
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sır Tutabilir misin?
yaa ben çik-lit te bildiğin kahkahalara boğulmak istiyorum ama henüz öyle bir kitap okuyamadım.. sanırım zekice espirilerden hoşlanıyorum, kendini rezil etmek pek de bende gülme isteği uyandırmıyor.. Neyse, önceki kitabın şokunu çabuk atlattım ve hemencicik bitirdim kitabı.. eğlenceli bir kitap olması gerekiyordu değil mi? tamam eğlenceliydi ama Jack'in o tv ropörtajını yaptığı ve Emma'nın o yaşadığı utanç sahnesinde resmen bende ağlamak istedim, dehşet sinir bozucu bir durumdu. Peki herşey yoluna girmek üzereyken Jemina(isim sanırım böyleydi)'nın yaptığına ne demeli.. Arkadaş falan dinlemez saçını başını yolardım oracıkta.Kız sana "Hayır" diyor üstelemesene!!!! Konuya değinecek olursak Emma ünlü bir kola firmasında pazarlama bölümünde çalışıyor. Bir iş seyahati dönüşünde uçakta öleceğini düşündüğü bir kriz esnasında yanındaki adama her sırrını açıklıyor. Ehh sonuçta adam yabancı..onu bir daha görmeyecek değil mi? En azından Amma'nın düşündüğü buydu... Sırrını paylaştığı genç adam ilginç bir şekilde karşısına çıkar ve tüm sırlarını her ayrıntısına kada aklında tutmuştur. Ve yeri geldikçe bunları kızımıza hatırlatmakta hiç çekinmez.Ve böylece olaylar dizisi başlar...
Baskı: Mutfak Cadısı
Sımsıcak, şirin bir hikayeydi. İki baş karakterimizde(Melody&Logan) geçmişte yaşadıkları kötü tecrübeler sonucu yürekleri yaralı bir şekilde hayatlarına devam etmektedir, ve kaderin bir cilvesi mi yoksa iki yaşlı çöpçatanın marifeti mi bilinmez yollları kesişiyor. Logan bir televizyonda yetkili olarak çalışmaktadır ve Saleme daha henüz taşınmıştır ki acilen iş yerine çağrılmıştır.Ama bir sorun vardır, henüz dört yaşındaki oğlu Shane'i kime bırakacaktır?Annesi çalışıyor, komşusu ve ikinci annesi gibi olan Jess ise meşguldür.Ne yapsa ki acaba?Jessi'nin kışkırtmalarıyla cadı olduğu düşünülen Melody son alternatiftir.Ve böylece hem komşusuyla tanışacaktır hemde oğluna bakmasını rica edecektir.Ama kızımızda o sırada yeni bir iş başvurusu için evden çıkmaktadır.O sırada Logan'ın aklına ona televizyonda iş ayarlamak gelir ve böylece hikayemiz başlar.. Logan kadınlara, özelliklede güzel ve eğlenceye düşkün olanlarına tövbelidir ki buda Melody'den uzak durması anlamına gelir.Hoş aynı apartmanı ve ofisi kullanırken ne kadar uzak durabilirse..Melody ise yıllarca ilgisini beklediği ama karşılığını görmediği babası kılıklı, ciddi,takım elbiseli erkeklerden uzak durmakta ısrarcıdır.Ama gelde Logan'dan ve o pamukşekeri gibi oğlundan uzak dur..ııı ııı dener ama pekte başarılı olamaz.. Tabi her ne kadar çiftimiz karşı koymak istese de aralarındaki kıvılcıma, güçlü bir şekilde çekilse de birbirlerine dış dünya onları hep ayırır bir şekilde :)) Çok eğlenceli,farklı bir hikayeydi..Olaylar iyi analiz edilmiş ve bizlere sunulmuş bence..ben sevdim..öneririm :)) Bu arada Tiffany adlı yaratığı görürseniz derhal imha edin..cadoloz kadının tekiydi resmen :))
Baskı: Bir Öpücükle Başladı Her Şey
Ben seriye Phin'in hikayesiyle(2.kitap) başladımdı..Bram'ı acayip merak ediyorum..okumak nasip olur inşallah zira eğlenceli ve ilginç bir karakterdi :)Neyse.. Sullivan; bir hırsızlık teşebbüsünde bulunurken,soyduğu evin biricik kızı İsabel(Tibby) tarafından yakalanma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca kızımızı öper (susturmak amacıyla) ve macera başlar... İsabel soygunun ertesi günü abisiyle at satın alacakları yere gider ve bir süprizle karşılaşır.Yakışıklı hırsızı saygın bir at yetiştiricisidir.. Maceraperest Tibby, Sullivan'nın neden hırsızlık yaptığını çözmek ve buna bir dur demek ister.Bu amaçla biraz tehdit yollu Sullivan'ı, kendisine ata binmeyi öğretmesi için tutar, böylece hem gözünün önünde olacaktır hemde her adımını izleyecektir.Bide ata binmekten korkmasa süper olurdu :)) yaşasın kötülük!!! Peki Sullivan bunun altında kalır mı? Tehditlere papuç bırakmak gibi bir niyeti olmasada kızımıza duyduğu ve imkansız olduğunu düşündüğü ilgisi yapılan teklifi kabul etmesinde etken olmuştur.Ama ne olursa olsun, kendisini kabul etmeyen soylu babasından intikam alacak ve onu bir nevi rezil edecektir..Tabi hesaplamaları bu yöndeydi..Evdeki hesap çarşıya uymayınca işler iyice karışıyor ama neyseki mutlu sona ulaşıyorlar :)) Fena değildi..okunabilitesi yüksek bir kitap..öneririm :))
Baskı: Sonunda Ben De Sevdim (Last Man Standing, #4)
Seri çok güzeldi, keyifle okudum ama ne bileyim bu kitapta bir eksiklik vardı. Kathleen ve son bekar lordumuz Oliver'ın hikayesiydi ve bir lanete dayalı kurgu işlenmişti. Lanet 500 yıl öncesine dayanıyor ve iskoç-ingiliz aileler arasındaki bir durum sonucu ortaya çıkıyor. Ortadan kalkmasının tek yoluda çiftimizin evlenmesi ve zaman doluyor zira ya evlenecekler yada çok kötü şeyler olacak. Kate iskoçyadan gelir ve Oliver hakkında araştırmalar yapar.Öyle bir olaylar dizisi olur ki bir anda kendini, hafızasını kaybetmiş şekilde Oliver'ın evinde bulur.Oliver ise ilk başta her normal insandan biraz fazla abartılı şekilde olsada kızımızdan şüphelenir.Derken zamanla yakınlaşmalar meydana gelir ve kızımızın hafızasının geri gelmesiyle işler iyice karışır. Kitapta lanette,büyüde çok abartıydı ve yapmacıktı bence.Yazar iyi konu seçmiş ama güzel işleyememiş. Çiftimizin birbirlerinden etkilenmeleride çok hızlıydı sanki. Birde Kate'in her hatırladığı ayrıntıdaki tavırlarına sinir oldum. Ya ruh halim yada başka birşey, bilmiyorum ama bu kitabı pek sevemedim. Ama çok mu kötüydü hayır tabiki. Kate, Oliver, Leydi Edwina ve birkaç karakter daha...Çok espiritüel diologlara 7 neden oldular ve ben yer yer çok güldürdüler..özelliklede kahramanlarımız arasındaki diologlar.. neyse..sonuçta bitti gitti :)
