
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Gırnatacı
Yazarın bir doktor ve de ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı buldum. Bundan sonra yazarın kitaplarını takip edeceğim.
Baskı: Ateşle Oynayan Kız (Millenium, #2)
Serinin 2. kitabı 1.sinden çok daha mı güzel, yoksa bana mı öyle geldi? Ben çok, çoooooook beğendim. Bu seriyi okumayan çok şey kaybeder.
Baskı: İki Şehrin Hikayesi
"İki Şehrin Hikayesi" Fransız İhtilali öncesi ve sonrası Londra ve Paris'te geçen olayları konu alan bir eserdir. Yazar çok fazla masum insanın katledildiği Fransız İhtilali dönemindeki halkın psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunu iyi yansıtmış. O dönemin yıpratıcı etkisiyle bozulan çok fazla insanın yanı sıra atalarının işlediği günahlardan dolayı ölüme giden insanlar, sefaletin yanı sıra kana susayan adamların varlığı savaşların zulüm olduğunu gösterir. Merak uyandıran bu şahane roman mutlaka okunmalıdır.
Baskı: Yaz Ortasında Ölüm
Özellikle kitaba adını veren "Yaz Ortasında Ölüm" adlı öykü çok güzeldi
Baskı: Çöl Çiçeği
"Çöl Çiçeği" çok başarılı top model Waris Dirie'nin yıllarca süren yaşam mücadelesini anlattığı kitabıdır. Somali'li Waris daha 4 yaşındayken sünnet ediliyor. Waris sünnet edilen kadınlar arasında kendisini şanslı görüyor çünkü daha küçücük yaşta korkunç acılarla sünnet edilen kızlar arasında hayatta kalanlar, sakatlanmayanların sayıları sünnet edilirken kan kaybından ve enfeksiyondan ölen, sakat kalan kızlardan daha azdır. Waris bu sünnet vahşetini çok cesurca kaleme almış. Waris Dirie daha küçücük bir kızken ne kadar cesur, inatçı, güçlü bir kadın olduğunu gösterir. Ailesi ve tüm çevresi onun bu yönlerini fark etmişlerdir. Bu nedenle babası bir an önce onu evlendirmek ister. 13 yaşındayken 61 yaşındaki adamla evlenmemek için annesinin yardımıyla evden kaçar. Bundan sonra onun için hayatının tek anlamı olan özgürlüğü için mücadele verir. Çok beğendiğim "Çöl Çiçeği"'nin anlatımı yalın. Cümleler okurunu sıkmadan akarak gidiyor. Mutlaka okunması gereken eserler arasında olduğunu düşünüyorum. Okuyunuz ve okutunuz.
Baskı: Hürriyet - Bir Sevda Masalı
Okunmayı hak eden bir kitap.
Baskı: Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları
Mine Söğüt'ün okuduğum ilk eseri ama bu kitabından sonra tüm ne yazdıysa okumam gerekli bir yazar olarak düşünüyorum. Eseri çok beğendim. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Baskı: Bozkır Gelini
Özellikle kitaba ismini veren Bozkır Gelini öyküsü çok güzel. Tavsiye edebileceğim bir öykü kitabı.
Baskı: Akıl ve Tutku
Yazarın ele aldığı konu çok iyi. İki kız kardeşin hayata farklı pencereden bakmasını çok iyi anlatmış. Yine bu iki kız kardeşin olaylar karşısında tepkilerinin farklı olacağına güzel bir örnek. İki kız kardeş arasında neredeyse bir uçurum varken insanların arasında olmaz mı? Kimilerimiz tüm duygularımızı içimizde yaşarken kimilerimiz her şeyi dışa vururuz. Tıpkı kitaptaki kız kardeşler gibi. Kitap sıkıcı gelebilir. Sürükleyici bir kitap değil çünkü. Ama yazar başka türlü anlatmak istediğini bu kadar net anlatamazdı. Eskiden çok daha kişisel gelişim kitapları okurdum. Şimdi artık okuduğum romanların her birisini kişisel gelişimde çok daha başarılı olduklarını düşünüyorum. Teşekkürler Jane Austen.
