
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Enneagram İle Kişilik Analizi
Çok dolu. Şundan bir alıntı, buradan bir hikaye, şuradan bir şiir vs.. Yol göstericiliği zayıf.
Baskı: Tarihi Değiştiren Kadınlar
Yazarın ön sözünde belirttiği gibi herkesi memnun etmek imkansız. Tarihin ihtiraslı kraliçeleri, zalim katilleri yerine, yakın tarihin farklı alanlarında kendine yer bulmuş kadınlarını tercih etmesini isterdim. Serinin diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum fakat yazarın objektifliğinden şüphe ettiğim kısımlarda vardı.
Baskı: Carmilla
Dracula öncesi olması ve kadın bir vampiri ve kadın kurbanlarını anlatması ilgi çekici olsa da beklentinin altında. Kısa, garip diyaloglar içeren ve kolay çözümlenen bir hikaye. Kolay okunuyor. Açıkçası beni az da olsa ürküttü.(evet gece okudum.) Can yayınlarıda diğer herkes gibi şu kolaya kaçan 3.sınıf kapakları yapmasa ne güzel olur. Eminim üç kuruş para ödüyordur.
Baskı: Hayatımızı Şekillendiren On Yıl
Beni aşırı derece de huzursuz ettiğini itiraf etmem gerek. Buna rağmen sanırım en öğretici okumalarımdan biriydi. Yirmilerindekiler, yirmilerine girmek üzere olanlar kesinlikle okumalı. Küçük bir özet için yazarın TED konuşmasını izleyebilirsiniz.
Baskı: 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı
Fantastik kitap beklentisi içine girerseniz hayal kırıklığı yaratması işten bile değil. Beklentisiz devam edin, sonucundan memnun kalacaksınız. Sırlar, gizemler, bilgisayar programları, teknoloji. Sıradışı bir birliktelik olmuş çokta güzel olmuş.
Baskı: İstanbul Kırmızısı
Biraz kurgu, biraz hayat öyküsü olmuş. Güzel de olmuş. Öyle kolay etkilenen biri değilimdir, ama bu adamın senaryoları beni hep derinden yakalar. Aynı anda mutlu ve hüzünlü, ne fazla aşk ne fazla dram, sevginin her çeşidi, sıradanlığın sıradışılığı. Evet, sıradanlığın sıradışılığı ! Ferzan Özpetek, nasıl yapıyor, ediyor bilmiyorum ama sıradanı, sıradışı yapıyor benim için ! Gözümde hayat bir masala, o sıkıcı hikaye bir destana dönüşüyor, şiir bile sevmem ama şiir nedir, nasıl hissettirir onu anlıyorum filmlerini izlerken, yazdıklarını okurken. Uzun yıllar yaşasın, dolu dolu üretsin istiyorum. O yazsın, ben okurum. O filmini yapsın ben izlerim. Böyle güzel hikaye anlatan görmedim. Kitabı da filmleri gibi olmuş.
Baskı: Kurucunun Kızı (The Book of Ivy #1)
Akıcı, kısmen merak uyandırıcı. Karakterlere pek ısınabilmiş değilim. Devam kitabını okumayı planlıyorum, seriden güzel bir şeyler çıkabilecekse ikinci kitapta belli olacaktır. İlk gençlik kitapları okumak için zamanım geçmiş sanırım. Tutan distopya ve kahraman genç kız akımının sütünü sağmak için yazıldığı hissinden kurtulamadım bir türlü.
Baskı: Güzel Sarı Tuna
Tahmin edilebilir, uzun coğrafi betimlemelerle dolu, sıkıcı ve yavan.
Baskı: Ben, Malala
Beklediğimden çok daha iyi bir kitap. Batı'nın biyografi yığınlarının arasından özellikle seçilmeli. Müslüman bir çocuğun, genç kızın ve ailesinin öyküsü olmasını yanında, Pakistan ve çevre ülkelerin yakın tarihini de öğrenmenizi sağlıyor.
Baskı: Günübirlik Hayatlar
Sanırım diğer kitaplarında da bu kitapta olduğu gibi merkezde ölüm var. Neden başka bir şey değil de ölüm diye düşünüyor insan ya da neden sadece ölüm diye ? Kendisinin cebelleştiği bir şey olduğundan mı ? Yoksa gerçekten tüm sorunlarımızın altında bir şekilde ölüm korkusu yattığından mı? Ya da belki de sadece ölüm hakkındaki düşüncelerimizin hayatımızı bu denli etkileyebilecek ve değiştirebilecek güce sahip olmasındandır.