Baskı: Gece Yarısı Uyanışı (Gece Yarısı Nesli, #3)
Yaaaa ama ya..olmazki böyle. Ne yani Marek o kadar soruna yol açsın ama ölümü 1-1,5 sayfacık mı sürsün.. Neden ama? İlk üç kitapta başa dert olan Marek-Lucan'ın abisi-ten sonunda kurtuluyoruz ama asıl amacınıda öğreniyoruz.Bu sayede de sanırım yeni bir düşmanla tanışıyoruz. Tegan eskiden yaşadıkları sebebiyle kalbine kilit vurmuş,soğuk,duygusuz bir ruh haline bürünmüştür. Elise ise eşi ve oğlunu kaybedince o narin, hanımefendi kimliğini bir kenara bırakıp, intikam almak adına ölümcül silahlarla donatmıştır kendini.. Bu iki yüreği yaralı çift bir araya gelincede neler oldu neler. Elise kendisine yeni edindiği bir amaçla insan köleleri öldürdüğü bir gece, eve giderken ıssız saldırısına uğrar ve bilin bakalım kim yardıma koşar?Tegan... Tegan son bir kaç aydır Elise'in neler yaptığını öğrenince biraz şaşırır, hatta şok olur.Kıza bu kararından vazgeçmesini söyler ama duygusuz olacakya o yüzden ısrar etmez. Derken çiftimizin yolları bir şekilde bir olayla yeniden kesişir ve araştırmaları gereken ortak bir konuları olur.Bu sayede de sık sık aynı ortamı paylaşma durumuna düşerler.. Beklentim daha yüksekti sanki..Hani ne bileyim, Tegan'a Elise'i hiç yakıştıramadım. Hatta yer yer çokta sinir oldum.Ahh tabi Tegan'da pırlanta sayılmaz.Bir yerde kıza öyle şeyler söylediki burda olsa saçını çok pis çekerdim :) bu arada çok ilginç dimi..Şu fantastik kitaplar nerdeyse kan içmenin güzel bir şey olduğunu benimsetecek bizlere :))
Baskı: Kızıl Öpücük (Gece Yarısı Nesli, #2)
Bu kitabıda ilk kitap kadar sevdim..Hatta Dante bana Lucan'ı unutturdu desem yeridir.. Dante bir gece Issızlar tarafından saldırıya uğrar ve kendisini yaralı bir şekilde veteriner kızımız Tess'in muayenehanesinde bulur.Gecenin bir vakti, Dante ve Tess ah birde kana duyulan açlık... Tess ise işe dalıp uyuya kalmıştır ve bir sesle uyanır.Arka kapısında yakışıklımı yakışıklı ama bir okadarda korkun vaziyette kan ter içinde Dante'yi görür.Her ne kadar korksada doktorluk hiddi üstün gelir ve yardımcı olmak için Dante'ye yaklaşır. Bu kıza annesi hiçbişey öğretmemiş sanırım..Kuzum o sorunlu annen yerine geçte olsa ben sana söyleyeyim; tanımadığın insanlara yaklaşma!Sonra ham yapar seni.Ki Dante'de ısırmak durumı-unda kaldı kızımızı.Ama Ruheşi işaretini o sırada görse bunu yapar mıydı bilinmez :D Yanlışlıklada olsa artık Dante ve Tess bağlanmışlardır birbirlerine. Dante her nekadar durumu toparlamaya,anlatmaya ve düzeltmeye çalışsada 'Kızıl' adı verilen ve Soyluları kötü etkileyen uyuşturucunun kaynağınıda bulmak durumundadır.Başına dert olan, sokaklarda savaşmamış bir ajan ve her ne kadar sahiplenmek istemesede Tess'in eski erkek arkadaşıda duruma hiç yardımcı olmamaktadır..Bakalım çiftimiz nasıl bir araya gelecek :)) Bu arada sinir olduğum bir durum vardı.Elise ve Chase karakterlerinede bol yer vermesine sinir oldum.İlerleyen kitaplarda Chase'i seveceğime eminim, sonuçta ilk vampir kızımızı vericez ama bu kitapta çok itici geldi bana.Elise ise fazla ımmm saf mıu desem salak mı bilemedim ama ne bilim onuda sevemedim.Canım Tegan'cığımın başını Elise ile bağlayacağız ama..Neyse yazar sevdirir heralde :) Onun dışında güzeldi..önerilir :)
Baskı: Gece Yarısı Öpücüğü (Gece Yarısı Nesli, #1)
Bitti.İyiydi güzeldi.. Canım uzun uzun yorum yazmak istemiyor..kurgu,karakterler ve işleyiş hoşuma gitti.Can sıkıcı bir nokta gözüme çarpmadı. Olay baş kahramanımız Gabrielle'nin çocukken başına gelen bir olayı anlatarak başlıyor ve akabinde günümüzden kesitler sunmaya başlıyor.Lucan ise erkek kahramanımız ve bir nevi vampirciklerimizin lideri konumunda..Issız adı verdikleri yoldan çıkmış vampirleri avlıyor arkadaşlarıyla..Yine takipte olduğu bir gün olay yerinde Gabrielle ile karşılaşıyor.. İlk başta kıza kimliğini söylemesede maksadı kızın ne bildiğini öğrenmek olsada bilinç altında olaylar başkadır.Her ne kadar önceliğinin soylular olduğunu söylesede Gabrielle'den uzak kalamıyordur..Erkek milleti işte, işi yokuşa vuracaklar illaki.Biriside ben bu kızdan hoşlandım,aşık oldum dese şaşıcam..Son ana kadar mırın kırın ediyorlar..Püf!! Neyse bir yandan Gabrielle ile ilgilenirken bir yandanda bir dümen çevirdiğini düşündüğü ıssızlarla başı derttedir..Birde yan etkenleri ekleyin buna.Adamın sabrılı bir kişiliği olduğunu anlarsınız :) neyse efendim ben sevdim..Dante'ye ve akabinde Tegan'a bir uğrayayım..Özellikle Teganın başını yeniden bağlayabilecek miyiz merak ediyorum..
