Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Erebos
açıkçası çok begendim, sil sade olay örgüsü çok güzel oluşurulmuş konu sıradışı ve özgün, beklediğimden çok daha iyiydi, hemde bu tarz oyunları sevmeyen biri olarak bunları yazıyorum...
Baskı: Köpek Düşleri (Wolfe Brothers #1)
dil sade zusak gene esprili bir dil kullanmış ama "hiç kimse sıradan değildir" ve "kitap hırsızı" ndan sonra hayal kırıklığına uğradım, beklentim çok daha büyüktü...
Baskı: Yabancı
neden kaynaklandığını bilemiyorum ama dostoyevski hariç okuduğum klasiklerden tat alamıyorum, ısrarla farklı yazarlar okuyorum ama olmuyor, sanırım artık kabul etmeliyim klasikler bana göre değil...
Baskı: Sapphique (Incarceron, #2)
eglenceliydi, özellikle karakterler çok güzel yaratılmıştı ( keiro, güzel insan, özleteceksin kendini ), genel olarak iyi bir seriydi keşke 3 kitap olsaydı...
Baskı: Incarceron (Incarceron, #1)
pek fazla fantastik okuyan biri değilim ama bu kitabı beğendim, gözünden su fıskırtan dilini burnuna değdiren acayip güçlü kahramanlar yok bu kitapta belki de o yüzden sevdim, kurgusu güzel her an şaşırtıcı ve farklı şeyler olabiliyor kitapta, dili sade okuması kolay bir kitap...
Baskı: Aylak Adam
bu kitap içimi kararttı... yazar karakteri o kadar güzel tasvir etmiş, o kadar hislerini iyi yansıtmış ki, bir an "c" gibi oldum... bu kitap içimi kararttı ancak bunu çok başarılı bir şekilde kurgulanıp yazılmasıyla yaptı...
Baskı: Kaiken
ilk 60-70 sayfasından sonra kitap sizi içine çekiyor, macera ve gerilim üst düzeydeydi ve tabi ki grange kitaplarında olan beklenmedik son, grange kitaplarını seviyorum...
Baskı: Satranç
kötü mü değil, yazıldığı dönem itibariyle ilgi çekici, kurgusu güzel, iyi mi abartıldığı kadar tatmin etmedi beni, muallakta kaldığım bir kitap oldu...
Baskı: Cehennem (Robert Langdon, #4)
tipik brown romanıydı, kitabın ilk sayfalarından itibaren bol tarih bol hareket vardı...
Baskı: Sırça Köşk
öyküleri ve masalları sevdim, S.Ali dili kitapta kendini belli ediyor, 40 ların sonunda yazılmış öyküler ancak sanki içinde bulunduğumuz zamanda yazılmış gibi, ya yazar zamanlarüstü bir hayalgücü ve beceriye sahip ya da 60-70 yıldır Türkiye'nin problemleri benzer...
Baskı: Anne Kalbi
dil sade ve akıcı, konu güzel, sonu tahmin edilebilir ama güzel, genel olarak başarılı...
Baskı: İçeriden Ölmek
özgün bir konu, ilk 80-100 sayfa müthiş ancak daha sonra kitap duraksıyor bence, daha iyi olabilirdi...
Baskı: Gir Kanıma
konu, konuyu işleyiş vasattı yazarın dili mi daha kötüydü yoksa çeviri mi çözemedim...
Baskı: Ruhi Mücerret
ilk kez murat menteş okudum, türk yazarlara karşı içimde hep bir ''acaba !'' vardı ancak ruhi mücerretle murat menteş bunu kırdı... özellikle, kurduğu cümleler müthiş, hikaye güzel ve anlamlı... ben çok beğendim...en kısa zamanda diğer menteş kitaplarınıda okumak istiyorum...
Baskı: Suç II : Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler
yaşanmış olaylar olması entresan tabi ama beni çekmedi çoğu... ''anahtar'' adlı öykü süperdi =) ...
Baskı: Zorba
klasikler hakkında kötü yorum yapmayı doğru bulmuyorum o yüzden sadece bana hitap etmediğini söylemem gerek...
Baskı: Gözlerini Sımsıkı Kapat (Dave Gurney, #2)
kurgusu çok iyi olmakla beraber, kitabın sonunu kitabın ortalarından itibaren tahmin etmek çok güç değil...
Baskı: Tavan Arasındaki Buda
akıcı ve sade bir dil, konu da ilginç ama ne olduğunu bilemediğim bir şey eksik, japonların ve türklerin birbirine bazı konularda benzediğini hissettiğim bir kitaptı...
Baskı: Sürücü
açıkçası sıkıcıydı, bol bol gereksiz flashback, gereksiz ve nerden çıktığı ve birden nasıl öldüğü belirsiz karakter doluydu, konuyu bir başından bir sonundan bir ortasından rasgele işlemiş, benim hoşuma gitmedi...
Baskı: Buz Gibi Soğuk (Rizzoli & Isles, #8)
kurgu, konu ve anlatım çok iyiydi, tess'in rizzoli-isles serisi okuduğum en iyi serilerden...