Baskı: Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları (Yeni Tehditler Yeni Teknikler Yeni Dünya Düzeni)
Komplo teorilerinden mümkün mertebe kaçınan biri olarak bu kitabı almama ben bile şaşırdım. Onlardan neden böyle ısrarla kaçındım şimdi biliyorum sanırım. Gerçek olabilecekleri düşüncesine katlanmak çok zordu. Kitapta yazılanların küçük bir kısmının bile doğru olabileceği düşüncesinin kabulü aynı zamanda, sıradan insanların çoğunluğunun kolayca manipüle edilebildiğini, "iyi lider" ile "parıltı, süslü, agresif lider" arasındaki farkı ayırt edemediğini, yarından daha ötesini görmeyi beceremediğini ve malesef ve korkunç bir şekilde hem aptal, hem açgözlü hem de acımasız olduğunu kabul etmek demek. Bunca acının, ızdırabın ve ölümün birkaç bin insan yüzünden gerçekleşiyor olduğuna inanmak kolay olabilir mi? Üstelik onların yarattığı ve dünyayı kasıp kavuran onca lanetin aslında kolayca kaldırılabileceğini bilmek kolay olabilir mi? Bu kadar büyük bir pisliği kim, nasıl temizleyebilir, bu kadar büyük bir yoldan çıkmışlığı kim nasıl düzeltebilir ? Aydınlatıcı ve öğretici bir kitap. Keşke her sözcüğü yalan olsaydı.
Baskı: Mükemmel Olmamanın Hediyeleri
Kitabı okumak yerine, yazarın ted konuşmalarından birini izlemenizi tavsiye ederim. Daha kısa ve öz
Baskı: İkna
İlginç bir okuma deneyimi oldu. Şahsen bir başka eserini daha okumaya niyetliyim. Dönemin aşk, flört anlayışı günümüzden o kadar farklı ki. Değişmeyen tek şey, para ve güzellik kısmı sanırım. Kitapta, neredeyse tamamen bakışlarla, tonlamalarla veya sadece söylenmemiş sözler, atılmamış bakışlarla şekillenen bir algı ve çözümlenen bir ilişki var. Bunlar size okurken bir yandan inanılmaz diğer yandan gayet normal geliyor. Kolay okunuyor, uzun uzun düşüncelere ve izlenimlere yer verse de sıkıcı değil. Ayrıca bende sonunun aceleye getirildiği düşünüyorum.
Baskı: Gece Sirki
Sirke gösterilen özenin bir kısmı karakterlere ve hikayeye ayrılsaymış tekrar okunmaya değer bir kitap ortaya çıkabilirmiş. Sirk dışında kimsenin bir karakteri, kayda değer bir varlığı yok. Resmen iplerinden tutulup yürütülen kuklalar kadar sıradan ve bağımsızlıkları, derinlikleri olmayan karakterlerle dolu.
Baskı: Networking For People Who Hate Networking
Kitabı büyük bir heyecanla aldığımı inkar edemem. O kadar ki türkçesini bulamayınca, ingilizcesini edindim. Karmaşık ya da ağır bir ingilizcesi yok. İlk bölümler, içedönüklüğü ve dışadönüklüğü açıklamasıyla geçiyor. Bilmeyen, farketmeyen için yararlı. Asıl konuya geçtiğinde ise malesef, öyle ciddi değişiklikler yaratacak ya da bunu daha önce düşünmedim, bunu farketmedim diyebileceğiniz bir öneriyle, taktikle gelmiyor. Bir sürü yüzeysel tavsiye. İçinden bir şeyler çıkarabilir misiniz ? Evet. Ama bunları zaten çoktan çıkarmış olma ihtimaliniz yüksek. Yine de, farketmediğiniz, düşünmediğiniz bir kaç ipucu, teknik vs. öğrenebilirsiniz. Özellikle, etkinliklerle ilgili önerileri ve kişisel deneyimleri, notları okunmaya değer.
