Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Dava
Kapı metaforuna/hikayesine bayıldım ki en beğendiğim yer o oldu. Bir de kitabın çözümlemesi vardı benim okuduğum baskısında, onu da ayrıca faydalı buldum. Kesinlikle okunmalı...
Baskı: Tespih Ağacının Gölgesinde
Bülbülü Öldürmek'in gölgesinde kalmış, Tespih Ağacının değil.
Baskı: Sineklerin Tanrısı
Okurken tabii ki metaforlara yoğunlaştım ve anlamaya çalıştım. Zaten son söz çok güzel anlatmıştı her şeyi (Mina Urgan'ı da saygıyla anıyorum). Ama kitap, çok fena Lost'a kaynak olmuş gibi hissettim... Daha doğrusu Lost dizisi bu kitaptan fena araklamış bir şeyler... Mesela Jack'in içindeki John Locke'u görmemek için kör olmak gerekiyordu... Çeviri de muazzamdı tabii ki, resmen adada hissettim kendimi...
Baskı: İnsan Neyle Yaşar?
İnsan sevgi ile yaşarmış, Tolsytoy'un bu masal tadındaki eserinden öğrendiğim budur...
Baskı: Yeraltından Notlar
İnsan kendini tam da yeraltında hissediyorken bu kitabı okursa "Acaba ben mi yazdım?" diye düşünür elbet... Lezzetliydi...
Baskı: Günlük
Bütün kitaplarının bir nevi ön gösterimi olan bu yazım, günlük bana, "Sen de günlük tutuyorsun ama bu kadar şahane mi?" sorusunu sordurttu... Güzeldi...
Baskı: Bülbülü Öldürmek
Sanki yarım kalmış gibi bir bitişi olsa da çok güzel bir kitaptı... Okuyun...
Baskı: Kavgam
Hitler yazdığı için hayli "ilginç" olacağını düşünmüş, hevesle okumaya başlamıştım... Fakat bu kadar rezil, özensiz bir çeviri ile karşılacağımı ummamıştım... Daha iyi bir çevirisini bulursanız okuyun ama benim aldığım yayınevi mahvetmişti her şeyi... Bağlaçlar ayrılmamış, yanlış kesme işaretleri kullanılmış, "mütevazi" yazmışlar her yere, Almanca kelimelerin açıklaması yok, o Almanca kelimeler birden bire Türkçe oluyor sonra yine Almanca oluyor... Dip notlar yok... Çok kötüydü, ondan 64 gün elimde süründü kitap... Bütün bunları geçince TV'de gördüğünüz beyanların birebir aynılarını okuduğumu fark ettim... O açıdan "aydınlatıcı" oldu...
Baskı: Biz
Ayn Rand, George Orwell, Aldous Huxley gibi yazarlara ilham olmuş bu adamı ve kitabını okumadan geçseydim eşeklik ederdim... D-503'ü çok iyi anlıyorum... Ve Zamyatin'in hayal gücüne hayran oldum...
Baskı: Bulantı
Denildiği gibi bende bir "Bulantı"ya sebebiyet vermedi; aksine hak verdim roman kahramanına... Okuyun, okutun...
Baskı: Oblomov
Tutunamayanlar'ın, Tehlikeli Oyunlar'ın ve diğer tüm hayata karışamayanların kaynağı bu kitap olsa gerek... Oblomov'dan çok Oblomovluk insana "Acaba" dedirtiyor... Çok güzeldi, çeviri de çok güzeldi; film gibi, seyreder gibi okudum eseri tavsiye ederim...
Baskı: Cesur Yeni Dünya
Hafifletilmiş bir Cesur Yeni Dünya yaşıyormuşuz hissiyatı ile bitirdim kitabı... Ve bu beni fena halde korkuttu... Okuyun derim...
Baskı: Evren Alex Woods'a Karşı
Övdükleri kadar şahane değilse de akıcı, devinim dolu ve duygulu idi. Okunabilir...
Baskı: Fahrenheit 451
Çok hızlıydı kitap... Sanki bir film izliyormuşum gibi; yani sanki kitap değil de bir kitaptan uyarlanmış bir film gibiydi kitap... Her yanından kesilmiş, eksik kalmış... Güzeldi yine de...
Baskı: Oyunlarla Yaşayanlar
Keşke bir kez daha sahnelense dediğim bir kitaptı... Oğuz Atay tadı diye bir şey var ya, işte o çok güzeldi...
Baskı: Satranç
Bir kitap sadece 80 küsur sayfada insanı müthiş bir duygu girdabına sürükler mi? Bu kitap yapıyor bunu... Mutlaka okuyun...
Baskı: Pekin'de Sonbahar
Konudan konuya atlaması, irdelediği durum, anlatış tarzı itibariyle beni hayli sıkmıştır. Ama son sözü okuduğunuzda "Ha öyleymiş bu" diyorsunuz... Okunabilir...
Baskı: Foucault Sarkacı
Bilimsel nitelikte olup bu kadar sade ve güzel bir dille başka bir kitap daha sanırım yazılamazdı... Edit: Bir kez daha okuyunca bu yorumum bir nevi pekişti... Zilyon tane terim var ama bırakamıyorsunuz kitabı... O kadar akıcı ve güzeldi ki bir ara bir daha okurum dedim...
Baskı: Tehlikeli Oyunlar
Hep Selim Işık ile kıyaslanmış, orta sınıfın aydını Hikmet Benol, Oğuz Atay'ın hayatından bir kesittir ve çok başarılı bir kesittir... Okuyun, okutun...
Baskı: Hayvan Çiftliği
Çok daha kalın, detaylı ve karmaşık bekledim kitabı ama inanılmaz hızlı geçti... Stalin eleştirisi idi kitap evet, ama çok daha sert olmasını ummuştum... Mesela, 1984'te rahatsız edicilik vardı. Açıkçası ben bu kitapta da aynını bekledim... Ama umduğumu tam anlamıyla bulamadım...
Baskı: 16 Ocak Gecesi
"Hayatın Kaynağı" ve "Atlas Silkindi" prototipi gibiydi kitap... İnsan diyor ki keşke bu oyun burada sahneye konsa... Ama nerede o günler! Ayn Rand, bu eserinden uzun süre nefret etmiş ve sonunda bu versiyonu -yani herkesten temizlenmiş hali- piyasaya sürülünce meşru evladım diyerek kabullenmiş kitabı... Bir şey daha, kapakta yazan kişinin değil ön sözü tek bir cümlesi bile yoktu ve bazı kelimeler yanlış basımdan ötürü saçma sapandı... 100 sayfalık kitabı nasıl düzenleyemediler anlayamadım... Verselerdi ben bile yapardım... Her şeyi geçersem, içimde bir Atlas'a geri dön hissi uyandı, yakında yapacağım galiba...
Baskı: Eylembilim
Oğuz Atay'ın verdiği o tat hiçbir şeyde, hiçbir yerde yok... Bütün kitaplarında sezdiğim o anlatım şekli bu kitapta da o kadar güzel ki yarım kalmış bir kara mizah olarak gönlümde yer etti... Ölmeden önceki son kahramanı "Server Gözbudak" a ve içindeki devrimciye selam olsun...