
Aktiviteler
Bu okurun herkese açık aktiviteleri.

Yazar: mehmet murat somer
Mehmet Murat Somer farklı coğrafyalarda yaşanmış üç gerçek olaydan yola çıkıp kurmaca karakterlerini bir labirent içinde yer yer karşılaştırıyor. Yer yer de teğet geçirtiyor. Birbirleriyle hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünen bu insanlar dokunup geçtikleri yerlerde, geride hayatları değişmiş insanlar bırakıyorlar. Üç öykünün kesişme noktalarındaki rastlantılar, pastoral hayatlara pastörize bir tat…
10/10
Yazar: mehmet murat somer
Mehmet Murat Somer farklı coğrafyalarda yaşanmış üç gerçek olaydan yola çıkıp kurmaca karakterlerini bir labirent içinde yer yer karşılaştırıyor. Yer yer de teğet geçirtiyor. Birbirleriyle hiçbir ilişkisi yokmuş gibi görünen bu insanlar dokunup geçtikleri yerlerde, geride hayatları değişmiş insanlar bırakıyorlar. Üç öykünün kesişme noktalarındaki rastlantılar, pastoral hayatlara pastörize bir tat…

Yazar: selçuk aydemir
Tabletlerin, akıllı telefonların olmadığı 90'lar… Belki de çocukların "çocuk" olduğu, "çocuk gibi" oynadığı son yıllar… Küçükçekmece'nin küçük bir mahallesinde kendisine idol olarak gördüğü "mahallenin reyisi" İsmet'in gözüne, dahası çetesine girmek için bin bir takla atan Selçuk'un, bu uğurda iki arkadaşıyla birlikte çete kurup mahallenin alt…
8/10
Yazar: selçuk aydemir
Tabletlerin, akıllı telefonların olmadığı 90'lar… Belki de çocukların "çocuk" olduğu, "çocuk gibi" oynadığı son yıllar… Küçükçekmece'nin küçük bir mahallesinde kendisine idol olarak gördüğü "mahallenin reyisi" İsmet'in gözüne, dahası çetesine girmek için bin bir takla atan Selçuk'un, bu uğurda iki arkadaşıyla birlikte çete kurup mahallenin alt…

Yazar: ısabel allende
Alma’yla Ichimei’ye göre bitmek bilmeyen bir süre boyunca, karşılıklı gönderilen bu mektuplar o gizli buluşmaların yerini almıştı. Alma’nınkiler, ayrılık yüzünden acı çeken bir kadının samimi ve kederli mektuplarıydı; Ichimei’nin mektuplarıysa durgun ve billur, berrak bir su gibiydi, ama paylaştıkları o tutkulu aşk satır aralarında yürek gibi çarpıyordu. Bu mektuplar Alma’ya Ichimei’nin o zarif i…
10/10
Yazar: ısabel allende
Alma’yla Ichimei’ye göre bitmek bilmeyen bir süre boyunca, karşılıklı gönderilen bu mektuplar o gizli buluşmaların yerini almıştı. Alma’nınkiler, ayrılık yüzünden acı çeken bir kadının samimi ve kederli mektuplarıydı; Ichimei’nin mektuplarıysa durgun ve billur, berrak bir su gibiydi, ama paylaştıkları o tutkulu aşk satır aralarında yürek gibi çarpıyordu. Bu mektuplar Alma’ya Ichimei’nin o zarif i…

Yazar: karim miske
Suşi, kebap, bir sahaf ve bir bar: Paris'in kozmopolit bir mahallesi. Farklı kültürlerden, farklı dinlerden insanlar yan yana yaşar, ibadet eder, âşık olurlar. Sürekli melankolik hayaller kuran ve sürekli polisiye kitaplar okuyan Ahmed küçük apartman dairesinin balkonundan bulutları seyreder, yükselir, uçar: Dağlar, kayalar, denizler, atalarının toprakları. Aniden üst kat komşusu Laura'…


Yazar: junichiro tanizaki
Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako’dan bir mektup alır. Yuvası dağıldıktan sonra “kırık bir çanak” bile almayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo’nun deliler gibi sevdiği kedisi Lili’yi.İlk bakışta, masum bir istektir elbette bu. Ne var ki Lili -tüm kediler gibi- girdiği hayatların en olmadık yerlerine kıvrı…