Baskı: Lanetliler Kraliçesi (Vampir Günlükleri, #3)
Kadın, erkek, savaş, barış, din, ölüm, yaşam, mutluluk, öğrenmek... Neredeyse konuşulması ilginç her şeye dokunmuş Anne Rice. Tüm o fantastik curcunanın yanında, olabildiğince insani, olabildiğince sıradan ve olabildiğince ilginç şeyleri derinlemesine, sanki başka bir canlı türü tarafından gözlemleniyor, değerlendiriliyormuş gibi sunmasına hayranım. Belki de günlükler arasında en aksiyonlu olan bu kitap bile, aksiyondan daha çok derin tartışmalara yer veriyor. Beni de böylelikle çok mutlu ediyor. En güzel vampir, okuyan, konuşan, düşünen, melankolik, durmaksızın aşık olan, optimist, sanata düşkün, yazan ve insanı insandan daha çok seven vampir... Ve elbette Lestat...
Baskı: Gizli Anların Yolcusu
Okumayın. Okutturmayın. Bildiğiniz homofobiktir bu kitap ! Bir yazar olarak, bir sanatçı olarak, kişinin, toplumu bilgilendirme, geliştirme ve ilerlemeye sevketme yükümlülüğü vardır. Hele bizimki gibi bir ülkede... Bizim ünlü yazarlarımızdan biri ise, iki gram araştırma yapmadan, günümüzde bile onbinlerce insanın tahmin bile edilemez ruhsal acılar çekerek büyümesine, intihar etmesine, darp edilmesine, dışlanmasına, hatta ve hatta idam edilmesine neden olan bir konuyu bu kadar hafife alıp, yanlış inanışları güçlendiren, eşcinsel insanları karikatürize eden böyle bir kitap yazıyor. Bir gram araştırma yapmaz mı insan bir kitap yazarken, hele bilmediği, bilemeyeceği bir konuda ? Güya eşcinsel dostları varmış, onlara sormuş, onlarla konuşmuş. Şimdi ne düşünüyorlar merak ediyorum ? Tecavüze uğrayıp, 'eşcinsel olmaktan' başka 'çaresi' kalmayan bir karakter düşünün. Bildiğiniz 'Bu yolun yolcusu oldum.' diyor karakter, sanki 'kötü yola' düşmüş gibi. Pazarlama stratejisi olarak "Eşcinselliği işledi."diye bangır bangır reklamı yapılan, Kendisinin "Eşcinsel bir kitap yazmak istedim."diye tanımladığı şey. Daha da güzeli var... Mesela, yazarın röportajlarda takındığı umursamaz, rahat tavır... Karakterler veya hikaye hakkındaki sorulara verdiği "Bilmem.."ana temalı cevaplar... Çünkü ne hikaye onun, ne de karakterler, nereden bilsin değil mi? Ağlasak mı, gülsek mi bilemedik ?! Bu kitabından sonra yazdığı tek kelimeye gram saygımın kalmadığı yazar. El insaf be! Bu kitabı okuyacağınıza aşağıda yazılı üç şeyi okuyun, anlayın, daha hayırlıdır. En azından vicdan ve sağduyu sahibi bir insanın bildiği şeyleri bilirsiniz. 1-Eşcinsel olunmaz! Doğulur. Bazıları biseksüeldir, bazıları heteroseksüel, bazıları homoseksüel, bazıları demiseksüeldir, bazıları aseksüel... 2-Eşcinsellik tedavi edilmez, çünkü hastalık değildir. 3-Dönün önünüze, kendi hayatınızı yaşayın, başkalarının varlığına burnunuzu sokmayın mümkün mertebe.
Baskı: Ölümsüz
Bir Rus hikayesinin yeniden yazılması, boşluklarının doldurulması ve karakterlerine can verilmesi "ölümsüz". Bolca Rus mitolojisi, yemeği, savaş dönemi anları, üslupta binbir gece masalları tadı. Sevdim mi, sevmedim mi karar veremiyorum. Arafta bıraktı beni.
Baskı: Akılalmaz Yapılar-Eğlenceli Bilgi 4
Tüm seriyi özenle topluyorum. Mükemmeller! Eğlenceli ve Bilgi ! Aynen bu kadar. Seri yazarlarının bir kısmı aynı başarıyı gösteremese de kütüphanemde görmekten en çok zevk aldığım kitaplardan eğlenceli bilgi serisi.
Baskı: Korksan da Vazgeçme
Kitabın ilk basımı 1987 yılında yapılmış. Bugüne kadar yazılmış bir çok kitapta Susan Jeffers'ın düşüncelerine yer verildiğini, günümüz yazar ve doktorları tarafından adına ve düşüncelerine sık sık atıf yapıldığını görebilirsiniz. Bu yüzden kitabın klişe adını ve olumlu düşünce için pek bir yenilik getirmeyen klasik, eski ve de sinir bozucu tavsiyelerini gözardı edin. İçinde mükemmel tespitler ve hayatınız boyunca bir prensip haline getirdiğinizde büyük verimler elde edebileceğiniz tavsiyeler var. Özellikle "Kaybettirmeyen Karar" bölümü. Yazarın samimiyeti, belli konularda en azından deneyimlerinden yola çıkarak konuştuğunu düşünmeme yol açtı. Bu da bir kişisel gelişim kitabı için büyük bir artı.
