Canan
@Canan

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Seviştikten On Dakika Sonra

Marianne'nin arayışını okuyoruz anlayacağınız..Kitap iyi hoştuda tarzını sevemedim..ne bileyim kızımızın düşüncelerinin yer almasının yanı sıra sıkça parantez içlerindeki düşüncelerede maruz kalıyoruz..Philippe ile araları iyiydi..kızımız çekimde hissetmişti lakin evlenme teklifi alınca bi tuhaf oldu..nedense!O ummadığı yerde aşkı bulmasıda bi tuhaftı..tamam bulduda..nasıl buldu..Sonu ise ayrı bi garipti..Erkek kahramanımız kızı başkasıyla yakaladığını düşünüyor ve açıklama beklemeksizin gidiyor..Sonra kızımız ah vah derkene geri dönüyor hadi başlayalım diyip bitiriyorlar..sinir oluyorum bu tip bitişlere..kısacası okumasanızda olur sanki ;) hoş o kadarda kötü değildi..düşünceden ziyade diyologlara ağırlık verselerdi belki severdim =)

Baskı: Ölüme Beş Kala Aşk

Kitap iyi hoştu ama hem kısa hemde biraz çocuksuydu..Anlatımını basit buldum sadece o kadar.. Laura orta halli durumu iyi kendini işe vermiş bir kızcağız..Arkadaşının ısrarı ve tavsiyesi üzerine bir eğlence mekanına giderken araba çarpıyor ve ruhu gökyüzüne süzülüyor... Aynı saniyelerde Toronto'da, Julian'a(ressam,o gece bir sergisi vardı.) da bir araba çarpar. Ruhları gökyüzüne yükselirken birbirleriyle karşılaşırlar.Ruhları birbirine dokunur ve bir etkileşim olur..Hayata döndükten sonrada olanları hatırlarlar ama gerçekliğinden emin olamazlar.. Derkene kızımız Sir Gerrard adında birisiyle tanışır, her nekadar Julian aklını meşgul etsede ilişkileri evlenme aşamasına kadar gelir. Bu süre zarfında çiftimiz sıksık birbirlerini rüyalarda görürür..Bazen mutlu bazen üzüntülü anlarda..Ve işte Julian böyle bir an Laura'nın başının dertte olduğunu hisseder...Ve bir olay döngüsü başlar.. Dediğim gibi kısaydı, hoştu ama biraz boştu..Çerezlik niyetine okunulabilir.

Baskı: Çıplak Ölüm (Eve Dallas, #1)

Sonunda Roarke ve Eve'canla tanıştım..Çok tatlı bir çift bence.Roarke'ye bayıldım...Özelliklede sahip olduğu imkanlara.Bence çok havalı. Konuya değinirsk;Olaylar zamanından tam emin değilim ama gelecekte yaşanıyor.2090'lar, 3000'ler artık her neyse.Eve Dallas esas kızımız ve bir polis(teğmen)Roarke ise tam bi soru işareti zira herşey olabilir..Adamd Yok yok.. Neyse...kızımız bir cinayet haberi ile bilgilendirilir ve soruşturmanın başına geçirilir.F*ahiş*lil bu dönemde lisanslı bir iştir ve Sharon adında Senatör torunu olan bir kız bu işi icra ederken -meslek edinmiş kendine anlayacağınız- öldürülür.Hemde o dönemde pahalı, bulunması ve alınması zor olan 2000'li yıllara ait bir silahla.Çünkü gelişen teknolojiyle ve konulan yasalarla silah kullanımı yasak..Lazerler tercih ediliyor.. Herneyse..katil Sharon'u öldürmekle kalmamış listesine iki tane daha kurban eklemiştir.Eskiye ait bir silah,vücudun belirli üç yerine atış, aynı pozisyon ve meslek grubu. Kızımızın başı oldukça kalabalık..katili araması, siyasi baskılar ve şüpheli listesinde olmasına rağmen karşı koyamadığı bir çekim hissettiği Roarke..Bakalım bu işlerin üstesinden gelebiliyor mu? Ben sevdim kitabı.Çiftimizin ilişkisinin geldiği aşamayı düşününce yazarın geri kalan 39 kitapta ne anlatacağını merak ediyorum..Birde ah Roarke! ah...diyorumda başka bişi demiyorum =) önerilir..

