iktidara geçen kimse sopayı eline alan da o oluyor her seferinde.bence marx'ın da gözden kaçırdığı budur her halde. kitap için bir peri masalı denmiş ve bence de öyle.sanırım orwell'in kaleminin gücü,akıcılığı,sanatsallığı bu kitapta daha çok ön plana çıkıyor.yoksa bir yazı yazar istediğiniz bir yönetimi sonuna kadar eleştirirsiniz.ama orwell bunu yapmak yerine muhteşem bir dünya kurgulayarak stalin yönetimini hicvederek adeta yerden yere vurmuş. hem sonrasında başınız derde girerse ya bu hayvanlar diyarı,bir la fonteine masalı der paçayı da çok güzel sıyırırsınız :) ama orwell'in paça sıyırmak gibi bir derdi yok tabi,o düşünce ve eleştirilerini en ekili metotla kurgu dünyasında dile getirmiş. yani sözün özü niye bu kitabı okumak için bu kadar bekledim,kitaba çok geç kalmışım.kitap kesinlikle ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde yer alacak bir eser.iyi okumalar olsun.
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
İkinci kitabın sanki heyecanı biraz eksikti.Edebiyatı eksik hatta neredeyse hiç olmayan ama bilim kurgusu ve felsefesi gayet yerinde olan bir kitaptı.Olayların birinci tekil kişi ağzından başarılı anlatımı sizi kitabın içine daha çok çekiyor.Ancak tüm filmleri izleyen biri olarak söyleyeyim özellikle ikinci filmde çok ayrıntı havada kalırken serinin bu ikinci kitabı sayesinde tüm o ayrıntıların altı doluyor.Çok söze gerek yok bilim kurgu severlerin okuması,es geçmemesi gereken biri seri.
Baskı: İslam Düşüncesinde Din Felsefeleri
Necip Taylan hocanın her kitabını felsefe severlere tavsiye ederim.Gayet anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış bir felsefe kitabı.
Baskı: İlyada
Homeros'un hakkını vermek lazım gerçekten de tam bir destan olmuş. Edebi açıdan oldukça kuvvetli bir kitap olsa da çoğu zaman sıkıldığımı söylemeliyim. Kitap oldukça gerçekçi bir dille yazılmış,az kalıyor ki Zeus'un ya da Prometius'un Ahaylı ve Troyalılara gökyüzü tahtlarından inip yardım ettiklerine inanıyorsunz. :) Netice itibariyle çok merak ettiğim,okumak istediğim bir kitabı okudum bitti serisine kattığım için mutluyum.Meraklısına tavsiye edilecek bir kitap. İyi okumalar.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
bir solukta okuyup bitirdim kitabı.oldukça heyecanlı ve sürükleyiciydi. gerçi edebi açıdan taktirlik bir şey yok ama içinde barındırdığı felsefeden ve kitabın kurgusundan dolayı övgüyü hak eden bir kitap. vaktiyle konusunun japon yazar koşun takami'nin battle royale adlı kitabından esinlenme olduğunu öğrenince hayal kırklığına uğrasam da şaşırmamıştım. kitabı okurken tv sayesinde daha çocukluğumda ırak'ın canlı yayında bombalanmasını ,körfez savaşı,nasıl izlediğimizi hatırlarken ölülmlere karşı nasıl duyarsızlaştırıldığımızı tekrar düşündüm.şuan da tv de olan ölümlerden bahsetmiyorum bile. esinlenme ya da değil kitabın iyi kurgulandığını ama edebi açıdan oldukça eksik olduğunu yine de bir solukta heyecanla okunduğunu belirteyim. okununca bence pişmanlık vermeyecek bir kitap. bilim kurgu listesine girmeyi hak eden akıcı,sürükleyici,heyecanlı bir seri.
