
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Bizim Büyük Çaresizliğimiz
Diğer kitaplarını çok sevmeme rağmen bunda aynı çoşkuyu hissedemedim. Bu defaki buhran ve eziklik beni rahatsız etti. Barış Bıçakçı'yı tanımıyor olsam severdim.
Baskı: Hayatı Emen Karanlık
Kral'ın en görkemli finale sahip kitaplarından birisi. İlginç bir şekilde daha ilk sayfalardan hareketlilik başlıyor ve son ana kadar sular neredeyse hiç durulmuyor. King için alışık olmadığımız bir durum. Kitabı tek kelimeyle tanımlamak zorunda kalsaydım, "delice" ya da "dahice" derdim. Sanırım ikisi, aynı zamanda King'i de özetler olurdu. Bunu görmelisiniz.
Baskı: Garanti Karantina
Birkaç dizesi dışında neden zaman harcadığımı merak ettiğim şiir(?) kitabı.
Baskı: Kediler Güzel Uyanır
Olağan blog yazılarının, bloglarda kalması taraftarıyım. Ama kitaptaki bazı öyküler eseri uçuruyor. Onların hatırına görmezden gelmemeli.
Baskı: Gökyüzüne Düşen Kız
"Gökyüzüne Düşen Kız"ın macerasını tek seferde okudum, bitirdim. Bir cumartesi sabahı çizgi filmi gibiydi. Sevgili Orçun, çocuklara büyüleyici bir macera sunarken bizlere de kurması sonsuz keyifli hayaller ve heyecan dolu saatler vadediyor. Tanıtım bültenindeki "genç işi" ifadesine katılmıyorum; bana göre bu kitap kurgusu, duruluğu ve sürükleyiciliğiyle "usta işi" bir eser olarak anılmayı fazlasıyla hak ediyor. Çizimleriyle de beni memnun etmeyi başaran kitabın yakınlarınız (ve sizin) için harika bir hediye olacağı kesin. Arada bir gökyüzüne bakıp, "Acaba..." diyebilmek için bile okunur. Daha fazlasını istiyorum ve Orçun'u tebrik ediyorum. Uzun bir yolculuğun ilk adımı için çok başarılı.
Baskı: Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)
Bu bir film olsaydı, pazar sabahı yayınlanırdı ve bunu küçükken izlediğimizde çok severdik. Oysa IMDB puanı 4-5 arasında gidip geliyor olurdu ve biz bundan (bunu) seneler sonra haberdar olurduk (umursardık). Bu bir film değil ve kabul etmek gerekir ki sıkı bir edebiyat örneği olarak kolaylıkla gösterilebilir. Gerçekten de kişiyi bir oturuşta kendisini okumaya zorluyor, hayret ettiriyor, okura zaman zaman başarılı olmaya yaklaşan bir mizah tattırıyor ve bir şekilde okuyucuyu kendine hayret ettirmeyi başarıyor. Özellikle kitaptaki bütün detayların işlevsel bir şekilde kullanılması çok hoşuma gitti. Hatta bayıldım. Olumsuz konuşuyormuş gibi bir his verip olumlu şeyler anlattığımın farkındayım; ancak Alper Kamu'nun yeni macerasının beni ilkine göre o kadar da memnun etmediğini de dürüst bir okur olarak söylemeliyim. Bir şeyler ters gitmiş gibi. Bir şeyler zorlanmış gibi. Yine de beklediğime değdi. Alper Canıgüz'ün kredisi gözümde sonsuza yakın. Yeni çalışmalarını hevesle bekliyorum.
Baskı: Domuzları Tekmeleyen Çocuk
Güzel vakit geçirip kafa dağıtmak için tek oturuşluk bir ara öğün.
Baskı: Av
Hayretle okudum. Ferit Edgü, Sait Faik ve Tomris Uyar ile birlikte öykücülüğümüzün asla ulaşılamayacağımız noktalarında.
