
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Çok Yaşasın Ölüler
Bu eserinde bahsettiği bir çok yazar ve şair ayrıca sanatın başka dallarında da yer alan tanıdığımız ya da adını duyduğumuz bir çok sanatçının eserlerini yaratırken nasıl bir yaşam mücadelesi içinde olduklarını nasıl bu kadar verimli olduklarını da ortaya koyarken aynı zamanda onların davranış ve düşünüş tarzlarıyla daha yakından tanıma fırsatı sunan bu eser insanı geçmişe sürüklerken yanımızda onların yapıtları gezdikleri içtikleri dertlerini paylaştıkları ve yaralarını sardıkları yerleride ziyaret ediyoruz '' küllük ten tutunda Çiçek pasajına Kumkapı daki meyhanelere '' kadar uzanıyor onlarla tekrar yaşıyoruz gözlemliyoruz onları. Bence edebiyata gönül veren geçmişteki yapıtlarıyla bizi yanında taşıyan bu sanatçıları okumak bence oldukça elzemdir. kesinlikle tavsiye ederim. https://serserikuslar.blogspot.com/2020/11/cok-yasasn-oluler.html
Baskı: Erzurum Yolculuğu
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (türkçe okunuşu ile) oldukça ünlü rus yazarlarından biri olmasına rağmen bir çoğumuz onu sadece ''Yüzbaşının Kızı'' adlı eseri ile tanırız daha çok ; Oysa yazarımız bir çok harika öykü ve şiir de yazarak edebiyat dünyasında klasikler arasında yer almıştır. Geçenlerde sesli kitap ararken okumaya (dinleyerek okuduğum) başladığım ''Erzurum Yolculuğu'' o kadar ilgimi çekti ve bilmediğim ne kadar çok şey olduğunun bir daha farkına vardım..... https://serserikuslar.blogspot.com/2020/02/alexander-pushkin-ve-eserleri-puskin.html
Baskı: Middlemarch (Taşra Yaşamından Manzaralar 2)
Yazardan okuduğum ikinci eser. İlki ''Düşürülen Maske '' adında gayet ince ve bir o kadar dolu anlamlı bir klasikti. Aslında o dönemin kadın yazarlarına olan hayranlığım oldukça fazla çünkü o zamanlar erkek egemenliğinin otoritesinin daha üst seviyede olduğu bir dönemmiş.İngiltere'nin 18. yüzyıl kadın yazarlarından olan Eliot o dönemdeki, edebiyatın güzelliklerini ayrıcalıklı bir duyarlıkla ele alan diğer kadın yazarlar gibi toplumsal sorunları kadın gözüyle biraz daha duyarlı ve netlikle görerek anlatması bambaşka bir şey gerçekten.İsterseniz Viktorya döneminin..... https://serserikuslar.blogspot.com/2020/02/middlemarch-tasra-yasamndan-manzaralar.html
Baskı: Tanrı
Woody Allen'nin yazmış olduğu bir piyes . Oldukça absürt olmasına rağmen insana çokca sorular sorduran hangisi gerçek, hangisi doğru kime göre falan ! okudukça hem eğleniyoruz hemde sorulara cevap ararken buluyoruz bu absürtlük içinde.Kesinlikle bir kafa karışıklığı yaratsada insan bu karmaşanın içinde mest oluyor yani demek.... https://serserikuslar.blogspot.com/2020/02/tanr.html
Baskı: Kağıt Ev
Tesadüfen sesli kitap olarak okumaya başladığım eseri çok beğendim burda bir kaç alıntı yapmadan kitaptan bahsetmeden geçemedim açıkcası.Yazarın türkçeye çevrilmiş ne yazık ki başka eserleri yok.Çok isterdim olmasını. Kitabın ana temasını ele almak istersek okuyucular.... https://serserikuslar.blogspot.com/2020/02/kagt-ev.html
Baskı: Gizli Tarih
Bu eserle birlikte yazardan okuduğum üçüncü kitap. Okuduğum ilk eseri ''Saka Kuşu'' ydu ikincisi ise ''küçük arkadaş''dı. Saka Kuşu'nu çok beğenmiştim sıradışı bir konu ve anlatım harikaydı. Son zamanlarda filmler olsun romanlar olsun nerdeyse birbirinin aynı oluyor. Tartt'ın yazdığı tarzda değişik bir konu, kurgu bulunca çok seviniyorum. Gizli Tarih romanı çok iyi kurgulanmış ve harika bir anlatım. https://serserikuslar.blogspot.com/2020/02/gizli-tarih.html
Baskı: Güneşi Kuşatmak