Baskı: Ölümsüz Ölüm (Eve Dallas, #3)
Bir Eve Dallas klasiği daha...Bu kız cinayetlere çekiliyor resmen.. Mavis...kızımızın çok yakın arkadaşıdır kendileri.Bir gün olaylar zinciri öyle bir gelişir ki Mavis kendisini bir Pandora adlı ünlü bir modelin/ölü bir model cinayetiyle suçlanırken bulur.Ehh geldi mi üst üste gelecek ya, tüm kanıtlar Mavis'in suçlu olduğunu gösterir. Peki, buna inanmayan esas kızımız Eve ne yapacaktır?Tabiki arkadaşının yanındadır. Olaylar boyut kazandıkça benzer cinayetlerin ortaya çıktığını görür.Hepsininde ortak yanı 'Ölümsüzlük' vaad ettiği söylenen bir uyuşturucudur.Pandora öldüğü gece yanında 3 arkadaşı daha vardır, ve araştırmalar derinleştikçe en az ikisi şüpheli konumundadır..Hatta öyleki birisi bu konuyla suçlu bulunur ve dava kapanır. Ama ortada yanlış giden, teğmenimizin içine sinmeyen bir şeyler vardır. Bakalım bu esrar perdesini bu sefer nasıl aralamış Eve'miz :)) Katili son ana kadar görmüyoruz..Daha doğrusu olayları onun dilinden okumuyoruz. Bu beni biraz üzdü açıkçası...Kim olduğunu bilmesekte en azında varlığını bilmek iyi olurdu:) Eve bir yandan katili araştırırken bir yandanda düğün hazırlıklarıyla meşgul:)) Çok tatlıydı o sahneler.Roarke zaten harika..Adama bayılıyorum resmen :)) Birde düğünü okusaydık iyi olurdu..Düğünü geçtim en azında Roarke'ın, Eve'yi gelinlik içinde gördüğü sahneyi okusaydık..içimde ukte kaldı :))
Baskı: Muhafazakar Aşk
Caroline Linden - Muhafazakar Aşk (Reece Family Trilogy #1)- Yorum vayyy be..İlk başta biraz tereddüt ettim, acaba nasıl, sevecek miyim diye. Ama sonuç olarak beğendim kitabı...Çeviri yer yer bana sorun yaşatsada bu genele yansımamış, sadece birkaç ufak tefek hata ve bazı eski kelime tercihleri...onun dışında sorun yoktu. Olayın özü şu;David ve Marcus ikiz ama saniye farkıyla Marcus dük iken David ailenin sorumsuz, başıboş,rahat,umursamaz çocuğu.Bir gün David haddini aşar ve Marcus onu taşraya gönderir, derken David yolda kaza yapar ve yaralanır. Kadın karakterimiz Hannah ise;Dul bir annedir.Papaz eşi vefat edince kaldıkları evden çıkartılmak durumunda kalırlar.Bu konuda ne yapacağını bilemez, babasının evine geri dönmekten başka.Umutları tükendiği bir sırada David çıkar karşısına.Bazı olaylar sonucu tanışan çiftimiz, David'in evlenme teklifiyle bu tanışıklığı daha ileri bir seviyeye götürmeye karar verirler.Bir farkla; mantık evliliği olacaktır bu.Tabii David son anda cayıp evlilik defterine kendi adı yerine abisinin adını yazması olayları biraz sarpa sarmıştır okadar.Ahh birde David, Londra'ya döndükten sonra ortadan kaybolmasının olaya tuz-biber ekmesinide sayarsak işler iyice karışıyor. Şimdi kandırıldığını farkeden/düşünen Hannah yasal kocası konumunda olsada, buz gibi bir kalbe sahip görünen Marcus'la bazı etkenler yüzünden evli kalmaya devam etmek zorundadır. Çünkü arka planda farklı olaylar vardır.Ahh birde çiftimizin arasında yeşermeye başlayan o karşı konulamaz çekim.Tüm bu olaylar bittikten sonra, Marcus Hannah'ın gitmesine izin verecek mi acaba? bilinmez :)) ben sevdim kitabı..öneririm..David Ve Celia'nın hikayelerini çok merak ediyorum :)) umarım en kısa zamanda çıkrtır yayınevi :))
Baskı: Güle Güle
Evvet!!! An itibari ile cici kapaklı, ilginç konulu, farklı anlatım tarzlı kitabımız bitmiş bulunmakta :)) Aslında ne hissettiğimi bende anlayamadım..Kitap nasıldı pekte bi fikrim yok..Kendimi ortada kalmış gibi hissediyorum. Sanırım sonu yüzünden, Charlie'den bir teşekkür konuşması okusaydık belki böyle olmazdı. Neyse..Charlie ile Vera çok yakın arkadaşlardır.Liseye başlayıpta araları açılana kadar iyi bir ilişlileri de vardır. Bir gün Charlie ölür ve o sırada ne yaşandığını kimse tam olarak bilmez Vera dışında..Ah tabi birde Jenny!!-gıcık kız- Kitap Charlie'nin cenaze töreni ile başlıyor, ve sık sık geçmiş ve gelecek arasında yazar adeta yolculuk yaptırıyor bize. Charlie'nin öldüğü gece olan olayları merak etmeden duramadım, son sayfalara bakmamak için kendimi zor tuttum desem yeridir. Kitabın alnlatımı değişik geldi bana, hani ne bileyim, sanırım tarzım değildi bu yüzden ara ara sıkılmadım değil.Biraz okuduktan sonra bu durumu aştım sanırım. Charlie ah pardon Charlieler sık sık Vera'yı ziyaret ederek ona, hakkındaki gerçekleri anlatmasını istiyor.Ama kızımız bu konuda biraz hassas, zira arkadaşlıkları son zamanlarda pekte iyi değildi, ahh kimi kandırıyorum resmen felaketti. Bu yüzdende bir çıkmazdaydı kızımız. Kitap yer yer komik, bazen dramatik ve bazende oldukça eksantirikti.