mavi detay
@mavi detay

Puanlar ve değerlendirmeler

Bu okurun kitap puanları ve yazılı değerlendirmeleri.

Baskı: Sokrates'in Savunması

...Cünkü kötülük,ölümden daha hızlı koşar..

Nutuk (Söylev)
10/1023.11.2015

Baskı: Nutuk

Baskı: Paraşütçü Tipi Emniyet Kemeri

Geciken bir yorum; Sevgili arkadaşım ‘Halil İbrahim Çelimli’nin 2.kitabı “Paraşütçü Tipi Emniyet Kemeri"ni okumaya başladığımda okuduğum nice tanınmış yazarın romanından çok daha ince tasarlanmış yazı kurgusuna hayran kaldığımı söylemeliyim.. Bir yazarın, bir kitap yazarken, çok yönlü düşünebilme ve yeri geldiğinde kendi düşüncesinden sıyrılarak farklı görüşlere de hakim olmasının ne kadar gerekli olduğunu gördüm ve onu bir kez daha tanıdığım için gülümseyerek övündüm… İlk kitabı “Üç Yüz Adam Saat” kitabını henüz okumasam da kitaplığımın en güzel köşesinde yerini aldı. Paraşütçü Tipi Emniyet Kemeri, kapitalizmi çok güzel bir kurgu içerisinde anlatıyor. Kitapta ilgimi çeken bazı detaylar var; • 12 Eylül öncesi yaşanan sağ sol çatışmalarını kitabın kurgusunu bozmadan ara ara incelikle işlemesi oldukça başarılı. Bunun günümüze kadar yansımalarını görebiliyoruz kitabın sonuna kadar. • Her yazar gibi kitabın karakterlerinden birinde yazarın kendi ruhunu görmek mümkün. Aslında kitabın tamamında bu yansıma kaçınılmaz ancak bazı yerlerde yazarın kendi iç dünyasından yoğun sahneler görmek mümkün. Ki bazı yerleri yazarken gülümsediğine de eminim.. • Kurguda kişilikleri çok güzel birleştirmiş. Bunu yazabilecek birinin, çok karakterli düşünebilme becerisine, her birini ayrı ayrı konuşturabilme ve tartıştırabilme becerisine sahip olması sıradan bir bakış açısından daha yukarıda olması tartışılmaz bir gerçek. • Kitabın bir bölümünde karşılaşan Yunus Emre ve Lenin karakterleri şaşırtıcı. Sosyalizm ve tasavvufun aynı karede konuşabilmesi de her bir fikre hem hakim olmayı gerektiriyor hem bunu bir araya getirecek bir büyük hayal gücü.. Başarılı… Türkiye’de 12 eylül sonrası yaşanan gergin hava içerisinde, işçi sınıfının sorunlarını, kapitalizmin darbesini çok güzel anlatıyor. Edebi anlamda, kurgusal anlamda ve karakterlerin oturması anlamında oldukça başarılı bir kitap.. Ve özetle; Kitabın girişinde Can Yücel’in “Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur… Küfür işçi sınıfının ağzında bir çiçektir.. sözünü bir kez daha destekliyor.. ÖZETLE: OKUYUNUZ!! Ellerine sağlık Sevgili Halil İbrahim Çelimli… Geciken bir yorum; Sevgili arkadaşım ‘Halil İbrahim Çelimli’nin 2.kitabı “Paraşütçü Tipi Emniyet Kemeri” ni okumaya başladığımda okuduğum nice tanınmış yazarın romanından çok daha ince tasarlanmış yazı kurgusuna hayran kaldığımı söylemeliyim.. Bir yazarın, bir kitap yazarken, çok yönlü düşünebilmesinin, farklı görüşlere hâkim olmasının, yeri geldiğinde kendi düşüncesinden sıyrılabilmesinin ne kadar gerekli olduğunu gördüm ve bir kez daha, onu tanıdığım için gülümseyerek övündüm… İlk kitabı “Üç Yüz Adam Saat” kitabını henüz okumasam da kitaplığımın en güzel köşesinde yerini aldı. Paraşütçü Tipi Emniyet Kemeri, kapitalizmi çok güzel bir kurgu içerisinde anlatıyor. Kitapta ilgimi çeken bazı detaylar var; • 12 Eylül öncesi yaşanan sağ sol çatışmalarını kitabın kurgusunu bozmadan ara ara incelikle işlemesi oldukça başarılı. Bunun günümüze kadar yansımalarını görebiliyoruz kitabın sonuna kadar. • Her yazar gibi kitabın karakterlerinden birinde, yazarın kendi ruhunu görmek mümkün. Hatta bazı yerleri yazarken gülümsediğine de eminim. Aslında kitabın tamamında bu yansıma kaçınılmaz… • Kurguda kişilikleri çok güzel birleştirmiş. Yazarın, tüm karakterlerin içinden düşünüp, onları ayrı ayrı konuşturabilme ve tartıştırabilme becerisine sahip olması, sıradan bir bakış açısından daha yukarıda olduğunu gösteriyor.. • Kitabın bir bölümünde karşılaşan Yunus Emre ve Lenin karakterleri şaşırtıcı. Sosyalizm ve tasavvufun aynı karede konuşabilmesi de her bir fikre hem hakim olmayı gerektiriyor hem bunu bir araya getirecek bir büyük hayal gücü.. Başarılı… Kitap, Türkiye’de 12 Eylül sonrası yaşanan gergin hava içerisinde, işçi sınıfının sorunlarını, kapitalizmin darbesini çok güzel anlatıyor. Edebi anlamda, kurgusal anlamda ve karakterlerin oturması anlamında oldukça başarılı bir kitap.. Ve özetle; Kitabın girişinde yer alan Can Yücel’in “Küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur… Küfür işçi sınıfının ağzında bir çiçektir”sözünü bir kez daha destekliyor.. ÖZETLE: OKUYUNUZ!! Ellerine sağlık Sevgili Halil İbrahim Çelimli…