Baskı: Sağdan Birinci Mezar (Charley Davidson, #1)

Bu kitaba ba-yıl-dım!!! Keza kitaptaki karakterlerede... Kitap oldukça akıcı, eğlenceli ve merak uyandırıcı..ben ciddi anlamda sevdim ve sinirlendim.. Neden derseniz, bir kitap o sahnede bitirilmezdi..Şuan o kadar merak ediyorum ki devamını.. Zihnim kitabın devamına dair acaba?'larla dolu. Neyse... Charley Davidson ilginç güçlere sahiptir.Olay şu ki C. ölüleri görmektedir.. Ölüm meleği'de diyebiliriz kendisine ;) Doğduğu günden beri bu yeteneğinin farkındadır.Tabi başkalarını buna inandırmak biraz zor hatta imkansız olabiliyor. Ahh! Tabi ona aklını kaçırdığını düşünmeden inananlarda yok değil. Neyse efendim..kızımız ölüleri gördüğü gibi onlarla konuşup -eğer bir katilleri varsa- onları yakalatmada ve dedektif olduktan sonra yakalamada uzmanlaşmış ve meslektaşları tarafından biraz kıskanılmakla beraber ilginç bakışlara maruz kalmıştır. Peki kızımız ölüleri görüyorda ne oluyor derseniz; hemen açıklayayım W.C dizisindeki kızımız gibi onları ışığa yönlendiriyor, yarım kalmış işleri varsa onlara yardımcı oluyor vs..ikna edemedikleriyse dünyada aylak aylak dolaşıyorlar :D Serinin ilk kitabında Charley aynı gün üç avukatın öldürülmesi vakasını inceliyor.Kim, neden, niçin derken olaylar iyice karışıyor..Ehh kızımız bela makinesi mübarek, bu olaylar sırasında başına gelmeyen kalmıyor. Sanki hayaletimsi bir sevgiliyle uğraşması yetmiyormuş gibi.Ahh! ondan bahsetmemiş olamam dimi? Kimden mi?Bay x'ten.İsim vermiyorum çünkü okumak şart =) İşte bu X yakışıklısı -ki kendisini pek bi sevdim- kızımızı son bir aydır geceleri gerçekle-rüya arasında bir yerde en görünmezinden rahatsız etmekte. Tabi aslında Charley'in bundan şikayeti yok, böylesi bir rahatsızlığı heyecanla beklemektedir orası ayrı.. Kızımız bu görünmez Bay X'i gittikçe merak ediyor ve nihayetinde onu gördüğünde sevinmekle şok arası gidip geliyor. Önceden tanıdığını iddia edemesekte vakti zamanında ilginç bir durumda gördüğü etkilendiği birisidir. Peki insan olduğunu düşündüğü bu yakışıklı şeyin böylesi güçleri olması nasıl açıklanabilir?Yoksa o da onun gibi midir? Ama hayır..o daha karanlık, daha gizemli ve sırlarla doludur ve kim olduğunu öğrenmektede kararlıdır. Bir yandan avukatların davasıyla bir yandanda Bay X'i araştırmakla meşgul olan C. araya serpiştirilmiş ölü ruhlarlada ilgilenmeyi ihmal etmiyor..Bu güzel, komik, eğlenceli ve merak uyandırıcı kitabı öneririm ki ben çok sevdim =)

Güzel
6/1017.03.2012

Baskı: Güzel

Klasik güzel ve çirkin hikayesinden çokta farklı değildi.Üç kız kardeş ve bir baba.Çalınan bir gül ve lanetli bir çirkin.Kitap genel hatlarıyla bu doğrultudaydı.Masal tadında, diologlardan çok anlatımların olduğu, hoş bir kitaptı. Masalı zaten severim, bir kaç ayrıntı eklenip ve bazı ayrıntılarda değiştirilip güzel bir sonuç alınmış bence. Yeni mutlaka okuyun demem.Bende sırf okumak için okudum.Eğer masalın uzun versiyonunada göz atmak isterseniz kitap bire bir..