Berly'in muhteşem macera dolu hikayesini; aslında daha çok kadın haklarının ne kadar içine edildiği satırları okurken bunları aklımızın bir köşesine koyup isyanımızı daha sonraya bırakacağız. Özgürlüğü elinden alınmış Afrika'da ; Genç İngiliz kadının mücadelesi, aşkı, maceraları ve akıl almaz hikayesi. https://serserikuslar.blogspot.com/2020/01/gunesi-kusatmak.html
Baskı: Kuş Evi
Kuş evi; efsane doğa bilimcisi Len Howard (Gwendolen Howard) 'dın Hollandalı yazar Eva Meijer tarafından yazılmış harika bir biyografik eseridir. Doğaya gerçekten tutkun olan benim ilgimi sadece kitap değil yazar ve anıların sahibi Gwendolen'in gerçek yaşamı da merak konusu olduğundan esere biraz daha geniş baktım ve araştırıp inceledim bunları burda sizlerle paylaşmak beni mutlu edecek. https://serserikuslar.blogspot.com/2020/01/kus-evi-ve-eva-meijer.html
Baskı: Homo Faber
Sabaha kadar okuduğum kitaplardan biri ; yok hayır çok beğendiğimden sürükleyici bulduğumdan değil uyku problemim yüzünden gece yarısı uyanınca elimdeki okumam gereken kitabı aldım doğal olarak elime. Birçok kişi gibi beğensem de sinir bozucu buldum her zaman anlatım tarzını Max Frish'in. Modern çağın insanı bayılıyor fakat ben negatifliği kaldıramayacak duyguyla yüklüyüm. Peki neler oluyor eserde biraz da eserden bahsedelim. Aslında anlatılan hikaye çok ilginç ve neden bilmem ama bana biraz Louis Ferdinand Céline'yı anımsattı hayata bakış tarzı. ''Gecenin Sonuna Yolculuk''kitabını okuyanlar bilir yazarın stilini. Homo Faber' de neler oluyor: https://serserikuslar.blogspot.com/2020/01/homo-faber-ve-max-frish.html
Baskı: Eve Dönmenin Yolları
Oldukça sade ve bir o ölçüde dolu dolu etkileyici müthiş bir eser. Yazarı sevdim devam edeceğim eserlerine mutlaka. https://serserikuslar.blogspot.com/2019/09/eve-donmenin-yollar.html
Baskı: Yan Evin Sırrı
Ilk sayfalarda depressif buldum, aslinda birakmayida dusundum ,yinede tekrar baslayip devam edince begendim,tabiki asil suclu konusunda zorlanmadim. Zaten bir sekilde kimin olacagini tahmin edebiliyorsunuz. Iyiydi tavsiye edecegim bir roman.
Baskı: Kaygılarımızın Kışı
Harika bir eser. Eseri kısaca anlatayım; yazarın son romanı olan eserin konusu şimdilerde çekirdek aile dediğimiz iki ergen çocukla birlikte anne ve babanın öyküsü. Baba Ethan Allen Hawley duygusal ,etik değerlere önem veren ailesini ve insanları önemseyen biri. https://serserikuslar.blogspot.com/2020/01/kayglarmzn-ks-ve-john-steinbeck.html
Baskı: Tekme Tokatlı Şehir Rehberi
Yazarın okuduğum ilk eseri. Açıkça beni feci halde etkiledi. Dersiniz ki sadece kısa öykülerden oluşan incecik bir kitap nasıl oluyor bu? Gel gör ki öyle öyküler ki insanda balyoz etkisi yapıyor. Çok övgüsünü okumama rağmen bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim açıkcası. Geleneksel tek düze anlatımın dışına çıkmış. Hüzün barındıran zekice kurgulanmış öykülerde ironinin böylesi az görülür. Hangi öyküsü daha iyi diye sorsanız cevap vermem zor olur ..... https://serserikuslar.blogspot.com/2019/06/tekme-tokatl-sehir-rehberi-mevsim-yenice.html
Baskı: Saçında Gün Işığı
Orta halli bir ailenin oğulları olan Subhash ile Udayan'ın ve daha sonra onlara katılan; felsefe öğrencisi Gauri'nin Kalküta'da başlayan ABD 'de devam eden hikayesi. Hikayeleri uzun bir yaşam dönemini anlatıyor ; iki kardeşin çocukluklarından başlayan anlatı ,bir çok acıyı sevinci ve özlemi de barındırarak devam ediyor. Romanı çok severek okuduğumu söyleyim herşeyden önce. Aslında ben tipik bir Bollywood Romanı bekliyordum. Ne varki roman ; özünde felsefik görüşleride barındıran Hindistanda'ki politik mücadeleyi ..... https://serserikuslar.blogspot.com/20...