Baskı: Sakinler de Kazanır (Konuşmadan Duramayan Bir Dünyada İçedönüklerin Gücü)
"Fazla mesafeli !" "Çok sessiz !" "Fazla duygusal !" "Çok soğuk !" "Fazla hassas !" Asla olmamız beklendiği gibi olamadık. Olduğumuz şeyin normal olmadığını ya da zayıflık olduğunu düşündük. Daha doğrusu bunu düşünmeye sevk edildik, ediliyoruz. İçedönüklerin, ideal kişilik dışadönüklük beklentileriyle ezillişi ve dışlanışı üzerine bu kitap ve içedönüklerin kendileriyle barışmalarını, toplumdaki değerlerinin farkına varıp, kendilerini yıpratmaya bir son vermelerine yardımcı olabilecek bilgiler barındırıyor. Amerikadan başlayıp tüm dünyayı saran "İdeal Kişi" fikri hakkında çok ilginç bir kısım var kitabın başında. Yıllar önce bu kişinin nitelikleri DÜRÜSTLÜK, AHLAK, ONUR, İYİLİK vb. olarak sayılırken, yıllar geçtikçe bu nitelikler, ÇEKİCİ, BASKIN,GÜÇLÜ, NEFES KESİCİ vb. olarak değişiyor ve siz ta en başta durup, bize empoze edilen bu" İdeal Kişi" gerçekten de ideal olan mı? diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bu sadece içedönüklere zarar veren bir durum değil, kesinlikle toplumsal ve insani varlığımızı yaralayan bir konu. Bu nedenle kitabı okumanız, ister içedönük, ister dışadönük karaktere sahip olun size fayda sağlayacaktır. AMA İÇEDÖNÜKLER, İŞTE BU SİZİN KUTSAL KİTABINIZDIR ! !
Baskı: Binbir Gece Masalları 1/1
Matruşkalar gibi Binbir Gece Masalları. Masal içinde masal içinde masal okuyorsunuz. Elbette çocuklar için uygun değil. Herhangi bir ders vermeyen, bir nevi ürkütücü ve sinir bozucu, birazda erotik hikayelerden bahsediyoruz. Her halükarda ilginç bir okuma deneyimi olacağı kesin. Gerçek bir masal deneyimi.
Baskı: Vincent Spinetti'nin Tuhaf Kariyeri
İdealist, dünyayı değiştirme peşinde birinin uçuk hayali gibi başlıyor kitap. Sıradışı konusu en başta bir artı. Bunun yanında arka kapak yazısının ve açılışın size yaşattığı 'sinir bozucu bir kitap okuyacağım' havası pekte gerçekçi değil. İkisi arasında ki dengeyi iyi sağlıyor yazar. Dönemimiz televizyon, müzik ve eğlence sektörüne açıkça verip veriştirmesi de kendi zevklerinizi sorgulamaya başlamanıza neden oluyor, çünkü eleştirilerinde en azından yüzde elli oranında bir haklılık payı olduğunu biliyorsunuz. Aslında kitabın sadece mükemmel orjinallikte bir hikayeye sarılmış ve inanılmaz bir şekilde ifade edilmiş bir eleştiriden ibaret olduğunu düşünüyorum. Okuması çok kolay. Gereksiz hiç bir ayrıntı yok, bölümler kısa, dil yalın ve basit. Aynen başladığı gibi merak ve heyecan duygusunu yaşatarak bitiyor. Kesinlikte okumaktan zevk aldığım, bana bir şeyleri sorgulatan ve uzun zamandır yaşamadığım o "bir kitabı bitirdikten sonra içinizde beliren o koca boşluk" duygusunu bana yaşatan bir eser oldu. Karakterlere bağlandım, onlar için üzüldüm, onlar için sevindim, mutlu olmalarını, hayatlarının sonuna kadar tüm anlarında yanlarında olmayı, onlara öğüt vermeyi, onlarla arkadaş olmayı istedim, ama belki de her şeyden öte kitap biter bitmez kendimi toparlamak için bir kaç uzun dakika beklemek zorunda kaldım.