Baskı: Gül ve Diken (Tuzak Üçlemesi, #2)

En merak ettiğim konu serinin ilk kitabında tabiri caizse yazarın adeta nefret ettirdiği Jeannette'yi nasıl seveceğimdi..-sevmek zorunda değilim tabi orası ayrı-Bilen bilir kız tam anlamıyla bip,bip bipti.(bip=kötü kelime)Gelin görün ki sanırım sonunda cezasını çekti.Aklı başına geçte olsa geldi :D Jeanette ikizi Violet ile yer değiştirdiğinde ortaya çıkan skandal yüzünde İngiltereden uzaklaştırılır.İrlanda'ya...Denizi aşıp, yolları geçip kuzeninin evine varmasına saatler kala arabası çamura saplanıyor..Durumu gören yakışıklı kontumuz Darragh yardım elini uzatmadan edemiyor.Böylece J. kontumuzu alt tabakadan sansada, kahramanlarımız ilginç bir şekilde tanışıyor. Derken çiftimiz aynı bölgede bulunduklarını farkediyorlar.Meğer bizim yakışıklı kontumuz J.'nin kuzeninin evinin yanan bir kısmını yenilemekle meşgulmüş..Mimardırda kendisi :DAynı ortamı paylaştıklarını keşfetmeleriyle eğlence başlıyor ve çiftimizin komik çekişmeleri bizi eğlendiriyor.. D. bir kont olduğu halde J. bından habersiz.Bu yüzden onu aşağılasada hor görsede ondan etkilenmedende yapamıyordur.Öyleki tamda affedildiği zaman başına ikinci bir dert açıyor bu etkileşim.(sonu güzel biten dert cinsinden) D. ünvanın paranın herşey demek olmadığını, J.'ye gösterip, kalbini fethetmeye çalışıyor.Bunun içinde neler yapıyor neler :D J. ise ayrı bi alem..Yaşadığı hayattan uzaklaşmaya, alışkanlıklarından vazgeçmeye hazır değildir. Kitap yer yer komik diologların yer aldığı tatmin edici olayların ve sonuçların yer aldığı güzel bir hikayeydi.Akıcılığından mı, meraktan mı yoksa hasta halimle can sıkıntısından mı bilmem bi günde bitti :D Ben sevdim..öneririm.. Ahh Eliza ve Kit'in hikayesinide merakla bekliyorum bu arada :D

Baskı: Ares- Mahşerin Dört Atlısı #1

Ayyy! Başlarda ne kadarda karışıktı kitap.Kim kimdri, kimin nesidir, olay nedir, nereye yetişiyoruz felan oldum.Kafam karıştı bi anda...Neyse sonuç olarak okundu ve bitti =) Olay şu ki; mahşerin dört atlısını konu almakta seri.(Ares (Savaş), Reseph ( Salgın), Thanatos (Ölüm) ve grubun tek bayan üyesi, Limos ( Kıtlık).) Kitapta olaylar Reseph'in agimortusunun(mührünün kırılmasına neden olan şey,olay)kırılmasıyla başlıyor.Ama artık o Reseph değildir, mührü kırılınca Salgın(Pestilence) adını almıştır.Bildiğiniz kötü çocuk yani :D Eh madem kendisi kötü olmuştur o zaman kardeşlerininde kötü olması için sıra onların mühürlerindedir değil mi?Ve Salgın onların mühürlerini kırmak için her şeyi yapacaktır.Her şeyi. Ares ikinci atlıdır, ve eğer mührü kırılırsa War(Savaş) olacaktır.Bunun olmaması içinde onun agimortusunu taşıyan, cennetten kovulan meleği koruması yeterlidir.Tabi onu bulabilirse..zira kayıplardadır. Cara ise hayvanları iyileştirme yeteneğine sahip bir insandır.Son iki yıldır psikolojisi biraz bozuk olsada iyi, hoş bi kızdır :D Bilmeden Cehennem köpeklerinden birisini (Hal) iyileştirmiş ve ondan sulu sulu bi öpücük almıştır, herşeyden habersiz.Derken işler iyice karışmış ve birden Ares’in mührü artık Cara'nın sorumluluğunda,zira Salgın cennetten kovulan melekleri tek tek öldürmekte. İnsanlar, normalde mührü taşıyacak kadar güçlü değiller ama Cara cehennem köpeğine bağlı kaldığı sürece, hayatta kalabilir. Çiftimiz hem birbirlerine olan çekimle baş etmeye çalışıp, hemde Salgın'dan korunup bir cennetten kovulan melek aramaktadır.İkisininde geçmişlerinde üzüntü verici olaylar vardır.Bu yüzden birbirlerini sevdiklerini anlamaları uzun sürdü ama güzel bitti. Kitapta sürüsüne olay ve karakter vardı..Kime değinsem ne desem bilemedim ama hikaye ve karakterler iyiydi..ben sevdim..Sonunda Limos'a dair bi bölüm vermişler ve böylece beni merakta bırakmışlar..Tüff! yani.Ama olsun kızımız bunu atlatır..Ve Salgın'ın Reseph olması için çözüm bulurlar... Ahh bu arada azıcıcıkta olsa gördüğümüz Hades burdada çok tatlıydı;)