Baskı: Charlie'nin Çikolata Fabrikası
200 sayfalık roman keyifle çar çabucak okunuyor ancak filmi daha iyi. Kitaba çekilmiş her iki filmi izleyen biri olarak Tim Burton'un elinden çıkmış filmin kitaptan çok daha iyi olduğunu söylemeliyim. Hala izlemeyenler varsa muhakkak izlesinler. Merak edip okumak isteyenler varsa kütüphanesine ekleyip keyifle okuyabilirler.Hem büyüklere hem küçüklere yönelik bir kitap.Küçük Prens kadar vurgulu olmasa da önemli mesajlar içeren,keyifle okunan bir kitaptı. Yazarın diğer kitaplarını artık merak etiğimi de söylemeliyim.Ayrıca kim çokelet dolu bir fabrika ismez ki :)
Baskı: Başka Topraklarda Rüzgar Sert Eser
Kore edebiyatına dair ilk kitabımdı.kitapçının rafında görünce saldırır gibi alıp sepetime eklemiştim. Çok büyük bir beklentiyle okudum kitabı ama tam bir hayal kırıklığı oldu.Uzak Doğu edebiyatından özellikle Japoya'dan sonra Kore edebiyatı bekleneni karşılamadı ne yazık ki.:/ Kitap boyunca hep bir beklenti içinde oluyorsunuz ama kitabın sonuna kadar hiç bir şey olmuyor.Kitap hakkında bilgi sahibi olmadan alıp okumaya başlamış olsanız kitabın yarısına kadar olaylar kaç yılında,hangi ülkede geçiyor belli değil.İçinde sanki bir art niyet taşıyor gibi hissediyorsunuz ama sanki o da değil.Öyle mi düşünsem yoksa böyle mi yok o da değil. Yani beklentileri karşılamayan vasatın altında kalan bir kitap. Tek iyi yanı akıcı olması ama konusunun Kore Savaşı olmasına rağmen onun da içi boş kalmış. Küçük bir çocuğun ailesinin şiddetine maruz kaldıktan sonra Kore savaşı nedeniyle Kore'de kalmış bir Türk tarafından emanet alınmasının hikayesi.Konu çok vurucu ama yazar konunun içini çok boş bırakmış.Macomber'in hayata tutunmayı başaran kadınlarının hikayelerini hatırlattı kitap bana her nedense.Çünkü o kitaplar da akıcı olmalarına nazaran içerik olarak çok boş kitaplar. Bir Türk olmama rağmen kitapta ki Türk Hasan Abcadan hiç haz etmedim. Sevimsiz biri,belki bu yüzden kitapta sanki art niyet aradım bilemiyorum. Savaş sonrası Uzak Doğu da,Kore'de özellikle yabancıların bol yaşadığı bir mahalle de yaşayan dost mu yoksa alelade birer tanış mı oldukları belli olmayan insanların hikayesi. Yüzüklerin Efendi'sinden Eomer'in de dediği gibi:Arayın lakin umut etmeyin. Umut bu topraklardan gitti. okuyun ama beklenti içine girmeyin. ben Eomer gibi afilşli laf edemedima ama umutlu okumalar.:)
Baskı: Butimar - Sessizliğin Kanatları
Kaan Murat Yanık'tan okunası bir kitap olmuş.Kitabın sonlarına doğru adrenalin seviyesi oldukça yükseliyor.Ne olacak diye büyük bir merakla okuyorsunuz.Kitabı okurken hissettiğiniz şey;Kaan Murat Yanık'ın çok iyi okuyan bir yazar olduğu.Kitabı herkese rahatlıkla tavsiye edebilirim.hangi tür okumayı severseniz sevin keyif alacağınız enteresan bir kitap.Keyifli okumalar.
