
Puanlar ve değerlendirmeler
Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.
Baskı: Usta ile Margarita (Çizgi Roman)
Bana biraz kopuk geldi, çizgi romana uyarlamada sıkıntı çekmişler sanki. Ama romanın enfes olduğundan eminim.
Baskı: Bilimsel Gaflar - Doğruya Giden Eğri Yolda Serüvenler
Baskı: İt Kopuk Takımı
Belki elimde bu kadar süründüğünden, sündüğünden keyif alamadım belki kitap gerçekten kötüydü. Bilemedim. Ama övgülere bakılırsa kötü olmamalı mantıken. Oradan buradan fırtan bir sürü insan vardı kitapta ve yaşamları küçücük bir noktada kesişiyordu. Bu kesişim noktası sebebiyle ister istemez onların dünyasına da kafamızı uzatıyorduk ama bence biraz eksikti. Ne bileyim ne birinin deliliği ne ötekinin intiharı beni etkilemedi, kalbime dokunmadı. Belki de beni kendisine çeken bir kitap olmadığı için bu kadar uzun sürdü, bilemedim ama, son sayfayı çevirdiğimde elimde kalan aman aman bir şey yoktu.
Baskı: Tutulma (Alacakaranlık, #3)
Şu ana dek, serinin en yavaş ilerleyen kitabı oldu benim için.
Baskı: Dost Mektupları
Engin Cezzar'ı feci halde kıskanıyorum. Benim hayranlık duyduğum, karşıma çıksa kekelemeden konuşamayacağım hatta belki hiç konuşamayacağım adama "piç kurusu" diye hitap edecek kadar yakın olmuş biri... Ah, dünya adletsiz.
Baskı: Yeniay (Alacakaranlık, #2)
İlk kitaba nazaran daha iyiydi sanki... Ama çok ruh bunaltıcıydı allahım! Bella'yla birlikte benim de içim oyuldu!
Baskı: Alacakaranlık (Alacakaranlık, #1)
Kitabı okumadıysanız yorumu okumanız tavsiye edilmez. "Kitaba tam kaptırıyorum kendimi, tam içimden diyorum ki, "İşte, oldu. Güzel ya, seveceğim! Öyargı yok! Bak önyargı olmayınca ne güzel okunuyormuş, öyle de kötü değilmiş!" birden bir diyalog geçiyor ikisinin arasında vıcık vıcık sinir oluyorum. Sonra, bir insanın ayakları hiç mi yere basmaz? Basmadı! Bella'nın ayakları yere basmadı! Bir sırt çantasıymış gibi sırtlarda, bir karpuzmuş gibi kucakta... Yahu iki ayağın var, kullansana! Adam güçlü, kuvvetli tamam ama bir de "kendi işimi kendim görürüm" mantığı olur insanda! Bella'da yoktu... Sonra, kitapta Edward'ın vücudu bir soğuk ve sert tasvir ediliyor bir "Bella'nın Edward'ın yumuşacık elinden tuttuğu" söyleniyor... Umarım yazar ilerleyen kitaplarda vampirlerin sert mi yumuşak mı olduğuna karar vermiştir... Bir de şu güneş ışığı olayına gelelim. Tamam Stephenie, sarımsağı, haç'ı, tabutu, gümüşe dokununca tutuşmayı bir köşeye attın, ses etmedik. Tamam batıl inanç olsun onlar... Tamam yani koskoca vampiri sarımsakla soğanla korkutmak bence de gülünç ama bu kadar da olmaz ki yahu! Bunca senenin korku saçan, filmlere kitaplara konu olan yaratığını "disko topu"na çevirdin! Vampir olsam önce senden bunun intikamını alır sonra kalbime kazık çakarak intihar ederdim! " Söyleyeceklerim bunlar.
Baskı: Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
Afallatıcı, müthiş bir kitaptı.
Baskı: Hollywood Kızları
Hollywood, güzellik, hiç bilmediğim giysi, ayakkabı ve çanta markaları ve su gibi harcanan para bana oldukça uzak, belirtmeme gerek yok sanırım. Zaman zaman "Bu kadar param olsaydı da böyle bir yaşamım olmazdı benim. Olur muydu?" diye düşünmeden edemem. Yine düşündüm ama yoo sanmıyorum. O kadar markanın ismini öğrenmek bile ölüm bence. Ben yine bir kot bir tişörtle yaşıyor olurdum. Kitap, nasıl desem, tipik Amerikan gençlik filmleri gibiydi işte. Konuşmalar birer film repliği gibiydi. Dili basitti, sadeydi. Başlarda biraz durağan gelse de sonra akıp gitti. Sanırım kızın iki erkek arasında kalması veya tam tersi, erkeğin iki kız arasında kalması bestseller'ların ortak paydası. Bunun bu kadar çok tekrarlanması (dizilerde, filmlerde, kitaplarda vs.) bazen sinirimi bozuyor. Böyle bir sıradanlıkla karşılaşmamak isterdim tabii ama dediğim gibi, artık kural olmuş sanırım. Kitaba bayıldım mı? Hayır bayılmadım. Zaten benim bayılabileceğim bir kitap değildi, özellikle bu sene Saramago'yla, Trevanian'la tanıştığım gerçeğini göz önünde bulundurursak imkan dahilinde bile değildi. Sevdim mi? Neden olmasın. Ama yine dediğim gibi size şiddetle tavsiye etmemi sağlayacak bir şeyler yoktu içinde. Klasik, ailevi sorunları olan zenginler ve birbirlerinin kuyusunu kazma hobileri. Benim yaptığım gibi, boşta kalmayayım diye okuyacaksanız olabilir. Ama bir beklentiye girmenizi salık veremem, bu yalancılık olur.
Baskı: Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer
Sürprizli şaşırtmalı bir kitaptı diyebilirim sanırım.
Baskı: Açlık Oyunları (Açlık Oyunları, #1)
Sartan'a Peeta ile ilgili olarak katılmakla birlikte, akıcı oluşu seriyi benim için okunası kıldı. Aralara serpiştirerek, sıkıldıkça, çerez niyetine tamamlamak niyetindeyim.