Baskı: Sımsıcak (Daughtry Ailesi, #1)

Kitabın kurgusu, olayların akışı, karakter seçimleri güzeldi. Ama ben nedense bir eksiklik hissettim.Sanırım yazar ya iyi bir gözlem ve analiz yeteneğine sahip değil ya da çeviri bana böyle hissettirdi.Bi yapaylık, acemilik vardı kitapta. Kısaca konuya değinecek olursam;Rafe bir askerdir.Amcası ve kuzenleri bir kazada ölünce sıradaki varis olarak bir kont olmuştur.Ama bu konuda oldukça tecrübesizdir.Bu sırada devreye çocukluk arkadaşı Charlotte (Charlie) girer.Kız kardeşlerinin bakımında (16 yaşlarında ikiz kız kardeşler),ev idaresi,mülk idaresi, kısaca yapılacak işler konusunda yardım eder. Olaylar ilerledikçe ortaya sorunlar, sırlar çıkmaya başlar.Rafe'in başına sürekli "kaza" gibi görünsede bir kaç tatsız olay gelir.Charlotte ise hem Rafe'e olan aşkıyla hemde geçmişte yaşadığı korkunç anların hayaletleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Gel zaman git zaman elbet mutlu biter bu hikayede..Tabi içinde üzüntü verici birkaç olayda yer almadı değil..Ah Fitz'e üzüldüm yani :( Dediğim gibi güzeldi ama biraz yapmacıklık hissettim ben :) Ya yüksek ateş böyle hissettirdi yada iyi günümde değildim.. Ama bence kararı siz okuyup verin derim ben ;)

Baskı: Sen Kimseyi Sevemezsin

Şimdi İskoçları seviyoruz bu kesin dimi?Bende Fia karakterini oldukça sevdim..Çok neşeli,zeki bir kızdı.Thomas ise..ahh bilemiyorum Fia'nın tabiriyle yakışılıydı işte.Kıskançlık halleriyse çok tatlı Tanışma sahneleri, yaptıkları diologlar çok eğlenceliydi.Duncan ve Robert ise adeta renk kattı kitaba, ben göremedim ama umarım yazar onlarında kitaplarını yazar;) Thomas casus olaraktan İskoçya/MacLean Kalesi'ne bir mektup aramaya gitmiş ve bazı olaylar sonucu Fia ile uygunsuz bi durumda yakalanıp Duncan(kuzen) tarafından kaleye hapsedilmiştir.Ve bir film senaryosu kadar net olaylar çerçevesinde evlenmişler ve İngiltereye yol almışlardır. Tabi Thomas bu durumdan hiçte mutlu değildir, ve karaya ayak basar basmaz bu evliliği feshettirmeyi planlamaktadır.Yani en azından ellerini Fia'dan uzak tutmayı başarabilirse. Fia ise oldukça mutludur, hem oyun yazarı olmak için İngiltere'ye sonunda gitmektedir hemde oldukça yakışıklı bir kocaya sahiptir.Taki evlilik feshini öğrenene kadar. Ama bu böyle gitmez tabi..Kızımız feshi kabul etsede evliliğini kurtarmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır.Sonuçta yolları uzun ;) Thomas kadınlara güvenemez zira annesi başka bir adamla kaçmıştır.Ama kahretsin Fia çok TATLIdır :) Hem tatlı hemde güzel, ayrıca adamlarından, en yakın arkadaşından bile kıskanmaya başlamıştır Fia'yı.Ne yapsa ki bu gariban ;) İşte çiftimiz bir birinden uzak durmaya çalışsada çekim ve gittikçe büyüyen bir aşk var ortada.Tabi birde arka planda saklı olan olaylar...Her şey göründüğü gibi midir yoksa bilmedikleri bir şeylerde var mıdır?Baba yerine koyduğu ve ona bu görevi veren adam, neler saklıyordur?Fia gerçektende onu kandırmış olabilir mi?Ahh kime güvense ki Thomas? Derken tabikiside mutlu bitiyor kitap ama ben Thomas'ın o kadar aklına taktığı annesinide görmek isterdim hikayede.Onu anlamaya başlamıştı bide görse iyiydi.Ama olsun onun haricinde sevdim kitabı.. Duncan ve kaleye hapsettiği ak cadıyı(detaylı bi bilgi yoktu ama duncan kızarmıştı ondan bahsederken), Robert'i ve Annie'yide çift olarak okumak isterdim ;)Ahh o Rabert yok mu..çok tatlıydı ;)