Baskı: Otomatik Portakal
otomatik portakal hakkında konuşulması zor bir kitap. olaylar yakın gelecekte başı bozuk bir gençliğin hikayesini içeriyor. üç bölümden oluşan kitap,kitap kahramanı alex'in hayatının üç devresini içeriyor. ilk bölümde ki umarsız,ölçüsüz şiddet ve cinsellik acaba yarım bıraksam mı ikilemini yaşatmıyor değil ama zaten filmi izlerken de aynı şeyi hissediyorsunuz. alex'ten nefret mi etsem yoksa ona acısam mı bilemedim. ikinci bölümde hak yerini buldu demeye kalmadan şiddete şiddet bir çözüm mü diye düşünüyorsunuz..bir de alex'in müzik zevki var ki üzerine oturup düşündüm. nasıl olur da alex gibi bir çocukta böyle bir müzik zevki olabilir diye yazar insanı düşündürüyor. ben alex'te ki müzik zevkinin bir metafor olduğuna karar verdim.o muazzam müzik zevki alex'te ki ölmemiş insani yanı sembolize ediyor olabilir.ama alex'in o birbirinden muhteşem müzikleri dinlerken bile zihninden hiç solmayan o şiddet hayalleri de şaşırıtıcı.o zamanda acaba bu çocuk pedofili mi diye de düşünüyorsunuz. tabi ki gerçek nedenini sadece yazarımız biliyor. on beş yaşında argodan başka konuşma bilmeyen bir çocuk 'kardeşim' diye seslenerek kendi hikayesini anlatırken 1984'te ki 'yoldaşlar' sözünü yad etmeden duramıyorsunuz. 1984'te ki 'büyük kardeş' otomatik portakal'da yoldan sapmış gençliği yeni gelştirdikleri beyin yıkama yöntemiyle dize getirip koltuğunu sağlama almak isteyen iktidar şeklinde karşımıza çıkıyor. satır aralarında medyaya yapılan sağlam eleştiriler de gözümden kaçmadı hani. çevirmenin de eline sağlık akıcı bir kitap olmuş. ama konu itibariyle insanı sarsan,rahatsız eden,bir an önce bitsin ve gidip kütüphanede dursun dedirten bir kitap.doğrusu hemen bitsin istedim.kubrcik yapımı filmide her ne kadar muhteşem olsada insanı çok rahatsız da ediyordu.kitabı okurken acaba bu kitaba tarantino film çekseydi nasıl olur diye de düşündüm.zira tarantino filmlerinin içeriği de şiddete şiddetle karşı koyan türden yapımlar. kubrick yorumundan çok farklı olacağı kesin ama sanırım en mükemmel yorumunu kubrick'te bulmuş. bu güne kadar filme uyarlanmış kitaplar arasında en iyi yorumlardan biriydi bence. artık ister kitabı okuyun,ister filmi izleyin.karar size kalmış. 'seçim meselesi' ;)
Baskı: Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları
Şimdiye kadar okuduğum en sürükleyici Murakami kitabı oldu.Okuduklarım arasında sonunu bu kadar merak ettiğim başka bir Murakami kitabı olmamıştı.Ama her zamanki gibi son nokta konmamış bir Murakami kitabı.Murakami severlere en rahat tavsiye edilecek kitaptır belkide.Keyifli okumalar.
Baskı: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız (Millenium, #3)
ilk iki kitaptan sonra üçüncü kitap için beklentiler çok yükseliyor ama kitap beklentimi karşılamadı ne yazık ki. 800 sayfa bence son kitap için fazla olmuş. son kitapta ilk iki kitabın karakterlerinin yanında ekstra karakterlerinde hikayeleri devreye giriyor.yazar hikayeyi uzatmak istemiş bence.son kitap için onca olaylar zincirinin ve iki kitabın birikiminin ardından slander'ın mahkemesinin tek duruşmada bitmesi bence olmamışı.gerçi anika savcının baş tanığını yerle bir etti ama yine de tek duruşma da her şey bitmemeliydi. neyse seri kitap olması hasebiyle son kitabın okunması şart.ama ben ilk iki kitap kadar son kitabı sevmedim.
Baskı: Ateşle Oynayan Kız (Millenium, #2)
çok güzel bir romandı. birinci kitapta olaylar önde karakterler arkadaydı,ikinci kitapta ise karakterler önde olaylar arkada ama ne adrenalin düşüyor ne de olayların heyecanı azalıyor. yazar ilk kitabı ikinci ve üçüncü için temel atmak amacıyla yazmış sanki.ikinci kitapla birlikte slander'in kim olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya dökülüyor.üçüncü kitapta da dava süreci işlenecek belli ki,şuan da üçe başladım. polisiye seviyorsanız kesinlikle es geçilmemesi gereken bir kitap. yazarın kitapların başarısını görmeden ölmesi ise tam bir talihsizlik. üçüncü kitapla birlikte 2307 sayfalık bir maceraya ulaşıyor kitap ve tek bir paragrafını bile sıkılıp atlamıyorsunuz.polisiye ya da macera severlere kesinlikle tavsiye ederim.