Baskı: Kroyçer Sonat
Tolstoy'un şiddetli bir ruhsal kriz içerisinde kaleme aldığı "Kröyçer Sonat" yazarın evliliği ve cinsel ilişkiyi sorguladığı ölümsüz eserleridir. İlk yayınlandığı tarih 1889 yılında Rus yetkilileri ve kiliseler tarafından sansürleniyor. Kısa araştırmam sonucunda öğrendim ki "Kröyçer Sonat" yazarın en çok sansüre uğradığı eseriymiş. Pozdnışev tren yolculuğu sırasında kadın erkek ilişkilerinin konuşulduğu bir konuşmaya kulak misafiri olur. Trendeki bir yolcuya üzücü ve sonu trajik biten evliliğini anlatmaya böylece başlıyor. Kıskançlık ve öfke nöbetiyle karısını öldürmesini haklı çıkarmaya çalışan Pozdnışev, fiziksel arzunun kadın erkek ilişkilerinde bir engel olacağını, bu tür ilişkilerin sonucunun trajik olacağını ve eninde sonunda ilişkiyi tüketeceğini savunur. Karı koca arasında yaşanan cinsel ilişkiyi basitlik ve iğrenç bir ilişki olarak görür. Cinsel ilişkinin günah olduğunu anlatıyor. Tolstoy'un şiddetli bir ruhsal kriz içerisinde bu eseri yazdığını okurken anlayabiliyorsunuz. İnsan psikolojisinin derinliğini ve karmaşıklığını anlatan kısa roman okunmaya değer. "Kröyçer Sonat"ı 1954 basım tarihli Varlık Yayınları Nihal Yalaza Taluy çevirisinden okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum.
Baskı: Güneş Çavması
İtiraf etmeliyim ki bu kitabın daha başlarındayken hayal kırıklığı ile sonuçlanacak bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Kitabın ilk başlarında neden bu kitabı aldım diye hayıflanmıştım. Ama sayfalar ilerledikçe kitabı çok sevmeye başladığımı hissettim. Yazarın dili çok yalın. İnsanı sıkmayan bir anlatımı var. Romandaki karakterlerle birlikte adeta yaşıyorsun gibi bir o kadar gerçekçi ve samimi bir anlatımı var. Romanda, asıl karakterlerin yanında olaylarla iç içe olan zengin bir yan karakter kadrosu var. Aslında onlara yan karakter demek tam doğru olmayabilir. Hepsi de hayatın içinden romana dahil olmuş gibi. Eğrisiyle, doğrusuyla, hatalarıyla ben karakterleri anlayabildim. Hepsini çok sevdim. Tek sevemediğim karakter Nurcan'ın kocasıydı. Aysel'in deyimiyle "hödük" kocası. Adamı anlayabilmek istedim. 'Onun da vardır bir iyi tarafı. Bir düşüneyim bulurum' dedim. Ama yoktu. Ya da ben bulamadım. Roman basit bir aşk öyküsü değildir. Hayattın kendisi olan aşk, dostluk, arkadaşlık, güven, sevgi, doğruluk, dürüstlük, anne-baba ilişkileri, komşuluk ilişkileri, çocuk sevgisi, insan sevgisi ve daha neler neler. Cinsel tercihlerimiz, dinimiz, ırkımız, dilimiz. Kısacası hayatta ne varsa kaleme alınmış. Okurken sizi gülümsetecek, içinizi ısıtacak bir kitap okumak istediğinizde "Güneş Çavması" iyi bir seçim olacaktır.
