
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Sherlock Holmes - Kızıl Soruşturma
Sherlock ile John'un tanışma hikayesi ve ilk maceraları :) Yine süperdi tabi ki :) http://benherneysemo.blogspot.com/2012/08/sherlock-holmes-kzl-sorusturma.html
Baskı: Hanımeli Kokusu
Braybrook Vikontu Julian Trentham, üvey annesi ve 3 kardeşiyle birlikte Amberley'de yaşamaktadırlar. Üvey kız kardeşi Alica'nın evlenmek istediği kişi olan Harry Daventry'ye pek güvenmez ve onu araştırmaya karar verir. Harry çizdiği zengin imajın aksine çok yoksul bir yaşam sürmektedir. Bristol'deki evi ise oldukça eskidir. Üstelik evde bir bayan vardır. Lady Daventry... Julian başta Christina'yı Harry'nin eşi sanar ancak kısa zamanda onun Harry'nin ablası olduğunu öğrenir. Ve o sırada Christina alacaklılarla uğraşmaktadır. Ev satılmakta ve tahliye edilmek zorundadır... Julian yürüyemeyen üvey annesine bir refakatçi istemektedir. Christy'nin bu zor durumundan öte Alicia'ya Harry'nin de gerçek durumunu göstermek için Christy'i refakatçi olarak alır... Çiftimiz zamanla yakınlaşır. Ancak Christy'nin bir sırrı vardır, o da gayrimeşru oluşudur... Kitaptaki aslında aşk kadar güzel anlatılan bu durum oldukça hoşuma gitti. Anne-babaların günahlarını evlatlar çekiyor... Ama Julian'ın Christy'i babasına karşı koruduğu şu kısımda resmen içimin yağları eridi... : Lord Alcaston'ın yüzü öfkeden morarmaya başlamıştı. "Onunla evlenip soyunuzu lekeleyecek misiniz?" Lord Braybrook'un cevabı sert oldu: "İtiraf etmem gerekirse, kanınızın soyuma karışması düşüncesi beni de mutlu etmiyor, ama neyse ki kızınızın sizden pek bir şey almadığı çok açık." Christy bu nedenle sürekli annesi gibi metres hayatı sürmeyi hak edecek bir insan gibi hor gördü kendini, o şekilde olanları savundu... Her lafı bu konuyla ilgili bir hakaret kabul etti. Julian'ın bir laf söyleyip gittiği yeri anladığındaki telaşına da içim burkuldu. Aksayan ufak yönleri olsa da hoş bir hikayeydi...
Baskı: Tanrıça (Tanrıça, #1)
Mitolojiyle ilgili bir insan olarak çok değişik bir şekilde ele alınmış bu hikayeyi beğendim. Bazı yerlerini tahmin edebilsem de olaylar çok şaşırtıcı bir şekilde gelişti... Kate kızımız kanser hastası annesini son günlerini geçirmesi için doğduğu kasaba Eden'e getirir. Orada tanıştığı Ava'nın onu kandırarak getirdiği Eden Malikanesinin orada Ava yüzme bilmeyen Kate'i orada bırakarak suya atlayıp gitmeyi planlamaktadır. Ancak kafası taşa çarpar ve ölür. Kate ne yapacağını bilmez bir haldeyken Henry gelir ve Ava'yı hayata döndürür. Bunun karşılığı olarak Kate sonbahar ve kışı onun malikanesinde geçirecektir. Ölüler Diyarının Efendisi olan Henry'nin eşi olacaktır. Bunun için 7 testten geçmesi gerekmektedir ve daha önce sınava giren hiçbir kız hayatta kalamamıştır. Kate ya ölümsüz olacaktır, ya da denerken ölecektir. Çok şaşırtıcı ve etkileyiciydi... Özellikle Persephone ile Henry'nin anlatıldığı kısımlarda ben de çok üzülmüştüm. Güzel bir kitap, tavsiye edilir... http://benherneysemo.blogspot.com/2012/07/tanrca-aimee-carter-bir-modern-hades.html
Baskı: Final (Fısıltı, #4)
Bu kadar güzel giden bir serinin katledilişi... Baştaki laf salataları yerine sonunu aceleye getirmeden daha düzgün yazabilirdi. Gereksiz bir dram çabası, sonra gereksiz bir tören, Vee ne ara kotardı o işleri diyorsunuz, sonuç alakasız bir son...
Baskı: Tehlikeli Aşk (Sedikhan, #2)
Beyaz Dizi tadında bir kitaptı. Okurken hep onları hatırlattı. Yakışıklı, uçarı prensimiz Rubinoff'la, isminden nefret eden özel dedektif kızımız Honey'nin aşkı anlatılıyor. Çok aksiyonlu geçmese de hoş bir hikayeydi... Çerez niyetine okunabilir...