-doğrumu yazdım emin değilim- Son sahnelerde Charlie'nin peçetelere yazdığı notları okumak çok ilginç ve tatlıydı. Ve babasıyla sonunda anlaşmaları ve yaşadıklarının üstüne gitmeleri ve onu aşmak için yaptıklarıysa okunmaya değerdi.Ken Dietz, ilginç bir baba :)) Söylediğim gibi şu an ne hissettiğimden emin değilim ama bu kitabı arşivime eklediğim ve okuduğum için mutluyum :)
Baskı: Ejderin Aşkı (Ejderha Serisi 1)
Birinci Kitap / Annwyl - Feraghus Kalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti. Bir gün bunların bir araya geleceğini kim hayal edebilirdi ki? (ben) İşte arka kapak yazımızın can alıcı cümleleri.Ejderhaya aşık ve şövalyeye karşı bir çekim hisseder Annwyl. Ama ejderhayla iyi anlaşıp, gülüp eğlenirkeni şövalyeden nefret etmektedir, ki aslında ikiside aynı kişidir. Feraghus... Çiftimizin -F&A- oldukça şenşakrak,eğlenceli,her açıdan "ATEŞLİ",vahşi ve daha bi sürü şeydir. Okurken oldukça eğlendim. Kanlı Annwyl diye ün salan kızımızın başı fena halde derde girer.Hoş dertten kurtulduğu yoktur ama bu sefer işi bitmek üzeredir. Garbhan Adası'nın şimdiki yöneticisi aynı zamanda üvey abisi olan Lorcan, hem kötü, zalim bir yöneticidir hem de Annwyl'in kellesini istemektedir.İki yıl önce elinden kaçırdığı kardeşine şiddetli, kötü ve vahşice bir nefret beslemektedir.Annwyl ise tanıştıkları andan itibaren aralarında nefretten başka bir duygu olmayan abisini öldürüp, isyancıların ve destekçilerinin de yardımıyla, huzurlu bir ortam yaratmak istemektedir..Anlayacağınız bir kardeş kavgası var ortada.. Annwyl tam öldürülmek üzereyken Yok Edici Feraghus duruma müdahale eder ve kızımızı kurarır. Hem bir ejderha hemde cadı olan kardeşi Morfyd sayesinde, yaralarının iyileşmesine yardımcı olur. Beraber oldukları bu sürede çiftimiz birbirlerinden çok şey öğrenir.Öfkesiyle meşhur kızımız Ferghus sayesinde kontrollü olmayı, Ferghus ise...ımmm hangisini saysam ki =) öğretici olmasada oldukça eğlendirici tecrübeler edinmiştir. Ahh! tabi birde kızımızın şövalye ve ejderin aynı kişi olduğunu bilmemesi, kraliçe ejderha,abisi Lorcan'ın tehditleri ve perdenin arkasındsaki kötü niyetli Hefaidd-Hen ve savaşıda sayarsak çok meşakkatli bir sınava tabii tutulur kızımız.ama sonuç oldukça iyidir Çoook eğlendim ben..Feaghus'un kız ve erkek kardeşleri harikalardı...umarım hepsinin hikayesini okuma şansımız olur..Sıradaki Ejderhamız umarım Mordfy ile Brastias'tır. Kitapta iki hikaye var..İlki Annwyl ve Feraghus'a ait olandı..Diğeri ise Ateşler Ver Zincirler adlı, Feraghus'un ilk hikayede enterasan özellikli/kişilikli annesi Rhiannon ve biraz gıcık olsakta farklı olan babası Bercelak'ın hikayesi anlatılmakta... Şu meşhur zincirin hikayesini çok merak etmekteyim EDİT:isimler çok otantik değil mi?antika gibiler İkinci Kitap / Bercelak - Rhiannon İlk başta çocukların hikayesini okuyup akabinde ebeveynlerinin tanışma,kaynaşma ve barışma sahnelerini okumak ayrı bir tecrübeydi.. Sonunda zincir olayını çözmekse bambaşkaydı..Bu kitaptaki hatunlar ya çok ateşli yada çok agresif tıpkı erkekler(ejderha olanlar) gibi...=) Rhiannon'un annesi ve zamanın kraliçesi kızını hiç sevmez ve her fırsatta onu kötüler hatta ölümünü bile ister. Bercelak ise kızımızı görmüş beğenmiş ve göz koymuştur.Ama soylu değildir bu yüzden savaş lordu olmak için çoooooook çalışmıştır. Ve kraliçe şimdi kızıyla evlenmesini istemiştir ama bu pekte kibar ve doğru yol değildir.. Bercelak hem Rhiannon'un kalbini kazanmak hemde kraliçeden korumak için savaş vermektedir..Bakalım sonuç ne? Serinin ilk kitabı çoook güzeldi önerilir
Baskı: Görkemli Ölüm (Eve Dallas, #2)