Baskı: Erguvan Ağacı
"Erguvan Ağacı"ın yazarın edebi anlamda en iyi kitaplarından sayılıyormuş. Hatta deniliyor ki "Erguvan Ağacı" yalnız Cronin'in değil, büyük yazarların en güzel eserleri arasında yer alacak nitelikte romanlardan birisidir. Romanın kahramanı David, hep kendisi için neyi daha elverişli bulursa onu yapan bir adamdır. Sorumluluktan, üzüntüden, hoşa gitmez şeylerden bir yolunu bulup kaçmakta ustadır. Bütün bunların sonucunda sona yavaş yavaş varır. David Moray çok küçük yaşta anne ve babasını kaybediyor. Sığıntı gibi yaşadığı evde belli bir yaşa gelince ölmeden önce babasının onun için ayarladığı bursla tıp okuyor. Doktor olan David tesadüfen Mary'e rastlıyor. Seviyorlar birbirlerini. Evlenmeye karar veriyorlar. Mary nasıl olsa evleneceğiz diye David'le ilişkiye giriyor. David onunla evleneceğine, hiç ayrılmayacaklarına söz veriyor ama onu insafsızca yüz üstü bırakarak çok zengin bir kızla evleniyor. Ruh hastası zengin karısı ölünce ani bir kararla Mary'i tekrardan bulmak ve kaldıkları yerden başlamak için memleketine geri dönüyor. Mary nasıl olsa hiç evlenmeyecek kadar onu seviyor ya. Başka bir adamla evlenmez diye kafasından geçiriyor. Ama Mary cephesinde yüz üstü bırakılmak hiç te David'in sandığı kadar kolay atlatılmıyor. Mary ve ailesi için yüz üstü bırakılmak çok büyük yıkım oluyor. Mary günlerce kendisine gelemiyor. Aile yoksulluk içinde kavruluyor. Mary bir rahiple evlenmek zorunda kalıyor. Kendisini dine adıyor. Kathy adını verdiği bir kızı oluyor. Çok zengin olan David yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirmek için İskoçya'ya döndüğünde Mary'in çok yakın bir zamanda öldüğünü öğreniyor. Kathy ile karşılaşıyor. Kathy hasta bakıcıdır. David, Kathy'e "Bir aile dostunuzum" diye kendisini tanıtıyor. Vicdanını rahatlatmak için Kathy'ye güzel bir gelecek sunmak istiyor. Bu düşünceyle hareket ediyor. Başlangıçta her şey iyi gidiyor. Mary yok ama sevgisini vereceği onun kızı Kathy vardır. Bu nedenle Mary'in ölmesine bile çok üzülmüyor. Nasıl olsa Kathy var, onunla yaptıklarımı telafi edebilirim düşüncesine sahip bir adam. Ama sonradan iş değişiyor. Yüksek duygularla iyilik etmek isteyen adam Mary'in kızına aşık oluyor. Bu sefer gönlü Kathy'e kayıyor. O öl dese ölürüm gibi öyle büyük laflarını da esirgemiyor. Kathy de her kadını baştan çıkarabilecek özelliklere sahip David'e aşık oluyor. Kız istemediği halde tıpkı annesini elde ettiği gibi elde ediyor. "Nasıl olsa evleneceğiz, ne olacak ki" diye ona da söz veriyor. Ama Kathy'in yokluğunda başka kadınla ani bir kararla evleniyor. Hem Mary'i hem de kızını baştan çıkarıyor. Vefasız olduğunu kabul ediyor ama isteyerek yapmadığını, kendine göre iyi niyetli olduğunu savunuyor. "Başka bir duyguya kapıldım. Gerekirse bunu da kapatırım." diyecek kadar yaptıklarının sonucundan kaçabileceğini düşünüyor. "Nasıl olsa çok param var. Kathy de olurum ya da ona para veririm, rahat yaşamasını sağlarım." diye kendisini avutuyor ama hiç düşündüğü gibi olaylar ilerlemiyor. A.J. Cronin'in "Erguvan Ağacı" adlı bu güzel eseri bir aşk hikayesi değildir. Bir adamın sorumluluklarından, üzüntülerinden, hoşuna gitmediği şeylerden kendince sıyrılmasını anlatıyor. Yaptıklarının sonucu ise büyük trajedilerle son buluyor. Sahaflarda bu kitaba denk gelirseniz bence almakta tereddüt etmeyin. "Erguvan Ağacı"nı okurken bir klasik okuyormuş hissindeydim. Ben kitabı çok sevdim. Umarım sizler de seversiniz.