Baskı: Buruk Ayrılık
Buruk Ayrılık Osamu Dazai'ın okuduğum ilk eseri ve kesinlikle hedefim bütün eserlerini okumak. Müthiş bir anlatım. Çin Japon tarihini de çok ilgi çekici bir şekilde anlatırken okurlarıyla öyle bir ilişki kuruyor ki yazar sanırsınız yıllar önce tanıdığınız dostunuz size bazı şeyleri anlatıyor. Konu 1904 yıllarında Japonya'ın küçük bir kentinde bir Japon gençle bir Çinli gencin bir tıb okulunda okurken birlikte yaşadıklarını hem dramatik hem komik hemde felsefik olarak anlatıyor. Altını çokça çizdiğim satırlardan bazılarını burada tek tek yazacam. Okurken bazı yerlerinde ağlamaklı olsamda bazı yerlerinde gülümsemeden edemedim. Çin den gelen fakir ve zeki ülkesini halkını seven gencin Japonya da okumasının nedeni batı bilimini öğrenmek. O dönemlerdeki düşüncesi bu ama zamanla değişen şeyler onu başka bir yere götürüyor. Çin halkının o dönemdeki hastalıklara karşı hayata karşı cehaleti bana biraz Türkiye ninde bu yollardan geçtiği dönemi hatırlattı. Belki henüz yaşanmak tada bu durum. Hurafeler, akıl almaz yöntemler hastalıkların tedavisi için bugün de yaşanıyor belki de. Hele burdaki namuslu örümcek olayına çok güldüm.Zu babasını iyileştirmek adına akla gelebilecek her şeyi deniyor, o sadece 16 yaşında bir genç ne varki halk etraf ona gösterdiği tedavi yöntemleri artık zıvanadan çıkaracak bir durumda insanı. Zu'nun Cin'den ayrilmasina neden babasini kaybederken yasadiklari. O kadar cok sey var ki anlatacak, kitap bastan sona dolu dolu. Burdaki kahramanlarımızı onların görüşlerini anlatmak isterdim ama o zaman kitap okumanıza gerek kalmazdı. Kesinlikle edebiyatı gerçekten sevenlere tavsiyem mutlaka okumaları olacaktır.
Baskı: İnsanlığımı Yitirirken
Oldukca dokunakli bir o kadar da kasvetli roman.
Baskı: Burgess Çocukları
Kitapla ilgili yazacağım tek şey herşeyden önce harika bir eser olduğu ve yazarın her kitabının müthiş etkileyici büyüleyici olduğu. Yazarın eserlerini okumak bana hep çok haz vermiştir ve inanılmaz olanda her eseri birbirinden çok değişik konuları ele alır. Kitapla ilgili boğumda daha uzun bir inceleme yazısı yazmayı düşünüyorum fakat burda biraz da olsun yazamadan duramadım. İki erkek bir kız kardeş olmak üzere üç kardeşin ailede çıkan bir sorun üzerine tekrar bir araya gelmesi bunuda terk ettikleri büyüdükleri kasabalarında gerçekleştirken ele alınan konular mülteci sorunları ,aile ilişkileri,ülkenin sosyal politik yansımaları çok güzel anlatılmış.Burda bir aziz i benliğinde tutan Bob aziz olmasada hayatında ki olumsuzlukları kendi iç sesine kulak vererek bir çözüm bulmaya çalışması . Aslında çok zor burada kısa bir şekilde derinliğine gitmek herşeyin diyeceğim şu ki ön yargılar kendine karşı dürüstlük çok berrak ve yargısız ele alınmış. Çok beğendim çok. Yazarın diğer okumadığım eserlerinin çevrilmesini sabırsızlıkla bekleyeceğim. Sıradışı diyeceğim eserlerden.