Bir maceranın sonuna daha geldik...Ve ben merak içinde, sabırsızlıkla okudum ve bitti. Eve ile Roarke yine harikaydı..yaramazlar! :D Olay, hikaye, kurgu, sonuç tatmin ediciydi.Kendimle gurur duyuyorum zira katili en başından beri tahmin ettim ama yazar emin olamamam için resmen herşeyi yapmış.Bitene kadar acaba o mu? dedim. Neyse...Ünlü bir "kadın" savcının boğazından bıçaklanarak öldürülmesiyle kovalamacamız başlıyor, ve yetenekli teğmenimiz Eve bu göreve getiriliyor.Akabinde bir cinayet daha işleniyor ve kafalar iyice karışıyor.İşin komik yanı yine tek ortak nokta Roarke; birisi iş arkadaşı diğeri eski sevgilisi..Ehh Eve'canla biraz arası açılmıyor değil..ama kavuşma kısmı çok şekerdi.Eve herşeyi devletten beklemesin bir adım atsın değil mi? Teğmenimiz cinayetleri araştırırken bir yandan da basınla uğraşmakta.Bir önceki davasındaki başarısı nedeniyle göz önünde olmasının yanı sıra Roarke ile olan ilişkisi de çok ön plana çıkıyor.Katil işini okadar hızlı yapıyor ki ne bir delil nede bir tanık bırakıyor.Ama her insan hata yapar, katilde üçüncü kurbanını yanlış seçiyor, daha doğrusu yanlış kişiyi öldürüyor.Ve sanırım zeki kızımız eve bir şeyler yakalıyor...Ahh dikkat et Eve!Yanlış bir adım canının yakabilir.. öyle işte, yine sevdim..önerilir...;)
Baskı: Seviştikten On Dakika Sonra
Marianne'nin arayışını okuyoruz anlayacağınız..Kitap iyi hoştuda tarzını sevemedim..ne bileyim kızımızın düşüncelerinin yer almasının yanı sıra sıkça parantez içlerindeki düşüncelerede maruz kalıyoruz..Philippe ile araları iyiydi..kızımız çekimde hissetmişti lakin evlenme teklifi alınca bi tuhaf oldu..nedense!O ummadığı yerde aşkı bulmasıda bi tuhaftı..tamam bulduda..nasıl buldu..Sonu ise ayrı bi garipti..Erkek kahramanımız kızı başkasıyla yakaladığını düşünüyor ve açıklama beklemeksizin gidiyor..Sonra kızımız ah vah derkene geri dönüyor hadi başlayalım diyip bitiriyorlar..sinir oluyorum bu tip bitişlere..kısacası okumasanızda olur sanki ;) hoş o kadarda kötü değildi..düşünceden ziyade diyologlara ağırlık verselerdi belki severdim =)
Baskı: Ölüme Beş Kala Aşk
Kitap iyi hoştu ama hem kısa hemde biraz çocuksuydu..Anlatımını basit buldum sadece o kadar.. Laura orta halli durumu iyi kendini işe vermiş bir kızcağız..Arkadaşının ısrarı ve tavsiyesi üzerine bir eğlence mekanına giderken araba çarpıyor ve ruhu gökyüzüne süzülüyor... Aynı saniyelerde Toronto'da, Julian'a(ressam,o gece bir sergisi vardı.) da bir araba çarpar. Ruhları gökyüzüne yükselirken birbirleriyle karşılaşırlar.Ruhları birbirine dokunur ve bir etkileşim olur..Hayata döndükten sonrada olanları hatırlarlar ama gerçekliğinden emin olamazlar.. Derkene kızımız Sir Gerrard adında birisiyle tanışır, her nekadar Julian aklını meşgul etsede ilişkileri evlenme aşamasına kadar gelir. Bu süre zarfında çiftimiz sıksık birbirlerini rüyalarda görürür..Bazen mutlu bazen üzüntülü anlarda..Ve işte Julian böyle bir an Laura'nın başının dertte olduğunu hisseder...Ve bir olay döngüsü başlar.. Dediğim gibi kısaydı, hoştu ama biraz boştu..Çerezlik niyetine okunulabilir.
Baskı: Çıplak Ölüm (Eve Dallas, #1)
Sonunda Roarke ve Eve'canla tanıştım..Çok tatlı bir çift bence.Roarke'ye bayıldım...Özelliklede sahip olduğu imkanlara.Bence çok havalı. Konuya değinirsk;Olaylar zamanından tam emin değilim ama gelecekte yaşanıyor.2090'lar, 3000'ler artık her neyse.Eve Dallas esas kızımız ve bir polis(teğmen)Roarke ise tam bi soru işareti zira herşey olabilir..Adamd Yok yok.. Neyse...kızımız bir cinayet haberi ile bilgilendirilir ve soruşturmanın başına geçirilir.F*ahiş*lil bu dönemde lisanslı bir iştir ve Sharon adında Senatör torunu olan bir kız bu işi icra ederken -meslek edinmiş kendine anlayacağınız- öldürülür.Hemde o dönemde pahalı, bulunması ve alınması zor olan 2000'li yıllara ait bir silahla.Çünkü gelişen teknolojiyle ve konulan yasalarla silah kullanımı yasak..Lazerler tercih ediliyor.. Herneyse..katil Sharon'u öldürmekle kalmamış listesine iki tane daha kurban eklemiştir.Eskiye ait bir silah,vücudun belirli üç yerine atış, aynı pozisyon ve meslek grubu. Kızımızın başı oldukça kalabalık..katili araması, siyasi baskılar ve şüpheli listesinde olmasına rağmen karşı koyamadığı bir çekim hissettiği Roarke..Bakalım bu işlerin üstesinden gelebiliyor mu? Ben sevdim kitabı.Çiftimizin ilişkisinin geldiği aşamayı düşününce yazarın geri kalan 39 kitapta ne anlatacağını merak ediyorum..Birde ah Roarke! ah...diyorumda başka bişi demiyorum =) önerilir..