Baskı: Bir Kadın Düşmanı
Reşat Nuri Güntekin'in bir solukta okunan "Bir Kadın Düşmanı"nda psikolojik çözümlemeleri çok iyi yapılmış. İnsanları değerlendirirlerken dış görünüşleri ile değil asıl iç dünyaları ile değerlendirmek gerektiğini bu kitapla çok daha iyi anlıyoruz. Toplumda kabul görmek, sevilmek için de önemli olan insanın dış görünüşü değil iç dünyasıdır. Önyargı kötüdür. İnsanlık dersi veren bu kitapla önyargının feci bir durum olduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Bu kitap okunmalı, okutulmalıdır.
Baskı: Galiz Kahraman
Beklentim çok yüksek olunca hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim:(
Baskı: Ay Büyürken Uyuyamam
"Ay Büyürken Uyuyamam" kasaba, köyde yaşayan insanlar ile köyden şehirlere göç etmiş insanlarımızın cinselliğini işlendiği 26 öyküden oluşmaktadır. Anadolu insanının bastırılmış cinselliğini tarafsız bir dille kaleme alan yazar öykülerinde mizaha da yer vermiş. Yazarın bu anlatımıyla, Anadolu insanının ahlak kavramını yargılamak yerine onları anlamaya çalıştığını anlayabiliyoruz. Anadolu insanının bastırılmış arzularını nasıl yaşadıkları hakkında bir şeyler öğreneceğimiz bu nefis eser okunmayı hak ediyor.
Baskı: Kanser Koğuşu
Benim için çok zor bir kitap oldu. Aslında tamamlamış sayılmam. Sayfa sayısı 520 ama ben ancak 280 sayfasını okuyabildim. Soljenitsin her okurun okuyabileceği bir yazar değilmiş. bunu anlamış oldum. Okuduğum kadarıyla çok iyi bir kitap. Bunu yazmam gerekiyor :)
Baskı: Nar Ağacı
Yazarın dili anlaşılabilinir. Süslü bir dil kullanmış. Süslü anlatımları severim. Kurguda yetersizlik sezinledim sanki. Sanki bir şeyler eksik kaldı ama bilemedim. Zehra ve Setterhan'ın görüşmeleri, evlilik kararına varmaları bence aceleye getirilmiş. Keşke kitabın en azından üçte birisi bu konuya ayrılmış olsaydı. Yine de iki yaralı kalbin birleşme hikayesi hoştu.
Baskı: Çoluk Çocuk
Patti ve Robert'in sadece kendileri için istedikleri hiç bir şey yoktu. İkisi de diğerinin başarılı olması için elinden geleni yapıyordu. Robert'in "Patti, sen benden daha önce ünlü oldun" derken ki mutluluğu beni çok duygulandırdı. Robert'in cinsel kimliği her ne olursa olsun Patti için hep en sevdiği oldu. Robert'te cinsel kimliğinde kayma olmasına rağmen en çok Patti'yi sevdi. Böylesi bir sevgiyi ancak masallarda okurum sanıyordum. Demek ki böylesi yüce sevgiler de yaşanmaktaymış. Patti'nin, kitabının, her bir cümlesini abartmadan, içindekileri tüm samimiyetle kaleme almış olduğuna inancım büyük. Ayrıca Robert ve Patti'nin sevgilerinin aşktan da öteye geçmiş olduğuna inandım. Robert'in "Patti bizim hiç çocuğumuz olmadı" derken ki pişmanlığı beni bitirdi. Patti'nin cevabı "Bizim çocuklarımız yaptıklarımız" demesiyse ne kadar anlam içeriyor değil mi? Çünkü ikisi de çok iyi biliyorlar ki başarmaları tek başlarına bir caba ile gerçekleşmemiştir. İkisi de diğeri için en çok çabalamıştı. Aç, susuz kaldılar. Soğuk içlerine işledi. Buna rağmen sanat için yılmadılar. Hep daha çok çalıştılar. En sonunda azim kazandı. Kitap bana çok samimi geldi. Sanki karşımda bana çok güvenen, bu nedenle içini dökmek için bana kitap yazan bir kadın vardı. Sadece adları geçen çok sayıda tanımadığım yazar, müzisyen, ressama çok yer verilmişti. Bunları tanımış olsaydım onların adlarının geçtiği yerlerde benim için çok keyifli olurdu.