Baskı: Mahşer Günü
Kesinlikle harika bir roman değil.Favoriler arasına girmek için hiç şansı da yok Ama içerdiği konu bakımından kayda değer.Olaylar orta doğuda geçiyor.Yakın gelecekte Kudüs’te düzenlenen bir terörist eylemi aşırı İslamcılara yıkmaya çalışırken olayın ardından Armegedoncu Yahudi yanlısı Evanjelikler çıkıyor.Kitap kahramanlarına gelince:Polonyalı Yahudiler,Amerikalılar,Amerikalı Yahudiler,Arap Yahudiler,radikal İslamcılar,Marksist Leninist Araplar daha kimler yok ki kitapta.Bunun dışında dediğim gibi kayda geçecek bir kitap değil.Okumasanız da olur okumak isterseniz de siz bilirsiniz.
Baskı: Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
kitap hakkında ne desem bilemiyorum. platon'un ideler dünyasına mı benziyor,görünüşler dünyası ve gerçekler dünyası gibi bir şey mi,yoksa paralel evrenler de mi geçiyor olaylar yoksa şizofrenik bir adamın akıl alamaz gerçeküstü hayal dünyası mı bilemedim. olaylar bir haşlanmış harikalar dünyasında bir de dünyanın sonunda geçiyor. iki farklı paralel dünyalar da sırasıyla işleniyor olaylar. kafataslarından rüya okuyan bir adam,pembeli bir kız,büyük baba,baş karakterlerde dahil isimsiz bir sürü roman karakteriyle enteresan ötesi bir kitaptı. enteresan konusunun yanında her murakami kitabında olduğu gibi akıcı,su gibi giden murakami diline sahip kitap ama kesinlikle favori kitabım olmaz. olaylar birinci tekil kişi ağzından anlatılıyor diğer murakami kitaplarında ki gibi. kitabı okumaya başladığım andan itibaren isminden dolayı mıdır nedir gerçekten kendimi harikalar diyarına dalmış gibi hissettim. bazen uzun paragraflar sıkmadı değil.itiraf etmem gerekirse bazen paragraflarda atlama da yaptım. akıcı bir murakami dili de olsa bazı yerleri okunmadı yaf :/ modern dünyanın modern ve sıradışı bir yazarı olan murakami'nin bu kitabını herkese tavsiye ediyorum diyemeyeceğim.çünkü murakami bence biraz zor bir yazar ve herkese hitap edecek türden biri değil.murakami hayranlarının okumadan geçmemesi gereken bir kitap ama.
Baskı: Şah Mat (Komiser Sensi ve Dr. Claps, #1)
bir cinayet romanında maksimum kaç cinayet işlenir ?kitap bitene kadar 6 kişi öldü.o kadar ölüye helva yetişmezdi be.hemde ne ölüm kan gövdeyi götürdü. vampir sever kişiliğim ama maktül sever bi kişilik değilim. polisiye roman severlere hitap eden bir kitaptı onlara tavsiye edilir.
Baskı: Bahçemde Yeşeren Umutlar (Blossom Street Serisi 3)
üç farklı kuşaktan üç kadının aşk hikayeleri.çabucak okunan,seri giden ama çok büyük şeyler vad etmeyen bir kitap. keyifli okumalar..
Baskı: İslam Felsefesine Giriş
Uzunca bir girişe sahip olan kitapta giriş bölümü antik yunandan alınıp İslam tarihine kadar getiriliyor ve diğer İslam felsefesi (ders) kitaplarından farklı olarak klasik konuların haricinde ki pek konuya değiniyor.hristiyan kelamının/düşüncesinin nasıl oluştuğundan tutunda İslam kelamına kadar pek çok farklı konuya değiniliyor.ben kelam kitaplarında geçmeyen pek çok şeyi bu kitaptan öğrendim.anlamadığım konuları anlamakta cabası.lafın özü kitabı çok beğendim.içeriğine değinmeye devam edecek olursak kelam ekollerine değindikten sonra İslam felsefesine geçip farabi,zekeriyye razi,ibn ravendi ve ihvanı safa’dan yine diğer (ders) kitaplarda bulamayacağınız yönleriyle birlikte bahsediliyor.gazzali’nin bölümü de çok güzel ve ayrıntılıydı.daha sonra sühreverdi’den ve en son olarakta tafsilatlı bir şekilde ibn haldun’dan bahsediliyor.uzun uzun umran okumak bazen sıksada yinede ayrıntılı bir şekilde öğrendiğime de sevindim. İslam felsefesine merakınız varsa kitabı bulduğunuzda alın okuyun derim.eğer felsefe,din kültürü ahlak bilgisi yada ilahiyat öğrencisiyseniz yada sosyoloji muhakkak okuyun derim. Keyifli okumalar.