Bakire
8/1007.03.2012

Baskı: Bakire

Gerilim türündeki kitapların pekde tarzım olduğu söylenemez.Ama bu kitabı elimden bırakamadım. Öncelikle konusunu,kurgusunu,kapağını, anlatımını, olayın akışını sevdim. Yer yer eskiye bir dönüş olması ilk başlarda biraz kafamı karıştırdı ama ilerleyen bölümlerde hem bu duruma alıştım hemde konuyu özümsedim. Konuya değinecek olursam; Rex, Mitch ve Abby Small Plains kasabasında kendi hallerinde üç yakın arkadaştırlar.Bir gün, kasabada bir cinayete kurban gidildiği düşünülen ve tanınmayacak halde bulunan bir ceset ortaya çıkana kadarda böyle devam etmiştir. Bu cesedin bulunmasının akabinde bu üç yakın arkadaşın araları açılmış; Mitch kasabadan uzaklaştırılmış, Rex üniversiteye başlamış ve Abby ise kendisini nedensiz ve bir açıklama bile olmaksızın terkeden sevgilisinin-Mitch- arkasından yas tutmuştur. Aradan tam 17 yıl geçmiştir ve cinayete kurban gittiği düşünülen isimsiz kız "bakire" adıyla ünlenmiştir.Hastaları ileştirdiği düşünülüp "azize" gözüyle bakılmaya başlanmıştır. Acaba gerçektende kimse "bakire"nin kim olduğunu bilmiyor mudur?17 yıl önce tam olarak ne oılmuştur? Abby'nin aklını bu düşünceler karıştırmaya başlamıştır ve sorularıyla o dönemde cesetle ilgilenen kişileri tedirgin etmeye başlamıştır.Bunlar;Rex'in annesi ve şerif olan babasını, Mitch'in yargıç olan babası ve tabi Abby'nin doktor olan babasıdır... Ben kitabı çok sevdim..Oldukça akıcıydı..Katili yada kızın ölüm nedenini en son sayfalara kadar merak ediyorsunuz.Bu kesin böyle olmuştur dediğiniz yerde yazar sizi şaşırtıyor... Ama en rahatlatıcı kısmı sanırım suçlular hakkettikleri şekilde yargılanıyorlar..yada cezalandırılıyorlar mı demeliyim?Neyse efendim..ben öneririm.. ;)