Baskı: Sana Soyundum (Crossfire, #1)
http://benherneysemo.blogspot.com/2013/03/sana-soyundum-sylvia-day.html
Baskı: Gönlünü Kimseye Kaptırma (Liar's Club #1)
Olay içinde olay, yalan içinde yalan olan çok eğlenceli bir hikaye. Zaman zaman kendimden de parçalar bulduğum Agatha'ya bayıldım, harika bir esas kız. Aptal ve sıkıcı değil. Cesur, eğlenceli ve zeki. Üstelik ayakta kırk yalan kıvırabiliyor :) Simon ise kesinlikle kusursuz değil ama kusurlarıyla birlikte mükemmel bir karakter. Yan karakterlere de ayrıca bayıldım. Yazar çok eğlenceli ve ince karakterler yaratmıştı. Hem karmaşık aile ilişkilerini, hem Simon&Agatha ilişkisinin çalkantılı ve aşırı komik hallerini okuyor; diğer yandan Yalancılar Kulübü'nün o gizemli ve maceralı dünyasına adım atıyorsunuz. Oldukça ütopik olan yanları olduğunu kabul etmekle birlikle komik ve temponun hiç düşmediği eğlenceli bir hikayeydi. Bunların yanı sıra kitabın en sevdiğim yanı sorulursa "kurgunun orijinalliği" derim. Yazar ara sıra uçma pahasına da olsa çok alışılmadık ve beklenmedik bir hikaye yazmış, serinin diğer kitaplarının da konularına baktığımda yazarın bu çizgide devam ettiği görülüyor. http://benherneysemo.blogspot.com/2013/12/yalancilar-kulubu-kural-1-gonlunu.html
Baskı: Vampir Günlükleri - Uyanış ve Savaş
İlk hikaye Uyanış kızımız Elena'nın hayatına gizemli yakışıklı Stefan'ın girmesiyle başlıyor. Stefan Elena'ya dizidekinden farklı olmak üzere yüz vermiyor. Çünkü Vampir, bunu saklamak istiyor ve Elena onları dönüştüren, iki kardeşi birden kendine aşık eden Katherine'e çok benziyor. Kitap böyle devam ediyor. Ardından hayatlarına Stefan'ın acımasız ama bir o kadar da cool ve çekici abisi Damon giriyor. Öncelikle Damon'ın yaptıkları Stefan'ın üzerine kalıyor, oğlumuzu aklamaya çalışıyoruz :) Savaş kısmındaysa hem kardeşlerin mücadelesi, hem Caroline ve Tyler'ın Stefan'a kurduğu tuzaklar var. Garibim Stefan hangibiriyle uğraşsın :) Tabi Damon da Elena'dan hoşlanıyor ve iki kardeş yine birbirine düşüyor... Bu arada kasabada da bambaşka bir güç dolaşıyor. Bu sefer güçlerini birleştirip bu gücün peşine düşüyorlar. Bakalım savaşı kim kazanacak diyoruz... Konusu güzel olmasına rağmen kitabın diline ve anlatımına gelirsek malesef kitabın dili benim pek hoşuma gitmedi. Etkisiz ve yavan geldi. Konu da çok üstünde durulmadan özet verilir gibi geçti sanki. Kitap beni pek tatmin etmedi...
Baskı: Vampir Günlükleri Öfke ve Karanlık Buluşma
İlk bölümde Katherine'le 2. bölümde Klaus'la uğraştı bu sefer kahramanlarımız... 2. kısımdaki Bonnie'nin günlüğünden anlatılan kısımları Elena veya Stefan'ın günlüğünden daha eğlenceli ve dilini akıcı buldum. Onun dışında ilk kitaba göre bir tık daha iyi olmasına rağmen malesef yine tatmin edici bir kitap değildi... Sanırım beni en çok yoran şey yazarın donuk - ruhsuz anlatımı ve olayları bir lise ödeviymişçesine özet geçiyormuşçasına anlatıp insanı sıkması... Bir süre ara vereceğim sanırım seriye...
Baskı: Harry Q. Davasının Ardındaki Gerçek
Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım. Kitabın arka kapağında da dediği gibi "Türü mü? Aşk, gerilim, polisiye, dram... Kısacası hayat." Bir yere odaklanmadan hayatı olduğu gibi ele almış bir kitaptı. Sadece dram, sadece polisiye veya sadece psikoloji değil, hayattaki gibi hepsinden birer tutam...