Baskı: Son Perde
Uzun zamandır bir öykü kitabından böylesine zevk almamıştım.
Baskı: Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra
"Usul usul edebiyat."
Baskı: Hoşgör Köftecisi
Kitabın arka kapağında şöyle bir cümle var: "Hoşgör Köftecisi okurlarının, 'keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı' diyeceğini düşünüyoruz." Kitabı bitirdiğinizde aynen böyle düşünüyorsunuz.
Baskı: Yamuk Bakan Öyküler
Zihin açan öyküler var, fazla bir şey beklemeden bir göz atabilirsiniz derim. Puanı ilkokul düzeyindeki satır aralıklarından kırdım, öyküler o derece zayıf değil. :)
Baskı: Kumarbaz
Kumar hastalığı daha iyi anlatılabilir miydi? Bilmiyorum. Şapka çıkartmak gerek, kısa zamanda çok büyük iş çıkartmış olan üstadın önünde.
Baskı: Zifiri Karanlık Yıldızsız Gece
Bazı kitapları puanlarken durup düşünüyorum, "Diğerlerine haksızlık oluyor mu acaba, yüksek veriyoruz ama..." diye. On puan verirken bir an bile duraksamadım.
Baskı: Uçaktaki İskelet
Çocukluğumun en güzellerinden olduğu için, ona puanım 10!
Baskı: Fırtına Büyücüsü (Dresden Files, #1)
Bu tarz şehir fantezilerine "Anita Blake" serisinden aşinaydım. Başlarda pek sevdiğim o seri, daha sonraları çılgın(!) okuyucu kitlesi nedeniyle gözümden düşmüştü. Bu nedenle "Dresden Dosyaları"na biraz önyargıyla başlamak üzereydim ki; çeşitli baskılar(?) bu önyargıyı yıkıp bunu tam tersine dağ gibi bir beklenti yumağına çevirmeyi bildi. Bu durumda beni başka bir tehlike bekliyordu: Yüksek beklentilerin sonucunda, kitabın umduğumu verememesi durumu. Peki böyle bir durumla karşılaştım mı? Ne mutlu ki cevabım hayır. Burada yazılan yorumlara katılıyorum. Aksiyonun hiç düşmediği -ki aşırı aksiyonu sevmeyen birisiyim-, samimi ve kuvvetli bir anlatıma sahip, başarılı bir kitaptı "Fırtına Büyücüsü". En beğendiğim olaysa büyü sistemiydi. İnce bir şekilde düşünülmüş sistem; her önüne gelen, arzuladığı şekilde büyü yapamıyor, bir bilek hareketiyle insanlar ölmüyor. Bu olaya ciddiyet ve gerçekçilik katmış. En çok buna sevindim. Serinin diğer kitaplarına kavuşmayı hararetle beklerken; İthaki, selam. Naber?
Baskı: Kara Kule IV: Büyücü ve Cam Küre
Böyle muazzam bir roman bir daha yazılabilir mi bilmiyorum. Yeri daima başka olacak ve muhtemelen kendisine yaklaşabilecek başka bir eser okuyamayacağım.
Baskı: Taht Oyunları (Buz ve Ateşin Şarkısı, #1, Kısım 1)
Kitabın ilk yarısını yirmi günde, kalan yarısını iki günde okumak benim için farklı bir deneyim oldu. :P Vakitsizlik kötü gerçekten. Zaman aralığını uzattığımda, zaten devasa olan roman iyice büyüdü gözümde. Hacminden bahsetmiyorum, karakter kadrosu, olayları ve dünyası sözünü ettiğim. Yeniden bu tarzda okuyor olmamı şaşırtıcı buluyorum; çünkü bu türe doyduğumu hissetmiştim. "Taht Oyunları" iştahımı açmak konusuda oldukça ustaydı. Hayran oldum, bekliyorum. Tekrar hayran olmak için.