Ne Yapsa Yeridir
7/1007.03.2012

Baskı: Ne Yapsa Yeridir

Şeytan Marka Giyer'den sonraki en komik 'yaşlı cadı ve çömezi' hikayesi... Kitabın kapağında yazan bu yazıya o kadarda dikkat etmemenizi öneririm... Zira Şeytan Marka Giyer'i izlemiş biri olarak katılmıyorum... Burdaki yaşlı cadı ciddi anlamda cadı..hani bi süpürgesi eksik.. Vivian..yani namı diğer cadı ve patronumuzdur kendisi...ona daha sonra değinmeliyim mutlaka =) Olay şu ki..Claire bir editör olmak istemektedir..Ama asistanı olarak çalıştığı patronu artık yaşlandığını söyleyerek, torun torba, kolunda hanımı emekli olmaya karar vermiştir.Yani kızımız işsiz kalacak gibi. Derken yakın arkadaşınında yardımıyla üni. aşkıyla-Randall- bir partide karşılaşır -ki hala sevmektedir kendisini- ve kısa sürede yakınlaşırlar, yanına bonus olarak Randall,Vivian ile bir iş görüşmesi ayarlar Claire.. Herşeyin rayına oturmaya başladığını düşünen Claire ilerleyen zamanlarda, Vivian'ın piyasada edindiği ününün gerçekliğini kavrar..Ve Randall'a olan ilişkilerinde bir eksiklik hissetmeye başlar.Ama olsun o Randall'ı seviyordur.Ve zaten düğüne de ne kalmıştır ki? Tüm bunların yanında asistanlığını yaptığı eski patronunun yeğeni Luke vardır..Luke yanındayken bir kızarmalar aman amaa..Sanki liseli kızlar gibi..(ben lisedeyken başıma gelmedi nedense :)Ama söyledim ya o Randall'ı seviyordur ve sonuçta düğün yakın..Ama..Aması var işte.. Kitap düğün gününden başlayıp bir yıl öncesine dönüyor..Claire istediğinin olmasıyla hayal etmenin farkını kavrıyor..Randall 'anne'm dediyse doğrudur' sözüne körü körüne inanmayı sonunda bırakıyor..Allah için tatlı adamdı ama...(aması kitapta ;) Neyse efenim..Vivian Şeytan Mar. Giy.'deki cadımızın aksine sonuna kadar çirkinliğini sürdürüyor..Kızı düğün günü bile gelinliğinin içinde çalıştırıyor..Neden istifa etmiyor derseniz..Bir yıl dayanma sözü vermiştir kendisine.Çok fena halde sinir oldum yani... Bu arada yazık be editörlere ;) Çok çalışıyorlarmış cidden :)

Baskı: Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar

Çok sevimli, eğlenceli bir hikayeydi.. Okuyucuyu yormayan, sıkmayan ama sonunda ne olacak dedirten bir kitaptı. Karakterlerimize gelince; Tony görünüşte yakışıklı, güleryüzlü,çapkın, dost canlısı ve sözde oldukça tasasız rahat bi insan. Heather ise öyle ahımşahım bir güzelliği olmasada; mantıklı,planlı,düzenli,ailenin akllı kızıdır.. Yani birbirine zıt iki karakter =)Hoş kader onu bunu dinlemez onları bi şekilde bir araya getirir... Las Vegas'ta...Peki çiftimiz neden ordadır acaba? Tony bir bar almaya karar vermiş tüm işleri halletmiş bir imzaya gerek kalmıştır..Ama son anda, satışa 3 gün kala 20.000 dolar almayı planladığı arkadaşı son anda arıza çıkarmıştır...Yani puf!! para yok.. İnsanlar çaresiz halde neler yapar bilinmez ama bi fikir Las Vegas'a gider... Ve Bayan Şansında peşinden gelmesi için dua eder... Heather ise evlenmek üzere olan kuzeni ve diğer nedimelerle -kendisi gibi- 1 haftalık Vesgas tatiline çıkar...Bekarlığa veda eğlencesi gibi bir gezi.. Tony kumar oynamış ve kaybetmiştir..Bu sırada odasına çıkmak için asansörü beklerken Heather ile karşılaşır ve başından geçeni anlatır... Heather ise bir gün önce kapısında 10 dolarlık bir fiş bulmuş ve hayırdır diyerekten cebine stmıştır...Tony'i bu halde görünce ona bu fişi kullanarak oynamasını söylesede Tony kabul etmemiştir.. Onun adına ise Heather oynamıştır..Biraz sancılı bir süreçten sonra ilginç bir şekilde 2. seferde parayı kazanmıştır... Herşey iyidir hoştur..Şimdi kutlama zamanıdır...Aklı başında kızımız bir çılgınlık yapıp, kendini bu kutlamaya vermiş sabahında evli uyanmıştır... Çok tatlı bir çiftti...Kitap kendisini okutuyor...Bu sarhoş olarak yapılan evlilikten sonrası ise çok daha güzeldi...Heather Tony sayesinde kendini kısıtlamayı bırakıp eğlenmeyi öğreniyor, Tony ise aile olmayı,değer vermeyi hatta sevmeyi öğreniyor... Ben okuyun derim..dün gece başladım..bu sabah bitirdim...o kadar sevdim :D