Baskı: İslam Felsefesine Giriş
akıcı bir üslupla yazılmış,sıkıcı bir ders kitabı olmaktan uzak, bayraktar hocanın bilgisinin ve kendine güveninin görülebildiği, doyurucu ve anlaşılır felsefe diline sahip okunası bir kitap..
Baskı: Satranç
özellikle kitaptaki psikolojik tahlillerin iyi olduğu konusunda bazı değerlendirme yazıları okumuştum bu kitap için.ama benim beklentilerimi kesinlikle karşılamadı.bazı kitaplar gerçekten çok acımasız olmak istemem ama kral çıplaktır tabirini hak ediyor.aynı etki bende kürk mantolu madonna için de olmuştu.o kadar iyi yorumlardan sonra sanırım beklentiler çok yükselebiliyor ve kitabı okumakta insanı daha sonrasında hayal kırıklığına uğratabiliyor.ben bu kitabı sevmedim.çokta birşey bulamadım.ama bazen kitap değilde yazar hitap eder insana.o yüzden zweig hayranları için çok şey vad ediyor olabilir.
Baskı: Küçük Prens
küçük prens kesinlikle büyük çocuklara yazılmış bir kitap.on yaşında ki kızım okumasına rağmen çok şey anlayamadı anneciğim bana da anlat isteğiyle karşı karşıya kaldım. geçen sene filmini de izlemiş ve kitap için daha da meraklanmıştım. sonunda kütüphanemize kazandırdık ve keyifle okudum. savaş pilotu olan yazarın büyüklere sıra dışı yazım tekniğiyle verdiği ahlak dersleri gayet hoş ve etkileyiciydi.hala okumayanlarınız var ise kitabı tez tedarik edip okusunlar.acizane tavsiyemdir.
Baskı: Yaban Koyununun İzinde
kitap akıcı bir murakami dilinden daha fazlasını vadetmiyor. ama murakami'yi de küçümsememek lazım.çünkü murakami en sıradan insanları en sıra dışı şekilde anlatabilme yeteneğine sahip bir yazar.ve sanırım ben daha doğru murakami kitabını bulamadım.:/ konu insanı çok sarmasa da kitabı bir merak bitiriyorsunuz. fantastik ögelerin bulunduğu ama öyle uçan kaçan türden olmayan kendi halinde bir fantazyası bulunan bir kitap.konusu ya da dilinden daha çok murakami'nin genel kültürüne,felsefi,siyasi ve tarihi bilgisine hayran kalıyorsunuz.murakami,orhan pamuk gibi amanın da bakın ben ne ka bilgili,kültürlü ve entelektüelim diye bas bas bağırıp körün gözüne parmak sokar gibi bilgisiyle hava atmoyor. kitap kahramanlarının ağzından yavaş yavaş kendi engin bilgisini okura çokta çaktırmadan gözler önüne seriyor.ben bu kitapta murakami'nin en çok sahip olduğu felsefik bilgisine hayran kaldım. murakami diyorsanız okumadan geçilmemesii gereken bir kitap bence.çünkü ben bir yazarı sevdim mi tüm kitaplarını okumak ve yazar hakkında eksiksiz bilgiye sahip olmak isterim.o yüzden okuyun derim..
Baskı: Felsefeye Giriş
okudum bitti,çokta güzeldi.:) felsefeye giriş kitabı liseler için hazırlanmış felsefe kitabının bir miktar geliştirilmiş hali imiş.fakültedeki hocam öyle söyledi.:)