Fahrenheit 451
8/1030.09.2015

Baskı: Fahrenheit 451

"Şimdi her şeyi görmek istiyorum- ve onların hiçbiri, içime aldığımda benimle ilgili olmasalar da, bir süre sonra, içimde birleşerek ben olacaklar."

Baskı: Bozkırın Savaşçısı

Gecenin bir yarisi okumaya basladim.. Gereksiz betimlemelerden uzak, sade, sürükleyici bir romandi.. Okuyacak olanlarla paylasmaktan kacinmak icin soylemeyecegim ama okudukca merak ederek bekledigim karakteri bulmak icin kitabi bir solukta okuyup bitirdim uykusuz kalma pahasina.. Oldukca keyifli ve guzel bir romandi.. Ne guzel ki etrafimda cumleleri kalici kilan birileri var.. Yazmak cesaret isi gercekten..Kurgulamak, merak uyandırmak, icinde hissetmesini saglamak okuyucuyu..Buyuk maharet ve cesaret... Her daim yazmani dilerim Sevgili Kutlu Altay Kocaova Ellerine saglik arkadasim..

Baskı: 90'lar Kitabı Çocuk mu Genç mi?

Okurken hüzünle 90'ları aradı gözlerim.. O zamanları yaşayan arkadaşlarımla bolca yad ediyorum geçmiş günleri.Hatta bazen hiç tanımadığım yaşıtlarımla sadece aynı zamanı yaşamak kadar basit bir ortak yanı,saatler süren gülümsemeli sohbetlere çeviriyordu sadece "90'lar" kelimesi.. O kadar ki 90'lar hepimizin aynı şeyleri izleyip aynı şeyi konuştuğu, konuşacak yazacak çok şey olduğu bir dönemdi..Aynı şehirde olmasak da aynı şeyleri anlayabildiğimiz.. O kadar çok şey var ki, nasıl değerlendirilir bilemedim. Biraz hüzün biraz gülümseme.. Anladım ki 90'lar sosyal bir çocuk olmanın son evresiymis..Mahallede top oynamayı bırakıp fifa oynamaya başladığımızda bitmiş sokaktaki çocukluğumuz..80'lerin sonlarında 90'ların başında çocuk olanlara hüzünlü bir selam olsun.. Donemi yasayanların okuması lazım kitaplardan biri..Çocukluğunuzu hatırlatacak detaylar... Ama benim 90'larımdan eksikler var:))

Baskı: Çöl Tanrısı (Mısır Serisi #5)

Taita dönüyor:))))) Bir kitabın çıkmasına bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum Taita aşkı içimde üşürken yeniden aşk başladı! Henüz okumasam da Wilbur Smith hiç bir zaman kötü yazmadı..

