
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Nana
Başkası yazsa magazin romanı ama Zola yazmış. Okutuyor kendini. Mesela Kırmızı Pazartesi romanında işlenen öyküyü işleyen onlarca roman okudum. Bana sıradan gelmesi gerekirken Kırmızı Pazartesi'ye hayran kaldım. Ne diyeyim, adamlar yazmış.. :)
Baskı: Adem'den Önce
Evrim kuramından hareketle yazılmış bir kitap. Okuması çok zevkli.
Baskı: Tesla - Anlaşılamamış Dahi
Tesla'yı seviyorum, o bir deli.. Tesla'yı bize okullarda hiç öğretmediler. Onun adını ne yazık ki çok satan kitaplardan biri (Empati) sayesinde öğrendim. Tesla'yı tanımamak büyük bir eksiklik diye düşünüyorum. Biyografik bir kitap, Tesla'nın sıradışı kişiliğini keşfedin derim.
Baskı: Musa Dağ'da 40 Gün
Bir dönem, Ermeni meselesiyle ilgili her iki görüşten insanların yazdığı bütün kitapları sipariş ettim, okudum. Musa Dağ'daki direniş gerçekten yaşanmış bir hikayedir. Ayşe Hür: " İttihat ve Terakki yönetiminin “devlete ihanet” ile suçladığı tüm Ermeni tebaasını Suriye’nin Der Zor çöllerine tehciri sırasında, Antakya yakınlarındaki Musa Dağ’a sığınan yedi Ermeni köyünün yaklaşık beş bin kişilik ahalisinin 40 gün boyunca Osmanlı güçlerine karşı direnişi anlatılıyordu. 16 ay süren tehcir boyunca, resmî tarihin “silahlı, gözü dönmüş, kan içici çeteciler” olarak tarif ettiği Ermeni halkından, tehcire karşı koyan nadir kesimdi Musa Dağlılar. Yoksa Ermeni halkının ezici çoğunluğu, sessizce boyun eğmişti bu acımasız sürgüne." * * * Yazar o dönemde yaşanan bu olayın içine bir aşk öyküsü eklemiş. Kitabı elimde gören bir arkadaşım tek yönlü yazılmış bir kitap olduğunu söyleyerek uyarıda bulundu. Ben, tarzını etkileyici buldum. Yazdığı bu kitabın 20. yüzyılın klasikleri arasında sayılması tesadüf değil. Ermeni iddialarını çürütmek için yazılmış olanlar tam bir hayal kırıklığıydı. "Adamlar Musa Dağ'da 40 gün gibi bir kitap yazmış, bunun karşısına çıkarabildiğiniz şeyler bunlar mı ?" dedirtiyor. Hele bir tanesi kendini iyice aşmış, aslında tehcir'e katılmak için Kayseri'de yaşayan Ermenilerin dilekçe verdiklerini, kendi istekleriyle evlerini ve topraklarını tek kuruş karşılık almadan gönüllü olarak bıraktıklarını yazmış. Biraz inandırıcı olun kardeşim. Neden uluslararası alanda kabul görmüş yazarlarımız bu konuyla ilgili yazma girişiminde bulunmamışlar ya da bulunmazlar? Neden bu tür komiklikler yazarak aslında mizah yazarı olduklarını düşündürten insanlara bırakırlar bu işi ? Ülkemizin aydın yazarları bu konuya değmekten neden kaçınmışlar? Bu konuyla ilgili düşüncelerimi yazarsam beni linç ederler gibi bir düşünceleri mi var ? (Bakınız yine hastalıklı düşünceler üretmeye başladım)
Baskı: Harput'taki Hayalet
Tek taraflı okumuş olmayayım düşüncesiyle alıp okuduğum bir kitap. Vicdanımı rahatlattım, tek taraflı okumadım. Okumasam da olurmuş..
Baskı: Türkü Söylüyor Otlar
Mary ve zenci hizmetçisi Musa'nın hikayesi. Irkçılık, bakın ben de koca bulabilirim düşüncesiyle yapılan evliliklerin kaçınılmaz sonuçları, anne ve baba evliliklerinde yaşanan sorunların çocukların hayatlarına yansımaları...
Baskı: Boyalı Kuş
Bir çocuğun gözünden savaş yılları. Gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkılarak yazılmış. Kitapta anlatılanların gerçek olma olasılığı bile insanın kanını donduruyor. Çocuk, bir mucize eseri hayatta kalmış. Kitabı okuyunca aklıma "Miligram Deneyi" geldi. Sahi, insanlar toplu olarak cinnet geçirebilirler mi? Hadi Hitler deliydi, peki onu takip eden kitleler ? Galiba beyinsiz olanların yerine beyni olan bir kişi düşünüyor. Artık şanslarına ne çıkarsa.. Beyin, hastalıklı olabilir, faşist düşünceler üretiyor olabilir, başkalarına sonsuz acılar yaşatacak ve kendi halkına utanç duyacakları türden miras bırakacağı olayların başlamasına sebep olacak fikirlerle dolu olabilir. İnsanlar hayatlarında hiç görmedikleri bir Yahudiden neden nefret ederler ? Ve onlara yapılanlara neden seyirci kalırlar ? Peki ya bir Kürtten, Ermeniden, Türkten, Süryaniden, Hristiyandan, Müslümandan, Aleviden, Sünniden ?????? (Yine hastalıklı düşünceler üretmeye başladım..)