Baskı: Benim Adım Lucy Barton
Benim Adım Lucy Barton Dün okumaya başlayıp gece yarısı tekrar uyanıp devam ettiğim ve bitirdiğim bir Elizabeth Strout romanı. Uzun bir roman değil kesinlikle ama her sayfası okunmaya değer ve üstünde duracağınız satırlarla döşeli. Üç çocuklu bir ailenin en küçük kızı Lucy.Oldukça sefalet ve zorluklar içinde büyürken onu etkileyen sadece fakirlik değil aynı zamanda toplumun onu ve ailesini dışlaması . Sevgiye aç büyüyen Lucy ancak okuduğu kitaplar ve kuvvetli kisiligi sayesinde yalnızlığından çıkıp kendini bir şekide ailesinin yaşadığı ortamdan çıkmasını ve özgürleşmesini gerçekleştiriyor. Çok naif ve sevgi dolu Lucy'nin sevgisiz ailesini ne kadar sevmeye çalışsaksa imkansızlaşıyor hastanede ki anıları dinledikçe. Hasta yatağında ki kızına onu sevdiğini söylemekten ne alıkoyuyor anneyi bunu anlamak zor. Lucy'nin diğer kardeşleri ağbisi ve ablası da aynı zorlukları yaşamış olsalarda Lucy okudukları sayesinde ve aynı zaman da kişiliği sayesinde o çukurdan kurtulduğunda yüreğinde ki çocukluğundan kalan düğümü çözmesede olduğu gibi kabul ediyor. Yapacak bir şey yoktur çünkü. Sevginin yalınlığı güzelliğini yansıtan bu romanın beni çok etkilediğini yazmadan edemeyeceğim. "Dünyada şu sabit yargı var : Bir başkasının gözüne bayağı görünmeyeceğimizden nasıl emin olabiliriz?" "Kendimizi başka birinden, başka bir grup insandan üstün hissetmek için nasıl yollar bulduğumuz ilgimi çekiyor. Bu her yerde, her zaman oluyor. Adına ne dersek diyelim, bence kim olduğumuzun en alt seviyesi, bu kendimizden aşağı koyacağımız birini bulma ihtiyacımız." "Ancak kitaplar bana bir şeyler sağlıyordu. Benim için önemli olan buydu. Kendimi daha az yalnız hissetmemi sağlıyorlarlardı. Benim için önemli olan buydu. Diyordum ki kendi kendime : Yazacağım ve insanlar kendilerini daha az yalnız hissedecekler!" "Bazen kendimi, Tennessee Williams'ın Blanche DuBois için yazdığı şekilde kederli hissediyorum : "Hep yabancıların iyiliğine bağımlı oldum." Birçoğumuz, pek çok kez yabancıların iyiliği sayesinde kurtulmuşuzdur;ancak bir süre sonra kulağa kamyon arkası yazısı gibi klişe gelir bu. Beni üzen de bu ; güzel ve doğru bir sözün çok sık kullanıldığı için sonunda kamyon arkası yazısı gibi yapay bir etki yaratması." (less)
Baskı: Azizler ve Âlimler
Terry Eagleton'in ilk ve tek romani Azizler ve Alimler ,12 Mayıs 1916 sabahı saat altıya on kala, Dublin’deki Kil-mainham Hapishanesi’nde James Connoly'nin idaminin gerceklestirilmesi ile ilgili olarak basliyor. Gardiyanlar rahip doktor ve diger ödlekler sisteminin kuvvetleri Connoly'i idama hazirlarken tikis tikis bir kogusda yaptiklari calismayi dikkatlice okumak gerek. Burda okurken abartildigini dusuneceginiz durum olur ama gercekden fasist guclerin sen ona karsi duracak fiziksel hic bir gucun olmasa dahi herseyin tamamiyle onlarin kontrolunda oldugunda bile,senden bu kadar korkmalarinin nedenini ben