sonbahar
@sonbahar

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Duygusal Zeka
8/1025.09.2016

Baskı: Duygusal Zeka

okuyun. eğer ki insanlarla bir arada olduğunuz bir mesleğiniz/işiniz varsa hele ki eğitimciyseniz kesinlikle okuyun.

Baskı: Puslu Kıtalar Atlası

bünyamin, uzun ihsan efendi, büyük efendi... karakterler oldukça ilgi çekici fakat kitabın dili karmaşık geldi. yazarın, kitabında osmanlı figürleri kullanmak istemesinden kaynaklıydı sanırım bu. anlaşılmaz kelimeler, sıfatlar, betimlemeler yüzünden kimi zaman olayı kaçırdığım oldu. aynı paragrafı defalarca okuduğum oldu. eğer fantastik tür seviyorsanız bu kitabı da seveceksiniz. ama benim gibi fantastik türden uzak duruyorsanız bu kitap size göre değil.

Zorba
5/1026.08.2015

Baskı: Zorba

se ve me dim.

Baskı: Kayıp Hayaller Kitabı

sırf dili için bile okunması gereken bir roman.

Baskı: Hayatta Kalma Güncesi

nobelli yazarları anlamak zor mu bilmiyorum fakat bağlanmak gerçekten zor. doris lessing'i ilk defa okudum. hayatta kalma güncesi'nin basit bir dili var evet fakat akıcı değil. zaman zaman konu nerdeydi ne oldu gerginliği yaşayabiliyorsunuz. hele kitaptaki *duvar mevzusu çok da anlaşılır kılınmamış. onun dışında kaos içindeki toplumun daha doğrusu gençlerin yaşayışları, gelgit halleri güzel yansıtılmış.kitaptan bana geriye kalan tek şey; ergenlikten kadınlığa geçen Emily'nin psikolojik durumunu anlamaya çalışmaktan duyduğum keyif oldu.

Aşkın Halleri
8/1031.03.2015

Baskı: Aşkın Halleri

günümüz ilişkilerini betimleyici ve açıklayıcı bakış açısıyla değerlendiren, yer yer " yok daha neler" dedirten bir kitap. ilişkilere baktığınız pencerenizi genişletmek için okumalısınız.

Fi
8/1017.02.2015

Baskı: Fi

ilgi çekici bir kitap. konusuna ve içeriğine göz gezdirince ilk düşüncem ne kadar fos görünüyor demek oldu. ama kapağı, arka tanıtım yazısı ve hakkında söylenenler ilgi çekici olduğu için okuyayım dedim. kitap, gerilimli romantik bir film izliyo tadı veriyor. azra kohen yarattığı karakterleri çok güzel oturtmayı başarmış. ve her bi bölümden sonra acaba ben o karakter olsaydım ne yapardım nasıl tepki verirdim demeden geçemedim. kitabı elinize alınca bi oturuşta en az 50 sayfa akıp gidiyor. 100-150 sayfa okuduğunuzda biraz daha biraz daha diye direnirken gözlerinizin isyanıyla kitabı bırakmak zorunda kalıyorusunuz. fakat bıraktığınız an kafanızdaki düşünceler bastırıyo. acaba Can Manay duruyla konuşabilecek mi acaba Özge aradıklarını bulabilecek mi, istediği amacı gerçekleştirebilecek mi. acaba Duru yine hangi sinir bozucu repliklerle karşıma çıkacak diye yine tüm günü kitap karakterleriyle geçirmiş oluyorsunuz. hele kitabın sonlarına doğru Can Manay'ın içsel dünyasına sızdığınızı hissedip bingo! seni yakaladım Can Manay. nasıl biri olduğunu keşfettim! diye sevinmeye başladım. o derece içime işledi kitaptaki kurgu ve karakterler. kitap bitince mutlu son hissine kapılmıyosunuz. kötü son hissine de kapılmıyosunuz. sanki gerilimli bir film reklam arasına girmiş hissi oluyor içinizde. biraz da Azra Kohen'in pazarlamacılığına kızıyorsunuz. çünkü fi'de anlatılan hiç bir düğüm yine Fi'de çözüme ulaşmadan kitap bitmiş oluyor, onca sayfa sayısına rağmen.. içeriği görmek istiyorsanız linke tıklayın gibi. linke ulaşmak için üye olun der gibi. kitaptaki bütün düğüme ulaşmak için Çi'yi alın.. kitapta beni rahatsız eden nokta; bölüm sonlarında, kitabın devamı hakkında ilgi uyandırmaya çalışmak için kurduğu ve bunu yaparken de gözümüze soktuğu cümleler oldu. bu tarz ipuçları yerine, akışa sindirip devamında okuyucunun keşfetmesinin sağlasaymış daha heyecan verici olurmuş belki. örneğin sayfa 68deki "... Bir gün, yaşamının,bir daha suratını görmemek üzere hayatından çıkarırcasına arabasından indirdiği bu kıza bağlı olacağını biri ona söylese dalga geçerdi..." gibi ya da yine syf 68 de "... Kızın arkasından bakarken bir gün bu kızın çok ünlü olacağına bahse girebilirdi, tabii kızı kendisinin ünlü edeceğini hiç düşünmemeşti." gibi. bu tarz ipucu cümlelerini çokça kullanması beni rahatsız etti. Fakat daha da rahatsızlık veren, hatta sinir bozucu olan bir cümlesi vardı. okurken resmen kalakaldım. ne akışa ne de yazara yakıştırdım böylesi bir kelimeyi. "Adam ibne değildi, daha da kötüsüydü, kadınları çekici bulan kadınsı bir adamdı sadece" diyor syf 93 te. ibne kelimesi gerçekten çok kaba geldi.hele bir de ibnelik kötü, daha da kötüsü var anlamı vermiş bu cümlesinde. onun dışında cümleler, akış güzel. okunası bir kitap.