Baskı: Affet Bizi Marin
Süryaniler ile ilgili bir kitap. Eğer Türkiye'de yaşayan azınlıklarla ilgili fazla bilginiz yoksa, kitap size ilginç gelebilir. Bu konuyla ilgili çok sayıda kitap okuduğum için, zaten bildiğim şeyleri tekrar etmişim gibi geldi. Bu tür kitapları okuyunca hep aynı şeyi düşünüyorum : Eğer kendimizi başkalarının yerine koyup düşünebilmeyi becerebilseydik belki de bugün her şey farklı olurdu..
Baskı: Tehlikeli İlişkiler
Baştan aşağı entrika. Kendi döneminde skandal, bizim dönemimizde ise sıradan tabir edebileceğimiz olayları konu edinmiş. Birilerinden intikam alabilmek için, birilerini tuzağa düşürmek ve onu teşhir etmek.. Hiç yabancı gelmedi, gün geçmiyor ki internete birilerinin "gizli" çekilmiş video kayıtları düşmesin.
Baskı: Öteki Tarih I - Abdülmecid'den İttihat Terakki’ye
Daha ilkokul 4. sınıftayken, bize anlatılan tarihin doğru olmayabileceği fikri kafama yerleşmişti. Adam olamayacağım o zamanlardan belli olmuştu. Öğretmen şevkle konuyu anlatırken, acaba bu konunun muhatapları olan karşı taraf bu konuda ne düşünüyor, kendi okullarında kendi çocuklarına bu konu nasıl anlatılıyor diye geçmişti kafamdan. Kafa iyi bir şey değildir, lüzumsuz bir aksesuardır, başınızı derde sokabilir. Nitekim, küçücük ve tecrübesizken kafamdan geçenleri Hayat Bilgisi kitabımın köşesine yazmış, öğretmenime yakalanmış ve vatan haini damgası yemiştim. Ne zaman bir yerlerde yılanın başını küçükken ezeceksin cümlesini okusam aklıma kendim gelirim. Bu kitabı bir arkadaşımdan ödünç alıp okudum, en kısa zamanda satın alıp kütüphaneme koymayı ve diğer serilerini de okumayı düşünüyorum. Çok beğendiğimden değil, birileri de farklı bir şeyler söyleyebiliyor, anlatabiliyor ya ! Bunun yüzü suyu hürmetine. Kitabı okumak çok eğlenceliydi. Yıllardır kadın olduğunu düşündüğüm kişinin aslında erkek olduğunu, Diş Hekimi olduğunu zannettiğim dişçimin aslında dişçi yamağı olduğunu ve sahte diplomayla diş hekimliği yaptığını, çok mutlu gözüken komşularımın aslında boşanmak üzere olduğunu öğrenmek gibi bir şeydi. Kitabın içinde yazanlar doğru mudur? Bilmem, bir de karşı tarafı dinlemek lazım. Birisi çıksın, o kitaptaki belgelerin hepsi sahtedir desin, ben de bu aldatılmışlık duygusundan kurtulayım..
Baskı: Konstantiniyye
Hiç sıkılmadan okunan bir kitap. İstanbul'u çok güzel anlatmış. Fetihten başlayarak Cumhuriyet dönemine kadar kentin siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik yapısını ve geçirdiği değişimleri anlatmış. İçinde ilginç şeyler buldum.
Baskı: Sahilde Kafka
Bu adam deli demiştim, değiştiriyorum: Bu adam kaçık :))
Baskı: Zorba
Bu kitabı okuduktan sonra Zorba'yı asla unutmayacaksınız. İnsanın hayata bakışını etkileyebilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Baskı: Bahara Kadar Bekle, Bandini (Arthur Bandini, #1)
John Fante ile tanışmamı sağlayan arkadaşa teşekkür ediyorum.
Baskı: Fransız Teğmenin Kadını
Sıkılmadan okuduğum kitaplardan biridir. Yazar, kitabı iki farklı sonla bitirmiş. İlginç geldi.
Baskı: Tutunamayanlar
Bazı kitaplar okunur, biter sonra bir daha açıp okuma ihtiyacı duymazsınız. Bu kitap o tür bir kitap değil. Bir süre sonra tekrar okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. Ayrıca okurken çok güldüm, nefis tahliller yapılmış.