tam olarak anlayamasamda kesinlikle dogrudur.Baslangic da uzun ve aciklayici ayni zamanda mizansen gibi görulse de ince bir acinin sizi sardigi bir anlatimla idamin gerceklestirilmesine kadar olan zamani anlatiyor ilk bölumde. Ikinci olarak Irlanda'nin özgurluk ordusu kahramani James Connoly'nin idaminin gerceklesmedigi varsayim yada kurgusuyla diyelim baska bir yerde buluyoruz kendimizi.Degisik toplumlardan felsefe siyaset ve dusunce adamlarinin simdiye kadar hic dusunemediginiz sekilde birlikte katildiklari maceralari ,polemikleri ,acmazlari toplumsal elestiriler öyle iyi anlatilmis ki yani diyorsun bazen evet bu komik mizansen bir anlatim ama cok da gercekci ve aklima guleriz aglanacak halimize sözu geldi. Icinde oldukca fazla anekdotlar var cogunu aldim bir kenara yazdim.Eger böyle konulara ilgi duyuyorsaniz bence hemen okuyun.Bu kitabin bana faydalari olarak görduklerimi yazmadan edemeyecegim,kitabin icindeki dusunurlerle ilgili biraz bilgim olsada kitabi okurken onlarla ilgili biraz daha arastirmak istedim tabiki bu bilgiler kitabi ordakilerle ilgili bir genel yargiya dusunceye sahip olmama iyi geldi.E.kitap olarak okudum ama ilerde kesinlikle kutuphanemde olmasini istedigim bir eser.Ludwig Wittgenstein,Nikolay Bahtin,James Connolly ,Joyce'nin ünlü romanı Ulysses'in kahramanı Leopold Bloom ,Bertrand Russell ve digerleri...Burda en uzuldugum sey James Joyce'nin Ulyssesini henuz okumadigimdi.Ayrica bu eseri okurken Turkiyede ki devrimci hareketin neden yenilgiye ugradigiyla ilgili tekrar bir gözlem yapma geregini duydum bilhassa Connoly ile Wittgenstein,Nikolay Bahtinle olan tartismalarda.Uzun bir sure aklimdan cikmayacak bir eser ve sanirim kitap olarak elime gectiginde tekrar okuyacagim
Baskı: Dinginliğin Gücü
ne kadar cok istesemde beni bir turlu etkileyemeyen kitaplardan olan kisisel gelisim( cok absurd bir kelime ve bence sistemin en iyi kukla olma özelliklerini isleyen) eserlerine giren bu eserde yine ayni sekilde etkisiz kaldi diyecegim bende. Beni daha etkileyen nedense normal felsefi eserler kisisel gelisimime! daha etki ettigini dusunuyorum. Burdaki yazarin yazilarini tam olarak anlamadigimi söyleyemem ama neden lafi bu kadar cok dolastirip yine ayni yerde saydigini anlayamadim mesela. Belki gencler daha iyi anlar yazari etkilenir bana pek bir etki etmedi acikcasi. Bir Hermann Hesse 'nin "Siddharta" eseri beni cok etkilemistir mesela. tam bir basucu ve ayni zamanda nerdeyse incil kadar kutsal bir kitap olarak gördugumu söyleyebilirim. Farkinda olmak farkindalik olayina cok kilitlenmis olan yazar acaba gercekden ne anlatmak istedigini biliyormu yoksa ben mi onun anlatmak istedigini anlamiyorum burasi artik bir muamma acikcasi. Yinede okuyanlara bol sanslar ve iyi okumalar. Ayrica kisisel gelisim (bana cok abes gelen bir kelime) kitaplarindan biri olarak gördugum (tabi bana göre sadece) "Bugünü Yaşama Arzusu" Irvin D. Yalom'dan .
