
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…

Yazar: pascal quignard
... Pascal Quignardın son romanı olan Dünyanın Bütün Sabahları yalın ve saydam bir roman; yalnızca soyadı anımsanan besteci ve viyola sanatçısı Sainte-Colombe ile öğrencilerinden en ünlüsü olan Marin Maraisnin (1657-1728) ilişkilerini ele alıyor. Kralın sunduğu olanakları ve ünü reddeden usta ile ün, kadın, para ve kolay yaşam peşinde koşan, sanatsal yaratının mistik derinliğini farketmeyen öğren…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…

Yazar: hasan hüseyin korkmazgil
Kızılırmak akıyordu. Köprü çürüktü. Bir çift angut olurdu bırakılmış akşamlar. Anguda silah sıkılmaz. Kızılırmak aka aka... Dalga taşı oya oya... Türküler çoğala çoğala... Öfkeler kızara kızara... Ve bir gelin alayıydı, çekip giderdi allı pullu. Göçtü köprü, kaptı sular gelini. Ve atlılar gitti gider. Dediler: Kızılırmak nettin allı gelini? Demediler: Çürük köprü nettin allı gelini? diyerek ağıtı…

Yazar: bedri rahmi eyüboğlu
Sevmek Güzel meslek Ama zor Can dayanıyor Dayanmasına Ama yürek Gitti gidecek Bedri Rahmi Eyüoğlu (1913-1975); İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Nazmi Ziya ve İbrahim Çallının öğrencisi, Paris dönüşündeyse, aynı kurumda öğretim üyesi oldu. Dol Karabakır Doldaysa, Eyüboğlunun Yaradana Mektuplardan Karadut şiir ve resimlerine, Tuzdan Yayımlanmamı…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…
Yazar: franz kafka, sylvain richard- mael
Hikayelerinde hep başarısızlık ve karanlık hüküm sürüyor diye onun yarattığı dünyayı Kafka gerçekten dünya yaratmış birkaç sanatkardan biridir- onun yarattığı dünyayı, Tanrısız bir dünyanın korkunç akıbeti gibi sözlerle mahkum etmeye kalkışmak (Peyami Safa, Türk Düşüncesi), Kafkayı hiç anlamamak demektir. Gerçi onun tanrısı, cennet, saadet vaat etmeyen, ilgisiz, uzak, erişilmez bir tanrıdır; fak…



Yazar: murathan mungan
Murathan Munganın yazarlığının özellikle başlangıç yıllarında dramanın özel bir yeri var. Yazar eğitimini, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümünde tamamladı ve aynı bölümde master yaptı. Ankara Devlet Tiyatrolarında altı yıl, İstanbulda Şehir Tiyatrolarında üç yıl dramaturg olarak çalıştı. Üniversite bitirme tezi sinema konusundaydı: Türkiye Sinemasının İdeolojik ve…

Yazar: erdal atabek
Bir kuşağın değil, bütün kuşakların öyküsü... Duyguları yasaklanmış, düşünceleri bastırılmış, yaşamaktan korkutulmuş, yaratmaktan ürkütülmüş gençlerin öyküsü: Kuşatılmış Gençlik... Toplumsal ikiyüzlülükle kuşatılmış gençlik...

Yazar: aziz nesin
Muhasebeci, Baha Bey'in sıkılganlığından bir şey söylemek isteyip bir türlü söyleyemediğini anlamıştı.Yirmi yılı aşkın zamandır, bu kurumda çalışan Baha Bey, arkadaşlarıyla arasında mesafe bulundurmasını bilir, ağır başlı bir adamdır.Örneğin, onu bu güne dek, bir kez bile müstehcen bir hikaye anlattığı duyulmamıştır.Memur arkadaşlarının anlattıkları müstehcen hikayelere de duymamazlıktan gel…

Yazar: ralph ellison
"Görülmez bir insanım ben. Uzun bir yol gittim; toplumda başlangıçta amaç edindiğim noktaya kadar gidip geri döndüm, bir bumerang gibi. İşte böyle, bodrumu alıştım, benimsedim onu; kış uykusuna yattım. Her şeyden kurtuldum. Ama yetmiyordu bu. Kış uykusunda bile sakin olamıyordum. Akıl, akıl diye bir şey vardı çünkü, rahat bırakmıyordu beni: Cin, caz ve düşler yeterli değildi; kitaplar ye…

Yazar: ece temelkuran
Refahyol hükümetinin ilk icraatlarından biri olan ünlü 6 Mayıs Genelgesi ile tabutluk olarak bilinen kapatılmış Eskişehir E Tipi Cezaevi siyasilere yeniden açılınca, Mayıs-Temmuz 1996 arası, Türkiye tarihinin en çok kurban veren açlık grevine sahne oldu. Hükümetin körlüğe varan inadı ve basiretsizliği yüzünden uzayıp giden bu süreçte tutuklu ve hükümlülere en büyük destek, seslerini duyurma…

Yazar: ece temelkuran
Ece Temelkuran ömrünün ikinci yarısından yazdı!... Bu kitabı okurken, içiniz burkulacak sonra kalbinize su serpilecek sonra hayatı sorgulayacaksınız!... ''Ben artık ikinci yarıya girdim. Ve her fani gibi ben de birinci yarıdan ders aldığımı zannediyorum. Daha da fenası, bu derslerin işe yarayacağına dair bir ümidim var. Hayat denen şeyin her insanla yeniden sıfırdan başlaması ne büy…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…

Yazar: ursula k. le guin
Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor. İsimlerini toplumlarının kurucusu olan Odo'dan alıyorlar; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı. Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı v…


Yazar: günter grass
Bir dilek gerçekleşiyor; Nuhun gemisinde farelere yer yok; insandan yalnız çöp kalıyor geriye; bir gemi sık sık isim değiştiriyor; dinozorların soyu tükeniyor; eski bir tanış çıkageliyor; bir kart, Polonya gezisine çağırıyor; dik yüreme egzersizleri yapılıyor ve örgü şişleri harıl harıl şakırdayıp duruyor. Noel armağanı olarak bir farek diledim kendim için, insanlığın eğitimi üstüne bir şiir yaz…

Yazar: murathan mungan
Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, Gördüğüm Filmlerdi. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar yıldız veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım de…