Baskı: Sağdan Birinci Mezar (Charley Davidson, #1)
Bu kitaba ba-yıl-dım!!! Keza kitaptaki karakterlerede... Kitap oldukça akıcı, eğlenceli ve merak uyandırıcı..ben ciddi anlamda sevdim ve sinirlendim.. Neden derseniz, bir kitap o sahnede bitirilmezdi..Şuan o kadar merak ediyorum ki devamını.. Zihnim kitabın devamına dair acaba?'larla dolu. Neyse... Charley Davidson ilginç güçlere sahiptir.Olay şu ki C. ölüleri görmektedir.. Ölüm meleği'de diyebiliriz kendisine ;) Doğduğu günden beri bu yeteneğinin farkındadır.Tabi başkalarını buna inandırmak biraz zor hatta imkansız olabiliyor. Ahh! Tabi ona aklını kaçırdığını düşünmeden inananlarda yok değil. Neyse efendim..kızımız ölüleri gördüğü gibi onlarla konuşup -eğer bir katilleri varsa- onları yakalatmada ve dedektif olduktan sonra yakalamada uzmanlaşmış ve meslektaşları tarafından biraz kıskanılmakla beraber ilginç bakışlara maruz kalmıştır. Peki kızımız ölüleri görüyorda ne oluyor derseniz; hemen açıklayayım W.C dizisindeki kızımız gibi onları ışığa yönlendiriyor, yarım kalmış işleri varsa onlara yardımcı oluyor vs..ikna edemedikleriyse dünyada aylak aylak dolaşıyorlar :D Serinin ilk kitabında Charley aynı gün üç avukatın öldürülmesi vakasını inceliyor.Kim, neden, niçin derken olaylar iyice karışıyor..Ehh kızımız bela makinesi mübarek, bu olaylar sırasında başına gelmeyen kalmıyor. Sanki hayaletimsi bir sevgiliyle uğraşması yetmiyormuş gibi.Ahh! ondan bahsetmemiş olamam dimi? Kimden mi?Bay x'ten.İsim vermiyorum çünkü okumak şart =) İşte bu X yakışıklısı -ki kendisini pek bi sevdim- kızımızı son bir aydır geceleri gerçekle-rüya arasında bir yerde en görünmezinden rahatsız etmekte. Tabi aslında Charley'in bundan şikayeti yok, böylesi bir rahatsızlığı heyecanla beklemektedir orası ayrı.. Kızımız bu görünmez Bay X'i gittikçe merak ediyor ve nihayetinde onu gördüğünde sevinmekle şok arası gidip geliyor. Önceden tanıdığını iddia edemesekte vakti zamanında ilginç bir durumda gördüğü etkilendiği birisidir. Peki insan olduğunu düşündüğü bu yakışıklı şeyin böylesi güçleri olması nasıl açıklanabilir?Yoksa o da onun gibi midir? Ama hayır..o daha karanlık, daha gizemli ve sırlarla doludur ve kim olduğunu öğrenmektede kararlıdır. Bir yandan avukatların davasıyla bir yandanda Bay X'i araştırmakla meşgul olan C. araya serpiştirilmiş ölü ruhlarlada ilgilenmeyi ihmal etmiyor..Bu güzel, komik, eğlenceli ve merak uyandırıcı kitabı öneririm ki ben çok sevdim =)
Baskı: Güzel
Klasik güzel ve çirkin hikayesinden çokta farklı değildi.Üç kız kardeş ve bir baba.Çalınan bir gül ve lanetli bir çirkin.Kitap genel hatlarıyla bu doğrultudaydı.Masal tadında, diologlardan çok anlatımların olduğu, hoş bir kitaptı. Masalı zaten severim, bir kaç ayrıntı eklenip ve bazı ayrıntılarda değiştirilip güzel bir sonuç alınmış bence. Yeni mutlaka okuyun demem.Bende sırf okumak için okudum.Eğer masalın uzun versiyonunada göz atmak isterseniz kitap bire bir..
Baskı: Gül ve Diken (Tuzak Üçlemesi, #2)
En merak ettiğim konu serinin ilk kitabında tabiri caizse yazarın adeta nefret ettirdiği Jeannette'yi nasıl seveceğimdi..-sevmek zorunda değilim tabi orası ayrı-Bilen bilir kız tam anlamıyla bip,bip bipti.(bip=kötü kelime)Gelin görün ki sanırım sonunda cezasını çekti.Aklı başına geçte olsa geldi :D Jeanette ikizi Violet ile yer değiştirdiğinde ortaya çıkan skandal yüzünde İngiltereden uzaklaştırılır.İrlanda'ya...Denizi aşıp, yolları geçip kuzeninin evine varmasına saatler kala arabası çamura saplanıyor..Durumu gören yakışıklı kontumuz Darragh yardım elini uzatmadan edemiyor.Böylece J. kontumuzu alt tabakadan sansada, kahramanlarımız ilginç bir şekilde tanışıyor. Derken çiftimiz aynı bölgede bulunduklarını farkediyorlar.Meğer bizim yakışıklı kontumuz J.'nin kuzeninin evinin yanan bir kısmını yenilemekle meşgulmüş..Mimardırda kendisi :DAynı ortamı paylaştıklarını keşfetmeleriyle eğlence başlıyor ve çiftimizin komik çekişmeleri bizi eğlendiriyor.. D. bir kont olduğu halde J. bından habersiz.Bu yüzden onu aşağılasada hor görsede ondan etkilenmedende yapamıyordur.Öyleki tamda affedildiği zaman başına ikinci bir dert açıyor bu etkileşim.(sonu güzel biten dert cinsinden) D. ünvanın paranın herşey demek olmadığını, J.'ye gösterip, kalbini fethetmeye çalışıyor.Bunun içinde neler yapıyor neler :D J. ise ayrı bi alem..Yaşadığı hayattan uzaklaşmaya, alışkanlıklarından vazgeçmeye hazır değildir. Kitap yer yer komik diologların yer aldığı tatmin edici olayların ve sonuçların yer aldığı güzel bir hikayeydi.Akıcılığından mı, meraktan mı yoksa hasta halimle can sıkıntısından mı bilmem bi günde bitti :D Ben sevdim..öneririm.. Ahh Eliza ve Kit'in hikayesinide merakla bekliyorum bu arada :D