Baskı: Genç Werther'in Acıları
Yazarın okuduğum ilk eseri yıllardır bana okudunuz mu? diye sorduklarında utanarak henüz okumadığımı söylediğim ve nihayet okuduğum bir klasik. O çağın edebiyatına göre romantizmin böylesi sanırım doğal karşılanıyordu. Kitap sadece aşk sevgi ( büyük ölçüde öyle olsada) konularının yanı sıra doğa inanç davranışlar etik değerler gibi bir çok şeyide beraberinde getiriyor. Vıcık vıcık romantizm diyemiyoruz çünkü anlatım tarzında felsefi düşünceleri ve insan ruhunun derinlemesine gidip orda psikolojik bir değerlendirme yapması gibi esaslarıda barındırıyor. Beğendim kesinlikle okunmalı diyebilirim. Aslında kitap bize böylesine ( tutkulu demiyeceğim) hastalık derecesinde olan sevginin aslında kişinin kendi yarattığı fikrini de bir şekilde bize anlatıyor. Mutlaka sahip olma düşüncesi inanılmayacak kadar banal olan bu düşünce ne yazık kı halen devam eden bir inanış aşk hakkında.
Baskı: Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
Kitap oldukça kaotik ve tekrarlayıcıydı; Kitabın çoğu bölümünde hangi amaca hizmet etttiğini anlayamadığım gibi birçok basit gerçekleri oldukca demogojik bir şekilde anlattığının farkına vardım. Özgür irade humanizm gibi bir çok düşünceyi fazlasıyla tekrar etsede asıl anlatmak istediğinin ne olduğunu bildigini sanmıyorum kendisi de anlamış olsun. O kadar çok konudan konuya atlamış ki tam; aha burda yanıldın, yada şurda bu doğru ama aslında şöyle olması gerekiyor diye bekleyip daha sonra ne diyeceğini beklerken tamamen ayrı bir konuya hoplamış.anlattıklarının çoğu yanlış demiyecegim ama o kadar başka bir dünyada yaşıyor ki hangi gezegenden geldigini tam anlayamadim. ortaçağdaki davranışları işleyişi ,tanrı yada dini inançları tenkit ederken yarım bıraktığı bir şey var evet şimdi teknolojik olarak gelişmiş olabiliriz ama yine esiriz yine esiriz sisteme ,sadece ismi ve şekli değişmiş. Kimi istersek onu seçiyoruz diyor,dünyanın neresinde gerçekleşiyor bu bilemeyecegim bildiğim tek şey dünyaya hükmeden bir kac pisliğin kimi isterse onu seçtiği devlet başkanı olarak. Terör dedikleri şeyin de o pisliklerin elinden geçtiğini biliyoruz ayrıca humanizm pek işe yaramayan bir düşünce şimdiki zamanda. Aslında denecek çok şey var ama ve karşı çıktığım çok şey var söylediklerinde fazlasıyla fiyonklu bir kurdeleyle önümüze sürdüğü bu paket görünüş olarak çok güzel olsada içinde sadece sistemin b..ku olarak görüyorum. Yanlış anlaşılmasın çok doğru şeylerde yazmış ama biraz ilerde anlattığı bir durumda o doğruyu alıp götürüyor. Cımbızla alıp getirdiği bazı fikirler düşünceler var ki çok yerde diyorsun ki abi bu söylediğin şey yarım kalmış orda demek istediği şey başka. Belliki çok araştırma yapmış çok şey anlatmış bir çok okur beğense de bana hitap etmedi. Ayrıca şunu da yazayım çok kötümser değilim güzel şeylerde var dünya yinede yaşanacak yer iyi insanlarda var ölümsüzlük yada robot bebekler olmasa da olur. Yaşadığımız kadar yaşayalım ama mutlu anlarımız olsun. İyi okumalar hepinize
Baskı: Aziz Bey Hadisesi
Cok kasvetli dramatik, bazi insanlar dramla besleniyor ama kesinlikle bana göre degil. iyi olan hic bir sey yok , tin tin da tin tin;Aziz beyin inadi ,calgisi cok cekilmez geldi bana acikca. Guzel olan sadece orda verdigi ders babasina icerlerken ayni babasi gibi olmasi.Sevdigim bir yazar bundan daha iyisini yazabilirdi bence. Belki turk okurlari bu sekilde drami seviyor diye kasvetli bir anlatimla yazdi. Kesinlikle bana göre degil.epey bir turk yazarlarina ara vermem gerek bence.
Baskı: Gecenin Gölgesi (Ruhlar Üçlemesi, #2)
berbatt belkde cevirenin hatasi ama hic bir seye benzemeyen sacmaliklar dizisi