Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Parbat Dağının Esrarı
Hayal gücümü borçlu olduğum, aynı zamanda bana bilim kurgu kavramını öğretmiş kitap.
Baskı: Tuna'dan Uçan Kuş
Osmanlı'ya merakımı borçlu olduğum kitap, o zamana kadar Osmanlı'yı festen ve mehter marşından ibaret sanan bir çocuk için büyük bir hazine.
Baskı: Ölü Ozanlar Derneği
Oh captain! My captain! diyerekten bir hafta dolaşmışlığım var, etkileyici.
Baskı: Genç Werther'in Acıları
Okumak istediğim ama Vadideki Zambak benzetmeleri nedeniyle ertelediğim kitap. Ama hep merak etmiştimdir, Werther bu genç yaşında niye acı çekiyor.. :D
Baskı: Faust
Bu kitabı dil ve anlatım ya da edebiyat dersinde bir nedenden dolayı ezberlemiştik ama neden olduğunu hatırlamıyorum (kahretsin ezberci eğitim), yine de merak uyandırıcı buldum, fırsat bulursam okumak isterim, belki de istemem duruma bağlı.
Baskı: Aşk
Harflerden bir saray yaptım kendime. Koridorları aşk, duvarları aşk, taht odası aşk...Sufi olmayana pek karmaşık görünür dünya. Çok şahıslı, sürtüşmeli ve tartışmalı... Halbuki bunca tartışma tek bir kelimede saklı. kelime harfte saklı. Harf noktada saklı. B'nin altındaki noktada... Bu şuurla bizler gece gündüz semah ederiz.
Baskı: Trainspotting
Sanırım Johnny Lee Miller'ın aynı isimli bir filmi vardı, acaba bu kitabın uyarlamasımı bilemedim şimdi. Okunulası diyerekten işaretliyorum.
Baskı: Yüzük Kardeşliği (Yüzüklerin Efendisi, #1)
Okuyacak olgunluğa erişmediğimi düşündüm.
Baskı: Rüzgar Gibi Geçti
Scarlett tam bir aptal. Kendisini zeki sanıyor ve erkekleri kontrol edip onlara istediklerini yaptırmayı düşünüyor ya hani, yok öyle bir dünya -en azından Rhett'in içinde bulunduğu bir dünya-. Bütün kitabı Scalett'a sinir olup, Rhett'i nasıl kitaptan çıkarabilirim diye düşünmekle geçirdim. Rhett-Scarlett atışmalarının da harika yazılmış olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Her cümlesinde bir alay, her ifadesinde bir sırıtış olabilir mi insanın? Evet oluyormuş demek. Clark Gable'ın da hakkını vermek gerek, mükemmel bir iş çıkarmış. Üstelik ondan başkasını da Rhett için düşünemiyorum. Gerçekten müthiş bir adam; vurguncu, çapkın, alçak, sahtekar, düzenbaz, oportünist olmasını saymazsak. Ama tabi kendisinin de söylediği gibi bu serserilik onca Güneyli beyefendi -sözüm kesinlikle Ashley Wilkes'a değil, lakin o bir beyefendi olamaz, biliyorum bende bir leydi değilim. :D- arasında ona bir farklılık katıyor. Çok gamsız ve umursamaz bir insan aynı zamanda ve gayet açıksözlü, bu yüzden de kötü şöhrete sahip zaten. Scarlett ise bütün kitap boyunca Ashley Ashley deyip son son günün sabahında Melly'nin ölmesiyle tüm gemileri yakıp Rhett'in kollarına atlamış olsa da artık geç diyebiliriz. Ama bence de yarın yepyeni bir gün belki Tara'ya dönüp o muhteşem kızıl topraktan güç alıp Rhett'i ikna edebilir.. :D Bekleyelim ve ümit edelim. Söylemeden geçemeyeceğim bu Margaret Mitchell'ın tek kitabıyla olmakla birlikte bir de ölmeden önce yarım kalmış bir kitabı olduğu rivayet edilir, belki hiçbir şey için geç kalınmamıştır, öyle umuyorum.. :D Ashley' e söylemek istediğim bir çok şey var ama Melly'e olan saygımdan ötürü susacağım.. :D Dadı'yı da seviyorum. :D