Baskı: Kadın Dünyası
Çin'de uzun yıllar yaşamış olan Pearl S. Buck, Nobel Edebiyat Ödülü alan ilk kadın ABD'li yazardır. Yazarımız "Ana" adlı eseriyle Nobel'e layık görülmüştür. "Ana" yı okumuş ve çok beğenmiştim. "Ana" adlı eserde olduğu gibi "Kadın Dünyası" da, bir kadının yaşamındaki mücadelelerini anlatmaktadır. Madam Wu güzelliğin, zarafetin, asilliğin temsili gibi bir kadın. Kendisi de, çevresindeki kadınlardan çok daha üstün özellikte olduğunun farkındadır. Çok genç yaşta evlenen Madam Wu, kocasına karşı olan görevlerini hiç aksatmadan yerine getiriyor. Çocukları oluyor. Onlara karşı da görevlerini hiç bir zaman aksatmıyor. Bunları yaparken tek amacı hür olmaktır. Herkese karşı görevlerini yerine getirdiği takdirde bağımsızlığına kavuşacağını düşünmektedir. Bağımsızlıkta ki kasdiyse kendine ve zamanına hakim olmaktır. Madam Wu, 40. Doğum gününde kocasına iyilik yaptığı düşüncesiyle kendisinin seçeceği bir odalık almasını söylüyor. Eve gelecek genç bir kumayı kendi elleriyle kocasına sunacaktır. Kocası ilk andan itibaren buna sıcak bakmaz ama Madam Wu kesin kararını vermiştir. Artık çok yorulduğunu, dinlenmek istediğini kocasına ısrarla söyler. Madam Wu, kocasını hiç sevmemiştir. Bunu kocasına hissettirmemiş olduğunu düşünür ama kocası farkındadır. Oğluna ders vermek için eve gelip giden rahibe aşık olduğunu, rahibin öldüğü an anlar. Ama onun için sevmek sadece bir canlıyı sevmek değildir. Yaşamayan birisini de sevebilir. Kalbinde aşk vardı. Bu onu mutlu eder. Sahaftan almış olduğum bu eseri çok beğendim. Kadın ruhuna dair iyi tahlil edilerek yazılmış bir kitap okumak isterseniz alıp okumanızı önereceğim bir eserdir.
Baskı: Kırk Yedi'liler
Çağdaş Türk edebiyatımızın kadın yazarlarından Füruzan'ın da ilk romanı "Kırk Yedi'liler"dir. Okuma yazmayı öğrendiğim yıl olan 1974'de yayınlanmış olan bu eser, 1975 yılında Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'ne layık görülmüş. Romanın kahramanı Emine'nin hikayesi, Erzurum'da geçen çocukluk yıllarını, Anadolu'dan İstanbul'a üniversite eğitimini görmek için gelen gençlik yıllarını, hapisteki işkence dolu günlerini ve en sonunda özgür olan Emine'nin hayatını dolu dolu anlatan bir eserdir. 12 Mart'ı anlatan bu eserde gençliğin sancılı dönemleri çok güzel anlatılmış.
Baskı: Ruhlar Evi
Büyülü kitap diye "Ruhlar Evi" ne derim. Yazarın ilk romanı buysa bundan sonra yazmış oldukları nasıl acaba diye okur kendi kendine sorar yahu!!! "Denizin Altındaki Ada" eseri ile zaten beni büyülemişti. Bu eseriyle yazarın kalemine hayranlığım artmış oldu. Latin Edebiyatının en iyi yazarlarından İsabel Allende'yi okumak okurun kendisine edebiyat şöleni ile ödüllendirilmesiydir. Trueblue arkadaşımızın gibi beni de en çok etkileyen karakter Clara olmuştur.
Baskı: Her Kadın Gibi
Çok güzel bir kitap. Kitap hakkındaki yazım http://kitaplarlabeslenmek.blogspot.com/2013/12/her-kadn-gibi-sigrid-undset.html
Baskı: Ateşi Yakalamak (Açlık Oyunları #2)
Vizyonda olan filmini de izledim. Kitabı olsun, filmini olsun çok beğendim. Harika bir kitap, harika bir film.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Kurgu mükemmel. Kitabı çok beğendim. Bu kadar iyi bir eser beklemiyordum.