Momo
6/1014.10.2014

Baskı: Momo

"Bazen önüme upuzun bir yol çıkıyor. Oyle uzun ki insan bunun sonu gelmez sanıyor. O zaman acele etmeye başlıyorsun. Gittikçe daha da acele ediyor insan. Her önüne baktığında yolun hiç de kısalmamış olduğunu fark ediyorsun. Daha hızlı ve daha gayretli çalışıyorsun; sonunda nefesin kesilip güçsüz kalıyorsun ve cadde hala upuzun bir şekilde seni bekliyor. İnsan caddenin tamamına bakıp hemen bir karara varmamalı. Her zaman adım adım ilerlemeli. Sürekli olarak bir adım, sonra bir nefes, sonra süpürge.. İşte o zaman hayat zevkli olur. Önemli olan işini iyi yapmaktır... Oyle de olmalı..." Çöpçü Beppo...

Yılkı Atı
10/1030.09.2014

Baskı: Yılkı Atı

Atlar, özgürlüğe bakışımdır... Varoluşlarına daima hayranlık duyduğum.. Yılkı atı yeniden içimdeki hayranlığı deprestirdi. Bir solukta okudum... Savaş Atı filminden parçalar gordum icinde.. Hayatimda en cok etkilendigim filmlerden biridir Savaş Atı filmi... Abbas Sayar'ın doğal kalemi, diger kitaplarini okuma isteği uyanıyor insanda..

Bozkırkurdu
9/1029.09.2014

Baskı: Bozkırkurdu

"uçarı bir 'yaşam' insanı olmaya kalkışan katıksız bir 'düşün' insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu'nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat." Hesse bu romanı için, 1961 yılında okurlarımın çoğu Bozkırkurdu'nun öyküsünün insanı kemiren bir hastalıktan ve bunalımdan söz ettiğini ama tüm bunların ölüme ve yok olmaya değil, tersine iyileşmeye yönelik olduğunu anlarsa kendimi mutlu hissedeceğim." demiştir.

Yabancı
8/1011.09.2014

Baskı: Yabancı

''Beni bir ağaç kavuğunda yaşamaya zorlasalardı da, gökyüzüne bakmaktan başka bir işim olmasaydı'' Anlamını yitiren sınırların hikayesi "Yabancı".. Yabancılaşarak düşünmek lazım...

Baskı: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984)

Değişmez bazı şeyler vardır! * Savaşmanın amacı her zaman, verilecek başka bir savaşta daha iyi bir konumda olmaktan başka bir şey değildir!! * Kitabı yorumlamaya yetmiyor cümlelerim. Okurken her cümlesinde durup durup düşündüğüm toplumsal gerçekliği bu denli iyi bir şekilde yansıtabilen cümlelere hayran kaldım!

Baskı: Stres Kendine Güven Mücadele Ruhu

Tüm sorumluluğu ele almak demek, o andan itibaren hiç bir mazeretimizin kalmaması demektir! Cengiz Erşahin, küçük ve anlamlı hikayelerle kendimize bakışımızı değiştirmemiz gerektiğini ne de güzel anlatmış! Başa çıkamadığımız problemlere bakış açımızın " suya düştüğümüzde boğulacağımızı sandığımız yanılgısıyla daha da kendimizi bıraktığımız" şeklinde olduğunu fark ettiğim kitap. Oysa suya düşünce değil, suda kalınca batıyoruz! Hikayeleri çok eğlenerek ve hayatıma uyarlamakta hiç zorlanmadığım içselleştirmeler yaparak okudum! Hepimizden o kadar çok şey var ki kitapta!! Küçük fikirlerin, büyük bir fikre zarar veremediğini, Bir şeyi başarıp başaramayacağımı ben dahil kimsenin bilemeyeceğini, Denemekten başka seçenek olmadığını, Hayır demenin beni, o anki durumumdan daha kötü bir yere götürmeyeceğini, Ertelemelerin ruhumdaki ağırlığının beni ne kadar yorduğunu ve daha kendimle ilgili bir çok keşfi eğlenerek yapmamı sağladı bu kitap.. Aslında hepimizin bildiği hikayeler, sadece pencere ve algılar başka..

