MI
@Mine Ercan

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Bakire
10/1011.10.2016

Baskı: Bakire

Öncelikle arka kapağında sıralanmış ödülleri, sonrasında kapak tasarımı ve ciltli baskısı nedeniyle çok merak ettiğim bit kitaptı Bakire. Olay örgüsü, su gibi akan anlatımıyla kitap mı okudum film mi izledim pek ayırt edemedim açıkçası. Tam da pike altında kitap okuma ya da film izleme mevsimi gelmişken daha ne isteyeyim? Küçük kasaba öykülerini oldum olası sevmişimdir. Hikayeleri samimi ve derli toplu olur. O kasabanın bir sakini gibi köşesini bucağını tanırsınız hikayenin içinde. Sevgileri büyük, öfkeleri güçlü, ilişkileri gerçektir. Sakin kasaba hayatında patlak veren en ufak olay bile bütün hayatları etkisi altına alırken Bakire'nin 17 sene boyunca kasabaya hakim olan hikayesi de elbette ki nefis bir okuma sağladı. Genelde olayı çok başlarda çözmeyi başaran bir okur olarak yazarın gerçekleri kitabın sonlarına kadar saklamayı başarması da oldukça etkileyiciydi benim için. Gördüğünüz yerde alın, yok aldıysanız tereddütsüz okuyun. Ben Norah Jones'un The Fall albümü ile tatlandırdım kitabımı. Çok da yakıştırdın ikisini. Belki denemek isteyen olur diye; naçizane tecrübem ve tavsiyemdir. Yazara, sanatçıya, Ephesus Yayınları'na ve çevirmen Ekrem Köksal'a saygıyla...

Tarihçi
10/1007.10.2016

Baskı: Tarihçi

Yıllar önce henüz bir öğrenciyken çok yakın bir arkadaşımdan duymuştum adını. Bir türlü alamadığım ama aklımdan da atamadığım bir kitaptı "TARİHÇİ"... Hiç olmadık bir anda ve yerde kendini yeniden hatırlattığında artık bu anlamsız kavuşamama durumuna bir son vermek için hemen sipariş ettim. Elime ulaştığı Cuma gününden haftasonu programım belliydi. Tatilim bu gizemli sayfalarla geçecekti. Ve haftasonu tatili elbette ki yetmeyecekti. Söylemeden geçemeyeceğim; elinizden bırakamasanız da bir solukta okunacak türden bir kitap değil karşınızdaki. Bazı yorumlarda denk geldiğim ortak kanı betimlemelerin çok yoğun olduğu yönündeydi ancak bence kitabın atmosferi ancak bu şekilde sağlanabilirdi. Yazarın anlatım gücü o kadar başarılı ki olay örgüsü içinde bahsi geçen mekanı birebir hayal etmenizi sağlıyor. Kitapta yer alan bütün yerler gerçek olduğundan kafamda canlandırdığım yerin fotoğrafına bakmak için sıklıkla okumamı bölmek durumunda kaldım. Ve internette karşıma çıkan fotoğraf tıpkı ben çekmişim gibi karşımda duruyordu. Dracula efsanesi yüzyıllardır bir edebiyat figürü olarak var olsa bile Kazıklı Voyvoda'dan doğuşu öyle gerçekçi şekilde işlenmişti ki çoğu yerde acabalara düştüğümü itiraf etmeliyim. Kalkıp İstanbul'a gitmek, Sultanahmet'te gezmek ve Elizabeth Kostova'nın anlattığı tarihi görmek istedim. Adı gibi tarihin tozlu sayfalarında gezen TARİHÇİ bence "muhteşem" bir deneyimdi. Kitabın kalınlığına sakın aldırmayın. Yazarın anlatmak istediği o kadar çok şey varmış ki tıklım tıkış bir olay örgüsü kurmak yerine rahat rahat anlatmış. Ve gerçekten çok iyi yapmış. Kitabın içine girdikten sonra Oxford'tan İstanbul'a, Bulgaristan'dan Romanya'ya uçarak değil sayfalar arasında koşarak varıyorsunuz. Şehirlerin sokaklarında, kütüphane arşivlerinin rafları arasında dolaşıyorsunuz. Kitapların tozlarını alıyor, eski haritaların üzerine eğilip ipuçlarını bulmaya çalışıyorsunuz. Kendimi sayfaların içinde o kadar kaybettim ki yaklaşık bir hafta sonunda kitabı bitirmek üzereyken ben şimdi ne yapacağım endişesi duymaya başladım. Sanki her anınızı birlikte geçirdiğiniz çok yakın arkadaşlarınız denizaşırı bir ülkeye taşınıyormuş gibi bir duyguydu. Ve bu gerçekten her zaman yakalanabilen bir his değil ne yazık ki... Kitabı okurken Loreena McKennitt'in "The Mask and The Mirror albümü eşlik etti bana. O mistik melodilerle birlikte gezdim bu tarihsel kurgunun koridorlarında.. Belki denemek isteyen olur diye; naçizane tecrübem ve tavsiyemdir. Yazara, sanatçıya ve çevirmen İdem Erman'a saygıyla...