Yazar: engin barış kalkan
“Siz burada duracaksınız küçükhanım,” diyor Harun Bey. “Evinizin balkonu. Narin ciğerlerini akşam serinliğiyle dolduran bir Roxane’siniz artık.” Ne olduğunu anlayamayan damat, gelinin yanına doğru hareketlenecek oluyor, Harun Bey bırakmıyor. Çehresi sert. “Sen kenarda duracaksın Christian. Tek yapman gereken söyleyeceklerimi tekrarlamak. Bu kadarını becerebilirsin herhalde.” Geçmişin bulanıklığı,…
8/10
Yazar: engin barış kalkan
“Siz burada duracaksınız küçükhanım,” diyor Harun Bey. “Evinizin balkonu. Narin ciğerlerini akşam serinliğiyle dolduran bir Roxane’siniz artık.” Ne olduğunu anlayamayan damat, gelinin yanına doğru hareketlenecek oluyor, Harun Bey bırakmıyor. Çehresi sert. “Sen kenarda duracaksın Christian. Tek yapman gereken söyleyeceklerimi tekrarlamak. Bu kadarını becerebilirsin herhalde.” Geçmişin bulanıklığı,…

Yazar: derya koptekin
“Dışarıdan ve yukarıdan bir bakışın ‘mutlak aşağı’ olarak gördüğü Çingenelerin de Bourdieu’nün deyişiyle ‘egemenlerin gırtlağıyla konuştuklarını’ ve kendilerinin en aşağısına yerleştirildiği hiyerarşide daha da aşağı konumlar tarif ettiklerini görüyoruz. Medyatik ve güya romantik bakışın ürettiği ‘Roman’ imgesini sahiplenenlerin ‘Çingeneleri’ –muğlak ve kararsız bir şekilde de olsa– kendilerinde…


Yazar: laura esquivel
Çok beğenseler de, yemek için can atsalar da genellikle insanlar çok açgözlü görünmemek ve son lokmayı diğerlerine bırakmış olmak düşüncesiyle tabaktaki son biberi almaya cesaret edemezlerdi. Böylece, içinde narın serinliğini, acitron'un tadını, biberin acısını, cevizin yararlarını, akla gelmeyecek pek çok lezzeti barındıran bu harika biber el sürülmeden servis tabağında kalırdı. Aşkın tüm s…
10/10
Yazar: laura esquivel
Çok beğenseler de, yemek için can atsalar da genellikle insanlar çok açgözlü görünmemek ve son lokmayı diğerlerine bırakmış olmak düşüncesiyle tabaktaki son biberi almaya cesaret edemezlerdi. Böylece, içinde narın serinliğini, acitron'un tadını, biberin acısını, cevizin yararlarını, akla gelmeyecek pek çok lezzeti barındıran bu harika biber el sürülmeden servis tabağında kalırdı. Aşkın tüm s…

Yazar: armağan tunaboylu
“Gülmem onu sinirlendirdi. İki adımda yanıma gelip yakama yapıştı: ‘Resimleri nereye sakladın?’ İlk defa yüzlerimiz bu kadar birbirine yakındı, şimdi öpsem ne yapardı? Sonra gözümü göğsüne kaydırdım, işte burada gördüklerimle daha çabuk hipnotize olurdum. Tam da oluyordum, salonun kapısında gürültüler oldu. Asım Ağbi ve Nihat içeri girmişti. ‘Hayır bilmiyoruz, yumurtla bakalım gerisini’ dedi Asım…
7/10
Yazar: armağan tunaboylu
“Gülmem onu sinirlendirdi. İki adımda yanıma gelip yakama yapıştı: ‘Resimleri nereye sakladın?’ İlk defa yüzlerimiz bu kadar birbirine yakındı, şimdi öpsem ne yapardı? Sonra gözümü göğsüne kaydırdım, işte burada gördüklerimle daha çabuk hipnotize olurdum. Tam da oluyordum, salonun kapısında gürültüler oldu. Asım Ağbi ve Nihat içeri girmişti. ‘Hayır bilmiyoruz, yumurtla bakalım gerisini’ dedi Asım…

Yazar: john. j. ross
Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı... Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri yapıtlarına nasıl yansıdı? Shakespeare frengiden mi mustaripti? Peki antibiyotiğin bilinmediği bir çağda nasıl tedavi ediliyordu? Oyunlarında ve şiirlerinde cinselliğe göndermelerin bunca çok olması, üstelik yaşamının sonlarına do…
4/10
Yazar: john. j. ross
Jack London’ın inişli çıkışlı hayatı, Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, Joyce’un sayısız göz ameliyatı... Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri yapıtlarına nasıl yansıdı? Shakespeare frengiden mi mustaripti? Peki antibiyotiğin bilinmediği bir çağda nasıl tedavi ediliyordu? Oyunlarında ve şiirlerinde cinselliğe göndermelerin bunca çok olması, üstelik yaşamının sonlarına do…

Yazar: haruki murakami
Sen benim bir parçamsın... Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de. Japonya’dan bir Yunan adasına uzanan, üç kişiyi birbirine kenetleyen…