Aşkı Bana Sor
8/1019.02.2012

Baskı: Aşkı Bana Sor

yine eğlenceli bir kitap okudum... sanırım bu türde şansım dönmeye başladı zira ilk denememde pekte başarılı olmamıştı... Kitap akıcı, okuru yormayan, yer yer güldüren, yer yer delirten cinsten. Hikayemizde 10 dolarlık bahisler, Elvisler, harika çiftler ve karakterlerinde olduğuna değinmeliyim.. Hikayemiz David'in(her türlü işkencede bulunulabilir) Minerva'dan (Min)ayrılmasıyla başlar... Ama asıl durum Min'in geri döneceğini düşünmesidir...Yoksa Min'in evlenilecek kadın olduğunu düşünür.. Min ise David'in onunla yatmadığı için onu terk ettiğini düşünür...Bence doğruluk payı var.. Bu yüzden o gece sinirlidir... Bu olay bir barda gerçekleşmiştir...Min'in yanında Bonnie ve Liza adında iki yakın arkadaşı vardır.. David'den ayrıldıktan sonra bu iki yakın arkadaş Min'in aklını çeler ve ona gözüne kestirdikleri bir erkeği tavlamasında ısrar eder...bu kişide Calvin'dir.. Birde erkek tarafına bakalım...Calvin ise ilişkileri tıbbi ve matematiksel olarak değerlendiren ve listeleyen ilginç tipte bir kızdan ayrılalı çok olmamıştır...Cyn (bu da işkenceyi hak edenlerden- ne tipti ama)bir piskolog aynı zamanda... İşte bu yakışıklı, dalyan gibi adam o gece aynı gece kulübünde hem iş hemde çocukluk arkadaşları Tony ve Roger'la takılmaktadır...Ama birde ne görsün..karşıdan karşıdan David ve Cyn yapışık siyam ikizi gibi gelmektedir...Püf!!Birde bu David'e iyi davranmalı Cal, çünkü iş yaptığı bir insandır David. Neyse efendim David, Cyn yanında ayrıldığında Cal ile değişik bir muhabbete girer..Ve bu muhabbetin sonucu olarak David bir bahis atar ortaya..Sözde kimsenin hayır diyemediği Cal, karşıda bar taburesinde oturan gri tayyörlü kadını(Min) yatağa atamazmışmış..gıcık!O atamadıya.. Cal, hayır, bahse girmem, olmaz desede David bir şekilde bahse girdiğini düşünmektedir.. Cal ise bu bahsin sadece yemeğe götürme kısmını ciddiye alıp kızımızı yemeğe davet etmek üzre bara doğru yol alır... Peki bu muhabbet dönerken bu konuşmayı Minerva duymasın mı...duydu tabi...Sonrası intikam..Ha Ha! Min'in 3 hafta sonra kız kardeşi Diana evlenecekıtir.Ehh istekli bir kavalyeyede(Cal) hayır dememeyi düşünür..Çiftimiz ilk başta birbirinden hoşlanmasada çekim denen şeyde ortadadır..Birbirlerinden uzak durmaya çalışmakla boşa vakit geçirirler ama ikisininde korkuları, sorunları mevcuttur... Min'in ailesi değişikti...Annesi kızımızın üzerine özellikle çok gidiyor çünkü kızımız birazcık kilolu...Buda hatına etki ediyor ama Cal'ın kendi elleriyle yedirdiği yemeklerede hayır diyemiyor.. Cal ise ailesiyle pek anlaşamıyor...Ailesi tepeden bakan, dediğim dedik tipteler..Çocukluğunda biraz ezilmiş.. Ama sonuç olarak mmükemmel bir çitf oldular bence...Cal Min'e kendisinin değerli olduğunu öğretiyor..Ve bunları yaparken çok tatlı... Çiftimizin yanı sıra arkadaşlarıda hikayemizde yer alıyor.. Ben sevdim kitabı...Son sahneler oldukça eğlenceliydi... Tavsiye ederim =)