Siyah Süt
1/1006.02.2015

Baskı: Siyah Süt

1 yildizi bile haketmiyor aslinda.okumayin,zamaninizi öldurmeyin.

Melekler Zamanı
5/1027.01.2015

Baskı: Melekler Zamanı

gereksiz uzatılmış bir roman. karakterlerin kusursuz olarak anlatılması nedense itici geldi Nesil über güzellikte, müthiş iyi,her imkana sahip bir kadın. keza barlas da aynı şekilde.. öyle bir anlatmış ki barlas a aşık olmamak elde değil. herşeyin mükemmel olduğu insanların mükemmel aşkları yazıldığında insan ne yazık ki şunu düşünüyor: böylesine kusursuz aşklar sadece kusursuz insanların yaşayacağı türden birşey mi acaba? karakterler biraz daha gerçekçi çizilseydi kendimizi tamamen romanın içinde hissedebilirdik. ha bir de o anlamsız betimlemeler.. kitabın bu kadar kalın olmasına bakmayın en az 100 sayfa atlamışımdır betimlemelerin sıkıcılığı yüzünden. okumasam da olurmuş dediğim romanlardan.

Madam Bovary
9/1027.01.2015

Baskı: Madam Bovary

realist roman türünün klasiğidir. lise döneminde okumuş ve beğenmiştim.

Kuyucaklı Yusuf
10/1027.01.2015

Baskı: Kuyucaklı Yusuf

2. hatta 3. defa okumayı düşündüğüm bir başyapıt.

Kumral Ada Mavi Tuna
5/1027.01.2015

Baskı: Kumral Ada Mavi Tuna

ününü haketmediğini düşündüğüm kitap. tunanın adaya olan aşkına hayran kaldım fakat bir o kadar da sinir bozucu geldi. adanın aşırı havai ve züppe karakterine karşın tunanın ezik ve sinik tavrı gerçekten çok sinir bozucuydu. hele o iç savaşın kaos ortamı.. sabırlı bir okuyucu olmama rağmen sayfaları atlayarak geçtim. bu kitabın bana olan etkisi: artık nerede görsem o üzerinde esmer güzel kadının olduğu kahverengi kaplı Mabel sakızını, almadan duramıyorum.

Baskı: Korkma İnsancık Korkma

ilk defa bir kitabı tanımlamak bu kadar zor geliyor. okurken hep şu ruh halindeydim " böyle aşk olur mu. bu çocuğun derin psikolojik sorunları var. içindeki anne sevgisi eksikliğini yansıtma yaparak bastırıyor ve buna aşk diyor. olmaz olsun böyle aşk! ya sen Eleni, sen nasıl bir kadınsın!" hatta karakterlere ve turgut özakman'a olan kızgınlığımdan kitabı yarıda bırakacaktım.ta ki okuduğum satırlar gözlerimi doldurana kadar. evet dedim bu gerçek aşk. zaten aşk kendi içinde delilik değil mi çılgınlık değil mi? aşkın içinde mantık aranır mı hiç? evet bu düpedüz aşk dedim. turgut özakman öyle güzel çizmiş ki o ince çizgiyi.. aynı konu aynı olaylar başka bir yazarın elinde nasıl anlatılabilirdi/anlatılmazdı bunu düşünmeden geçemedim.turgut özakman gerçekten çok büyük bir yazar. ruhu şaadolsun. okuyun bu kitabı ve en başta oluşan yargılarınızın nasıl da kırıldığını kendi gözlerinizle görün.