Baskı: Ares- Mahşerin Dört Atlısı #1
Ayyy! Başlarda ne kadarda karışıktı kitap.Kim kimdri, kimin nesidir, olay nedir, nereye yetişiyoruz felan oldum.Kafam karıştı bi anda...Neyse sonuç olarak okundu ve bitti =) Olay şu ki; mahşerin dört atlısını konu almakta seri.(Ares (Savaş), Reseph ( Salgın), Thanatos (Ölüm) ve grubun tek bayan üyesi, Limos ( Kıtlık).) Kitapta olaylar Reseph'in agimortusunun(mührünün kırılmasına neden olan şey,olay)kırılmasıyla başlıyor.Ama artık o Reseph değildir, mührü kırılınca Salgın(Pestilence) adını almıştır.Bildiğiniz kötü çocuk yani :D Eh madem kendisi kötü olmuştur o zaman kardeşlerininde kötü olması için sıra onların mühürlerindedir değil mi?Ve Salgın onların mühürlerini kırmak için her şeyi yapacaktır.Her şeyi. Ares ikinci atlıdır, ve eğer mührü kırılırsa War(Savaş) olacaktır.Bunun olmaması içinde onun agimortusunu taşıyan, cennetten kovulan meleği koruması yeterlidir.Tabi onu bulabilirse..zira kayıplardadır. Cara ise hayvanları iyileştirme yeteneğine sahip bir insandır.Son iki yıldır psikolojisi biraz bozuk olsada iyi, hoş bi kızdır :D Bilmeden Cehennem köpeklerinden birisini (Hal) iyileştirmiş ve ondan sulu sulu bi öpücük almıştır, herşeyden habersiz.Derken işler iyice karışmış ve birden Ares’in mührü artık Cara'nın sorumluluğunda,zira Salgın cennetten kovulan melekleri tek tek öldürmekte. İnsanlar, normalde mührü taşıyacak kadar güçlü değiller ama Cara cehennem köpeğine bağlı kaldığı sürece, hayatta kalabilir. Çiftimiz hem birbirlerine olan çekimle baş etmeye çalışıp, hemde Salgın'dan korunup bir cennetten kovulan melek aramaktadır.İkisininde geçmişlerinde üzüntü verici olaylar vardır.Bu yüzden birbirlerini sevdiklerini anlamaları uzun sürdü ama güzel bitti. Kitapta sürüsüne olay ve karakter vardı..Kime değinsem ne desem bilemedim ama hikaye ve karakterler iyiydi..ben sevdim..Sonunda Limos'a dair bi bölüm vermişler ve böylece beni merakta bırakmışlar..Tüff! yani.Ama olsun kızımız bunu atlatır..Ve Salgın'ın Reseph olması için çözüm bulurlar... Ahh bu arada azıcıcıkta olsa gördüğümüz Hades burdada çok tatlıydı;)
Baskı: Sımsıcak (Daughtry Ailesi, #1)
Kitabın kurgusu, olayların akışı, karakter seçimleri güzeldi. Ama ben nedense bir eksiklik hissettim.Sanırım yazar ya iyi bir gözlem ve analiz yeteneğine sahip değil ya da çeviri bana böyle hissettirdi.Bi yapaylık, acemilik vardı kitapta. Kısaca konuya değinecek olursam;Rafe bir askerdir.Amcası ve kuzenleri bir kazada ölünce sıradaki varis olarak bir kont olmuştur.Ama bu konuda oldukça tecrübesizdir.Bu sırada devreye çocukluk arkadaşı Charlotte (Charlie) girer.Kız kardeşlerinin bakımında (16 yaşlarında ikiz kız kardeşler),ev idaresi,mülk idaresi, kısaca yapılacak işler konusunda yardım eder. Olaylar ilerledikçe ortaya sorunlar, sırlar çıkmaya başlar.Rafe'in başına sürekli "kaza" gibi görünsede bir kaç tatsız olay gelir.Charlotte ise hem Rafe'e olan aşkıyla hemde geçmişte yaşadığı korkunç anların hayaletleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Gel zaman git zaman elbet mutlu biter bu hikayede..Tabi içinde üzüntü verici birkaç olayda yer almadı değil..Ah Fitz'e üzüldüm yani :( Dediğim gibi güzeldi ama biraz yapmacıklık hissettim ben :) Ya yüksek ateş böyle hissettirdi yada iyi günümde değildim.. Ama bence kararı siz okuyup verin derim ben ;)
Baskı: Sen Kimseyi Sevemezsin
Şimdi İskoçları seviyoruz bu kesin dimi?Bende Fia karakterini oldukça sevdim..Çok neşeli,zeki bir kızdı.Thomas ise..ahh bilemiyorum Fia'nın tabiriyle yakışılıydı işte.Kıskançlık halleriyse çok tatlı Tanışma sahneleri, yaptıkları diologlar çok eğlenceliydi.Duncan ve Robert ise adeta renk kattı kitaba, ben göremedim ama umarım yazar onlarında kitaplarını yazar;) Thomas casus olaraktan İskoçya/MacLean Kalesi'ne bir mektup aramaya gitmiş ve bazı olaylar sonucu Fia ile uygunsuz bi durumda yakalanıp Duncan(kuzen) tarafından kaleye hapsedilmiştir.Ve bir film senaryosu kadar net olaylar çerçevesinde evlenmişler ve İngiltereye yol almışlardır. Tabi Thomas bu durumdan hiçte mutlu değildir, ve karaya ayak basar basmaz bu evliliği feshettirmeyi planlamaktadır.Yani en azından ellerini Fia'dan uzak tutmayı başarabilirse. Fia ise oldukça mutludur, hem oyun yazarı olmak için İngiltere'ye sonunda gitmektedir hemde oldukça yakışıklı bir kocaya sahiptir.Taki evlilik feshini öğrenene kadar. Ama bu böyle gitmez tabi..Kızımız feshi kabul etsede evliliğini kurtarmak için elinden gelen herşeyi yapacaktır.Sonuçta yolları uzun ;) Thomas kadınlara