Hayvan Çiftliği
10/1004.09.2014

Baskı: Hayvan Çiftliği

İnsanların sömürü düzenine başkaldıran, daha eşitlikçi bir düzen kurmak isteyen hayvanların hikayesi... İktidarı güzel söylevlerle ele geçiren domuzlar. iktidar sarhoşluğu içinde tarihteki örnekleri gibi acımasız,baskıcı bir düzen kurarlar. ''Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir de insanların yüzlerine bakıyor, ama birbirlerinden ayırt edemiyorlardı. İnsanlar domuzlara, domuzlar da insanlara dönüşmüşlerdi.'' Dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri ve kitaplığımın önemli kitaplarındandır..

Fareler ve İnsanlar
10/1004.09.2014

Baskı: Fareler ve İnsanlar

Adını, Robert Burns şiirinden aldığını öğrendim. 'En iyi planları, farelerin ve insanların, sıkça ters gider..... ...... “ Ben kendim de bayağı uzun bir süre göçmen işçiydim. Öykünün geçtiği yerlerde çalıştım. Karakterler bir yere kadar, çeşitli insanların karışımıyla ortaya çıktı. Lennie ise gerçek biriydi. Şu anda Kaliforniya'daki bir akıl hastanesinde. Onunla haftalar boyunca yan yana çalıştım. Gerçek Lennie bir kızı değil, bir ustabaşını öldürdü. Kızgındı, çünkü patron arkadaşını işten çıkarmıştı, Lennie de dirgeni karnına saplayıverdi. Bunu arka arkaya defalarca yapışını izlediğimi anlatmaktan nefret ediyorum. Onu, çok geç olmadan durdurmayı başaramadık. ” —John Steinbeck, The New York Times röportajı, 1937 Fareler ve insanlar, ulaşılamayan hayalleri, sahip olduğun şeyleri yok etme lüksünün sana ait olması gerekliliğini de anlatır.. Herkesin okuması gereken bir dünya klasiğidir Fareler ve İnsanlar..

Değişim
10/1004.09.2014

Baskı: Dönüşüm

Sokrates´in ´kimseye bir şey öğretemem, sadece düşünmelerini sağlayabilirim´ sözünün biçim bulmuş hali.. Mücadelenin her aşamasında bir bedel vardır! Dönüşüm, bir süreçtir. Bedel, iletişimsizliktir.. ve dönüşümün toplumdaki karşılığı ölüm'dür.. Franz Kafka, okunduğunda hemen anlaşılabilecek türde kitaplar yazmaz. Kafka'nın karakterleri olgunlaştıkça değer ve anlam kazanır. Kitaplığımın baş köşe kitabıdır DÖNÜŞÜM..

Ölü Ozanlar Derneği
10/1004.09.2014

Baskı: Ölü Ozanlar Derneği

Altı Çizilesi: "Eğer bir şeyden eminseniz, kendinizi buna bir de başka açıdan bakmaya zorlayın; bunun yanlış ya da aptalca olduğunu düşünseniz bile." "Çoğu insan hayatını sessiz bir umutsuzluk içinde sürdürüyor. Neden bunu yapalım? Kendinize yeni zeminler aramaktan kaçınmayın." "Yarını düşlüyoruz ve yarın gelmiyor Gerçekten istemediğimiz zaferler düşlüyoruz. Yeni gün çoktan geldiği halde Yeni bir gün düşlüyoruz. Yapılması gereken savaşlardan kaçıyoruz. Çağrıyı duyuyoruz, ama hiç önemsemiyoruz Gelecek henüz bir planken, o gelecek için ümitleniyoruz. Her gün kaçtığımız bilgeliği düşlüyoruz Kurtuluş elimizdeyken, kurtarıcı için dua ediyoruz. Ve hala uyuyoruz. Ve hala uyuyoruz. Ve hala dua ediyoruz. Ve hala korkuyoruz..."

ÖncekiSayfa 2 / 3Sonraki