Kişilikler
6/1027.01.2015

Baskı: Kişilikler

kaan arslanoğlunun psikiyatrist kimliğine dayanarak almıştım bu kitabı. herhalde psikolojik bir roman diye düşünmüştüm.biraz yanılmışım. karakterler çok karmaşık geldi okurken.karakterlere başlıklar açmasına rağmen karışık geldi. kim kimdi kimin neyiydi... karakterlerin iç konuşmaları hoştu ama şimdi kitabı düşündüğümde çok da birşey katmadığını farkediyorum.

Kinyas ve Kayra
10/1027.01.2015

Baskı: Kinyas ve Kayra

hakan günday bunu hep yapıyor. kitabı bittikten sonra sanki siz kitaptaki karakterlerden biri olmuşsunuz ve hayat bütün debdebesiyle üzerinize oturmuş.her seferinde de hayretler içinde kalırsınız ne ara değişti ruh halim diye. hakan günday'ı depresyondayken okumayın, karamsarken okumayın,isyan ederken okumayın. sadece sağlam bi ruh haliniz varken okuyun.

Baskı: Kayıp Gül (Kayıp Gül, #1)

yıllar önce okumuştum ve o zamanlar begendiğimi hatırlıyorum.

Kahrolsun Dostoyevski
9/1027.01.2015

Baskı: Kahrolsun Dostoyevski

afganistanın gizemli topraklarında gerçekleşen bir cinayet ve zanlının iç çatışmalarını konu alan bir kitap. cesetin ortadan kaybolması ve sonrasında gelişen olaylar çok havada kalmış ve hiçbir sonuca bağlanmamış. kitap bittiğinde yazarın dilinden etkileniyorsunuz fakat ee nerde ceset, ne oldu şimdi sonuç ne diyorsunuz. yine de okunası bir roman.

İstanbul Hatırası
9/1027.01.2015

Baskı: İstanbul Hatırası

okuduğum 4 Ahmet Ümit kitapları arasında ( bab-ı esrar,beyoğlu rapsodisi,beyoğlu'nun en güzel abisi, istanbul hatırsı) konunun işlenişi ve akışı bakımından en güzeli buydu. okumanızı öneririm.

İnsan Olmak
7/1027.01.2015

Baskı: İnsan Olmak

psikoloji ve danışmanlık hakkında ana hatlar çizmek istemiş Engin Geçtan. davranış ve tutumları yüzeysel olarak ele almış, nedenleri ve nasılları konusunda bir inceleme sunmamış.

Değişim
9/1027.01.2015

Baskı: Dönüşüm

sırf hocamız ders için sorumlu tuttu diye okumuştum. okuduğumda da gram birşey anlamamıştım. hatta hocaya kızmıstım nerde anlamsız nerde saçma kitap var onu bulmuş diye. sonra bir baktım sürekli karşıma çıkıyor bu kitap. şöyle güzel böyle anlamlı gibi gibi sürekli övgüyle bahsediliyor. okuyanların yorumlarını okuduktan sonra kitapta okuduklarımı ve anlamsız bulduklarımı düşünmeye başladım. tekrar okumadım kitabı ama kafası sonradan geldi. aslında hiç de anlamsız bir kitap değilmiş, insanın sosyal böcekleşmesini nasıl da ironiyle anlatmış. kıymetini bilemedim kafka affet :)

Kabil
10/1026.01.2015

Baskı: Kabil

müthiş ! tek kelimeyle müthiş bir kitap. insanlığın ve insanın aslını sorgulatıyor ve bunu öyle güzel bir incelikle yapıyor ki kendinizi Kabil gibi hissetmekten alıkoyamıyorsunuz. okuyun, okutun.

Baskı: Genç Werther'in Acıları

aşıksanız ve aşk acısı çekiyorsanız okumayın. yaşamımın en buhranlı döneminde okumuştum ve beni çok etkilemişti.

Elif
3/1025.01.2015

Baskı: Elif

sırf ismimin bir kitapta yazılmış olması hoşuma gittiğinden almıştım. maalesef başarılı denilemeyecek bir kitap.

Bukre
1/1025.01.2015

Baskı: Bukre

okuduğuna pişman eden kitaplardan.

ÖncekiSayfa 1 / 2Sonraki