güvenemez zira annesi başka bir adamla kaçmıştır.Ama kahretsin Fia çok TATLIdır :) Hem tatlı hemde güzel, ayrıca adamlarından, en yakın arkadaşından bile kıskanmaya başlamıştır Fia'yı.Ne yapsa ki bu gariban ;) İşte çiftimiz bir birinden uzak durmaya çalışsada çekim ve gittikçe büyüyen bir aşk var ortada.Tabi birde arka planda saklı olan olaylar...Her şey göründüğü gibi midir yoksa bilmedikleri bir şeylerde var mıdır?Baba yerine koyduğu ve ona bu görevi veren adam, neler saklıyordur?Fia gerçektende onu kandırmış olabilir mi?Ahh kime güvense ki Thomas? Derken tabikiside mutlu bitiyor kitap ama ben Thomas'ın o kadar aklına taktığı annesinide görmek isterdim hikayede.Onu anlamaya başlamıştı bide görse iyiydi.Ama olsun onun haricinde sevdim kitabı.. Duncan ve kaleye hapsettiği ak cadıyı(detaylı bi bilgi yoktu ama duncan kızarmıştı ondan bahsederken), Robert'i ve Annie'yide çift olarak okumak isterdim ;)Ahh o Rabert yok mu..çok tatlıydı ;)
Baskı: Bakire
Gerilim türündeki kitapların pekde tarzım olduğu söylenemez.Ama bu kitabı elimden bırakamadım. Öncelikle konusunu,kurgusunu,kapağını, anlatımını, olayın akışını sevdim. Yer yer eskiye bir dönüş olması ilk başlarda biraz kafamı karıştırdı ama ilerleyen bölümlerde hem bu duruma alıştım hemde konuyu özümsedim. Konuya değinecek olursam; Rex, Mitch ve Abby Small Plains kasabasında kendi hallerinde üç yakın arkadaştırlar.Bir gün, kasabada bir cinayete kurban gidildiği düşünülen ve tanınmayacak halde bulunan bir ceset ortaya çıkana kadarda böyle devam etmiştir. Bu cesedin bulunmasının akabinde bu üç yakın arkadaşın araları açılmış; Mitch kasabadan uzaklaştırılmış, Rex üniversiteye başlamış ve Abby ise kendisini nedensiz ve bir açıklama bile olmaksızın terkeden sevgilisinin-Mitch- arkasından yas tutmuştur. Aradan tam 17 yıl geçmiştir ve cinayete kurban gittiği düşünülen isimsiz kız "bakire" adıyla ünlenmiştir.Hastaları ileştirdiği düşünülüp "azize" gözüyle bakılmaya başlanmıştır. Acaba gerçektende kimse "bakire"nin kim olduğunu bilmiyor mudur?17 yıl önce tam olarak ne oılmuştur? Abby'nin aklını bu düşünceler karıştırmaya başlamıştır ve sorularıyla o dönemde cesetle ilgilenen kişileri tedirgin etmeye başlamıştır.Bunlar;Rex'in annesi ve şerif olan babasını, Mitch'in yargıç olan babası ve tabi Abby'nin doktor olan babasıdır... Ben kitabı çok sevdim..Oldukça akıcıydı..Katili yada kızın ölüm nedenini en son sayfalara kadar merak ediyorsunuz.Bu kesin böyle olmuştur dediğiniz yerde yazar sizi şaşırtıyor... Ama en rahatlatıcı kısmı sanırım suçlular hakkettikleri şekilde yargılanıyorlar..yada cezalandırılıyorlar mı demeliyim?Neyse efendim..ben öneririm.. ;)
Baskı: Ne Yapsa Yeridir
Şeytan Marka Giyer'den sonraki en komik 'yaşlı cadı ve çömezi' hikayesi... Kitabın kapağında yazan bu yazıya o kadarda dikkat etmemenizi öneririm... Zira Şeytan Marka Giyer'i izlemiş biri olarak katılmıyorum... Burdaki yaşlı cadı ciddi anlamda cadı..hani bi süpürgesi eksik.. Vivian..yani namı diğer cadı ve patronumuzdur kendisi...ona daha sonra değinmeliyim mutlaka =) Olay şu ki..Claire bir editör olmak istemektedir..Ama asistanı olarak çalıştığı patronu artık yaşlandığını söyleyerek, torun torba, kolunda hanımı emekli olmaya karar vermiştir.Yani kızımız işsiz kalacak gibi. Derken yakın arkadaşınında yardımıyla üni. aşkıyla-Randall- bir partide karşılaşır -ki hala sevmektedir kendisini- ve kısa sürede yakınlaşırlar, yanına bonus olarak Randall,Vivian ile bir iş görüşmesi ayarlar Claire.. Herşeyin rayına oturmaya başladığını düşünen Claire ilerleyen zamanlarda, Vivian'ın piyasada edindiği ününün gerçekliğini kavrar..Ve Randall'a olan ilişkilerinde bir eksiklik hissetmeye başlar.Ama olsun o Randall'ı seviyordur.Ve zaten düğüne de ne kalmıştır ki? Tüm bunların yanında asistanlığını yaptığı eski patronunun yeğeni Luke vardır..Luke yanındayken bir kızarmalar aman amaa..Sanki liseli kızlar gibi..(ben lisedeyken başıma gelmedi nedense :)Ama söyledim ya o Randall'ı seviyordur ve sonuçta düğün yakın..Ama..Aması var işte.. Kitap düğün gününden başlayıp bir yıl öncesine dönüyor..Claire istediğinin olmasıyla hayal etmenin farkını kavrıyor..Randall 'anne'm dediyse doğrudur' sözüne körü körüne inanmayı sonunda bırakıyor..Allah için tatlı adamdı ama...(aması kitapta ;) Neyse efenim..Vivian Şeytan Mar. Giy.'deki cadımızın aksine sonuna kadar çirkinliğini sürdürüyor..Kızı düğün günü bile gelinliğinin içinde çalıştırıyor..Neden istifa etmiyor derseniz..Bir yıl dayanma sözü vermiştir kendisine.Çok fena halde sinir oldum yani... Bu arada yazık be editörlere ;) Çok çalışıyorlarmış cidden :)