Aşk Oyunu
7/1019.02.2012

Baskı: Aşk Oyunu

Baskı: Aşkta İlk Çeyrek (Chicago Stars, #1)

İlk olarak olarak hanımlar beyler okumaya başlarken kitabı; elinizde, sağınızda, solunuzda iğneden baltaya ne varsa tehlikeli olabilecek hemen elinize alın.Zira kullanmak isteyebilirsiniz.Ben çoooook istedim.Bir insan 7sinde neyse 70şindede aynıdır derlerya...işte size bir örnek.Reed :/(kötü olan tüm sıfatları haketmiştir.)Neyse..bu yaratığa olan sinirimi okuyan bilir söylemeden geçemedim. Yoruma geçersek...Yazarla tanışmam tavsiye üzerine oldu.Kitap beni çok şaşırttı.Ben hani o bilindik hikayeler vardırya..aptal, sakar şanssız ve kendisini rezil etmekten sadistçe zevk alır gibi davranan kadın karakter ve sert görünüşlü,kitabın altın çoçuğu erkek karakter bekliyordum.Öylede oldu ama bu karakterlerin birde bambaşka hikayeleri varki şaşıracaksınız. Phoebe ailesine ve çevresindeki herkese kendisini şımarık, asi, vurdumduymaz biri olarak tanıtmıştır.Dan ise agresif mizaçlı,sert karakterli bir erkektir.Onların benzer özellikleride geçmişte yaşadıklarını farklı şekillerde olsada davranışlarının arkasına saklamalarıdır... Phoebe babasının cenazesi için 18 yaşında terk ettiği evine geri dönmüştür.Babasının kendisini mirasından mahrum bırakacağını düşünürken birden kendisini hiç istemediği bir pozisyonda bulur.Bir futbol takımının sahibi! Ve maceralar başlar.. Dan bun takımın kaptanıdır ve bu umursamaz kıza haddini bildirmek istemektedir. Phoebe ise babasının öldükten sonra bile kendisini yönetmeye çalışmasına izin vermeyecektir. Tabi bu Dan ve takıma bağlanmadan önceki düşüneleriydi.. Kitap yer yer eğlenceli,komik ve yürek burkarcasına duygusaldı. Bu şekilde bir hikaye beklemiyordum.Ama etkilendiğimi belirtmeliyim. Özellikle Phoebe çok üzüldüm. Neyse güzel bir kitaptı..öneririm..

Yıllar Sonra
7/1019.02.2012

Baskı: Yıllar Sonra

Esas kızımız Marnie; vakti zamanında, ufacık tefecikken vurulmuş bizim delikanlıya.... Ama oğlumuz Law'ın gözü başkasındaymış(ablası) o zamanlar... Gel zaman, geç zaman ayrılan yollar kesişmiş tekrardan. Ünlü bir astronot olan Law ilginç mektuplar almaktadır.Eh gönderen adreside Marnie ait olmasın mı?Ama kızımızın bu mektuplardan haberi bile yok..Peki bu mektupların içeriği ne olabilir ki? Hemen merakınızı gidereyim.Sevgili Law'ımızın bir oğlu varmış.(David) Gelde inan.Adamın başına bunun gelme olasılığı yokmuş, sözde.Ama görülen köyde kalvuz istemezmiş hani.Peki şimdi ne olacaktır? Marnie mektup yazmadığını iddia etsede Law ona inanacak mıdır? Çocukluk aşkı ve başkasını sevmesinede bir nevi engel olan Law'ı tekrar gören Marnie ne yapacaktır? Eh birde iki tarafın ortak noktası olan David var. Yoksa tek ortak nokta bu mu?Aşk nerde peki? Sizce çok mu soru sordum ? :D Uzun soluklu bir harlequin-beyazdizi kıvamındaydı.Güzeldi... Sevdim.İlk Sandra deneyimimdi..Sanırım benden geçer not aldı

ÖncekiSayfa 5 / 8Sonraki